Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1312 E. , 2022/9222 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/1312
Karar No : 2022/9222
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Harita İmar İnş. Müh. Taah. ve Tur.Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Etimesgut ilçesi, … Mahallesi, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği teklifinin onaylanmasına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, 2007 yılında onaylanan 1/25.000 ölçekli “2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı” sonrasında onaylanan 1/25.000 ölçekli imar planı değişikliklerinin mahkeme kararları ile iptaline karar verilmesi sonucunda alanın plansız durumda kaldığı ve ayrıca üst kademe 1/100.000 ölçekli Ankara Çevre Düzeni Planı’nın onaylanmasına bağlı olarak dava konusu nazım imar planının onaylanmasının kamu yararı gereği olduğu, dava konusu imar planında öngörülen ve planın ilk haline göre kısmen farklılaştırılan konut alanı ve diğer kentsel kullanım kararlarının yerine ve bölgesine bir aykırılık teşkil etmediği, dava konusu planın, nüfus/yoğunluk kabulleri itibariyle üst kademe 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planı bütününe uygun olduğu sonucuna ulaşıldığından … Mahallesi 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği teklifinin onaylanmasına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu aynı planlama işleminin iptali istemiyle şahıslar tarafından açılan Dairenin E:… sayılı dosyasında yer alan ve plan geneline yönelik değerlendirmeler de içeren bilirkişi raporunda; 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında nüfus/yoğunluk artışına gerekçe oluşturacak bir hususun yer almadığı, üst kademe planda yoğunluk değerlerine ilişkin yeni bir plan kararı olmadığı halde işbu dava konusu nazım imar planı ile bölgede öngörülen yoğunluk değerlerinin ve dolayısıyla planlama nüfusunun 1/25.000 ölçekli planın ilk haline göre en az 2-3 katına kadar arttırılmasının gerekçesinin bulunmadığı, yapılan nüfus/yoğunluk artışının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile dava konusu planlama alanına ilişkin getirilen “mevcut planlı alanların projeksiyon nüfusuna yeterli olduğu” tespitini ortadan kaldırdığı gibi plan geneline ilişkin nüfus kabulüne de uyarlık taşımadığı, bunun sonucunda içerisinde yer aldığı 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının da bütünlüğünü bozduğu ve yakın çevre plan kararlarıyla uyumsuzluk oluşturduğu, sonuç olarak dava konusu planlama kararının hem 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına hem de 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı bütününe aykırılık taşıdığı şeklinde görüş belirtildiği, aynı dosyada Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda ise; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında bölgeye yönelik getirilmiş plan kararlarının, 2007 yılındaki ilk durum itibariyle farklılaştığı ve bölgede yoğunlukların artırıldığı, dava konusu alanda getirilen yeni yoğunluğun da bu değerler ile benzeştiği, dolayısıyla dava konusu imar planı değişikliği ile getirilmiş yoğunluk değerlerinin, 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında yer alan yakın çevre plan kararlarına uyumsuzluk taşımadığı, buna göre, davaya ilişkin ilk bilirkişi raporunun sonuç bölümünde olumsuzluk olarak belirtilen “dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, nüfus/yoğunluk kabulleri itibariyle üst kademe 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planı bütününe aykırılık taşıdığı” şeklindeki değerlendirmelerin, ilk raporun hazırlandığı tarihte dosyasına sunulmuş bilgi-belgeler çerçevesinde doğruluk taşısa da, sonrasında sunulan yeni teknik bilgi-belge ve beyanlar itibariyle ortadan kalktığı şeklinde görüş belirtildiği, … tarih ve … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile 1/100.000 ölçekli 2038 yılı Ankara Çevre Düzeni Planının onaylanması ile birlikte üst ölçekli plan öngörüsünden hareketle dava konusu planlama kararının alındığı, nitekim plan açıklama raporunun giriş kısmında; dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının genel, ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak hazırlandığının, planlama alanında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının vizyon ve misyonu doğrultusunda görece yoğun