Danıştay Kararı 6. Daire 2021/3751 E. 2022/8927 K. 25.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/3751 E.  ,  2022/8927 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/3751
Karar No : 2022/8927

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Otelcilik A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVACI YANINDA MÜDAHİL : … Büyükelçiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 13/03/2020 tarih ve E:2018/6677, K:2020/3833 sayılı bozma kararına uyularak … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliklerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca resen onaylanmasına ilişkin … tarihli, … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; 16.02.2007 onay tarihli 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında dava konusu parsellerin merkezi iş alanı kullanımına ayrıldığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmazlara getirilen “merkezi iş alanı” kullanımı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile getirilen “ticaret alanı” kullanımının üst 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazların yer aldığı imar adasının ve yakın çevresinin, değişen kent merkezi fonksiyonları doğrultusunda karma kullanım alanı olduğu, taşınmazlara getirilen ticaret işlevinin ilave trafik yükü oluşturmasının kaçınılmaz olacağı, ancak bölgenin kent merkezine yakınlığı, toplu taşım güzergahı üzerinde yer alması gibi bu etkiyi azaltacak alternatif ulaşım türlerine sahip olduğu, doğal sit alanı statüsünde olan … ada, … parsel için etkileşim-geçiş sahası belirlenmediğinden, anılan sit alanına komşu olan uyuşmazlık konusu taşınmazların etkileşim-geçiş sahası içerisinde yer almasının söz konusu olmadığı, bu nedenle dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonundan görüş alınması gerekmediği, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yapılaşma koşullarının, planlama alanı ve yakın çevresindeki yapılaşma koşulları ile örtüştüğü, kent merkezine kimlik ve prestij sağlanması bakımından günümüz kullanım koşullarına ve ihtiyaçlarına hizmet edecek düzenlemelerin yapılmasının planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun bir yaklaşım olduğu anlaşıldığından, dava konusu imar planı değişikliklerinin mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyularak, 12.09.1984 tarih ve 18513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair 3042 sayılı Kanunun 22.maddesinin 2. fıkrasında, kabul eden Devletin, misyon binalarını herhangi bir tecavüz veya zarara karşı korumak ve misyonun huzurunun herhangi bir şekilde bozulması veya itibarının kırılmasını önlemek üzere her türlü tedbiri almak özel göreviyle yükümlü olduğunun düzenlendiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca plan yapım sürecinde, kamu kurum ve kuruluşlarından veri, görüş ve önerilerin alınması ve buna göre analiz, etüt, araştırma ve çalışmaların yapılması gerektiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın güney komşuluğunda bulunan … ada, … parsel sayılı taşınmazda Avusturya Büyükelçiliği binalarının bulunduğu, Avusturya Büyükelçiliği tarafından Dışişleri Bakanlığına yazılan çeşitli yazılarda yeni yapılacak olan binanın yüksekliğinin ve kullanım durumunun oluşturacağı güvenlik risklerinin belirtildiği ve gerekli önlemlerin alınmasının istenildiği, dava konusu plan değişikliklerinin hazırlık sürecinde, taşınmazlarda yapılacak yapının konumu, yüksekliği ve kullanım durumunun Avusturya Büyükelçiliği’nin güvenliğini olumsuz etkileyip etkilemediği, Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesinin 22.maddesinin 2. fıkrası kapsamında misyon binalarının korunmasına yönelik tedbirlerin alınıp alınmadığı hususlarında Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığından görüş alınması gerektiği halde, bu konuda görüş alındığına yönelik dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, öte yandan, dava konusu plan değişiklikleri onaylandıktan sonraki tarihte, komşu taşınmazda bulunan Avusturya Büyükelçiliği binalarının kültür varlığı olarak tescil edildiği, koruma grubunun da I. grup olarak belirlenerek, taşınmaza cephe veren parsellerde yapılmak istenen tüm uygulamalarda Kurul’dan izin alınması gerektiğinin karara bağlandığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında da uyuşmazlık konusu taşınmazlarda yapılacak olan uygulamalarda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun … tarih ve … sayılı ilke kararı uyarınca işlem yapılmasının istenildiği, bu doğrultuda taşınmazlara ilişkin yapılacak imar planı değişikliklerinde ayrıca Koruma Bölge Kurulundan da izin alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı … Bakanlığı ile davalı yanında müdahil … Otelcilik A.