Danıştay Kararı 6. Daire 2021/9749 E. 2022/9884 K. 17.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/9749 E.  ,  2022/9884 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/9749
Karar No : 2022/9884

DAVACI : … Yapı Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA

DAVANIN KONUSU : Davacıya ait Muğla İli, Bodrum İlçesi, … Mahallesi, eski … ada, …, … parsel (yeni … ada, …, … parsel) sayılı taşınmazların 1/100.000 ölçekli Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında değişiklik yapılarak “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan” lejantından çıkartılması istemiyle yapılan başvurunun reddi yolundaki Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli, … sayılı işleminin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği itibariyle genel kararların üretildiği leke plan niteliğinde olduğu, taşınmazlarının çevre düzeni planında “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar” lejantında bırakılmasını gerektirecek hiçbir topoğrafik ve jeolojik özelliğinin bulunmadığı, plan yapılırken yeterli inceleme ve araştırmaların yapılmadığı, dolayısıyla plan değişikliği yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığı, değiştirilmesi istenen planın imar mevzuatı ile kamu yararına uygun olarak ve yasal prosedür takip edilerek mevzuattaki usul ve esaslar çerçevesinde yapıldığı, dava dilekçesindeki iddiaların maddi ve hukuki mesnetten yoksun oldukları ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı kooperatife ait Muğla İli, Bodrum İlçesi, … Mahallesi, eski … ada, … ve … ( yeni … ada, … ve …) parsel sayılı taşınmazların 1/100.000 ölçekli Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı’nda “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan” ından çıkartılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın … tarihli, … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin savları yerinde görülmemiştir.
Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte; “Havza” ; bir akarsu kaynağını besleyen yüzey ve yer altı su kaynaklarının tabii su toplama alanını kapsayacak biçimde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenmiş alanlar; “Bölge” coğrafi, sosyal, ekonomik, fiziksel nitelikleri açısından benzerlik gösteren alan ve/veya Devlet Planlama Teşkilatınca belirlenmiş olan istatistiki bölge (düzey 2) birimleri olarak tanımlanmıştır.
25.8.2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 9.3.2011 ve 5.7.2011 tarihlerinde revize edilmiş; 5.7.2011 tarihinde onanan Revize Çevre Düzeni Planının plan hükümlerinin 4.47.maddesinde doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar, “kayalık-taşlık, makilik-fundalık-çalılık, plaj-kumsal sazlık-bataklık, kanyon ve benzeri doğal ekolojik, topoğrafik, jeolojik, yerel bitki örtüsü ve silüet gibi özelliklere, tarımsal değerlere sahip plan ve bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabulleri doğrultusunda, bu planla yapılaşmaya kapatılması öngörülen alanlardır”. şeklinde tanımlanmış, Makilik-Fundalık-Çalılık Alanlar başlıklı 8.12 maddesinin, 8.12.1 sayılı alt maddesinde, “bu alanların doğal yapısının korunması esastır. Ancak özel mülkiyete tabi olan parsellerde kadastral bir yola cephesi bulunmak şartı ile konut ya da tarımsal amaçlı yapılar ile, Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik’deki sağlıklı yaşam tesisleri tanımında belirtilen kullanımlar ve bunların ihtiyacı olan konaklama tesisleri ile rekreasyon alanları yer alabilir. Bu kullanımlara ilişkin imar planları, ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri doğrultusunda ilgili idarece onaylanmadan uygulamaya geçilemez” hükmü ile Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar başlıklı 8.14 maddesinin 8.14.1 sayılı alt bendinde “Bu planda, Doğal ve Ekolojik yapısı korunacak alanlar olarak gösterilen sit alanları, günübirlik kullanım izni verilenler hariç, yapılaşmaya açılamaz; ancak, bu alanlarda 19.6.2007 tarihli, 728 numaralı ilke kararlarında belirtilen yapılaşmaya yönelik hükümler dışındaki diğer hükümler geçerlidir”; 8.14.2 sayılı alt bendinde, “Bu planda, doğal ve eklojik yapısı korunacak alanlar olarak gösterilen sit alanları dışında kalan alanlarda, bugünkü arazi kullanımı devam ettrilecektir. Zorunlu olan teknik alt yapı hizmetleri uygulamaları dışında, doğal bitki örtüsü, topografya ve silüet etkisini bozacak ya da çevre tahribatına sebep olacak hiçbir uygulama yapılamaz. Bu alanlar yapılaşmaya açılamaz” hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan plan notlarının 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, alt ölçekli planlar yapılırken bu belgelerin bütününün gözönünde bulundurulacağı, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.8 maddesinde ise bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyada bulunan … İdare Mahkemesi’nce mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin uzmanlık alanlarının ve dolayısıyla düzenlenen bilirkişi raporunun uyuşmazlığı çözümde yeterli olmaması nedeniyle itibar edilmemiştir.