yapılaşma öngörüsü ile kentsel saçaklanmanın-genişlemenin optimal sınırının çizilmiş olacağının, yine plan açıklama raporunun planlamanın dayanakları kısmında, planın dayanağının üst ölçekli plan niteliğinde olan çevre düzeni planı olduğunun, 2007 yılında onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı çerçevesinde belirtilen esaslara bağlı kalınmakla birlikte bu planlama kararlarını aşacak şekilde 2038 yılı hedef yılı temel alınarak hazırlandığının, plan açıklama raporunun planlamanın gerekçeleri kısmında; nazım imar planı yargı kararı ile iptal edildiğinden plansız kalan bölgede iptal kararının gerekçelerine uygun yeni bir imar planı yapılması gerektiğinin, çevre düzeni planında kentsel yerleşik (meskun) alan olarak tanımladığından üst ölçekli plan hedeflerine varmada meskun olmayan planlama alanının planlanmasını gerekli kıldığının, son olarak plan açıklama raporunun planın amacı ve kapsamı kısmında; nazım imar planının 2038 hedef yılında kent bütününe ait 1/100.000 ölçekli Ankara Çevre Düzeni Planı doğrultusunda koruma-kullanma dengesinin sağlandığının, sürdürülebilir ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı destekleyecek yerleşme alanları ile ticaret, turizm, ulaşım gibi sektörel gelişmeleri ve yatırımları yönlendirecek arazi kullanım kararlarının bu ölçeğin gerektirdiği kapsam ve detayda belirlenmesinin amaçlandığının, dava konusu belediye meclis kararında da, çevre düzeni planı kapsamında meskun planlı ve yerleşik alan kapsamında kalan teklifin üst ölçekli plana uygun hazırlandığının belirtildiği, planlama alanında 1/25.000 ölçekli nazım imar planına yönelik değişikliklerin yargı kararı ile iptaline karar verilmesi sonrasında yeni vizyon ve öngörülerle ortaya çıkan ve Ankara il geneli için 2038 projeksiyonu ortaya koyan çevre düzeni planına dayalı olarak dava konusu nazım imar planının hazırlandığı, bu hususun plan açıklama raporunda özellikle açıkça belirtildiği, ancak dayanak 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptaline hükmedildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, gelinen noktada, çevre düzeni planının anılan mahkeme kararı ile iptal edilmesi ile dava konusu nazım imar planının dayanaksız kaldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu planlama kararının planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının iptali ile en üst ölçek plan konumuna gelen 1/25.000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişikliğin kendisi bir üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının genel çerçevesi içinde değerlendirilmesi gerektiği, Güneybatı planlama bölgesine yönelik olarak 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında, “Güneybatı planlama bölgesi içinde onaylı planlarla oluşturulmuş kapasiteler çok yüksek bir nüfus gelişimine işaret etmektedir. Bölge içinde Temelli Odağı’ndaki nüfus ataması hariç 2.000.000’u aşan nüfus ataması düzeyine ulaşmaktadır. Diğer planlama bölgelerinden farklı olarak gecekondu içermeyen ve ıslah planı olmayan bu alan için, yargıya taşınmış çeşitli tür ve ölçeklerdeki planlarla oluşturulmuş bu yüksek kapasitelerin kontrol altına alınması gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle, 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı, bölgede onaylanmış planların abartılı, aşırı yaygın ve gerçekdışı nüfus atamalarını kontrol altına alarak, çalışma alanları ile bütünleşen, karma kullanımlara sahip, gerekli yoğunlaşmaları sağlayacak, saçılmaya izin vermeyen bir niteliğe getirmeyi hedeflemektedir. Bu hedef ve 2023 planının genel ilke ve seçimleri üzerinden onaylı planlarla 2.900.000’e yaklaşan plan nüfuslarının, belirli odaklanmaları tanımlayacak ve saçılmayı engelleyecek bir makroform seçimiyle 1.650.000 düzeyine indirilmesi öngörülmektedir.” hükmü yer aldığı, Ankara ili için en üst ölçekli plan niteliğinde olan 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 2007 yılında onaylandıktan sonra 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının henüz yürürlükte olmadığı dönemde … tarih ve … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile dava konusu planlama alanında ilk değişikliğin yapıldığı ve planlama alanının 60 kişi/ha. olan nüfus yoğunluğunun 100-285 kişi/ha. olarak öngörüldüğü, söz konusu planlama kararının … İdare Mahkemesi kararıyla mevcut planın sürekliliğinin