Danıştay Kararı 6. Daire 2021/5228 E. 2022/7504 K. 28.06.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/5228 E.  ,  2022/7504 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/5228
Karar No : 2022/7504

TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALI)… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu plan değişikliklerine ait açıklama raporunun son derece yüzeysel olduğu, içermesi gereken bilgi ve değerlendirmeleri içermediği, 1 sayılı plan notunda yer alan ve dava açan hak sahiplerini emsal transferi uygulaması kapsamı dışında tutan düzenlemenin eşitlik ilkesine ve kamu yararına aykırı olduğu, ruhsatlı durumun imar durumu olduğuna dair 30 sayılı plan notunun planlamanın özüne aykırı olduğu, imar planlarına uygun şekilde düzenlenmesi gereken yapı ruhsatlarının, planların önüne konulduğu, önceki nazım ve uygulama imar planlarının iptal gerekçelerinin büyük kısmının dava konusu 09.01.2019 onay tarihli imar planı değişikliklerinde de aynen korunduğu, aynı alan için yapılan imar planı değişikliklerinin yargı kararları ile hukuka aykırılığı tespit edilerek defalarca iptaline karar verilmesine rağmen, aynı nitelikte plan kararlarının defalarca yenilenerek onaylanmasının, bir kamu hizmeti olan planlamaya güveni sarstığı, öte yandan dayanak üst ölçekli plan olan 21.11.2018 onay tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı revizyonunun iptaline karar verildiğinden, bu doğrultuda yapılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin dayanaksız hale geldiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu alanda ilgililerle sözleşmeler yapılıp, inşaatlar başladığından, plan ana kararlarına fazla müdahale edilemediği, alandaki hak sahiplerinin mağdur edilmemesi adına, mümkün mertebe yargı kararlarına uyularak planlama yapıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının, dava konusu imar planı değişikliklerinin A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı yönünden onanması, C Bölgesinde park ve rekreasyon alanı işlevine ayrılan kısmı yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Uyuşmazlık konusu alanın Bakanlar Kurulunun 07.07.2010 tarih ve 2010/661 sayılı kararı ile kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı (KDGPA) ilan edildiği ve bu doğrultuda Yeni Güneypark KDGPA sınırının Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylandığı, anılan Bakanlar Kurulu kararı ile belediye meclisi kararlarına karşı açılan muhtelif davaların reddi yolunda Danıştay Altıncı Dairesince verilen 22.03.2017 tarih ve E:2010/8487, K:2017/1945 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2010/9720, K:2017/1946 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2010/9732, K:2017/1944 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2012/1196, K:2017/1950 sayılı, 22/03/2017 tarih ve E:2012/2485, K:2017/1951 sayılı kararların, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun sırasıyla 06.11.2019 tarih ve E:2018/121, K:2019/5049 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/122, K:2019/5050 sayılı, 16/01/2019 tarih ve E:2017/3980, K:2019/13 sayılı, 16/01/2019 tarih ve E: 2017/4080, K:2019/14 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/368, K:2019/5051 sayılı kararları ile onanarak kesinleştiği, aynı doğrultuda Danıştay Altıncı Dairesinin 22.03.2017 tarih ve E:2010/9726, K:2017/1947 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2010/9727, K:2017/1948 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2011/5455, K:2017/1949 sayılı kararlarının da temyiz edilmeden kesinleştiği, bu haliyle uyuşmazlık konusu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesine ve 1/5000 ölçekli sınır teklifinin onaylanmasına ilişkin dayanak işlemlerin yürürlükte olduğu görülmektedir.
Bu doğrultuda, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanının çok sayıda imar planı değişikliğine tabi tutulduğu görülmekte olup, söz konusu planlama süreci kısaca aşağıda açıklandığı gibidir:
– Alana ilişkin ilk plan değişiklikliği olan 13.08.2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinde, 25 metre genişliğinde öngörülen yol alanı ana dağıtıcı yol olarak tasarlanmış, alanın üst kotlarına “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımları, İmrahor vadi tabanının yer aldığı orta kesimine park alanı ve rekreasyon alanı ile ilköğretim alanı, ortaöğretim alanı, kreş, sağlık tesisi alanı, sosyokültürel tesis alanı, halk eğitim merkezi, dini tesis alanı şeklinde kamusal kullanımlar, İmrahor vadi tabanına yakın alt kotlara ise “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımları getirilmiş, bu şekilde, planlama alanının yaklaşık 41,61 ha. büyüklüğündeki kısmına “konut alanı”, 10,75 ha. büyüklüğündeki kısmına “merkez alanı” işlevi getirilmiş, konut ve merkez alanlarında emsal, yükseklik gibi yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir belirleme yapılmayarak, imar planı değişikliklerine ait plan notlarında; toplam konut sayısının 5.809 adet, toplam inşaat alanının 1.300.000 m², toplam nüfusun 23.236 kişi olduğu, konut ve merkez alanlarında hmaks:serbest olduğu şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
– Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, söz konusu imar planı değişiklikleri ile, önceki (13.08.2010 onay tarihli) imar planında öngörülen 25 metre genişliğindeki yolun güzergahı, topografyaya bağlı olarak alanın üç tarafını çevreleyecek şekilde değiştirilmiş, planlama alanında öngörülen yollar 30,91 ha.’dan 16,99 ha.’ya, donatı alanları 37,63 ha.’dan 17,95 ha.’ya düşürülmüş, buna karşılık “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımlarının büyüklüğü 52,36 ha.’dan 86,08 ha.’ya çıkarılmış, bu kapsamda vadi tabanına yakın olan alt kotlardaki konut alanları ile üst kotlardaki konut ve merkez alanları güneye doğru genişletilmiş, vadi tabanın yer aldığı orta bölüm temelde park ve rekreasyon alanı olarak öngörülmüş, yanı sıra bu alana ilköğretim alanı, ortaöğretim alanı, kreş, sağlık tesisi alanı, sosyokültürel tesis alanı, halk eğitim merkezi, dini tesis alanı şeklinde kamusal kullanımlar getirilmiş, bu plan revizyonlarında da konut ve merkez alanlarında emsal, yükseklik gibi yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir belirleme yapılmadan, önceki (13.08.2010 onay tarihli) imar planı notlarında yer verilen konut adedine ve nüfus sayısına ilişkin düzenlemeler kaldırılarak, plan notlarında; toplam inşaat alanının 1.300.000 m², brüt nüfus yoğunluğunun 170 k/ha olduğu, konut ve merkez alanlarında hmaks:serbest olduğu, konut adedinin vaziyet planı ile belirleneceği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
– Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, belediye meclisi kararında; alanın batısında öngörülen 25 metre genişliğindeki taşıt yolunun topografyaya uyumlu hale getirilmesi, jeolojik analizler dikkate alınarak donatı alanlarında düzeltme yapılması ve parselasyon aşaması için mülkiyet verilerine göre plan onama sınırında kısmi düzeltmeler yapılması gerektiğinden plan değişikliklerinin yapıldığı belirtilerek, bu doğrultuda 17.10.2011 onay tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı sınırı söz konusu plana işlenmiş ve bu sınır içinde kalan alanın üst kotu ile vadi tabanına yakın alt kotu “konut alanı” kullanımına, bu 2 konut bölgesi arasında kalan orta bölüm ise “rekreasyon alanı” kullanımına ayrılmıştır. 17.10.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile, planlama alanındaki ana yol bağlantılarının tasarımı ve donatı alanlarının konumu değiştirilmiş, ancak konut ve merkez alanları ile donatı alanlarının büyüklükleri, toplam inşaat alanı, brüt nüfus yoğunluğu gibi temel plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
– Uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin onaylanması yolundaki Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında; mevcut imar planlarındaki yolların fiziki olarak arazide uygulanmasına imkan bulunmadığı, yol güzergahında, buna bağlı olarak imar adalarının formunda ve donatı alanlarının yer seçiminde değişiklikler yapılması gerektiği, yürürlükteki planda öngörülen toplam nüfus veya yapı yoğunluğu kararlarında bir değişiklik yapılmadığı şeklinde açıklamalara yer verilmiş olup, önceki planlardan farklı olarak, kuzeydeki ve güneydeki 25 metre genişliğindeki taşıt yollarını birbirine bağlayan ve vadi tabanına yakın bölümdeki konut alanı ile rekreasyon alanlarını birbirinden ayıran yol kaldırılmış, buna karşılık fonksiyonların büyüklüğü, yapı ve nüfus yoğunluğu ile uygulamaya yönelik diğer plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmayarak, önceki imar planlarının temel kararları korunmuştur.
– Uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin onaylanması yolundaki Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında, önceki imar planlarının uygulanması aşamasında ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanabilmesi ve planlama alanının topografik yapısı itibariyle mevcut ulaşım ağının arazi yapısı ile daha uyumlu hale getirilebilmesi amacıyla yapıldığı belirtilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile, uyuşmazlık konusu alan “kentsel dönüşüm öngörülen alan” sınırı içerisinde belirlenmiş ve bu alana “kısmen konut alanı”, “kısmen merkezi iş alanı”, “kısmen kentsel ve bölgesel park alanı”, “kısmen kentsel sosyal donatı alanı” kullanımları getirilmiş, ayrıca alt kademe imar planlarında öngörülen 25 metre ve 15 metre genişliğindeki taşıt yolları üst 1/25.000 ölçekli nazım imar planına aktarılmıştır. Bu doğrultuda 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı sınırı içerisinde yer almayan tescil harici 25 ha. büyüklüğündeki alan plan onama sınırı içine dahil edilerek, “park ve rekreasyon alanı” kullanımına ayrılmış, bu şekilde büyüklüğü 185 ha.’dan 210 ha.’ya çıkarılan planlama alanında nüfus artışı oluşmaması amacıyla, nüfus hesabında kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı büyüklüğünün esas alınacağına yönelik plan notu getirilmiş, bir önceki imar planlarında alanının batı tarafında öngörülen 25 metre genişliğindeki yolun güzergahı kaydırılmış, buna bağlı olarak dini tesis alanı ile park ve rekreasyon alanı işlevlerinin konumu değiştirilmiş, ayrıca İmrahor vadi tabanına yakın alt kotlarda öngörülen konut alanlarının bir kısmı merkez alanına çevrilmiş ve vadi tabanının yer aldığı orta bölümde ayrılan park ve rekreasyon alanı ile vadi tabanına yakın alt kotlarda ayrılan konut alanlarının bir kısmı “özel spor tesisleri alanına” dönüştürülerek, bu alanlarda spor tesislerine hizmet etmek üzere konaklama tesisleri, otel, pansiyon, rezidans, günübirlik tesisler, eğlence merkezi vb. kullanımların yer alabileceği şeklinde plan notu ilave edilmiştir. Söz konusu değişiklikler haricinde, planlama alanının genelinde öngörülen toplam inşaat alanı, yapı ve nüfus yoğunluğu ile uygulamaya yönelik diğer plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmayarak, önceki imar planlarının temel kararları aynen korunmuştur.
– Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile yol alanın güzergahında kısmi değişiklikler yapılmış ve önceki imar planında rekreasyon alanı kullanıma ayrılan bir kısım alan plan onama sınırı dışına çıkarılmış, bunun dışında planlama alanının genelinde ayrılan donatı alanlarının miktarı, konut ve merkez alanı fonksiyonlarının konumu, büyüklüğü, içerisinde yer alabilecek kullanımlar, nüfus ve yapı yoğunluğu gibi temel plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
– Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile planlama alanındaki ilköğretim alanı, ibadet alanı, merkez alanı, park alanı, rekreasyon alanı, yol ve kavşak alanlarının konumunda bir kısım değişiklikler yapılmış, park alanları bir miktar artırılmış, toplam inşaat alanı 1.300.000 m² den 1.280.000 m² ye düşürülmüştür.
– Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile, bir önceki nazım ve uygulama imar planlarının ana kararları aynen korunmuş, farklı olarak “kentsel dönüşüm kapsamında anlaşma yapmayıp dava açan hak sahiplerinin bulunduğu … ada, … ve … parseller emsal transferine konu edilemez.” şeklinde plan notu ile buna ilave olarak 2 adet daha plan notu getirilmiştir.
– Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı sayılı kararıyla 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, anılan plan değişiklikleriyle, bir önceki nazım ve uygulama imar planlarının ana kararları yine korunmuş, ilaveten “Kazanılmış imar, inşaat, ruhsat ve nüfus hakları korunacaktır.”, “Ruhsatlı durum imar durumudur.” şeklinde plan notları eklenmiştir.
Anılan 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinden 13.08.2010, 14.03.2011, 14.12.2012, 24.01.2014 onay tarihli olanlara karşı açılan muhtelif davaların bir kısmına, uyuşmazlık konusu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alan sınırı içinde belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulunun 07.07.2010 tarih ve 2010/661 sayılı kararına karşı açılan davalarla bağlantılı olması nedeniyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112, E:2011/9113, E:2012/2472, E:2012/2974, E:2012/2976, E:2013/2072, E:2013/4832, E:2014/3595 sayılı dosyalarında ilk derece mahkemesi olarak bakılmıştır.
Dairemizin 23/01/2013 tarih ve E:2011/9112 sayılı, 23/01/2013 tarih ve E:2011/9113 sayılı, 23/01/2013 tarih ve E:2012/2472 sayılı, 23/01/2013 tarih ve E:2012/2974 sayılı kararları ile; uyuşmazlık konusu alana ilişkin 13.08.2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112 sayılı dosyasında açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; kentsel dönüşüm ve gelişim proje alan sınırının fiziki, sosyal ve ekonomik analizlere dayalı olarak belirlenmediği, hangi faktörler ve özellikler bağlamında bu sınırın geçirilmiş olduğunu değerlendirmenin mümkün olmadığı, sınırın saptanmasının, analizlere, hatta devamındaki fizibilite ve yaklaşımlara dayalı olarak belirlenmemesi halinde, daha sonraki aşamaların sağlıklı işlemesinin mümkün olmadığı, dava konusu sınır saptama işleminden sonra gelen planlama çalışmalarından da somut olarak görülebildiği gibi okul, hastane vb. kullanım yoğunluğu yüksek pek çok donatı alanının zemin yapısı uygun olmayan veya önlemli alanda yer aldığı, bu durumun kamu güvenliği açısından çok büyük bir risk taşıdığı, jeolojik ve jeoteknik raporlarda alanın yüzde 80-85 gibi kısmının yerleşmeye uygun olmadığı veya önlemli alan veyahut afete maruz bölge olduğuna işaret edilirken ve alanın yaklaşık % 60’ı kamu alanı iken, bu alanların planlama kararları ile yapılaşmaya açılabilme yolunun açıldığı, özellikle jeolojik ve jeoteknik analizler, teknik risk değerlendirmeleri yapılmadan, mülkiyet deseninin içeriği, mekandaki dağılımı irdelenmeden, kararlar planlama sistemi içinde değerlendirilip, kamu yararına uygun olup olmadığı saptanmadan gerçekleşen sınır onaylama işleminin, kamunun yol gösterici niteliğini zedeleme, sağlıklı ve güvenli çevre oluşturma görevine aykırı uygulamaları başlatma tehlikesini içerdiği, kısaca, analizlerden ve planlama sisteminden bağımsız süreçler ile sınır saptama işlevi ile kamunun kamu yararına aykırı sonuçları tetikleme olasılığının bulunduğu, belirsizlik kaynaklı, analizlerden, değerlendirmelerden ve planlama sisteminden bağımsız, kamu yararının gerçekleşmesine, sağlıklı çevrelerin ve güvenli mekanların oluşmasına engel olan, herkese güvenlik sunmayan, eşitliği zedeleyen uygulamalara yol açma tehlikesi