Danıştay Kararı 6. Daire 2021/6013 E. 2021/14119 K. 16.12.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/6013 E.  ,  2021/14119 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/6013
Karar No : 2021/14119

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Bakanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Muhtarlığı Tüzel Kişiliği Adına …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kırklareli İli, Merkez İlçesi, … mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan “… Ruhsat Numaralı II. Grup Dolomit Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı” projesiyle ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 17/02/2020 tarih ve E:2019/19949, K:2020/1864 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla (çevre mühendisi, orman mühendisi, ornitolog, meteoroloji mühendisi, ziraat mühendisi, maden mühendisi ve hidrojeoloji mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle) mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenenen bilirkişi raporunda özetle; “1- Bu raporun 4.1. Çevre Mühendisliği Yönünden Kanaat kısmında açıklamalarla belirtildiği üzere projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin olacağı, ÇED raporunun yeterli uzman personel tarafından hazırlanmadığı, raporun yeterli bilimsel verilere dayanmadığı, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detaylar içermediği, “çevresel etki değerlendirmesi olumlu” kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmediği, Kırklareli İl Çevre Düzeni Planı’nın plan notları ile uyumlu olmadığı için çevre mühendisliği açısından uygun olmadığı, 2- Projenin, ÇED Yönetmeliği Ek-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler kapsamında olduğu, proje konusu alanın kapalılık konusunda çeşitlilik arz eden bir yapıda olduğu, proje konusu alanın kapalılık konusunda farklı kapalılık tipleri arz eden bir yapıda olduğu, bununla birlikte ağırlıklı olarak meşe türlerinin olması orman ürünleri açısından değerli bir kaynağın bu alanda bulunduğunu göstermektedir ki meşenin kolay yetişmeyen gençliğinde siper isteyen ve bu oranda gelişen bir ağaç türü olması nedeniyle ormancılık tekniği açısından eksik olduğu, yağış alan ve erozyon riski olan alanlarda bitki örtüsünün kaldırılmasının çok büyük aksaklık taşıdığı ve kimsenin bunun önüne geçemeyeceği, raporda da bu konuda bir planın olmadığı, bu yönden eksik olduğu, ormanların temel fonksiyonları açısından risk değerlendirilmesinin yapıldığına dair raporda bir bilgiye rastlanılmadığı ve bir eksiklik görüldüğü, raporda endemiklik tespitinin, orman botaniği alanında uzman görüşü alınarak karara varılması gereken bir konu iken, orman mühendisi tarafından doğrudan karar verilmesinin bir eksiklik olduğu, katılımcılığın en önemli uygulama alanı olan ormancılıkta ve madencilikte, konunun bu yönünün raporda zayıf olduğu ve önemli bir eksiklik oluşturduğu ve nihai sonuç olarak, yukarıda belirtilen tüm konular bakımından, projenin ormancılık açısından uygun olmadığı, 3- Proje sahasında yapılan Flora ve Fauna Raporunun Uzman araştırıcı tarafından yapılmadığı hem süre hem de metot olarak çok eksik olduğu, Ornitolojik verilerin yetersiz olduğu ve proje sahasının önemli kuş göç yolları üzerinden bulunması nedeniyle göçmen kuşlar açısından değerlendirilmediği, maden işletmesine başlamadan önce yeniden yapılacak gözlem ve izleme çalışmalarının en az bir yıl süreyle (göç ile üreme dönemlerini, yaz ve kış dönemini kapsaması gerektiğinden tam yıl izleme gerekli) yapılmasının, faaliyetin kuşlar üzerine etkilerinin araştırılmasının ve