Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3173 E. , 2022/7737 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/3173
Karar No : 2022/7737
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. … – Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : Sınırlı Sorumlu … Yapı Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen Kaş İlçesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … mevki, … ada, … ve … sayılı parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, ”yetkide paralellik ilkesi” doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılması gereken 08.10.2018 tarihli 1/100.000 ölçekli Antalya-Burdur-Isparta Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin davalı idarece yapıldığı görüldüğünden ”açık ve bariz yetki tecavüzü” nedeniyle yoklukla malul olduğu, bu nedenle dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı açısından üst ölçekli bu planın dikkate alınamayacağı, uyuşmazlık konusu taşınmazların fundalık ve makilik alan vasfında olduğu, bu alanın yüksek eğimli topoğrafik yapısı ve doğal peyzaj özellikleri nedeniyle imara açılmasının bölgenin koruma-kullanma dengesini bozacağı, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının davacı parsellerine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; mahkemece açık ve bariz yetki tecavüzü niteliğinde görülen çevre düzeni planı değişikliğinin 14.12.2018 tarihi itibariyle zaten yürürlükte olmadığı anlaşıldığından, mahkemenin bu gerekçesinde hukuki isabet bulunmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazların 27.08.2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “tercihli kullanım alanında”, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında ise “tarımsal niteliği korunacak alanda” kaldığı, parselin zeytinlik ve tarım alanı niteliği göstermediği, fundalık ve makilik alan vasfında olduğu, hemen yakın çevresinde yapılaşma ve yerleşme alanlarının bulunmadığı, söz konusu parsellerin konumu, yüksek eğimli topografik yapısı ve doğal peyzaj özellikleri nedeniyle imara açılmamasının rasyonel bir planlama kararı olabileceği, böyle bir kararın bölgenin koruma-kullanma dengesini ve doğal peyzaj bütünlüğünü sağlayacağı, bu ve benzer alanların yapılaşmaya açılmamasının bölge açısından olumlu olacağı, ancak planla taşınmaz için getirilen kullanım kararının (tarımsal niteliği korunacak alan) mevcut durumla (makilik ve fundalık alan) örtüşmediği, taşınmazın bulunduğu daha geniş bölgede taşınmazla benzer topoğrafik ve konumsal özelliklere sahip alanlarda bazı turizm tesislerinin yer aldığı, bunun da davacı taraf için emsal teşkil ettiği ve planda eşitlik ilkesi doğrultusunda benzer bir talebe yol açtığı, dava konusu imar planında taşınmaz için belirlenen alan kullanım kararının üst kademe (Antalya Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı) plan kararlarına uygun olmadığı anlaşıldığından, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının parsele ilişkin kısmında imar mevzuatına, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile anılan mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bölge İdare Mahkemesince delillerin takdirinde hataya düşüldüğü, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan notları ile bir bütün olduğu, bu nedenle plan notlarının 5.17. maddesinin de olaya uygulanması gerektiği, dava konusu nazım imar planına esas olmak üzere Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nce düzenlenen etüd raporunda uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu alanın 3573 sayılı Yasa kapsamında olduğunun ve tarım dışı kullanımının uygun olmadığının belirtilmesi üzerine bu alanın ”tarımsal niteliği korunacak alan” olarak planlandığı, her ölçekteki imar plânının bir üst ölçekteki imar plânına uygun olması şeklinde açıklanan kademeli birliktelik ilkesinin bir üst ölçekli plân kararlarının olduğu gibi bir alt ölçeğe aktarılmasını ifade etmeyeceği, “üst ölçek ana kararları bozmayacak biçimde” alt ölçekte, üst ölçekten farklı ve yeni kullanım kararları getirilebilmesinin mümkün olduğu, plan notu ve Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün görüş yazısı göz önünde bulundurularak parselin tarım alanı olarak planlanmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olmadığı, parsellerin yakın çevresinde onaylı alt ölçekli planı bulunan (kazanılmış haklara sahip olan) bir alan bulunması nedeniyle 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kesin sınırlar belirlenmeksizin bu alanın lekesel olarak ”tercihli kullanım alanı” olarak belirlendiği, alt ölçekli dava konusu imar planında ise kesin sınırlar belirlenerek tapuda vasfı ”zeytinlik” olan uyuşmazlık konusu taşınmazların ”tarım alanı” olarak planlanmasının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… tarih ve … sayılı Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen Kaş İlçesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … mevki, … ada, … ve … sayılı parsellere ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetime tabi tutulmasını sağlayan iptal davaları, hukuka aykırı idari eylem veya işlemlere muhatap olan kişilerin hukuki korunmasını sağladıkları gibi hukuk devleti ilkesinin bir unsuru olan idarenin hukuka bağlılığının gerçekleştirilmesi amacına da hizmet ederler. İdarenin hukuka uygunluğunu sağlamaları bakımından kural olarak sırf kişilerin hukuki korunması amacıyla açılan hukuk davalarından ayrılan iptal davaları, bu özellikleri nedeniyle kendine özgü ve objektif yönü de olan bir dava türü olarak kabul edilmektedirler. Hukuka aykırı işlemlerin hukuk aleminden kaldırılmasını sağlayarak bozulan hukuk barışını yeniden temin eden iptal davalarının açılabilmeleri için aranan ehliyet koşulu da bu özellikleri nedeniyle diğer dava türlerinden farklıdır.