Ş. tarafından, Avusturya Büyükelçiliğine ait misyon binasının dava konusu plan değişikliklerinin kesinleşmesinden sonraki tarihte tescil edilmesi nedeniyle, planlar yapılırken Koruma Bölge Kurulundan görüş alınması gerekmediği, dava konusu taşınmazlara ilişkin ruhsat, izin, yıkım, tahliye gibi uygulama işlemleri yapılması halinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun … tarih ve … sayılı ilke kararı uyarınca anılan Kurul’dan gerekli izinlerin alınacağı, dava konusu plan değişiklikleri ile Viyana Sözleşmesi arasında ilgi kurulmasının ve Dışişleri Bakanlığından görüş alınması gerektiğine dair karar gerekçesinin uygulamada karşılığının bulunmadığı, misyon binasının güvenliğinin planlama ile sağlanacak bir husus olmadığı, çevresinde cafelerin, barların yer aldığı işlek bir alanda bulunan misyon binasına, dava konusu plan değişiklikleri doğrultusunda yapılacak binanın ne şekilde zarar vereceğinin ortaya konulmadığı, misyon binalarının çevre yapılardan dolayı zarar görme ihtimali varsa, çevresinin boşaltılması için kamulaştırma işlemleri yapılması gerektiği, aksi halde taşınmaz maliklerinin mülkiyet haklarının ihlalinin söz konusu olacağı, misyon binasının diğer komşu cephesinde yüksek katlı bina mevcutken, uyuşmazlık konusu taşınmazlarda yapılması öngörülen binaya izin verilmemesinin, idarenin eşit davranma yükümlüğüne aykırı olduğu, ayrıca bölgede çok sayıda misyon binası bulunduğundan güvenlik açısından sürekli denetimde olduğu, Belçika misyon binasının yanında ticaret işlevli parselin, İran misyon binasının yanında otel ve Karum İş Merkezinin yer aldığı örneklerin bulunduğu, taşınmazlara getirilen işlev ve yapılaşma koşullarının bölgenin mevcut dokusu ile uyumlu olduğu, yakın çevrede yer alan binalardan; 1977 yılında hizmete açılan İş Bankasına ait hizmet binasının emsal değerinin 2.50, yüksekliğinin 91 metre (29 kat), 1966 yılında hizmete açılan Grand Ankara Otelinin inşaat alanının 27.000 m2, yüksekliğinin 57 metre (19 kat), 2009 yılında hizmete açılan Dünya Göz Hastanesinin yüksekliğinin 41 metre (13 kat), 2014 yılında hizmete açılan Liv Hastanesi ile 2008 yılında hizmete açılan Ankara Sanayi Odası binalarının yüksekliğinin 73 metre (23 kat) şeklinde olduğu, alanda kalıcı nüfus artışı oluşmayacağı, çalışan ve kullanıcı nüfusunda artış meydana gelmekle birlikte, alanın metro ve otobüs güzergahlarında yer alması nedeniyle trafik üzerinde olumsuz etkilerinin olmayacağı, ayrıca kent merkezine kimlik ve prestij sağlanması bakımından günümüz ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapılmasının planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun olduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Ek-2 tablosunun 11. maddesinde, 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılan planlarda, standartları planla tayin edilmemişse, gerekli görülmesi halinde bu Yönetmelikteki standartların uygulanacağı düzenlemesine yer verilmek suretiyle 6306 sayılı Kanun kapsamındaki alanlar için istisnai durum oluşturulduğu, bu nedenle anılan Kanuna göre yapılan planlarda donatı alanları yönünden Yönetmelikte öngörülen asgari standartlar yerine plan kararlarının esas alınması gerektiği,
ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davacı yanında müdahil … Büyükelçiliği tarafından, uyuşmazlık konusu … ve … parsel sayılı taşınmazlar üzerinde riskli yapı bulunmadığından, anılan parseller bakımından Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 6306 sayılı Kanuna göre imar planı yapma yetkisinin bulunmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazlara yürüme mesafesi içinde 18 adet otel bulunduğu, buna karşılık çevrede yeşil alan bulunmadığı, bu nedenle uyuşmazlık konusu alanın yeşil alan olarak değerlendirilmesinin kamu yararına daha uygun olduğu, 53 parsel sayılı taşınmazda 6306 sayılı Kanun uyarınca yıkılan 2 katlı bina yerine 20 katlı bina yapılmasına imkan veren imar planı değişikliğinin anılan Kanun’un ruhuna ve amacına aykırı olduğu, 6306 sayılı Kanunla sağlıklı çevre oluşturulması, iyileştirme ve yenileme yapılması amaçlanırken, dava konusu imar planı değişikliklerinin kişisel rant sağlamaya yönelik olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazlara komşu 75 (eski 6) parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan Avusturya Büyükelçiliğine ait yapılar, 1. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği halde 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat doğrultusunda gerekli görüşler alınmadan yapılan dava konusu imar planı değişikliklerinin hukuka aykırı olduğu, Avusturya Büyükelçiliği tarafından farklı tarihlerde Dışişleri Bakanlığına gönderilen notalarla, uyuşmazlık konusu taşınmazlarda yapılmak istenilen yapılaşmayla ilgili endişelerin bildirildiği, komşu taşınmazlarda yapılacak yüksek katlı binaların güvenliklerini olumsuz etkileyeceği, Devletin taraf olduğu “Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi” gereğince Avusturya elçilik binasının güvenliğinin sağlanması gerektiği, her ne kadar davalı tarafından elçilik binasının çevresinde başka yüksek katlı binaların bulunduğu ileri sürülmekte ise de, elçilik binasına komşu tek yüksek katlı yapının İş Bankasına ait olduğu, söz konusu kuruluşun da kamu kurumu niteliğinde özel statülü bir kuruluş olması nedeniyle güvenlik zaafiyeti yaratmasının söz konusu olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlık konusu 53 ve 76 parsel sayılı taşınmazlar önceki imar planlarında Atatürk Bulvarına cepheli kısmı 7 kat, Tunus Caddesine cepheli kısmı 5 kat yapılaşma koşullarında merkezi iş alanı işlevinde kalmakta iken; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile “toplam inşaat alanı:28.000 m2 (E:4.50’ye karşılık gelmekte), hmaks:20 kat” yapılaşma koşullarında merkezi iş alanı işlevi, bu doğrultuda dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile aynı yapılaşma koşullarında ticaret alanı işlevi getirilmiştir.
Davalı yanında müdahil tarafından, yakın çevredeki yüksek yoğunluklu yapılaşmalara örnek olarak gösterilen … Bankası, … Sanayi Odası, … Hastanesi, … Hastanesi ve … Oteline ait binalar, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelerin de temelini oluşturmuş ve sadece bu binalarda oluşan teşekkül esas alınarak, söz konusu yapıların yoğunlukları ile karşılaştırma yapılmak suretiyle eksik incelemeye dayalı şekilde bilirkişi raporu düzenlenmişse de, bu aşamada emsal değerleri tespit edilebilen … Bankasına ait yapının 2.50 emsal değeri üzerinden yapılaştığı, … Otelinin emsal değerinin 3.63’e karşılık geldiği anlaşılmakta olup, dava konusu plan değişiklikleri ile taşınmazlara getirilen toplam inşaat alanının 4.50 emsal değerine karşılık gelmek suretiyle çevrede örnek olarak gösterilen yüksek yoğunluklu yapılaşmalardan dahi daha fazla imar hakkı getirildiği görülmektedir. Buna karşılık söz konusu yoğunluk artışının gerekçesine ve bölgede bu yoğunlukta ticaret alanına ihtiyaç bulunup bulunmadığına dair plan açıklama raporunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi etüt, analiz, sentez gibi bilimsel yöntemlere dayalı araştırmalar yapılmaksızın, sadece taşınmaz malikinin talebi doğrultusunda yapıldığı anlaşılan plan değişikliklerinin mevzuatın aradığı bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanmadığı sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki yakın çevrede parçacıl şekilde yapılan imar planı değişiklikleri ile yapılaşma koşulları artırılan karma kullanım alanları bulunmakta ise de, taşınmazların güney komşuluğunda bulunan “…” koşullarında yapılaşmış olan … Büyükelçiliğine ait misyon binasının dava konusu plan değişiklikleri onaylandıktan sonraki tarihte Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 1. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği, taşınmazların kuzey komşuluğunda yer alan … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde ticari amaçla kullanılan 7 katlı yapının mevcut olduğu, yine taşınmazların iki taraftan cepheli olduğu … Bulvarı ve … Caddesine cephe veren diğer taşınmazlarda, aksi yönde parçacıl örnekler bulunmakla birlikte, hakim teşekkülün, dava konusu planlara kıyasla daha düşük yoğunlukta olduğu görüldüğünden, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yapılaşma koşullarında bu yönüyle de şehircilik ilkelerine ve bölgenin mevcut teşekkülüne uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, yoğunluk artışı getiren veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar planı değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına yönelik analiz çalışmaları yapılması mevzuat gereğidir.