24.11.2006 günlü, 26356 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 30.10.2006 günlü, 2006/11189 sayılı ekli krokide sınırları belirlenen alanın “Muğla-Bodrum Yarımadası Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” olarak belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile bu kararın bildirimine dair 02.10.2006 günlü, 160156 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2007/548 esasına kayıtlı olarak açılan davada, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; Akdeniz’ de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokol gereğince, “Önemli Doğa Alanları” nın doğal ekolojik dengeyi koruyucu bir duyarlılıkla ele alınması gerektiği, Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası’ndan başlayan, Bodrum Yarımadasına kadar uzanan bir bölgenin “Önemli Doğa Alanı Bölgesi” olduğu, Önemli Doğa Alanları’nın tümünün uluslararası öneme sahip olduğu, koruma kapsamı içinde acil önlem alınması gereken, “Sıfır Yok Oluş” alanlarının tanımlandığı, bu alanların, yeryüzünde başka hiçbir noktada yaşamayan ve bu alan içinde de nesli tehlike altında olan bir ya da daha çok canlı türünün bulunduğu alanlar olduğu, EGE 020 Bodrum Yarımadasının bu kapsam içinde yer aldığı, “Sıfır Yok Oluş” alanlarının korunması için “Çekirdek Bölge”, “Tampon Bölge” ve “Geçiş ve Gelişme Bölgeleri”nin belirlendiği, Bodrum Yarımadası’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca böyle bir çalışma yapılmadığından, Turizm Koruma ve Gelişme Bölge kararı sınırlarının, Uluslararası Protokole göre, “Önemli Doğa Alanları” bütünlüğü içinde ele alınmadığının anlaşıldığı, “Geçiş ve Gelişme Bölgeleri” belirlenmediği, çevrenin korunarak geliştirilmesi ve tahribatının önlenmesinin Çevre Yönetiminde “Kamu Yararı” ilkesinin benimsenmesini gerektirdiği, Akdeniz’de ciddi bir kuraklığın yaşanacağı, yeri çok belirgin olmamakla birlikte, Atina-Bodrum-Girit Adasını kapsayan bir alanda kuraklığın önemli boyutlarda olacağının vurgulandığı, Bodrum Yarımadası için bilirkişi kurulu olarak araştırmaların da bu durumu desteklediği belirtilmiş ve Danıştay Altıncı Dairesince 20.08.2008 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, daha sonra … günlü, K:… sayılı kararla iptal edildiği, davalı idarece, anılan davada hüküm altına alındığı gibi önemli doğa alanlarında yerleşim alanları açılmasının ülkemizin de taraf olduğu uluslararası protokole aykırı olduğu ve çevre düzeni planı ile projeksiyon yapılmış bulunan nüfus için de yeterli kentsel yerleşme alanı planlama yapılmış olması, uyuşmazlık konusu taşınmazların da içinde bulunduğu alanın ekolojik dengenin korunması ve protokol gereklerinin yerine getirilmesi amacıyla “Doğal ve Ekolojik Yapısı korunacak Alan”olarak planlandığı görülmektedir.