barındırdığından, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınırının onaylanmasına ilişkin dava konusu işlemlerinin şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, öte yandan, 13/08/2010 onay tarihli nazım ve uygulama imar planının yanı sıra, daha sonra onaylandığı anlaşılan 14/03/2011 ve 17/10/2011 tarihli nazım ve uygulama imar planlarında, alan kullanım kararlarında çok küçük değişikliklerin yapıldığı, plan kararlarının zemin bölgeleri ile karşılaştırıldığı ve 13/08/2010 onay tarihli nazım ve uygulama imar planı ile 14/03/2011 tarihli nazım ve uygulama imar planları arasında fonksiyon büyüklükleri açısından önemli bir farkın bulunmadığı yolundaki bilirkişi kurulunun saptamalarının göz önünde bulundurulduğu ve hukuka aykırı hususların dava konusu revizyon imar planlarında da mevcut olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, anılan kararlara davalı idare tarafından yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2013 tarih ve YD İtiraz No:2013/313, 2013/316, 2013/317, 2013/327 sayılı kararlarıyla; üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek aralarında meteoroloji ve jeoloji mühendisliği öğretim üyelerinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiğinden, itiraza konu Daire kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabul edilmesine, yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112 sayılı dosyasında, yeni bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusu imar planları ile Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanında üçlü bir yapının oluşturulduğu ve bu yapının 13.08.2010 onay tarihli planla başlayan planlama süreci boyunca tüm planlarda korunduğu belirtilerek, uyuşmazlık konusu planlama alanının üst kotlarında “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımlarının getirildiği bölüm “A Bölgesi”, İmrahor Vadi tabanına yakın alt kotlarda “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımlarının getirildiği bölüm “B Bölgesi”, İmrahor Vadi tabanın içerisinde yer aldığı orta bölüm ise “C Bölgesi” olarak adlandırılmış, dava konusu imar planlarına ilişkin tespit ve değerlendirmeler, sınıflandırılan bu üç bölge üzerinden ayrı ayrı yapılmıştır. Söz konusu bilirkişi raporunda özetle;
Plan kademelenmesi yönünden, 2007 yılı onaylı 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında “ağaçlandırılacak alan” kullanımına yönelik geliştirilen ilkelerde açık bir şekilde söz konusu alanlarda yapı yapılamayacağı belirtilmesine rağmen, 1/25.000 ölçekli planda ağaçlandırılacak alan kullanımı öngörülen C Bölgesinde çeşitli nitelikte ve büyüklükte eğitim, sağlık ve sosyal amaçlı yapılar ile teknik altyapı yapılarının öngörüldüğü, bu tutumun üst ölçekli planın ilke ve stratejilerine aykırı olduğu, yeterli inceleme ve araştırmalar yapılmadan alanın karakterini değiştirecek arazi kullanım kararı değişiklikleri yapıldığı, bu durumun bir yandan 2007 yılı onaylı 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel ilkelerine ve mekansal stratejileri kapsamında plan bütünlüğüne aykırı olduğu, diğer yandan alt ölçekli planlar olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile fiili durum oluşturulduğu, bunun sonucunda plan kademelenmesinin tersine işletildiği, bunun planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu,
Hava koridoru işlevi yönünden; hava kirliliği tehlikeli düzeylere ulaşmış olan Ankara ilinin kentsel yayılma alanında, hava sirkülasyonunun kesilmemesinin gerekli ve önemli olduğu, diğer bir deyişle, hem Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı olarak belirlenen yüksek kotlu proje bölgesinin hem de arazinin düşük kotlu bölgesini oluşturan İmrahor Vadisinin, bir yerleşim alanına temiz hava taşıyan veya bir yerleşim alanındaki kirli havayı şehir dışına taşıyan, hava akımını kanalize eden topoğrafik yapılar olarak tanımlanabildiği, ayrıca İmrahor Vadisinin yaklaşık olarak kuzeydoğu – güneybatı istikametinde uzandığı, “Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm Projesi Kapasite Artışı Alan Genişlemesi ve Hazır Beton Tesisi ÇED Başvuru Dosyası”na göre, İmrahor Vadisinin ve yamaçlarının 1975-2010 yılları arasındaki rüzgar esme sayılarına göre Ankara’nın yıllık rüzgar gülündeki hakim rüzgarlar yönünde olduğu, bu nedenle Haymana, Gölbaşı, Bala, Elmadağ, Kalecik gibi ilçeleri için hava koridoru olduğu, dava konusu alanın üst kotundaki A bölgesinde birbirine paralel üç sıra kesintisiz yapı bloğu ve iki adet çok yüksek kule projelendirildiği, bina blokları arasında ya hiç boşluk bulunmadığı ya da bulunan boşlukların bir sonraki bina sırası tarafından kapatıldığı, birbirine paralel olarak oluşturulan üç sıra bina bloğunun, duvar etkisi yaparak rüzgar için büyük bir engel oluşturduğu ve çevresinde hava kirleticilerinin birikmesine neden olduğu, dolayısıyla bölgenin ve kentin hava kalitesini olumsuz yönde etkileyeceği,
