Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/8690 E. , 2022/8946 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/8690
Karar No : 2022/8946
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kimya Sanayi A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Ağaç San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kocaeli ili, Başiskele İlçesi sınırları içerisindeki … -… -… ve … -… paftalarını kapsayan 19.06.2018 onay tarihli Liman Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile anılan planlara yapılan itirazın reddine dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu uygulama imar planında öngörülen liman kullanımına ilişkin tarama ile ilgili Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Ekler kısmında uygulama imar planı gösterimlerinde yer alan liman taraması arasında bir farklılık bulunmadığı, ancak liman türünün (konteyner, kruvaziyer, Ro-Ro vs.) gösterimlerle belirtilmediği, plan sınırı içerisindeki kararların (imar yolu, girişler vs.) sınır dışındaki kararlar ile bütünleşecek biçimde alınmasının planların uygulanabilirliği açısından önemli olduğu, ancak plan kapsamında bu yönde bir değerlendirmenin yapılmayarak bu durumun plan notları ile sonraya bırakılmasının planın çevre planlarla bütünleşmesi açısından eksiklik oluşturduğu, plan açıklama raporunda belirtilen verilere göre yoğun kullanım öngörülen limanın, ulaşım talebini arttıracağı, mevcut olan yolların kavşak ile bağlantısındaki sıkıntıları arttıracağı ve bölgedeki diğer fonksiyonlardan faydalanmak isteyenlerin de trafik sorunları yaşamasına sebep olacağı, ÇED raporu 4.41’de belirtilen bu bölgede Başiskele Belediyesi tarafından yapılması planlanan kentsel ve bölgesel spor alanının yerleşim yerine 200 metre mesafede olan caddenin trafiğinden olumsuz etkilenebileceği, ayrıca araç trafiğinden oluşacak egzoz emisyonları ve farklı boyutlardaki partikül maddelerin anlık rüzgar yönüne göre bu alana taşınma riski bulunduğu, alandan kaynaklanacak bir tozumanın kentsel ve bölgesel spor alanını ve mevcut iskele yapılarını olumsuz etkileyebileceği, özellikle yağışın az olduğu aylarda oluşabilecek ağaç tozlarının başka alanlara taşınması mümkün olduğundan ciddi riskler taşıdığı, davaya konu olan iskelenin tamamlanması ve faaliyete geçmesi sonucunda ÇED raporunda belirlenen önlemlere uyulsa bile özellikle çevre halkının yararlanacağı kentsel ve bölgesel spor alanı noktasında insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek sonuçların oluşabileceği, öte yandan planlama alanında yangın risk analizinin yapılmadığı, depolama şekli ve alınacak tedbirlerin planın bir eki olacak yangın ve patlamadan korunma dokümanı olarak hazırlanması gerektiği göz önüne alındığında, dava konusu planların üst ölçekli planlara, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu planların üst ölçekli planları niteliğindeki 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planına uygun olduğu, yönlendirici plan niteliğindeki 1/50.000 ölçekli İzmit Körfezi (Kocaeli-Yalova) Bütünleşik Kıyı Alanları Planı (KY-BKAP)’nın 4.4.2. Plan Hükümleri D-22 maddesinde belirtilen “Ticari Kıyı Yapılarının “Toplulaştırması”na ilişkin hükümlerin zorunlu olmayıp ihtiyari olduğu, dolayısıyla dava konusu planlar ile önerilen kıyı yapısının (liman alanı) Bütünleşik Kıyı Alanları Planına aykırı olmadığı, dava konusu planların yapılmasına ilişkin geçerli gerekçelerin bulunduğu, söz konusu planlarda liman gösteriminin yapıldığı, plan açıklama raporu ve plan teklifine göre dava konusu alanda ne tür faaliyet yapılacağının belli olduğu, bu nedenle dava konusu planların belirsizlik içermediği, ayrıca uyuşmazlık konusu plan değişikliği ile oluşacak trafiğin mevcut ulaşım sisteminin kapasitesi göz önüne alındığında önemli bir artış meydana getirmediği, öte yandan planlama alanında yapılmak istenen projeye ilişkin olarak “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının verildiği ve anılan kararın iptali için dava açılmadığı, bununla birlikte doğal ve teknolojik risklere karşı ve çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin tedbirleri içeren nihai ÇED raporu ve eklerinde belirtilen taahhütlere uyulması zorunluluğunun 1/1000 ölçekli uygulama imar planının plan notlarında ‘Özel Hükümler’ başlığının 5. maddesinde yer verildiği, kurumların nihai görüşlerinin olumlu olduğu, bilirkişi raporundaki çevre kirliliği ve yangın analizine ilişkin tespitlerin planın uygulama aşamasını ilgilendiren hususlar olduğu, ayrıca planlama alanında benzer nitelikte tesisler bulunduğundan bilirkişi raporunda ve idare mahkemesi kararındaki eleştirilere itibar edilmemiş olup, uyuşmazlık konu planların plan hiyerarşisine, Bütünleşik Kıyı Alanları Planı hükümlerine, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi tarafından yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki dava konusu planlara dair belirtilen hukuka aykırılıkların ve teknik konularda yapılan tespitlerin aksini ortaya koyacak nitelikte yeni bir rapor aldırmadan anılan rapordaki görüşlerin yok sayıldığı, Bütünleşik Kıyı Alanları Planının dikkate alınmadığı, ayrıca