Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3720 E. , 2022/7905 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/3720
Karar No : 2022/7905
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1-…
…
5- … Mirasçıları
…
14- … (Müteveffa)
…
19- … Mirasçıları
…
25- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “ilkokul alanı” olarak ayrıldığı ve bugüne kadar kamulaştırılmayarak mağdur olunduğu, mülkiyet hakkının kısıtlandığı; Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6. maddesine göre yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı belirtilerek, tasarruf hakkının bu şekilde engellenmesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen 1.090.292,78-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davanın kabulüne, 590.292,78-TL nin ıslah tarihi olan 29/01/2020 tarihinden itibaren, 500.000,00-TL nin ise dava açma tarihi olan 24/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplamda 1.090.292,78-TL nin davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka aykırı olduğu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının davacılardan … yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “ilkokul alanı” olarak ayrıldığı ve bugüne kadar kamulaştırılmayarak mağdur olunduğu, mülkiyet hakkının kısıtlandığı; Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6. maddesine göre yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı belirtilerek, tasarruf hakkının bu şekilde engellenmesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen 1.090.292,78-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının … dışındaki davacılara ilişkin kısmı yönünden;
Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup temyize konu kararda esas bakımından bu sebeplerden hiçbiri bulunmamaktadır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı …’a ilişkin kısmı yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde; dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyetinin olup olmadığı yönünden inceleneceği; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 31. maddesinin “ehliyet” konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taraf ehliyeti” başlıklı 50. maddesinde, “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” hükmüne; “Dava ehliyeti” başlıklı 51. maddesinde, “Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.
” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 8. maddesinde, “Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.” hükmü; 9. maddesinde, “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.” hükmü; 28. maddesinde, “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.” hükmü yer almıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 513. maddesinde ise; “Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan gerçek ve tüzel kişiler davada taraf ehliyetine sahip olup, ölüm ile kişiliği son bulan gerçek kişilerin taraf ehliyetleri olmadığından dava tarihinden önce ölmüş olan kişiler adına dava açılması mümkün olmadığı gibi dava açılmadan önce vefat etmiş oldukları yargılama devam ederken anlaşılan kişilerin mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle yargılamaya devam edilmesi de mümkün değildir.
Diğer taraftan, ölümle kişiliğin sona ermesi nedeniyle vekalet ilişkisi kendiliğinden sona ereceğinden davacının sağlığında düzenlediği vekâletname ile vefatından sonra onun adına dava açılmasına da imkan bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar arasında yer alan …’un 16/09/2017 tarihinde vefat ettiği Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) alınan nüfus kayıt örneğinden görülmekte olup, bakılan davanın ise 24/05/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı …’un davanın açıldığı tarih itibarıyla hak ehliyeti ve davacı sıfatıyla taraf ehliyeti olmadığından, İdare Mahkemesince bu kişi yönünden davanın objektif ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesine dair karar hakkında verilen istinaf isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılardan …’a ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer davacılara ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar arasında yer alan …’un 16/09/2017 tarihinde vefat ettiği Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) alınan nüfus kayıt örneğinden görülmekte olup, bakılan davanın ise 24/05/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı …’un davanın açıldığı tarih itibarıyla hak ehliyeti ve davacı sıfatıyla taraf ehliyeti olmadığından, İdare Mahkemesince hak ve taraf ehliyeti olmayan kişiyi de kapsayacak şekilde verilen dilekçe ile bir karar vermesi usul ve hukuka aykırı olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının tümüyle bozulması gerektiği düşüncesi ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.