Sürdürülebilir çevre yönünden; son yıllarda proje etki alanında bulunan Mogan ve Eymir Göllerinin yüksek kotlarda işletilmeye başlanıldığı, ancak analizlerde önerilen sel kapanlarının henüz yapılmadığı ve yapımına yönelik de henüz herhangi bir gelişmenin bulunmadığı, İncesu Sel kapanı çıkışındaki kapalı kesitli kanalda ve proje alanının da bulunduğu Eymir Gölü-İncesu Sel Kapanı arasındaki ana dere yatağında herhangi bir ıslah çalışması yapılmadığı göz önüne alındığında, yalnızca bölgede değil, aynı zamanda Ankara ilinin belirli kesimlerinde de taşkın riskinin oldukça yüksek olduğu, dava konusu alanın 760 metre güneybatısında Eymir Gölü, doğu sınırında 15 ila 1000 metre arasında değişen mesafede İmrahor Deresi yer almakta olup, alanının güney ve doğu yamaçlarının İmrahor Deresinin beslenme havzası içerisinde bulunduğu, ayrıca DSİ Bölge Müdürlüğü’nün 14.06.2010 tarihli yazısına göre alanın güneyinde 4.249 m2’lik alanın da taşkın sahası içerisinde kaldığı, dava konusu proje alanında tek taraflı ve hiçbir bilimsel/teknik çalışmaya dayanmayan arazi müdahalesinin hem kendisi hem de çevresindeki yerleşim yerleri için taşkın riskini artırdığı, afete maruz bu bant içerisinde yapılaşmaya asla izin verilmemesi ve derenin doğal akışını engelleyecek, arazi topografyasını değiştirecek herhangi bir çalışma yapılmaması gerektiği, uyuşmazlık konusu alanda İmrahor Vadi yatağının ağır yerleşim baskısı altında olduğu, derelerin doğal akışını engelleyen yapıların ve sık yön değiştirmelerin dere hidroliğini olumsuz yönde etkileyeceği, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm Alanında İmrahor Vadi tabanında bulunan ve önlemli alan (ÖA) olarak ifade edilen alanda, derenin ıslah edilmediği ve başka bir önlemin alınmadığı, dere ıslah edilse bile hemen kıyısındaki mevcut iki bina gibi sıfır giriş yüksekliğine sahip binaların asla güvenli olmadığı, projenin vadi kısmındaki (B ve C Bölgeleri) yapılaşma için “taşkın risk haritasının” yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğu, proje alanının düşük kotunun hemen dere kıyısında olması nedeniyle, bu noktanın mutlak risk (yani kırmızı kot) alanında olması ihtimalinin yüksek olduğu, ayrıca 2011 yılı onaylı yerleşime uygunluk haritasında Sancak Mahallesinin güneye bakan yamaçlarına düşen yağışın feyezan anında yamaç sellenmesi tehlikesi yaratacağının belirtildiği, bu alanların önlemli alan 5.19 olarak gösterildiği, yamaç sellenmesine yönelik DSİ’den alınacak görüşe bağlı kalınarak yapılaşmaya gidilmesi gerektiği halde, dere ıslahı yapılmak ve taşkından korunma yapıları inşa edilmek suretiyle çevredeki yerleşimlerin taşkından korumasına yönelik gerekli önlemlerin alınmadığı, mevcut devlet politikaları ve konuya ilişkin yasal düzenlemeler tümüyle yok sayılarak, söz konusu alanın plan tadilatı ile bloklar halinde inşaata açıldığı, İmrahor Deresinin hemen kıyısında bulunan taşınmazda farklı subasman seviyesi belirlenmesi gerekirken “sıfır giriş” şeklinde yapılan inşaatların tehlikeli bir yapay taşkın riski oluşturduğu, bu durum ileride telafisi mümkün olmayan ve bugünden net bir şekilde öngörülebilen hayati bir risk oluşturduğundan yer seçimi açısından uygun olmadığı,
Alanın jeolojik ve hidrojeolojik nitelikleri yönünden; Alanla ilgili 2 adet jeolojik-jeoteknik etüt raporunun bulunduğu, bunlardan ilkinin … Etüt ve Müşavirlik Ltd. Şti. tarafından, dava konusu alanın büyük bir kısmı (1,524,736.000 m²’si) için hazırlanmış ve 24.02.2005 tarihinde mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış olan imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporu, ikincisinin ise 2011 yılında … Zemin Araştırma Proje Ltd. Şti. tarafından 902 parsele ait ilave ve revize imar planına esas hazırlanan jeolojik-jeoteknik etüt raporu olduğu, bu raporlara göre, tamamen ayrışmış, şistlerden, yamaç molozu ve birikinti konisinden oluşan ve doğal eğimi %30’dan fazla olan alanlar ile aktif heyelanları kapsayan alanların yerleşime uygun olmayan alan olarak değerlendirildiği, yapılan sismik