yeniden ayrıntılı bir rapor hazırlanmasının zorunlu olduğu, ayrıca hazırlanacak raporda; bölgeyi kullanan kuş türleri ve tehlike kategorileri (Bern, IUCN, Ulusal Kırmızı Liste, AB Kuş Direktifi), sayıları bulunma durumları (yaz göçmeni, kış göçmeni, yerli, ürüyor, geçit kuşu, rastlantısal) tespit edilmesi, bölgede saptanan türlerin uçuş yükseklikleri, uçuş koridorları, bölgenin iklimsel ve meteorolojik verileri, rüzgâr/hava akımı bilgilerinin verilmesi gerektiği, kuş türlerinin özellikle konakladıkları ve yoğunlaştıkları alanlar ile bölgeyi kullanan kuş türlerinin popülasyonları tespit edilerek çalışma sırasında herhangi bir değişim miktarı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, proje sahasını göç rotası olarak kullanan kuşların sahayı kullanım olanakları ve biçimlerinin mutlaka net olarak belirlenmesi gerektiği, aksi takdirde maden faaliyeti sonrası ornitolojik açıdan telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkabileceği, maden sahası inşaatı yapımına başlamadan önce Nisan – Ağustos ayları arasında aktif olan yarasaların sahayı kullanma durumlarını ortaya çıkaran bir raporun da uzman memeli araştırmacıları tarafından hazırlanmasının gerektiği, proje sahasının raporda da belirtildiği gibi, üç köye çok yakın olması nedeniyle faaliyete geçtikten sonra bu bölgede oluşacak toz kirliliğinin, proje sahası ve yakın çevresinde bulunan doğal bitkiler ve yöre halkının yetiştirdiği kültür bitkileri üzerinde çok büyük zararlar oluşturacağı, oluşacak kirliliğin besin zinciri yoluyla insan dahil tüm canlılar üzerinde telafisi mümkün olmayan hastalık ve diğer zararların oluşmasına yol açabileceği, raporda belirtilen 6 temel tespitin yerine getirilmeden yapılacak maden ocağı faaliyetinin sağlıklı olmayacağı ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı, ornitolojik önerilerinin yerine getirilmesi ve bu konuda hazırlanacak rapor ya da raporlar sonucuna göre madencilik faaliyeti projesinin yeniden değerlendirilmesinin faydalı olacağı, nihai sonuç olarak, yukarıda belirtilen tüm konular bakımından, projenin flora, fauna ve özellikle ornitoloji (kuşlar) acısından uygun olmadığı, 4- Faaliyet alanının ormanlık alanda yer aldığı, tarım alanları, orman alanları, mera alanları ve bunlardan elde edilecek tarımsal ürünler ve burada yaşayan canlıların birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceği, yaşam koşulları açısından birbirlerinden etkilendiklerinden, bu faaliyetin yapılması durumunda tarımsal üretimin zarar göreceği ve bu durumdan da bu bölge halkının her türlü etkileneceği için dava konusu alanda yapılacak kalker madeni işletme faaliyetleri için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı”na ilişkin olarak raporun içinde belirtilen tüm konular bakımından, projenin ziraat mühendisliği açısından uygun olmadığı, 5- Raporda, jeoloji ve hidroloji açısından görülmektedir ki yeterli bir çalışma yapılmadığı ve eğer böyle bir şey ile karşılaşırsak gibi tabir yerinde ise bir kapıyı açık bırakarak üretimin durdurulacağının belirtildiği, burada resmin bütününe bakılmasının gerektiği, tüm havza düzeyinde gerek yüzeysel akış (yağış suları ve dereler) ve gerekse yeraltı suyu akış konumu yeterli inceleme yapılmadan bir çalışma yapıldığı, akifer tabakaların (kapasite ne olursa olsun) seviyelerinin ve yer altı suyu seviyelerinin yeterince incelenmediği ve “Yer Altı Su Tablası Haritası”nın hazırlanmadığı, yer altı suyunun akış yönü ve seviyelerinin tespit edilmesi gerektiği, yılda 81 adet patlatma yapılacağı, bu patlatmalarda toplam 254.275 ton/yıl ANFO, 5.832 