Danıştay Kararı 6. Daire 2021/8770 E. 2022/8372 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/8770 E.  ,  2022/8372 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/8770
Karar No : 2022/8372

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. … 2- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAFLAR : 1- …
2- …
3- … Belediye Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Şişli ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … sayılı parselde yer alan taşınmazın yürürlükteki imar planlarında kısmen “İlköğretim Tesis Alanı”, kısmen de “Yol Alanı” olarak belirlendiği halde üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle taşınmazın değerine karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00-TL’nin (ıslah edilmiş haliyle 1.132.904,66 TL) dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; “Dava konusu taşınmazın imar planındaki tahsisi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç 3 ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programının hazırlanmaması ve bunun sonucunda taşınmazlarının kamulaştırılmaması nedeniyle davacıların mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlandığı ve bu kısıtlamanın idarece bir karar alınarak kaldırılmadığının sabit olması karşısında, taşınmaz malın değerinin hesaplanarak ilgililerine ödenmesi dışında başka bir yol kalmadığı” gerekçesiyle, 04/02/2020 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmak suretiyle, 28/09/2018 tarihli dava dilekçesi ile 40.000,00.-TL olarak talep edilen edilen maddi zarar miktarının 20/03/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davacılardan … ‘ın ağabeyi … ‘ın 19/10/2019 tarihinde vefat ettiği ve hisse payının davacı … ‘a kalması nedeni ile bu hisse bakımından da ıslah talebinde bulunarak 1.092.904,66 TL arttırılarak toplamda 1.132.904,66 TL olarak ıslah edilmiş ise de; dava dışı müteveffa … ‘ın hissesi bakımından açılmış bir dava bulunmadığından davacının bu talebi yerinde görülmeyerek bu hisse yönünden yapılan istemin reddi ile 849.678,50.-TL’nin davacılara yasal faizi ile birlikte davanın başlangıcında dava konusu edilen hisseleri oranında ödenmesi gerektiği sonucuna varılmış, davanın 849.678,50.-TL’lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davalı Şişli Belediye Başkanlığı tarafından; 13/02/2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli plan tadilatı ve 16/12/2010 onay tarihli 1/1000 Ölçekli plan tadilatı ve Mecidiyeköy İlköğretim Okulu Müdürlüğü’nün yetersiz bina ve bahçeye sahip oldukları gerekçesiyle Şişli Kaymakamlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün uygun görüşleri doğrultusunda … ada … sayılı parsel ile … ada arasında kalan yolun tevhidi ile … ada … sayılı parsellerin “İlköğretim Alanı” olarak lejandına alındıkları, dava konusu taşınmazı kamulaştırılması sorumluluğunun Milli Eğitim Bakanlığında olduğu, bu nedenle de hasım mevkiine Milli Eğitim Bakanlığının alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davacı … tarafından; dava konusu taşınmazı maliklerinden … … 19/10/2019 tarihinde vefat ettiği, adı geçenin tek mirasçısının kendisi olduğu, bu nedenle dava konusu taşınmaz üzerindeki 1/6 hissesinin oranının 1/3 olacak şekilde arttığı, Mahkeme tarafından bu hisse üzerinden de tarafına kabul kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
1- Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı …Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların maliki oldukları, “İstanbul ili, Şişli ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … sayılı parsel”de yer alan taşınmazın yürürlükteki imar planlarında kısmen “İlköğretim Tesis Alanı”, kısmen de “Yol Alanı” olarak belirlendiği halde üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle taşınmazın değerine karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00-TL’nin (ıslah edilmiş haliyle 1.132.904,66 TL) dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
Dava konusu taşınmazla aynı mahalle … ada … sayılı parsele ilişkin olarak açılan dava Dairemizin 2018/1866 esasına kayden incelenerek karara bağlanmıştır; … ada, … sayılı parsele ilişkin uyuşmazlık Dairemizin 2022/4357 esasına; … ada … sayılı parsele ilişkin uyuşmazlık … esasına; … ada, … sayılı parsele ilişkin uyuşmazlık 2020/10370 esasına kayden incelenecektir.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesinde: “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” hükmü getirilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1. maddesinde; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı …’ın temyiz talebi yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; davacı … ve ağabeyi (dava dışı) müteveffa … ‘ın dava konusu taşınmazın tapuda 1/6 oranında ayı ayrı hissedarı oldukları, davanın sadece … tarafından açılmış olmakla birlikte, dava devam ederken ağabeyi olan … ‘ın 19/10/2019 tarihinde vefat ettiği, müteveffanın dava dosyasına sunulmuş olan … Noterliğince verilen, … tarihli, … yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca tek varisinin kız kardeşi … olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazdaki 1/6 hissesinin de adı geçen davacıya intikal ettiği ve … dava konusu taşınmaz üzerindeki hissesinin 1/3 oranına yükseldiği, 20/03/2020 tarihli ıslah dilekçesinin de bu oran üzerinden verildiği görülmektedir.