İdari yargılama hukukunda, iptal davaları için aranan ehliyet koşulu; objektif dava ehliyeti olarak adlandırılan kişinin dava açma yeteneğinin yanında sübjektif dava ehliyeti olarak adlandırılan dava açacak kişi ile davaya konu edilecek idari işlem arasında bir menfaat bağı bulunmasını da içerecek şekilde anlaşılmaktadır.
Davacı ile dava konusu ettiği işlem arasında bulunması gereken menfaat bağının bulunup bulunmadığı, her bir davada iptal davasının yukarıda açıklanan özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yargı mercilerince takdir edilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken iptal davasının objektif niteliği nedeniyle dava açma imkanını makul olmayan ölçüde sınırlandıran bir yaklaşımdan kaçınılması gerektiği gibi herkesin makul bir menfaat bağı bulunmaksızın her istediği idari işleme karşı dava açabilmesine imkan tanıyacak ve bu nedenle idarenin işlemlerinde ve işleyişinde istikrarsızlığa neden olacak bir yaklaşımdan da kaçınılması gerekmektedir.
İptal davasında sübjektif dava ehliyeti olarak dava konusu edilecek işlem ile ihlal edilen menfaatin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması gerekmektedir. Menfaatin güncel olmasından anlaşılması gereken, dava konusu edilecek işlem nedeniyle gerçekleşen menfaat ihlalinin geçmişte kalmış ve etkilerini kaybetmiş ya da gelecekte yaşanması muhtemel olan bir menfaat ihlali olmaması; aksine davanın açıldığı tarihte yaşanan ve dava boyunca da devam eden bir menfaat ihlali olması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan sorgulamada, uyuşmazlık konusu … parsel sayılı taşınmazın 102, … parsel sayılı taşınmazın ise 74 hissedarının olduğu, bu hissedarlar arasında davacı kooperatifin bulunmadığı görüldüğünden, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için Danıştay Altıncı Dairesi’nin 18.05.2022 tarih ve E:2022/3173 sayılı ara kararı ile davacı Sınırlı Sorumlu … Yapı Kooperatifinden; uyuşmazlık konusu Antalya ili, Kaş ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili mülkiyet konusuna açıklık getirilmesinin ve anılan taşınmazlar ile mülkiyet ilişkisini ortaya koyan tapu kayıtları ile buna ilişkin diğer tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verilmiş, davacı kooperatif vekilinin 05.07.2022 tarihinde UYAP üzerinden gönderdiği ara kararına cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu taşınmazların hissedarlarının davacı kooperatifin üyeleri olduğunu, üyelerin hissedar oldukları bu taşınmazlar ile ilgili iş ve işlemlerin yürütülmesi için tüm yetkiyi kooperatife verdiğini, hissedarlar adına tüm işlemlerin vekaletname ile yürütüldüğünü belirterek, dilekçe ekinde uyuşmazlık konusu taşınmazların bir kısım hissedarları tarafından bu taşınmazlar ile ilgili bir kısım iş ve işlemlerin yapılması için davacı kooperatife verilen dört adet vekaletname suretini ve 13.03.1978 tarih ve 429 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kaydını sunduğu görülmüştür.
13.03.1978 tarih ve 429 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan kooperatif ana sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin 4. maddesinde, kooperatifin merkezinin ”Ankara” olduğu, 5. maddesinde ise amacının; ortakları, sıhhi ve ucuz konut sahibi yapmak olduğu belirtilerek; bu amaçla, a) Arsa ve arazi satın alır, gerekirse bunları parsellere böldürerek ortaklarına konut yaptırır, b) Yapılan konutların mülkiyetini bu ana sözleşmede yazılı esaslara göre ortaklarına aktarır, c) a ve b fıkralarında yazılı hususları sağlamak üzere taşınır-taşınmaz mal edinebiilir, gerekirse borç para alabillir, ç) Ortakların sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurar, bu tesisleri işletir veya kiraya verir.” düzenlemelerine yer verildiği görülmüştür.
Bu durumda, merkezi ”Ankara” olan davacı kooperatifin planlama alanında taşınmazının bulunmadığı, kuruluş amacı doğrultusunda uyuşmazlık konusu taşınmazlar ile arasında daha öncesinde herhangi bir mülkiyet bağı kurulmadığı anlaşıldığından, ”Kaş ilçesinde” ve bir kısım üyelerinin şahsi mülkiyetinde bulunan taşınmazları kapsayan alanda kabul edilen dava konusu nazım imar planına ilişkin işlemin doğrudan doğruya yasal ve meşru bir menfaatini ihlal etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, davacı kooperatif tarafından dava konusu nazım imar planına askı süresi içerisinde itiraz edilmesi ve bu itirazın zımnen reddedilmesinin de davacıya dava açma ehliyeti sağlamayacağı tabidir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.