ton/yıl dinamit kullanılacağı, sahanın Koruköy’e 850 m mesafede olduğunun belirtildiği, patlatmadan dolayı Koruköy ve yöre köylerinin sularının kirlendiği ve debilerinin azaldığı şikâyetinin bulunduğu, Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün yazısında yörede 3 proje daha olduğunun belirtildiği, ayrıca DSİ 11. Bölge Müdürlüğünce yer altı suyunun yüzeye yakın olduğu, yer altı su seviyeleri tespit edildikten sonra, DSİ tarafından yer altı su seviyesinin maksimum 20 m üstüne kadar madencilik faaliyetine izin verildiği, patlatmalarda DSİ tarafından farklı taahhütlerde bulunulmasının istenildiğinin belirtildiği, dolayısıyla diğer 3 projenin de kapasite artırımı talep etmesi ile bölgenin kümülatif olarak ciddi boyutta incelemeye tabi tutulması gerektiği, proje alanının 1 km uzağında çiftlik olduğu ve burada 780 koyun, 760 büyükbaş, 400 adet eşek bulunduğu, dolayısıyla ciddi bir yaşam alanının olduğu ve bu alanın da tehdit altında bulunduğunun belirtildiği, bölge çevre düzeni planlarında da doğal yaşamın korunması ve kamu yararının gözetilmesi gerektiğinin belirtildiği, madencilik sektörünün işlerlik kazanmasının sürdürülebilir olması gerektiği, ancak bunun yanında doğal yaşam koşullarının ortadan kaldırılmasının ise kabul edilemeyeceği, taş ocaklarının işletilmesi; yüzey sularının ve yer altı suyunun akış düzeninin bozulması ve açılan yarmalardan su kaybının gerçekleşmesi, yarmalardan çıkan suların gereksiz bir şekilde buharlaşarak yörenin faydalanmasının dışına çıkması, yüzey suyunun ve yer altı suyunun ince daneli malzeme ile kirletilmesi (bulanıklaşması), yer altı su akiferlerinin çökmesinin (özellikle karstik arazilerdeki erime kanallarının çökerek kapanması), suyun yer altında bağlantısız kapanımlara dönüşerek sudan faydalanılamaz hale gelmesi demek olduğu, bölgenin Jeolojik ve Hidrojeolojik yapısı açısından; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının yeterince araştırılmadan verildiği, projenin jeoloji mühendisliği açısından bilimsel yeterliliğinin yerinde olmadığı, 6- Raporda, Maden Mühendisliği Değerlendirmesi başlığı altında sayılan tüm bu nedenlerle; Kırklareli İli, Merkez İlçesi, Koruköy Mevkiinde bulunan ve müdahil uhdesindeki …ruhsat nolu II. Grup dolomit madeni ruhsatlı sahada dolomit üretimi yapılmak amacıyla düzenlenen proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının maden mühendisliği açısından uygun bulunduğu, 7- Raporda Meteoroloji Mühendisliği Değerlendirmesi başlığı altında maddeler halinde sıralanan hususların ÇED raporunda eksik olduğu veya bulunmadığının tespit edildiği, belirtilen tespitler ile dava konusu ÇED raporunun kabul edilebilir nitelikte olmadığının ortaya konulduğu, ÇED raporunda meteorolojik, iklimsel ve hava kirliliği analizlerinin tekrar yapılmasının gerekli olduğu, sonuç olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının yeterince araştırılmadan verildiği ve meteoroloji mühendisliği açısından uygun olmadığı” şeklinde tespit ve görüşlere yer verildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi üzerine, davalı idare ve müdahil tarafından rapora itiraz edildiği, itiraz üzerine 14/01/2021 tarihli ara kararı ile davalı idare ve müdahil tarafından yapılan itirazlar doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor istenildiği, bilirkişilerce düzenlenen 22/02/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, maden mühendisi haricinde görüş bildiren bilirkişilerin önceki beyanlarını tekrar ederek “ÇED Olumlu” kararına ilişkin görüşlerinin olumsuz olduğu ve kanaatlerinin değişmediği görülmüştür.
