Danıştay Kararı 6. Daire 2021/3213 E. 2021/8810 K. 24.06.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/3213 E.  ,  2021/8810 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/3213
Karar No : 2021/8810

TEMYİZ EDENLER : I- DAVACI …
VEKİLİ : Av. …
II- DAVALI … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : I- DAVALI … Belediye Başkanlığı
II- DAVACI …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dava, davacı tarafından … Mermer A.Ş adına … ada … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak hazırlanarak davalı idareye onaylanması için sunulan zemin etüt raporunun zımnen reddine ilişkin işleminin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı iptali kararı üzerine söz konusu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 1.537.900,-TL maddi, 450.000,-TL manevi zararın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince, maddi zararın tazmini istemi yönünden, davacının gerçekleşmiş bir zararının bulunmadığı, tazminat isteminin varsayıma dayalı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, manevi zararın tazmini istemi yönünden ise davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü üzere evine haciz geldiği, psikolojik ve maddi olarak zor bir dönem yaşadığı, idarenin zemin etüdü raporlarının zımnen reddi yolundaki işleminin mahkemece hukuka aykırı olduğunun tespit edildiği, yargılamanın uzun sürdüğü, davacının bu belirsiz süreç içinde ağır elem ve üzüntü duymasının kaçınılmaz olduğu, bu nedenle manevi tazminatın koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 10.000,-TL’lik kısmının kabulüne, anılan tutarın bakılan davanın açıldığı 25/04/2016 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacının iddiaları: Hukuka aykırı olduğu yargı kararı ile tespit edilen davalı idare işleminin tesis edildiği 2008 yılında Polatlı ilçesinde çalışan iki maden mühendisinden biri olduğu, zemin etüdü raporlarının davalı idare tarafından onaylanmaması üzerine bu raporlara ilişkin olarak düzenlediği faturaları iptal etmek zorunda kaldığı, zemin etüdü raporlaması işinden kazanmayı umduğu karın, Polatlı’da verilen yapı ruhsatı sayısı kadar olduğu, bunun tespit edilmesi için ilk işlem tarihi olan 24/04/2008 tarihinden kararın kesinleştiği tarih olan 27/03/2016 tarihine kadar olan kayıtlarının getirtilmesi gerektiği, sadece 1 ay içinde dahi fatura kestiği rapor hazırlama işinin sayısının 14 olduğu, bu hesapla yılda 168 adet iş yapabileceği, raporların onaylanmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davanın 8 yılda karara bağlandığı, bu süreç içinde meydana gelen zararının bu şekilde hesaplanabileceği, çalışmaları belediye tarafından engellenmemiş olsa idi bu hızla çalışmaya devam etmiş olacağı, 2008 yılında açtığı dava kesinleşinceye kadar yeni herhangi bir iş alamadığını, bu nedenle dava süreci boyunca ekonomik sıkıntıya düştüğünü, sosyal sigorta primlerini dahi yatıramadığı, vergi borçlarını zamanında ödeyemediği için hacizle karşılaştığı ve sonraki süreçte sahibi olduğu mermer maden sahalarını kaybettiği, çalışır durumdaki mermer atolyesini sattığı, evini satılığa çıkardığı, ülser hastası olduğu, ticari ve şahsi açıdan onurunun zedelendiği, saygınlığını yitirdiği, idarenin sorumluluğu kapsamındaki bu zararlarının karşılanması için 1.537.900,-TL maddi, 450.000,-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Davalının iddiaları: Bir maden mühendisine zemin etüd raporu hazırlama işinin verilebilmesi için Polatlıda ikamet şartının bulunmadığı, Türkiye’nin her yerinden mühendislerle çalışılmasının mümkün olduğu, 2014 yılı ve sonrasında da bu işlerin çeşitli firmalar aracılığı ile yürütüldüğü, davacının mesleğini başka şekillerde de icra etme olanağının bulunduğu, taleplerinin abartılı olduğu, idarenin herhangi bir işlemi nedeniyle geçimini sürdürme yeteneğini kaybetmediği ileri sürülmektedir.

SAVUNMALARIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ:Temyize konu kararın maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmının onanmasına, manevi zararın tazmini istemine ilişkin olarak ise; davacı tarafından hazırlanarak onaylanması için 20/04/2008 ve 24/04/2008 tarihlerinde davalı idareye sunulan zemin etüdü raporlarının davalı idare tarafından onaylanmadığı, bunun üzerine davacı tarafından anılan raporların onaylanması talebinin zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açıldığı, 2008 yılında açılan bu davanın 2016 yılında sona ermesi nedeniyle davacının uzun bir süre belirsizlik yaşadığı, dava devam ederken davacı tarafından zemin etüdü raporlama işinin gerçekleştirilemediği, nihayetinde anılan davanın iptal kararıyla kesinleşmesi neticesinde davalı idarenin zemin etüdü raporlarını onaylamamasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunun yargı kararı ile tespit edildiği, bu süreçte davacının ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak sıkıntı yaşamasının ve ağır bir elem ve üzüntü duymuş olmasının kaçınılmaz olduğu, bu nedenle manevi tazminata ilişkin olarak aranan koşuların görülmekte olan uyuşmazlıkta gerçekleştiği, ancak davacının anılan zararının tazmini için, davalı yönetimin hukuka aykırı işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü hafifletecek ve manen tatminini sağlayacak şekilde 50.000,-TL olarak belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Uyuşmazlıkta, serbest maden mühendisi olarak çalışan davacı tarafından çeşitli parsellere yönelik olarak hazırlanan 5 adet zemin etüdü raporu 20/04/2008 tarihinde, 9 adet zemin etüt raporu da 24/04/2008 tarihinde onaylanması için davalı idareye sunulmuş, belediyenin onay işlemlerini yapmaması üzerine davacı tarafından 28/04/2008 ve 12/05/2008 tarihlerinde idareye başvuruda bulunularak raporların onaylanması talep edilmiş, anılan başvuruların davalı idarece zımnen reddi üzerine davacı tarafından, 9 adet zemin etüd raporunun onaylanmaması işleminin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile her bir zemin etüd raporu için ayrı ayrı dava açılması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından sunulan yenileme dilekçesiyle … Mermer A.Ş adına … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak hazırlanarak davalı idareye onaylanması için sunulan zemin etüt raporunun onaylanması isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmış, yenileme dilekçesinin sehven … İdare Mahkemesinin kayıtlarına girmesi neticesinde … İdare Mahkemesince davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda … tarih ve E:…, K:… sayılı karar verilmiş, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine anılan karar Danıştay Altıncı Dairesinin 28/11/2011 tarih ve E:2009/1185, K:2011/4784 sayılı kararı ile dava dilekçesinin reddine ilişkin kararın davacıya 27/08/2008 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 18/09/2008 tarihili dilekçesiyle açıldığı sonucuna varıldığından davanın süresinde olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sonrasında, … İdare Mahkemesince dosyanın esas kaydının kapatılarak … İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, … İdare Mahkemesince işin esası hakkında yapılan inceleme neticesinde, her zemin etüd raporunun onanmasının istenmesi halinde yapılacak başvurularda oda sicil durum belgesinin sunulması ve idarelerce de bu belgenin istenmesinin mevzuat hükümleri uyarınca zorunlu olduğu, davacı başvurusunun işleme alınmayarak zımnen reddedilmesinin gerekçesinin ise davacının bağlı olduğu oda sicil durum belgesini sunmamasından kaynaklandığının anlaşılması ve davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan maden mühendisleri odası sicil durum belgesi tarihininde davacının başvuru yaptığı tarihten sonra olduğunun görülmesi karşısında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle … tarih ve E:…, K:… kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz incelemesi neticesinde gerekçeli olarak onanmasına karar verilmiş ise de davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 25/06/2015 tarih ve E:2014/10022, K:2015/4573 sayılı kararıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı sicil durum belgesinin davacı tarafından 12/05/2008 tarihinde yapılan son başvurudan önce mevcut olduğu, bu nedenle İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki kararın bozulmasına karar verilmiştir.
… İdare Mahkemesince, anılan bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptali yolunda … tarih ve E:…, K:… sayılı karar verilmiş, kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacı tarafından, 06/04/2016 tarihinde davalı idareye başvurularak zemin etüdü raporlarının onaylanmaması işlemine karşı açılan davanın iptal kararı ile sonuçlandığından bahisle açacağı tam yargı davasına esas olmak üzere 20/04/2008-…/04/2016 tarihleri arasında Polatlı Belediyesi tarafından onaylanan toplam zemin etüdü raporu sayısı ve bu tarihlerde Polatlıda çalışan kaç adet maden mühendisi bulunduğunun bildirilmesi istenilmiş, davalı idarenin … tarih ve … sayılı cevabı üzerine, zemin etüdü raporlarının onaylanmaması işlemi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 1.537.900,-TL maddi, 450.000,-TL manevi zararın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden;
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince;
Yukarıda anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; idarenin sorumluluğunun Anayasal bir prensibe dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmış olup olayın özelliğine göre idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre değerlendirilmektedir. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Belirtilen bu sorumluluk türlerinden idare hukuku öğretisinde hizmet kusuru olarak adlandırılan ve kusur esasına dayanan idari sorumluluk, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından da kaynaklanabilir. Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinde bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmin sorumluluğunun idareye yüklenebileceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkelerindendir.
Manevi tazminat ise maddi tazminat gibi kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı olmayıp ilgilinin, davalı yönetimin hukuka aykırı eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı niteliğindedir.
Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, idarenin hizmet kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından hazırlanarak onaylanması için 20/04/2008 ve 24/04/2008 tarihlerinde davalı idareye sunulan zemin etüdü raporlarının davalı idare tarafından onaylanmadığı, bunun üzerine davacı tarafından anılan raporların onaylanması talebinin zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açıldığı, 2008 yılında açılan bu davanın 2016 yılında sona ermesi nedeniyle davacının uzun bir süre belirsizlik yaşadığı, dava devam ederken davacı tarafından zemin etüdü raporlama işinin gerçekleştirilemediği, nihayetinde anılan davanın iptal kararıyla kesinleşmesi neticesinde davalı idarenin zemin etüdü raporlarını onaylamamasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunun yargı kararı ile tespit edildiği, bu süreçte davacının ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak sıkıntı yaşamasının ve ağır bir elem ve üzüntü duymuş olmasının kaçınılmaz olduğu, dolayısıyla manevi tazminata ilişkin olarak aranan koşulların görülmekte olan uyuşmazlıkta gerçekleştiği, bu nedenle davacının anılan zararının tazmini için, davalı yönetimin hukuka aykırı işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü hafifletecek ve manen tatminini sağlayacak bir miktarın bölge idare mahkemesince yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından manevi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda isabet bulunmamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın manevi zararın tazmini istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Kararın maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine 24/06/2021 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.