Bu durumda temyize konu kararın, davacı … yönünden dava konusu taşınmazın 1/3’ünün mülkiyetine sahip olduğu dikkate alınmaksızın, 1/6 hisse üzerinden davanın kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davalının temyiz talebi yönünden;
Dairemizin 2020/10370 esasına kayıtlı dosyasıyla bakılmakta olan dosyanın birlikte incelenmesinden; davanın, dava konusu taşınmazın yürürlükteki imar planlarında yol alanı ve/vaya okul alanı olarak ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanmasından kaynaklı açıldığı, dosyaya sunulan 04/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın “Yol ve Refüj Alanı”nda kaldığının tespit edildiği, ancak davalı idarenin temyiz dilekçesinde, “13/02/2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli plan tadilatı ve 16/12/2010 onay tarihli 1/1000 ölçekli plan tadilatı ve Mecidiyeköy İlköğretim Okulu Müdürlüğü’nün yetersiz bina ve bahçeye sahip oldukları gerekçesiyle Şişli Kaymakamlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün uygun görüşleri doğrultusunda … ada … sayılı parsel ile … ada arasında kalan yolun tevhidi ile … ada … sayılı parsellerin ‘İlköğretim Alanı’ olarak lejandına alındıkları” iddiasının karşısında, kamulaştırmadan sorumlu idare veya idarelerin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulabilmesi için, “İstanbul ili, Şişli ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … sayılı parsel”de yer alan taşınmazın yürürlükteki en son 1/1000 ölçekli imar planında hangi fonksiyonda veya fonksiyonlarda kaldığı hususları araştırılarak, gerekirse ek bilirkişi raporu alınması suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu taşınmazın eğitim alanı fonksiyonunda kaldığının tespiti halinde Milli Eğitim Bakanlığının da husumete alınacağı tabiidir.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X) :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları; İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar da, tam yargı davaları olarak sayılmıştır.
İlgili idarelerin hareketsiz kalarak İmar Kanununda öngörülen sürede kamulaştırma yoluna gitmemek suretiyle taşınmaz sahibinin mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir şekilde kısıtlanması idari işlem ve eylem niteliğinde olup bu işlemin iptali ve bu işlem ve eylemden doğan zararın tazmini idari yargıda açılacak iptal ve tazminat davasının konusunu oluşturur. Bir başka ifade ile, hukuki el koyma kavramı yerine, daha doğru bir tanımlama ile “taşınmazın kamulaştırılmaması” suretiyle tasarruf hakkının kısıtlanmasına ilişkin davalar, idari yargıda açılacak iptal ve tam yargı davasının konusudur. İmar Kanununun 10. maddesinde öngörülen 5 yıllık sürenin sonunda kamulaştırmama işlemi iptal davasının; idarenin hareketsiz kalması nedeniyle 5 yıllık sürenin bitiminden kamulaştırma tarihine ya da mülkiyetin idareye geçtiği tarihe kadar varsa uğranılan zararın tazmini ise idari yargıda açılan tazminat davasının konusudur. Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez. El atmanın önlenmesi davası ile, mülkiyet hakkına yapılan fiili müdahalenin giderilmesi amaçlanmakta iken kamulaştırmama işlemine karşı açılan iptal davasında ise tam tersine idarenin kamulaştırma bedelini ödemek suretiyle taşınmaz mülkiyetini üzerine alması sağlanmaya çalışılmaktadır.