Bilirkişi ek raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, davalı idare ve müdahil tarafından yapılan itirazlar raporu kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığından, söz konusu raporun ve ek raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanılan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde; projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin olacağı, ÇED raporunun yeterli uzman personel tarafından hazırlanmadığı, raporun yeterli bilimsel verilere dayanmadığı, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detaylar içermediği, halkın toplantısının yetersiz bir şekilde yapıldığı, Çevre Düzeni Planında belirtilen hususların dikkate alınmamasının ilgili raporun bilimsel olmayan bir şekilde hazırlandığı izlenimine yol açtığı, ormanların temel fonksiyonları açısından risk değerlendirilmesinin yapıldığına dair raporda bir bilgiye rastlanılmadığı ve eksiklik görüldüğü, raporda endemiklik tespiti orman botaniği alanında uzman görüşü alınarak karara varılması gereken bir konu iken, orman mühendisi tarafından doğrudan karar verilmesinin bir eksiklik olduğu, erozyon konusunda alınacağı ifade edilen tedbirlerin yazılı olduğu metinde, ne şekilde ve ne ölçüde ne sıklıkta yapılacağının detaylı yazılmadığı, toprak kayması, göçük gibi tehlikelere karşı bir detay da görülmediği, bitki listesinin istenen ek alanda arazi çalışması ile yapılmadığı, projenin sosyal boyutu ile ilgili eksiklik olduğu, kesilecek ağaçlar nedeniyle orman ekosisteminin yakın orman parçası ile birlikte zarar göreceği, proje sahasında yapılan flora ve fauna raporunun uzman araştırıcı tarafından yapılmadığı, hem süre hem de metot olarak çok eksik olduğu, ornitolojik verilerin yetersiz olduğu ve proje sahasının önemli kuş göç yolları üzerinden bulunması nedeniyle göçmen kuşlar açısından değerlendirilmediği, madencilik faaliyetinin yapılması durumunda tarımsal üretimin zarar göreceği ve bu durumdan da bu bölge halkının etkileneceği, yüzey suları ile yer altı suyu arasındaki ilişkilerin tanımlanmadığı, yöredeki içme ve kullanma sularının temininde ciddi tehlike oluşturup oluşturmayacağı konusunda bilimsel ve teknik veri bulunmadığı, açılması gereken sondajlarla uzun süreli yer altı su seviyelerinin gözlemlerinin yapılmadığı, yer altı suyunun akım yönünün tespitine yönelik çalışma yapılmadığı, bölgesel bir yer altı suyu haritasının çizilmediği, yapılacak patlatmalarda kullanılan miktarın jeolojik etki derinliği ve akifer seviyelerin nasıl etkileneceği, yer altı su yolunun bunlardan etkilenip etkilenmeyeceği konusunun yeterince açıklanmadığı, 2013 yılı meteorolojik verilerinin hangi yöntem ile belirlendiğinin bilinmediği, çevre tesislerden çıkabilecek emisyonların kümülatif değerlendirmeye alınmadığı, ÇED raporunda meteorolojik, iklimsel ve hava kirliliği analizlerinin tekrar yapılmasının gerekli olduğu dikkate alındığında, eksik ve yetersiz ÇED raporuna dayanarak tesis edilen dava konusu “ÇED olumlu” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, halkın katılımı toplantısının toplantı yapılmadan 15 gün önce yerel ve 11 gün önce ulusal gazetede toplantı yeri, tarihi ve saatini belirten