ilgili kurumların açıkça olumsuz görüş bildirdiği, dava konusu planların çevreye vereceği zararlar, trafik sorunları, yangın-patlama riski gibi hususlarda ciddi riskler taşıması nedenleriyle kamu yararına açıkça aykırı olduğu, sadece bir şirketin nakliye işleri için yapılan söz konusu planların, alandaki diğer sanayi tesislerinin üretimini tümüyle engelleyecek olması ve maruz kalınacak riskler göz ardı edildiğinden kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davalı ve Davalı Yanında Müdahil tarafından, temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbiri bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Kocaeli ili, Başiskele İlçesi sınırları içerisindeki Yeniköy bölgesinde …-…-… ve …-…-… paftalarını kapsayan alanda Liman Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 19.06.2018 tarihinde onaylanmıştır. Anılan planlar ile davacı şirketin maliki olduğu sanayi alanı kullanımlı … ve … parsel sayılı taşınmazların uzantısında, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında -yaklaşık 22.644 m2’lik bir alanda- liman tesisi yapılması ve müdahil şirketin tutkal ve orman ürünleri üretim tesisinin ham maddelerinin taşınması amaçlanmıştır.
Söz konusu planlar 31.07.2018-03.09.2018 tarihleri arasında askıya çıkarılmış ve davacı şirket tarafından, askı süresi içinde, 28.08.2018 tarihli dilekçe ile, ticari amaçlı kullanılacak liman sahasında yapılacak odun cipsi depolaması ve nakliye işlerinin çevreye ve hijyen malzemeleri üretimi yapılan şirketlerinin üretimine ciddi zararlar vereceği, planlama ile yapılacak kimyasal depolama sonucu oluşacak tozların, tesislerinin havalandırma filtrelerini tıkayacağı, bacalarından içeri girerek üretim alanları ve üretilen ürünlerde kirliliğe yol açacağı, ayrıca yangın riski oluşturacağı gerekçeleriyle yapılan itiraz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3621 sayılı Kıyı Kanununun “Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Denizde Yapılacak Yapılar” başlıklı 6. maddesinin son fıkrası, “Özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri, bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar plânı ile belirlenir. Bu yapı ve tesisler yapım amaçları dışında kullanılamazlar.”; Aynı Kanunun “Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar” başlıklı 7. maddesi, “Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir.; (Değişik fıkra: 18/6/2017–7033/34 md.) Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlık, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından; 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki planlar, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre ve 4737 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan Kanunun 4/A, 4/C ve 4/Ç maddelerine göre tasdik edilir. Doldurma ve kurutma işlemleri yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılır. Bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, özel mülkiyet konusu olamaz. ; Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir.” hükmünü içermektedir.
3194 sayılı İmar Kanununun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, 5. maddesinde nazım imar planı, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluğunu, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
14.06.2014 tarih ve 29030 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “Genel planlama esasları” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrası, “Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır….”; i) Planlama süreci; araştırmaların yapılması, sorunların ortaya konulması, veri ve bilgi toplama ile ilgili analiz aşaması; bilgilerin bir araya getirilmesi, birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili sentez aşaması ve plan kararlarının oluşturulması aşamalarından oluşur.”; j) “Planların hazırlanmasında plan türüne göre katılım sağlanmak üzere anket, kamuoyu yoklaması ve araştırması, toplantı, çalıştay, internet ortamında duyuru ve bilgilendirme gibi yöntemler kullanılarak kurum ve kuruluşlar ile ilgili tarafların görüşlerinin alınması esastır.”; k) “Planların iptal edilmesi halinde, daha önce alınan kurum ve kuruluş görüşleri ile birlikte yapılan analiz ve sentez çalışmaları yeni plan hazırlanmasında bu Yönetmelik kapsamında yeniden değerlendirilir.” hükmünü; aynı Yönetmeliğin “Araştırma ve analiz” başlıklı 8. maddesi, “(1) Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır.”; (3) Kurum ve kuruluşların plan yapım aşamasında plan alanına yönelik ihtiyaç duydukları eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesis, emniyet ve güvenlik vb. hizmet alanları ile bu alanlara ilişkin standartları bildirmeleri esastır. Bu amaçla nazım imar planı yapım aşamasında kurumların görüşü alınır.”; aynı Yönetmeliğin “Nazım imar planı” başlıklı 23. maddesi, “Nazım imar planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır.”; “Planlama alanı” başlıklı 28. maddesi, “Planlama alanı sınırı; kıyı ve coğrafi, ekonomik, sosyal, tarihsel ve ulaşım bakımından etkileşimde olduğu doğal çevre, kullanım ve faaliyetler esas alınarak ve gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenir.