etüt çalışmasına göre alanda eski ve yeni heyelan yapılarının varlığının söz konusu olduğu, etüt raporunda da belirtildiği gibi, dava konusu alanda yüksek eğimli bölgelerde heyelan riski bulunduğu ve bu alanların kesin bir şekilde yerleşime uygun olmadığı, dava konusu planlama süreci boyunca ve sonunda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli ve … sayılı kararı ile onanmış olan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile A ve B bölgelerinde konut ve merkez kullanımlarında heyelan riski bulunan alanların yapılaşmaya açıldığı, diğer yandan C Bölgesinde birçok sosyal ve teknik altyapı alanının heyelan riskli alanlarda ayrıldığı, söz konusu alanların yapılaşmaya açılması durumunda kişilerin can güvenliğinin tehlike altında olacağı, aynı durumun “özel spor tesis alanı” ile “park ve rekreasyon alanları” için de geçerli olduğu, C Bölgesinde öngörülmüş olan park ve rekreasyon alanlarında E=0,05 yapı yoğunluğu ile yapılaşma öngörüldüğü, yapı yoğunluğu düşük bir düzeyde olsa da, restoran, kafe, eğlence, sportif ve rekreatif kullanımlara ilişkin yapılar üretilmesinin, alanın aktif yeşil alan olması ve kullanıcılar tarafından kullanılması anlamına geleceği, heyelan riski olan bir bölgenin kullanıcılara açılmasının can güvenliği riski oluşturacağı, bu nedenle C Bölgesinin kesin bir şekilde yapılaşmadan uzak tutulması için “pasif yeşil alan” olarak düzenlenmesi gerektiği, 2011 yılı onaylı jeolojik-jeoteknik etüt raporunda vadi tabanına yakın alanlarda şişme olduğunun, bu alanların oturma açısından sorunlu olduğunun belirtildiği, can güvenliği yönünden tehlike içerebilecek olan vadi tabanına yakın bölgelerin önceki 22.06.1992 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planında olduğu gibi yapılaşmadan uzak tutulması gerektiği, Eymir ve Mogan Gölleri ile başlayıp İmrahor Vadisi ile devam eden doğal yapının parçası olan vadi tabanına yakın bölgelerin yapılaşmaya açılmasının, bölgenin doğal yapısını olumsuz etkileyeceği, yüksekteki A Bölgesinde yer alan yapılaşmalarda ise, jeolojik etütlerde belirtilen mühendislik önlemlerine uyulmuş olduğu, yerleşime uygun olmayan alanlarda ve afete maruz alanlarda herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, heyelan riski olan yerlerde gerekli önlemlerin alındığı, tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Bu doğrultuda, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2017 tarih ve E:2011/9112, K:2017/10269 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2011/9113, K:2017/10271 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2012/2472, K:2017/10272 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2012/2974, K:2017/10273 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2012/2976, K:2017/10274 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2013/2072, K:2017/10275 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2013/4832, K:2017/10270 sayılı, 06/11/2018 tarih ve E:2014/3595, K:2018/8855 sayılı kararları ile, yukarıda detaylarına yer verilen bilirkişi raporu hükme esas alınarak; dava konusu imar planlarında öngörülen yapılaşma koşulları nedeniyle A bölgesinde hava sirkülasyonunun olumsuz etkileneceği, Ankara ilinin mevcut hava kirliliği probleminin hem bölgede hem de kent genelinde artacağı, dolayısıyla kentin hava kalitesinin olumsuz yönde etkileneceği anlaşıldığından, anılan imar planları ile A bölgesinde öngörülen yapılaşma koşullarının bu yönüyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu, B Bölgesi yönünden yapılan değerlendirmede, bu bölgenin jeolojik, hidrojeolojik, çevresel ve meteorolojik veriler bakımından uygun alan olmadığı, gerekli önlemler alınmaksızın yapılaşmaya açılmasının can ve mal güvenliği açısından büyük risk taşıdığı anlaşıldığından, dava konusu imar planlarının B Bölgesine ilişkin kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı, C Bölgesi yönünden yapılan değerlendirmede ise, içerisinde jeolojik ve jeoteknik veriler bakımından yerleşime uygun olmayan alanların yapılaşmasına olanak verilen kısmı hariç olmak üzere, alanın yapılaşmaya kapalı park ve rekreasyon alanı kullanımlarına ayrılması yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu imar planlarının A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlar yönünden iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, bu kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2019 tarih ve E:2018/2327, K:2019/5053 