ilanların yapıldığı ancak söz konusu tarihte yapılan toplantıda yöre halkının bilgilenmek istemediklerini beyan ederek toplantı mahalline gelmedikleri, dolayısıyla toplantının kamu personeli, ÇED danışmanlık firması ve işletme yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirildiği, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ÇED raporunda karşılığının bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, halkın katılımının sağlanması amacıyla gerekli duyuruların yapıldığı, bu yönüyle davalı idarenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, yöre halkı toplantıya katılmak istemediği için herhangi bir görüş ve öneri alınamadığı, projeyle ilgili Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün de olumlu görüşünün bulunduğu, bilirkişi raporunun aksine flora- fauna çalışmasının biyolog tarafından yapıldığı, erozyona karşı alınacak önlemlerin detaylandırıldığı, proje alanının en yakın yerleşim yerine 2 km mesafede olduğu, dolayısıyla sosyal boyutun nasıl olumsuz etki göstereceği hususunun anlaşılamadığı, projenin flora ve fauna üzerindeki etkilerinin ÇED raporunda değerlendirildiği ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce yeterli bulunduğu, ziraat mühendisi tarafından yapılan tespitlerin soyut nitelikte ve öngörüye dayandığı, hidrojeolojik etüt raporunun ne yönden eksik olduğunun tam olarak ortaya konulamadığı, tesisin 2 km’lik çapta yer alan tüm diğer tesis ve karayollarından oluşabilecek emisyonlarla beraber kümülatif değerlendirmesinin yapıldığı, muhtemel çevresel etkilerin öngörüldüğü ve gerekli taahhütlerin verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Kararda belirtilen gerekçeyle Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, 29/10/2021 günlü, 31643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi uyarınca, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiğinden, husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesine karar verilerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kırklareli İli, Merkez İlçesi, … Mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından ilk olarak maden ocağı işletmeciliği ve konkasör tesisi projesi ile ilgili 12/05/2006 tarihli ÇED Gerekli Değildir kararı, ocak alanında kapasite artışı yapılmasının planlanması sonrasında ise, dolomit ocağı projesiyle ilgili … tarih ve … sayılı ÇED Gerekli Değildir kararı verilmiştir.
Her iki ÇED kararı neticesinde toplam çalışma alanı 24,44 hektara ulaşmıştır. Dava konusu projenin, 96,95 hektarlık ruhsat alanının 71,8 hektarlık kısmında yapılmasının planlanması ile 24,44 hektarlık çalışma alanının, 71,8 hektarlık alana çıkacağı, böylece mevcut durumda yıllık 250.000 ton/yıl dolomit madeni üretimi yapılmakta iken, kapasite artışı ile birlikte yıllık üretim miktarının 3.000.000 ton/yıl olmasının öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Ruhsat sahasında hâlihazırda yıllık 250.000 ton/yıl kapasite ile çalışan kırma – eleme tesisi bulunmakta olup, kapasite artışından sonra 250.000 ton/yıllık kapasitenin 540.000 ton/yıla çıkarılması ve ayrıca bir adet 540.000 ton/yıl kapasiteli yeni bir kırma eleme tesisinin kurulması planlanmıştır.