İdarenin hukuka aykırı işleminin iptal edilmesi sonucunda kamulaştırma işlemi gerçekleştirileceğinden, kamulaştırma yükümü altında olan idare tarafından bedel tespiti ve tescil için açılacak dava ise iptal davasının dolayısı ile kamulaştırma işleminin sonucu ve tamamlayıcısıdır. Buna göre, imar planında kamu alanında kalan taşınmazlar için süresinde kamulaştırma yapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanmış olduğu, bu nedenle mülkiyetin bedele dönüştürülmesi suretiyle tazminat verilmesi istemiyle açılan davalar, esasen idarenin kamulaştırmama ya da parselasyon yapmama yolundaki olumsuz idari işleminin iptali yoluyla taşınmaz bedelinin ödenmesine ilişkin davalardır. İdarenin taşınmazı kamulaştırmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanması durumunda, kişinin bu işlem nedeniyle taşınmazının değerini talep edebilmesi için öncelikle kamulaştırmama işleminin iptalini sağlaması, bunun yasal sonucu olarak da mülkiyetin bedele çevrilmesini talep etmesi gerekmektedir. Zira, imar planının uygulanması nedeniyle, mülkiyet hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, idarenin imar kanunundaki hükümlere uygun hareket edip etmediği ve kamulaştırma kanunu hükümleri uyarınca kamulaştırma işleminin tesisinin zorunlu olup olmadığı ve bu işlemin hangi idare yada idarelerce gerçekleştirileceğinin tespiti ancak bu konuda açılacak iptal davası ile açıklığa kavuşturulabilecektir. Bedel tespiti ve tescili ise ancak kamulaştırma işleminin gerekliliği ve kamulaştırmayı yapacak idarenin tespitinden sonra kamulaştırma sürecinin bir parçası, tamamlayıcısı niteliğindedir. Nitekim, Kamulaştırma Kanunundaki düzenleme de bu şekilde olup kamulaştırma işleminin uygulanması, gerçekleştirilmesi amacıyla açılan bedel tespit ve tescil davası idarenin taşınmaz mülkiyetini üzerine almasını temine yöneliktir.
3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat yönünden yapılacak değerlendirme sonrasında, tasarruf hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle idarenin kamulaştırmama işleminin iptaline karar verilmesi halinde, iptal hükmü gereği taşınmazın değerinin belirlenmesi ve taşınmaz malikine ödenmesi için kamulaştırma kanunundaki sürecin işletilerek idarenin işlem yapması, bu kapsamda asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması sonucunu da doğuracağından, iptal kararından sonra mülkiyetin bedele dönüştürülmesine ilişkin tazminat istemi hakkında ayrıca inceleme yapılarak karar verilmesine gerek yoktur. Bir başka ifade ile, iptal kararının uygulanması bağlamında idarece kamulaştırma kanununa göre gerekli işlemler başlatılacak olup, ihtiyaç duyulması halinde taşınmazın aynına ilişkin ve tescil sonucunu doğuracak olan bedele ilişkin uyuşmazlık iptal kararının sonucu olarak adli yargı yerinde çözümlenecektir.
Bu durumda taşınmazdaki mülkiyet hakkının imar planı nedeniyle süresi belirsiz zaman diliminde kısıtlanması halinde idari yargıda sadece kamulaştırmama işleminin hukuka uygunluğu incelenerek kısıtlılık durumunun mevcut olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak, kamulaştırma yapılmaması yolundaki olumsuz idari işlem hakkında karar verilmesi; mülkiyetin bedele dönüştürülmesi istemiyle tescil sonucunu doğuracak tazminat taleplerine yönelik ise, ortada idari yargı yetkisi kapsamında incelenecek bir tazminat davasının bulunmaması nedeniyle dosyanın bulunduğu aşama da göz önünde bulundurularak bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, tazminat isteminin esası hakkında da inceleme yapılarak karar verilmesi nedeniyle İdare Mahkemesi kararının buna ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.