” hükmünü içermektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan 05.06.2015 tarih ve 9573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İzmit Körfezi (Kocaeli-Yalova) Bütünleşik Kıyı Alanları Planı D-12 sayılı plan notu, “Plan kapsamında yer alan ve bu planın onay tarihinden önce onaylanmış olan dolgu ve kıyı yapılarına ait imar planları geçerlidir. Bu planın onay tarihinden önce Yetkili idarelere iletilen, meri mevzuata uygun olarak ilgili kurum ve/veya kuruluş görüşlerine sunulmuş olan ve/veya ilgili kurum ve kuruluşlarca uygun bulunan plan teklifleri ve planlama süreci başlatılmış tekliflere ilişkin iş ve işlemler bu planın ilkelerine aykırı olmamaları kaydıyla yetkili idarece değerlendirilerek ilgili mevzuat kapsamında sonuçlandırılır.”; D-24 sayılı plan notu, “Yetkili idarece, İl düzeyinde mevcut kıyı yapılarındaki Brüt Kıyı Yapıları Yük Miktarının en az % 60’ının veya Faal Kıyı Yapıları Yük Miktarının %80’inin kullanılmadığının Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından alınacak görüş doğrultusunda kesinleştirilmesi halinde veya yapılması talep edilen kıyı yapısı veya düzenlemesine ilişkin kıyı geri sahasında gerekli arazi kullanım düzenlemeleri ile ulaşım bağlantılarının üst ölçekli mekânsal planlara uygun olmadığı veya üst ölçekli mekânsal planlarda gerekli düzenlemenin yapılamadığına ilişkin ilgili idarece görüş verildiği durumlarda yeni bir kıyı yapısına, mevcut yapılarda kapasite artışlarına veya kullanım değişikliğine izin verilmez.
“; D.25 sayılı plan notu, “Bu planda belirlenen öncelikli tesisler kapsamında gelen kapasite artışı ve yeni tesis yapılmasına dair talepler; Planlama bölgesinde yer alan mevcut kıyı yapılarında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca hedeflenen yük kapasiteleri çerçevesinde Faal Kıyı Yapıları Yük Miktarında %80 doluluğa ulaşılması ve taleplerin varsa bu plana dayanak oluşturan ulusal ve bölgesel düzeydeki strateji belgeleri, master planlar gibi temel dokümanlara (Ulaştırma Kıyı Yapıları Master Planı, Turizm Kıyı Yapıları Master Planı, Yat Limanları Master Planı, Balıkçılık Kıyı Yapıları Durum ve İhtiyaç Analizi Raporu gibi), İlgili Bakanlığın mevcut verilerine ve tesisin niteliğine göre ilgili diğer kurumların ulusal ölçekteki sektörel raporlarına, stratejilerine ve master planlarına, planın onayından sonra yürürlüğe girecek olan bu tür nitelikteki strateji belgelerine veya master planlara uygun olmaları kaydıyla Yetkili İdarece değerlendirmeye alınır. Söz konusu tekliflerden; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile talebin yer aldığı arazi kullanım türüne göre Yetkili İdarece belirlenecek diğer kurum ve kuruluşlardan uygun görüşü olmayanlar değerlendirmeye alınmaz.” şeklindedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Liman Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile yapılması amaçlanan ticari amaçlı liman tesisinin, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığının yakınında olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve plan notları uyarınca planlama sürecinde anılan kurum ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınması gerektiği açıktır.