Taşınmazların konum olarak … Bulvarı ile … Caddesinin düğüm noktasına yakın konumda bulunduğu, kent merkezindeki ana ulaşım ağının omurgalarından birisi olan … Bulvarından cephe aldığı, yanı sıra arka taraftan cephe aldığı … Caddesinin de Bulvardaki trafik yükünü dağıtan daha alt kademede önemli bir ulaşım aksı olduğu, söz konusu taşıt yollarının özellikle pik saatlerde yüksek yoğunluklara ulaştığı ve kent merkezinde yerleşik alan içinde kalan yolların genişletilme kapasitenin bulunmadığı veya çok sınırlı olduğu, taşınmazlara getirilen ticaret işlevinin ise araç yükünü artırıcı bir işlev türü olduğu hususları birlikte ele alındığında, söz konusu taşıt yollarının mevcut kapasitesinin plan değişiklikleri ile artan kullanıcı yoğunluğunu karşılamaya yeterli olup olmadığına, bölgeye ilave gelecek trafik yüküne ve bölgenin gelecekteki ulaşım tahminine yönelik hesaplamaların yapılması, mevcut teknik altyapı alanlarına etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına yönelik kararlar geliştirilmesi suretiyle plan değişikliği yapılması gerekirken, söz konusu hesaplama ve araştırmalar yapılmadan, sadece alana erişim taleplerini karşılayabilecek çeşitlilikte ulaşım alternatifleri bulunup bulunmadığı yönünden kısıtlı bir incelemeye dayalı şekilde yapılan plan değişikliklerinin imar mevzuatına aykırı olduğu açıktır.
Öte yandan, taşınmazlarda öngörülen hmaks:20 kat yapılaşma koşulu ile yaklaşık 60,50 metre veya daha yüksek bir yapı kütlesi ortaya çıkacağı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin “bahçe mesafaleri” başlıklı 18. maddesi uyarınca söz konusu yükseklikteki yapıların ön, yan ve arka parsel sınırından en az 15 metre çekilmesi gerektiği halde, dava konusu imar planı değişikliklerinde ön bahçe çekme mesafesinin Atatürk Bulvarına cepheli olan kısımda 10 metre, yan ve arka bahçe çekme mesafelerinin 5 metre olarak plan paftalarına işlendiği görülmekte olup, bahçe mesafeleri yönünden de mevzuata aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının belirtilen gerekçeler eklenmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazları kapsayan alan öncesinde Rusya Federasyonuna ait elçilik sahası olarak kullanılmakta iken, Rusya Federasyonu ile yapılan müzakereler sonucunda başka alanda yer alan özel şahıs mülkiyetindeki taşınmazlar ile uyuşmazlık konusu taşınmazlar takas edilmiş, bunun sonucunda elçilik sahası bölgeden taşınmış ve uyuşmazlık konusu … ve … parsel sayılı taşınmazların mülkiyeti özel şahıslara devredilmiştir. Devam eden süreçte … parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan Rusya Federasyonuna ait elçilik binası 6306 sayılı Kanuna göre riskli yapı olarak tespit edilmiştir.
Anılan riskli yapı tespiti üzerine, taşınmazın yeni maliki tarafından, bitişiğindeki … ve … parsel sayılı taşınmazları da kapsayacak şekilde teklif edilen dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri, 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinin 6. fıkrası, aynı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ve 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 14.07.2015 tarih ve 11951 sayılı işlemi ile resen onaylanmıştır.
