Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/4723 E. , 2022/9782 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/4723
Karar No : 2022/9782
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, … Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmazın, Rami Kışlasının (İstanbul) bölgede yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında müze olarak düzenlenecek olması nedeniyle, Rami esnafı için inşa edilmekte olan çarşının ulaşım sistemine bağlanarak çevresiyle bütünlük arz edecek şekilde tamamlanması amacıyla ihtiyaç duyulduğundan bahisle, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 06/02/2021 tarih ve 31387 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 05/02/2021 tarih ve 3509 sayılı Cumhurbaşkanı kararının anılan taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma kararının alınabilmesi için gerekli olan acelelik halinin ve olağanüstü koşulların somut olayda gerçekleşmediği, acele kamulaştırma işleminde kamu yararı bulunmadığı, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Öncelikle davanın süre yönünden reddi gerektiği, dava konusu işlemde kamu yararı bulunduğu, Rami Kışlasında geçici olarak bulunan İstanbul Kuru Gıda Toptancıları için Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapılan İstanbul Gıda Toptancılar Çarşısının inşa edildiği, bu arada yeni yerleşkeye ulaşımda sorunlar ortaya çıkabileceğinin saptandığı, yeni yerleşkeyi çevreleyen ve giriş kapılarının bulunduğu mevcut yolların ağır taşıt trafiğini kaldıracak genişlikte olmadığı, mer’i imar planlarında belirtilen yol genişliklerini sağlamadığı, imar planlarında imar yolu olarak planlanan kısımlarda ruhsatsız yapıların bulunduğu, Rami Kışlası’nda yürütülen restorasyonun devam edebilmesi için Rami Esnafının kışla içerisini boşaltmış olması gerektiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu taşınmazın imar planlarında kamu hizmeti alanına ayrılmadığı, özel kullanım alanında kaldığı anlaşılmakla, dayanağı imar planlarına aykırı olan dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Rami Kışlasının (İstanbul) bölgede yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında müze olarak düzenlenecek olması nedeniyle, Rami esnafı için inşa edilmekte olan çarşının ulaşım sistemine bağlanarak çevresiyle bütünlük arz edecek şekilde tamamlanması amacıyla ihtiyaç duyulan taşınmazların Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 06/02/2021 günlü, 31387 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 05/02/2021 günlü, 3509 sayılı Cumhurbaşkanı kararının İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkün olup buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Rami Kışlası içerisinde geçici olarak faaliyetlerini yürüten kuru gıda esnafı için İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, … mahallesinde İstanbul Gıda Toptancılar Çarşısının inşa edildiği, ancak çarşının faaliyete geçebilmesi için çevre yollarının tamamlanarak ulaşım sistemine entegre edilmiş olması gerektiği, mevcut yolların ağır taşıt trafiğini kaldıracak genişlikte olmadığının anlaşılması nedeniyle, çarşının şehrin ulaşım sistemine entegre edilebilmesi amacıyla aralarında uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği, taşınmaza acele el konulması istemiyle asliye hukuk mahkemesinde açılmış bir davanın bulunmadığı, diğer taraftan uyuşmazlığa konu … ada, … parsel sayılı taşınmazın 05/12/2016 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut alanında kaldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, inşa edilen çarşının ulaşım sistemine bağlanarak çevre ile bütünlük arz edecek şekilde tamamlanması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma işlemi tesis edilmişse de; uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında konut alanında kalması ve olayda 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmemiş olması nedeniyle işlemde imar planı kararlarına ve yasaya uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 16/11/2022 tarihinde, davacı vekili Av. … ‘ın ve davalı Cumhurbaşkanlığı ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekili Av. …’ın geldiği, Danıştay … ‘ın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava konusu 05/02/2021 tarih ve 3509 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Rami Kışlasının (İstanbul) bölgede yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında müze olarak düzenlenecek olması nedeniyle, Rami esnafı için inşa edilmekte olan çarşının ulaşım sistemine bağlanarak çevresiyle bütünlük arz edecek şekilde tamamlanması amacıyla ihtiyaç duyulduğundan bahisle, ihtiyaç duyulan taşınmazların Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete’de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir.
Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı da bu yöndedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın 05.12.2016 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında konut alanında kaldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planlarında kamu hizmeti alanına ayrılmadığı, özel kullanım alanında kaldığı görüldüğünden, dayanağı imar planlarına aykırı olan dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.