Dosya içerisinde yer alan, Milli Savunma Bakanlığı İzmit İnşaat Emlak Bölge Başkanlığının 26.09.2014 tarihli yazısı, “…Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığınca bahse konu imar planının büyük miktarda dolgu içermesi nedeni ile liman kapasitesinin yüksek olacağı ve bu durumun da bölgede gemi trafiği artışına bağlı olarak Türk Deniz Kuvvetleri yüzer unsurlarının seyir emniyetini menfi yönde etkileyeceği; onaylanması durumunda emsal teşkil edeceği ve deniz trafiğinin artacak olmasının güvenlik hassasiyetini arttıracağı, genelge gereği önemli tesis kapsamına girmesi nedeni ile konu hakkında Genelkurmay Başkanlığından görüş alınması gerektiği…”; Genelkurmay Başkanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ise, “…teklif edilen liman inşası amaçlı imar planının, büyük miktarda dolgu alanı içermesi nedeniyle yapılacak limanın kapasitesinin yüksek olacağı, bu durumun da İzmit Körfezi’nin kuzey-güney yönünde en dar bölgesi olan Derince-Gölcük hattının doğusunda kalan bölgede gemi trafiği artışına bağlı olarak Türk Deniz Kuvvetleri yüzer unsurlarının seyir emniyetini menfi yönde etkileyeceği, bölgede emsal teşkil edeceği, müteakip dönemlerde daha da artacak olan deniz trafiğinin Gölcük Deniz Üssünde konuşlu unsurların güvenlik hassasiyetini arttıracağı ve asimetrik tehdide karşı üs ve liman savunmasında güvenlik zaafiyeti yaratabileceği mütalaa edilmektedir. Bu kapsamda, bahse konu plan teklifinin uygun olmadığı değerlendirilmektedir.” şeklinde tespit ve görüşleri içermektedir.
Her ne kadar, Genelkurmay Başkanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, planların uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, dava konusu plan ve eklerinin incelenmesinden askeri güvenliğe ilişkin yukarıda belirtilen görüşlerin dikkate alınarak gerekli tedbirlerin alındığına dair bir bilgi bulunmadığından, sözü edilen eksikliklerin nasıl giderildiği anlaşılamamıştır.
Ayrıca, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının yukarıdaki görüşlerine yer verildikten sonra, dava konusu planların -yukarıda belirtilen- Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan, 05.06.2015 tarih ve 9573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İzmit Körfezi (Kocaeli-Yalova) Bütünleşik Kıyı Alanları Planı plan hükümleri (…, … ve … no lu) çerçevesinde uygun bulunmadığı belirtilmiştir.
Anılan planlara ilişkin yeniden görüş talep edilmesi üzerine, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı yazısında, İzmit Körfezi (Kocaeli-Yalova) Bütünleşik Kıyı Alanları Planı plan hükümlerinin dikkate alınarak yetkili idaresince uygun bulunması ve aşağıda belirtilen hususların plan notlarına eklenerek gerekli düzenlemelerin yapılması kaydıyla plan teklifinin uygun olduğu belirtilmiştir. Buna göre, plan notlarına eklenmesi istenilen hususlara uygulama imar planı plan notları ‘Genel Hükümler’ başlığındaki 2, 4, 5. maddeleri ile ‘Özel Hükümler’ başlığındaki 1 ve 8. maddelerinde yer verilmiş ancak, tehlikeli yük gemileri açısından liman kapasitesinin sınırlanmasına dair plan notu eklenmemiş olup, İzmit Körfezi (Kocaeli-Yalova) Bütünleşik Kıyı Alanları Planının ilgili plan hükümlerinin de dikkate alınmadığı görülmektedir.
Öte yandan, Plan Açıklama Raporuna göre, dava konusu planlar ile Ticari Gemilerin Yanaşacağı İskele (Liman) Projesi kapsamında, planlama alanında tutkal ve orman ürünleri üretim tesisinin ham maddelerinin elleçlenerek taşınması amaçlanmış olup, planlarda odun yongasının elleçlenmesi sırasında geçici olarak nasıl depolanacağı düzenlenmediğinden gerek hava ve su kirliliği açısından gerekse yangın riski bakımından yürürlükteki mevzuat uyarınca gereken önlemlerin alındığına ilişkin bir değerlendirme yapma imkanı bulunmamaktadır.
Zira, mevsimler faktörlerin de etkisiyle kontrol altına alınamayan büyük yangınların birçok defa gerçekleştiği dikkate alındığında, sözü edilen elleçleme esnasında oluşabilecek yangın veya toz kaynaklı patlamanın önlenememesinin, kolay tutuşabilir ve yanabilir maddelerin depolarının bulunduğu tesisler açısından önemli bir risk oluşturacağı ve bu risklerin değerlendirmeye alınması gerektiği açıktır.
Belirtilen hususların plan kararlarıyla ve plan notlarıyla düzenlenip açıklığa kavuşturulması gereken konular olduğu anlaşıldığından, planın uygulama aşamasına ilişkin olduğu kabulüne imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu planların plan yapım yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığından, davanın reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.