Dava konusu plan değişikliklerinden önce bölgede yürürlükte olan 03.12.1960 onay tarihli Ankara Bölge Kat Nizamı Planı ve 22.04.2004 onay tarihli 1/5000 ölçekli Kızılay ve Yakın Çevresi Merkezi İş Alanı Güney Kesimi Sınır Tespiti Nazım İmar Planında … parsel sayılı taşınmazın … Bulvarına cepheli kısmı 7 kat, … Caddesine cepheli kısmı 5 kat yapılaşma koşullarında merkezi iş alanı kullanımında, … parsel sayılı taşınmaz 5 kat yapılaşma koşulunda merkezi iş alanı kullanımında, … parsel sayılı taşınmaz ise yol alanı kullanımında kalmakta iken; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile toplam 6.220 m2 büyüklüğünde olan … ve … parsel sayılı taşınmazlara “inşaat alanı:28.000 m2, hmaks:20 kat yapılaşma koşullarında merkezi iş alanı” kullanımı, fiilen … Bulvarı üzerinde kalan toplam 412 m2 büyüklüğündeki … parsel sayılı taşınmaza “taşıt yolu” kullanımı getirilmiş, bu doğrultuda dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile … ve … parsel sayılı taşınmazlara aynı yapılaşma koşullarında “ticaret alanı” kullanımı, … parsel sayılı taşınmaza “taşıt yolu” kullanımı getirilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından; taşınmazların çevresindeki yapıların yüksekliğinin 5 ila 7 kat olduğu, plan değişikliği ile getirilen yapılaşma koşullarının mevcut dokuya aykırı olduğu, mevcut trafik yüküne ilave gelecek trafik yükünün hesaplanmadığı, kent merkezindeki en önemli akslardan birisi olan Atatürk Bulvarında mevcutta zaten çok yoğun ve sorunlu olan trafiğin daha da sorunlu hale geleceği, dava konusu plan değişiklikleri sonucunda, alanın taşıt ve yaya trafiği açısından çekim noktası olacağı, artan yapı ve kullanıcı yoğunluğunun ihtiyacı olan sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının planlarda ayrılmadığı, taşınmazların iç servis ihtiyacını karşılayacak ulaşım çözümlerine yer verilmediği, otopark ihtiyacının parsel içinde ve/veya yeraltında karşılanacağına, bodrum katlarda yapılacak otopark katlarının arsa alanının tamamı kullanılacak şekilde düzenlenebileceğine dair 6 sayılı plan notu ile taşınmazlarda oluşacak büyük yapı kitlesinin 0.00 kotu altında kalacak alanlarının emsal dışı bırakılmaya çalışıldığı, bu düzenlemenin mevzuata aykırı olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine ait plan notlarının uygulamayı yönlendirici nitelikte olmadığı, taşınmazların komşuluğunda yer alan Avusturya Büyükelçiliğinin alanda yapılacak iş merkezine ilişkin güvenlik endişesi bulunduğu, yapılan yoğunluk artışının bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçelere dayanmadığı, bölgenin merkezi iş alanı olarak gelişim gösterdiği, ancak parçacıl şekilde yapılan plan değişiklikleri ile yapı yoğunlukları artırılırken, altyapı alanlarının aynı bırakıldığı, bu şekilde bölgedeki altyapı sorununun artmasına sebebiyet verildiği, bunun planlamanın sağlıklı çevre oluşturulması amacıyla örtüşmediği şeklinde iddialar ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “İmar planı değişiklikleri
” başlıklı 26. maddesinin 7. fıkrasında, “Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar planı değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır.
” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin “bahçe mesafaleri” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, binalarda ön bahçe mesafesinin en az 5,00 metre, yan ve arka bahçe mesafelerinin en az 3,00 metre olacağı, tabii veya tesviye edilmiş zeminin üzerinde kalan bodrum katları da dahil, 4`ten fazla katlı binalarda 4 katın üzerindeki her kat için yan ve arka bahçe mesafelerinin 0,50 metre artırılacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 3. fıkrasında ise, “İmar planında aksine bir açıklama getirilmediği takdirde, binanın tabii zemin veya tesviye edilmiş zemindeki en düşük kottaki görünen yüksekliği (60,50) metre veya daha fazla ise; ön, yan ve arka parsel sınırından en az (15,00) metre çekilmek durumundadır. (60,50) metre yükseklikten sonra artan her kat için ön, yan ve arka bahçe mesafelerine (0,50) metre ilave edilir. Yüksek yapı, az katlı bir ana kitle üzerinde yükseliyorsa, parsel sınırı ile ana kitlenin parsele en yakın noktası arasındaki mesafe 10 metreye kadar düşürülebilir. Ana kitle yüksekliği dahil yapı yüksekliğinin (60,50) metre olması durumunda yükselen blok ile parsel sınırı arasındaki mesafe en az (15,00) metre olup (60,50) metre yükseklikten sonra artan her kat için bu mesafeye (0,50) metre ilave edilir. Bu maddede ifade edilen ana kitle; en fazla 5 katlı olup kat adedi binanın en düşük kottaki cephesi esas alınarak belirlenir. Bir parselde birden fazla (60,50) metre yükseklikte bina yapılması halinde binalar arasındaki mesafe (20,00) metre olup, (60,50) metre yükseklikten sonra ilave her (3,00) metre yükseklik için bu mesafeye (0,50) metre ilave edilecektir. Bu fıkraya göre fazladan bırakılması gereken çekme mesafeleri bir veya birkaç kat birlikte etüt edilerek binada kademelenme yapılmak suretiyle de gerçekleştirilebilir.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında, Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair 3042 sayılı Kanunun 22. maddesi dayanak alınarak, uyuşmazlık konusu taşınmazlarda yapılacak olan yapının, Avusturya Büyükelçiliğinin güvenliğini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği yönünden Dışişleri Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığından görüş alınmadan yapılan dava konusu plan değişikliklerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmışsa da; geçmişteki ve günümüzdeki veriler ışığında, geleceğe yönelik kestirim yapma faaliyeti (Suher, H. 1996. Şehircilik, İTÜ Mimarlık Fakültesi Baskı Atelyesi. Yay No.62.İstanbul) olarak tanımlanabilen ve belde halkının sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamak, sağlıklı ve güvenli bir çevre oluşturmak, yaşam kalitesini artırmak, yapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla yapılan imar planlarının, bu amacı gerçekleştirmek üzere beldenin ekonomik, demografik, sosyal, kültürel, tarihsel, fiziksel özelliklerine ilişkin araştırmalara ve verilere dayalı olarak hazırlanması gerekliliğinin, misyonun huzuru ve itibarı ile misyon binalarının güvenliğinin korunması için kabul eden Devletçe tedbirler alınması gerekliliği ile ilişkilendirilmesine imkan bulunmadığından, planlamanın konusu ve amacı ile doğrudan irtibatlı olmayan 3042 sayılı Kanuna dayanılarak, sadece kurum görüşünün eksik olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda isabet görülmemiştir.
Bu doğrultuda dosyanın incelenmesinden, dava konusu plan değişikliklerinden önce yürürlükte olan planlarda taşınmazların 5 ve 7 kat olan yapı yüksekliğinin dava konusu plan değişiklikleri ile 20 kata çıkarıldığı, buna karşılık bölgede halen yürürlükte olduğu anlaşılan 03.12.1960 onay tarihli Ankara Bölge Kat Nizamı Planı ve 22.04.2004 onay tarihli 1/5000 ölçekli Kızılay ve Yakın Çevresi Merkezi İş Alanı Güney Kesimi Sınır Tespiti Nazım İmar Planı ile uyuşmazlık konusu taşınmazların da içinde yer aldığı alanın tamamına merkezi iş alanı işlevi getirildiği ve parsel bazında yapılan plan değişiklikleri sonucunda yapılaşma koşulları artırılan muhtelif taşınmazlar dışında, bölge genelinde yapılaşma koşullarının “Atatürk Bulvarına cepheli olan kısımda 7 kat”, “Tunus Caddesine cepheli olan kısımda 5 kat” olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu plan değişiklikleri ile taşınmazların