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2547, K:2019/5054 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2559, K:2019/5055 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2575, K:2019/5057 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2567, K:2019/5056 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2253, K:2019/5052 sayılı kararları ile onanarak kesinleşmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu imar plan değişikliklerinin A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, işlem tesis edilmeyen ya da eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihadı uyarınca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı sadece mahkemeye erişim hakkını değil bir hükmün ya da kararın uygulanmasını sağlama hakkını da içermektedir. Mahkeme Hornsby/Yunanistan kararında bu ilkeyi özetle şu şekilde ortaya koymaktadır: “Mahkeme’nin yerleşik içtihatlarına göre Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci fıkrası herkesin, medeni hak ve yükümlülüklerine ait uyuşmazlıklarını, bir mahkeme önüne getirme hakkını güvence altına almaktadır. Ancak, bir Sözleşmeci Devlet’in iç hukuk sistemi, nihai ve bağlayıcı bir kararın taraflardan birinin aleyhinde olacak şekilde uygulanmadan kalmasına izin verirse, bu hak yanıltıcı olacaktır. Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci fıkrasının, uyuşmazlığın taraflarına, muhakemenin adil, aleni ve süratli olması konusunda usuli güvenceler sağladığı halde, yargısal kararın yerine getirilmesini sağlamadığı düşünülemez. Bu maddeyi mahkemeye başvurma hakkı ve davanın yürütülmesiyle sınırlı bir şekilde yorumlamak, sözleşmeci Devletlerin Sözleşme’yi onaylarken saygı göstermeyi üstlendikleri hukukun üstünlüğü prensibiyle bağdaşmayacaktır.(bkz. Golder/Birleşik Krallık kararı 21 Şubat 1975, Seri A no 18, s.16-18, 34-36 paragraf) Bu yüzden, bir mahkeme tarafından verilen hükmün yerine getirilmesinin, Sözleşme’nin 6. maddesi bakımından yargılamanın bütünleyici bir parçası olarak görülmesi gerekmektedir. Mahkeme bu prensibi, daha önce yargılamanın uzunluğuyla ilgili davalarda da kabul etmiştir. (bkz. son olarak, 26 Eylül 1996 tarihli Di Pede/İtalya ve Zappia/İtalya kararları, Hüküm ve Karar Raporları 1996-IV, s. 1383-1384, paragraf 20-24 ve s. 1410-1411, sırasıyla 16-20) Söz konusu ilkeler, idari davalar bağlamında daha da büyük önem taşımakta, bir davacının devletin en yüksek idare mahkemesi önünde bir iptal davası açmakla, yalnızca ihtilaf konusu işlemin iptalini değil, aynı zamanda bu işlemin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istediği, bir tarafın bu tür işlemlere karşı etkili bir şekilde korunması ve hukuki durumun yeniden sağlanması, idari makamların bu mahkemenin kararına uyma yükümlülüğünü zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, idari makamların, kişilerin menfaatlerine uygun şekilde adalet yönetimine duyulan ihtiyaçla örtüşen hukukun üstünlüğüne tabi bir Devletin bir unsurunu oluşturdukları, idari makamların buna uymayı reddettikleri veya buna uymadıkları, hatta bunu geciktirdikleri durumlarda, yargılama aşamasında bir davacı tarafından sahiplenilen 6. maddeye dayanan teminatlar amaçsız kalacaktır.(Hornsby/Yunanistan, B.N: 18357/91, 19/3/1997)
Mahkeme sonrasında verdiği birçok kararında bu ilkeyi benimsemiş ve yargı kararının makul bir sürede uygulanmamasını adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. (Ahmet Kılıç-Türkiye,B.No: 38473/02, Aygün v.d./Türkiye, B.No. 5325/02, 5353/02 ve 27608/02, Tacea v. Romanya; Jelıcıc v. Bosna Hersek; Yurıy Nıkolayevıc v. Rusya)
Bu açıklamalar ışığında, Danıştay Altıncı Dairesinin ilk derece olarak baktığı davalarda yukarıda detaylarına yer verilen gerekçelerle iptaline hükmedilen önceki imar planı değişiklikleri ile dava konusu 09.01.2019 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri arasında farklılaşan durumun sadece, kazanılmış imar, inşaat, ruhsat ve nüfus haklarının korunacağına ve ruhsatlı durumun imar durumu olduğuna dair yargı kararlarını işlevsiz hale getirmeye yönelik plan notlarının eklenmesi olduğu, buna karşılık sosyal ve teknik altyapı alanlarının konumu ve büyüklüğü, merkez alanı ve konut alanı fonksiyonlarının konumu, büyüklüğü, içerisinde yer alabilecek kullanımlar, toplam inşaat alanı, brüt nüfus yoğunluğu gibi temel plan kararlarında, kesinleşen iptal gerekçelerini gidermeye yönelik bir değişiklik yapılmadığı görülmektedir.