Gerek maden ocağında, gerekse kırma eleme tesisinde sözü edilen kapasite artışıyla ilgili hazırlanan ÇED raporunun davalı Bakanlık tarafından yeterli bulunması neticesinde, söz konusu projeyle ilgili ÇED Olumlu kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır, “Çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler” başlıklı 7. maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına, “Halkın katılımı toplantısı” başlıklı 9. maddesinde; “(1) Halkı yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere; Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar ve proje sahibinin katılımı ile Bakanlıkça belirlenen tarihte, projeden en çok etkilenmesi beklenen ilgili halkın kolaylıkla ulaşabileceği Valilikçe belirlenen merkezi bir yer ve saatte Halkın Katılımı Toplantısı düzenlenir. a) Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar toplantı tarihini, saatini, yerini ve konusunu belirten bir ilanı; projenin gerçekleştirileceği yörede yayınlanan yerel süreli yayın ile birlikte yaygın süreli yayın olarak tanımlanan bir gazetede toplantı tarihinden en az on (10) takvim günü önce yayınlatır. b) Halkın Katılımı Toplantısı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürünün veya görevlendireceği bir yetkilinin başkanlığında yapılır. Toplantıda; halkın, proje hakkında bilgilendirilmesi, görüş, soru ve önerilerinin alınması sağlanır. Başkan, katılımcılardan görüşlerini yazılı olarak vermelerini isteyebilir. Toplantı tutanağı, bir sureti Valilikte kalmak üzere Bakanlığa gönderilir. (2) Valilik, Halkın Katılımı Toplantısı ile halkın görüş ve önerilerini bildirebileceği süreç ile ilgili zamanlama takvimini ve iletişim bilgilerini halka duyurur. Halkın görüş ve önerileri, zamanlama takvimi içerisinde Komisyona sunulur. (3) Komisyon üyeleri, kapsam belirlemesi öncesinde proje uygulama yerini inceleyebilir, kendilerine iletilen tarihe göre Halkın Katılımı Toplantısına katılabilirler. (4) Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından halkı bilgilendirmek amacıyla broşür dağıtmak, anket, seminer gibi çalışmalar Halkın Katılımı Toplantısından önce yapılabilir veya internet sitesinden yayınlanabilir.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 7. maddesinde sayılan projelerin çevresel etki değerlendirmesi sürecine tabi olduğu ve bu projeler için ÇED raporu hazırlanarak Bakanlığa sunulması gerektiği, halkın proje hakkında bilgilendirilmesi, görüş ve önerilerinin de projeye yansıtılabilmesi amacıyla halkın katılımı toplantısı yapılmasının öngörüldüğü, bu amaçla da toplantı tarihini, saatini, yerini ve konusunu belirten bir ilanın toplantı tarihinden en az 10 gün önce yerel süreli yayın ile birlikte yaygın süreli yayın olarak tanımlanan bir gazetede yayımlatılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; çevre mühendisi tarafından, gerekli duyuruların yapılmasına rağmen yapılan toplantıya halkın katılımının gerçekleşmediği, dolayısıyla halkın bu projeye karşı olduğunun anlaşıldığı, ÇED sürecinin başarılı olmasının temel ilkesinin halkın katılımı olduğu, yöre halkının temsilcilerinin ve ilgili grupların rızasının alınmadığı, gerekli doküman ve belgelerin ulaştırılmadığı yönünde değerlendirme yapılması nedeniyle İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilirken, halkın katılımı toplantısının yetersiz bir şekilde yapıldığı gerekçesine de yer verilmiş ise de, 27/02/2018 tarihinde yapılan halkın katılımı toplantısının 15 gün öncesinde (12/02/2018) yerel gazetede, 11 gün öncesinde ise (16/02/2018) ulusal gazetede; toplantının konusu, yeri, tarihi ve saati belirtilmek suretiyle yayımlandığı ve kamu personeli, ÇED danışmanlık firması ve işletme yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda halkın bilgilenmek istemediklerini, yatırıma karşı olduklarını beyan ettikleri ve toplantıyı protesto ederek toplantı yerinden ayrıldıkları yönünde tutanak tutulduğu dikkate alındığında, halkın katılımı toplantısının, yukarıda yer verilen Yönetmeliğe uygun ilan edildiği anlaşılmış olup, davalı idarenin üzerine düşen yükümlülüğü bu yönüyle yerine getirdiği sonucuna varıldığından, halkın kendi tercihiyle toplantının konusunu, yerini, tarihini ve saatini bildiği halde toplantıya katılmaması karşısında, halkın katılımı toplantısının yetersiz bir şekilde yapıldığından söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, halkın katılımı toplantısının yetersiz bir şekilde yapıldığı yönündeki gerekçenin çıkartılması suretiyle dava konusu “ÇED Olumlu” kararının, kararda belirtilen ve yukarıda özetlenen diğer gerekçelerle iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ile davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı yanında müdahile iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 16/12/2021 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının aynen onanması gerektiği oyu ile gerekçeli olarak onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.