yapılaşma koşullarının artırılmasına yönelik olarak davalı yanında müdahil tarafından; yakın çevrede yer alan İş Bankasına ait hizmet binasının emsal değerinin E:2.50, yüksekliğinin 29 kat (91 metre), … Otelinin inşaat alanının 27.000 m2 (E:3.63’e karşılık gelmekte), yüksekliğinin 19 kat (57 metre), … Hastanesinin yüksekliğinin 13 kat (41 metre), … Hastanesi ile … Odası binalarının yüksekliğinin 23 kat (73 metre) olduğu şeklinde iddialara yer verildiği, sayılan bu örneklerin bilirkişi raporunda da aynen benimsendiği ve belirtilen yapıların bölgenin kimliğini ve imajını yenilediği, Kızılay kent merkezinin güneye doğru gelişmesine ivme kazandırdığı, dava konusu alanın çevresinin iddia edildiği gibi 5 ila 7 katlı konut alanlarıyla değil, yüksekliği 40 ila 91 metre arasında değişen sağlık, ticaret, otel gibi karma kullanım alanlarıyla çevrili olduğu, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yapılaşma koşullarının çevresi ile uyumlu olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Bu kapsamda, uyuşmazlık konusu … ve … parsel sayılı taşınmazlarda E:4.50’ye karşılık gelen emsal değeri ile hmaks:20 kat olan yapı yüksekliğinin çevrenin ve bölgenin dokusu ile uyumlu olup olmadığı, dava konusu plan değişiklikleri ile ayrıcalıklı alan oluşturulup oluşturulmadığı, mevcut planlarla bölgede öngörülen kentsel kurgunun ve bu kurguya göre hesaplanan teknik altyapı alanları dengesinin bozulup bozulmadığı, plan ana kararlarının bütünlüğü ve sürekliliği üzerinde olumsuz etkilerinin bulunup bulunmadığı, öngörülen yoğunluk kararının bölgenin silüeti ile uyumsuz yapı kütlesi ortaya çıkmasına neden olup olmayacağı yönlerinden bölgenin bütününe yönelik bir inceleme yapılması, bu inceleme yapılırken, uyuşmazlık konusu taşınmazların güney bitişiğindeki 5708 ada, 75 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan Avusturya Büyükelçiliğine ait misyon binasının, dava konusu plan değişiklikleri onaylandıktan sonraki tarihte Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 1. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle, bu taşınmaza cephe veren dava konusu taşınmazlarda yapı yüksekliğine kısıtlama getirilmesine yönelik Koruma Bölge Kurulu kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, yine 53 parsel sayılı taşınmazın kuzey komşuluğundaki … ada, … parsel sayılı taşınmazda yer alan 7 katlı işyeri ile Atatürk Bulvarı ve Tunus Caddesi boyunca hakim durumda olan teşekkülün bütüncül şekilde ele alınması gerekirken, sadece yakın çevredeki 5 adet taşınmazın yapı yoğunluğu ile sınırlı olacak şekilde, eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunun karara esas alınabilecek yeterlilikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin yukarıdaki bölümde detaylarına yer verilen “bahçe mesafaleri” başlıklı 18. maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca, 20 katlı yapılarda yan ve arka bahçe mesafelerinin 11 metre olması, yapının 60,50 metre veya daha yüksek olması durumunda ise ön, yan ve arka parsel sınırından en az 15 metre çekilmesi gerekmekte olup, dava konusu imar planı değişikliklerinde ön bahçe çekme mesafesinin Atatürk Bulvarına cepheli olan kısımda 10 metre, yan ve arka bahçe çekme mesafelerinin 5 metre olarak plan paftalarına işlendiği görülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlık konusu taşınmazların komşuluğunda yer alan ve Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen … ada, … parsel sayılı taşınmaza cephe veren taşınmazlar için yapı yaklaşma mesafesi belirlenmesine yönelik Koruma Bölge Kurulunca alınmış bir karar bulunup bulunmadığının da araştırılması, elde edilecek sonuca göre dava konusu plan değişiklikleri ile belirlenen bahçe mesafelerinin imar mevzuatına ve varsa Kurul kararına uygunluğunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, taşınmazlara getirilen ticaret fonksiyonunun, ulaşım sistemini doğrudan etkileyen ve bölgede ek araç yükü oluşturan bir kullanım türü olması nedeniyle, bölgedeki mevcut yolların kapasitesinin ve bölgeye eklenen kullanıcı yoğunluğunun ulaşım ve dolaşım sistemi üzerinde yaratacağı etkilerin analiz edilmesi suretiyle yapı ve kullanıcı yoğunluğunun artırılmasına yönelik imar planı değişikliklerinin yapılabileceği açıktır.