Davalı idarece yargı kararlarının gereklerinin makul süre içinde yerine getirilmesi gerekirken; önceki imar planlarının temel kurgusu ve kararları korunarak, anlamlı olmayan bir kısım değişiklikler yapılmak suretiyle iptale konu işlevlerin ve yoğunluğun korunmasında ısrar edildiği, bu şekilde yargılama faaliyetinin etkisiz kılınmaya çalışıldığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkına ve hukuk devleti ilkesine aykırı olan dava konusu imar planı değişikliklerinin A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı yönünden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu imar plan değişikliklerinin C Bölgesinde “park ve rekreasyon alanı” işlevine ayrılan kısmı yönünden yapılan incelemede;
Uyuşmazlık konusu alana ilişkin önceki imar planlarına karşı açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile, uyuşmazlık konusu planlama alanının İmrahor Vadi tabanının da içerisinde yer aldığı orta bölümünün C Bölgesi olarak adlandırıldığı, bu bölge içerisinde jeolojik ve jeoteknik veriler bakımından yerleşime uygun olmayan alanların yapılaşmasına olanak verilen kısmı hariç olmak üzere, alanın yapılaşmaya kapalı park ve rekreasyon alanı kullanımlarına ayrılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle imar planı değişikliklerinin C Bölgesine ilişkin bu kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, planlama alanının “C Bölgesi” olarak adlandırılan orta bölümünde öngörülen park ve rekreasyon alanı işlevleri yönünden dava konusu imar planı değişikliklerinin iptali yolunda verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, A ve B bölgelerine ilişkin kısım ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısım yönünden oyçokluğuyla ONANMASINA, C Bölgesinde park ve rekreasyon alanı işlevine ayrılan kısım yönünden oybirliğiyle BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde, kesin olarak, karar verildi.

KARŞI OY (X) : Plan yapımına dair teknik kuralları belirleyen ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının 11. bendinde, imar planı; belde halkının sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamayı, sağlıklı ve güvenli bir çevre oluşturmayı, yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen ve bu amaçla beldenin ekonomik, demografik, sosyal, kültürel, tarihsel, fiziksel özelliklerine ilişkin araştırmalara ve verilere dayalı olarak hazırlanan, kentsel yerleşme ve gelişme eğilimlerini alternatif çözümler oluşturmak suretiyle belirleyen, arazi kullanımı, koruma, kısıtlama kararları, örgütlenme ve uygulama ilkelerini içeren pafta, rapor ve notlardan oluşan belge olarak tanımlanmış, aynı Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan “Her ölçekteki planlar Ek 2 de verilen lejant ve plan çizim normlarına göre hazırlanır.” düzenlemesi gereğince de plan çizimi ve arazi kullanımları gösterim şekillerinin, İmar Planı Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik eki plan lejant hükümlerine uygun olması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmüne göre imar planı; plan notları, lejant ve plan raporu ile bir bütündür. Planlama alanında kullanım kararları plan, pafta, notları ve lejantları ile getirilebilir. İmar planlarının yargısal denetimi yapılırken bu husus doğrultusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu alana ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı kararları ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı açılan ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112, E:2011/9113, E:2012/2472, E:2012/2974, E:2012/2976, E:2013/2072, E:2013/4832, E:2014/3595 sayılı dosyalarında ilk derece mahkemesi olarak bakılan davalarda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu imar planı değişikliklerine ait plan lejantında yerleşime uygunluk sınırının belirlendiği ve (¸) çizim şeklinde gösterildiği, dava konusu planlarda yapı yapılacak alanların tamamının yerleşime uygunluk sınırı içinde konumlandırıldığı, yerleşime uygun olmayan alan olarak belirlenen UOA-2.1. alanlarında ise bilirkişi raporunun aksine herhangi bir yapılaşma önerilmediği görüldüğünden, bilirkişi raporunun yerleşime uygun olmayan alanların yapılaşmaya açıldığına dair tespitinde isabet bulunmamaktadır.
Nitekim anılan bilirkişi raporunda, yükseklerde yer alan yapılaşmalarda jeolojik, jeoteknik etütlerde belirtilen mühendislik önlemlerine uyulduğu, uygun olmayan alanlarda ve afete maruz alanlarda herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, heyelan riski olan yerlerde gerekli düzünlemelerin yapıldığı, önlemlerin alınmış olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, vadi tabanlarında yapılaşma olduğu, bu alanda taşkın olma risklerinin bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğünün görüşünün ve belirttiği önlemlerin alınmadığı şeklinde bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelerin aksine, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığının 14.06.2010 tarihli yazısında, 4.249 m²lik alanın taşkın sahası olduğuna dair hiçbir ifadenin bulunmadığı, bilirkişilerin bu hususu neye istinaden söylediklerinin anlaşılamadığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığının … tarih ve … kayıt numaralı yazısından da, kentsel dönüşüm ve gelişime konu alanın taşkın durumu ve DSİ Genel Müdürlüğünün diğer faaliyetleri yönünden değerlendirildiği ve söz konusu alanda Genel Müdürlükçe yapılmış ve yapılması planlanan bir proje olmadığının belirtildiği, planlama sahasında çok sayıda yağış havzası küçük kuru dere yataklarının yer almakta olduğu Belediye altyapı hizmetleriyle bu konunun çözümlenebileceğinin ifade edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, yerleşime uygunluk sınırı dışında herhangi bir yapılaşmanın öngörülmediği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla A ve B Bölgelerine ilişkin kısım ile C Bölgesinde park ve rekreasyon alanı dışında kalan kısım yönünden Dairemiz kararına katılmıyorum.