Dava konusu Çevre Düzeni Planıyla parsel bazında kararlar üretilmeyip, Danıştay Altıncı Dairesi’nin anılan kararı ve Ülkemizin de taraf olduğu Akdeniz’ de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokol hükümleri gözetilerek, planlama bölgesi bütününde koruma-kullanma dengesinin oluşturulması gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliklerin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararları öngörüldüğü anlaşıldığından, doğal ve ekolojik dengesinin korunması gerektiği açık olan Bodrum Yarımadası bütününün bir parçası olan uyuşmazlık konusu parsellerin “Doğal ve Ekolojik Yapısı korunacak Alan” olarak planlanmasında hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
Kaldı ki, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan notlarında belirtildiği üzere bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar panları geçerli olduğu gibi, Bodrum Yarımadası yoğun yapılaşmanın neden olduğu doğa tahribatı ve su arzı yetersizliği gibi sorunlarla karşı karşıya kalmış iken doğal ve ekolojik alan bütünlüğünün bozulması suretiyle yapılaşmaya açılmasının uygun olmayacağı da açıktır.
Aynı davacı tarafından aynı parsellerin ( Muğla İli, Bodrum İlçesi, … Beldesi, … pafta, … ada, … ve …) “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar” kapsamında değerlendirilmesine ilişkin 09.03.2011 onay tarihli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu ile 25.03.2014 tarihinde onaylanan Muğla-Bodrum-… Beldesi, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı İlave ve Revizyon Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İlave ve Revizyon Uygulama İmar Planının taşınmazlara ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesi’nin 12/10/2016 günlü, E: 2014/ 7619 ,K:2016/ 5485 ;E:2014/10534 ,K:2016/5484 sayılı kararıyla davaların reddine karar verilmiş, bu kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 19/09/2019 günlü, E:2017 /1000 , K: 2019 / 3769 ;E:2017/1141,K:2019/3770 sayılı kararlarıyla, Daire kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ilişkin kısmı onanmış, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarına ilişkin kısmı bozulmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Mülga Çevre ve Orman Bakanlığının 09/03/2011 tarihli işlemiyle onaylanan Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu ile davacıya ait Muğla İli, Bodrum İlçesi, … Mahallesi, eski … ada, …, … parsel (yeni … ada, …, … parsel) sayılı taşınmazlar “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar” lejantında bırakılmıştır. Davacı tarafından, 1/100.000 ölçekli Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında değişiklik yapılarak taşınmazının “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan” lejantından çıkartılması istemiyle yapılan başvurunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli, … sayılı işlemi ile reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazların “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar” olarak belirlenmesine dair mülga Çevre ve Orman Bakanlığının 09/03/2011 tarihli işlemiyle onaylanan Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 25/03/2014 tarihli işlemiyle onaylanan Muğla – Bodrum – … Beldesine ait 1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave ve revizyon uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 12/10/2016 tarih ve E:2014/7619, K:2016/5485 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/09/2019 tarih ve E:2017/1000, K:2019/3769 sayılı kararıyla daire kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı yönünden onanmasına, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Taşınmazların “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar” olarak belirlenmesine dair mülga Çevre ve Orman Bakanlığının 09/03/2011 tarihli işlemiyle onaylanan Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 18/09/2014 tarihli işlemiyle onaylanan Muğla – Bodrum – … Beldesine ait 1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave ve revizyon uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 12/10/2016 tarih ve E:2014/10534, K:2016/5484 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/09/2019 tarih ve E:2017/1141, K:2019/3770 sayılı kararıyla daire kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı yönünden onanmasına,1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazlara “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar” lejantının verildiği mevcut 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının iptali istemiyle açılan davaların reddine karar verilerek anılan lejantın imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olduğu tespit edildiğine göre çevre düzeni planı değişikliği yapılarak bu lejantın kaldırılması ve taşınmazların yapılaşmaya açılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
1.Çevre düzeni planı değişikliği yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2.Aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 17/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.