Dava konusu plan değişikliklerinin ulaşım sistemi üzerinde yaratacağı etkilere yönelik olarak plan açıklama raporunda; alanın … Meydanı, … Kavşağı ve … Kavşağına yakın konumda olması nedeniyle erişebilirlik açısından uygun bir konumda olduğu, alana ulaşımın … Bulvarı ve … Caddesinden sağlandığı, Ankara’nın ana ulaşım güzergahları ile dolmuş duraklarına yürüme mesafesinde yer aldığı, toplu taşıma aracılığıyla tek vasıta ile ulaşım imkanının bulunduğu, metro durağının başlangıç noktası olan Kızılay istasyonuna 1300 metre mesafede olduğu, tren garına kuş uçuşu 2 kilometre mesafede yer aldığı şeklinde genel olarak planlama alanına erişim alternatiflerine, ulaşım taleplerini karşılayabilecek çeşitlilikte alternatifler bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Buna karşılık, dava konusu planlama alanının … Bulvarı ile … Caddesinin düğüm noktasına yakın bir konumda yer aldığı, taşınmazların cephe aldığı … Bulvarının, kent merkezindeki yol ağının ana omurgalarından birisini oluşturduğu ve özellikle pik saatlerde taşıt yoğunluğunun yüksek olduğu, arka taraftan cepheli olduğu … Caddesinin ise anılan Bulvardaki yoğunluğu dağıtmaya alternatif olarak daha alt kademede paralel yol niteliğinde kurgulandığı, kent merkezinde yerleşik alanın içinde kalan söz konusu taşıt yollarının genişletilme kapasitesinin bulunmadığı veya çok sınırlı olduğu, taşınmazlara getirilen ticaret işlevinin ise araç yükünü artıran nitelikte bir işlev türü olduğu dikkate alındığında, taşınmazların yoğunluk kararının belirlenmesinde mevcut taşıt yollarının kapasitesinin önemli bir girdi oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, kent merkezinde yer alan taşınmazların konumu ve ana ulaşım akslarıyla olan ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazların yoğunluklarının artırılmasına yönelik olarak yapılan dava konusu plan değişiklikleri, aynı zamanda kentsel ulaşım sistemini de etkileyecek nitelikte olduğundan, bölgedeki taşıt yollarının mevcut kapasitesinin alanda oluşacak kullanıcı yoğunluğu artışını karşılamaya yeterli olup olmadığı, bölgeye ilave gelecek trafik yüküne ve bölgenin gelecekteki ulaşım tahminine yönelik hesaplamaların yapılıp yapılmadığı, mevcut teknik altyapı alanlarına etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla yapılması gereken analiz ve etüt çalışmaları sonucuna göre yoğunluk kararı üretilip üretilmediği araştırılarak bir karar verilmesi gerekmekte iken; konuya ilişkin olarak bilirkişi raporunda, taşınmazlara getirilen ticaret işlevinin trafik yükü oluşturması kaçınılmaz olmakla birlikte, bölgenin kent merkezine yakın olması, toplu taşıma güzergahında yer alması gibi bu olumsuz etkiyi azaltacak alternatif ulaşım türlerine sahip olduğu şeklinde teknik yönden yetersiz değerlendirmeler dışında herhangi bir incelemeye yer verilmediği görülmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar ışığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin bilimsel, teknik araştırmalara, analiz ve sentez çalışmalarına dayanıp dayanmadığı, plan değişiklikleri ile getirilen yapılaşma koşullarının bölgenin dokusu ve mevcut teşekkülü ile uyumu, yakın çevresi ile ilişkisi, teknik altyapı alanlarına etkisi, imar mevzuatına, planlama hiyerarşisine, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygunluğu hususlarının, taraflarca ileri sürülen iddialar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, gerekli görülmesi halinde alanında uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması veya ek bilirkişi raporu alınması suretiyle incelenmesi, bu inceleme sonucunda elde edilecek sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.