ve bütünlüğünün bozulduğu ve plan değişikliğini zorunlu kılan teknik ve bilimsel gerekçelerin belirtilmediği gerekçeleri de ortaya konulmak suretiyle iptaline karar verildiği, kararın Danıştayca da onandığı, dava konusu planlama kararının da aynı öngörüyle benzer nüfus yoğunluğu getirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, önceki yargı kararı ile ortaya konulan sakatlığın dava konusu planlama kararı ile de sürdürüldüğü, 39.000 nüfus öngörüsü bulunan planlama alanının 161.423-325.534 kişilik bir nüfus ataması ile planlanmasının 1/25.000 ölçekli nazım imar planının bölgedeki abartılı, aşırı yaygın ve gerçek dışı nüfus atamasını kontrol altına alma hedefi ile de çelişki oluşturduğu, bu durumda, üst ölçekli planın meskun yerleşik alan öngörüsü dikkate alınarak hazırlanan dava konusu nazım imar planının çevre düzeni planının yargı kararı ile iptal edilmesi ile dayanaksız kalması ve böylelikle planların kademeli birlikteliği ilkesinin sağlanamaması ve ayrıca değişikliğin 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının bütününe yönelik uygunluğu yönünden yapılan değerlendirmede de gerek benzer nitelikte yoğunluk artışı öngören planlama kararının Danıştayca da onanan yargı kararı ile iptal edilmesi ve böylelikle mevcut planın sürekliliğinin ve bütünlüğünün bozulması ve plan değişikliğini zorunlu kılan teknik ve bilimsel gerekçelerin bulunmadığı yönündeki yargı kararındaki kusurlandırıcı yönlerin devam etmesi ve dahi plan değişikliğinin mevcut üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının bölgede nüfus atamasını kontrol altına alma hedefi ile de uyumlu olmaması karşısında, dava konusu planlama kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, planlama alanının çevresine getirilen yoğunluk artışına yönelik planlama kararlarının yargısal denetimlerinin devam ettiği gibi çevredeki bu yoğunluk artışının dava konusu planlama kararının dayanağı üst ölçekli çevre düzeni planının yargı kararı ile iptal edilmesi gerçeği karşısında, planların kademeli birlikteliğini sağlamasının da mümkün görünmediği sonucuna varılarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalı yanında müdahale talebinde bulunan … Emlak Mimarlık İnşaat Turizm Gıda Sanayi Ticaret Ltd., … ve … Konut Yapı Kooperatifi tarafından verilen dilekçe ile temyiz ve müdahale talebinden feragat edildiğinden bu hususa ilişkin olarak karar verilmemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Ankara ili, Etimesgut ilçesi, … Mahallesinde Eskişehir yolunun kısmen kuzeyini kısmen de güneyini kapsayan alanda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve… sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında, planlama alanının, Güneybatı planlama bölgesi ve “Konut Gelişme-4/KG-4 A.YURTÇU-YAPRACIK Kentsel Gelişme Bölgesi” alt bölgesi dahilinde kısmen seyrek yoğunluklu meskun konut alanı, kısmen seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı, kısmen açık yeşil alan, kısmen orman-ağaçlık alan, kısmen sağlık siteleri ile kentsel servis alanı kullanımında kaldığı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile planlama konusu alanın 60 kişi/ha. brüt nüfus yoğunluğuna sahip gelişme konut alanı kullanımının 100-285 kişi/ha. brüt nüfus yoğunluğuna çıkarıldığı, söz konusu planlama kararına karşı açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; 40-60kişi/ha. brüt nüfus yoğunluklu seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı kullanımının 100-285 kişi/ha brüt nüfus yoğunluğuna sahip gelişme konut alanı kullanımına dönüştürülerek planlama alanı için öngörülen 39000 kişi nüfus atamasının yaklaşık 65.580-186.528 kişiye çıkarıldığı, söz konusu nüfus artışı sonucunda bölgeye ilave olacak nüfusun ihtiyaç duyacağı teknik ve sosyal donatı alanı miktarlarının bölge içerisinde karşılanmasının mümkün bulunmadığı, mevcut planın sürekliliği, bütünlüğü ve sosyal donatı dengesinin bozulduğu, plan değişikliği sonucunda yapılaşma ve nüfus artışının bölgenin ulaşım dolaşım sistemine yapacağı etkilerin gözetilmediği, varsa plan değişikliğini zorunlu kılan teknik ve bilimsel gerekçelerin belirtilmediği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 16.05.2016 tarih ve E:2015/8363, K:2016/2782 sayılı kararı ile temyiz isteminin esastan reddi ile mahkeme kararının esas yönünden onanmasına karar verildiği, yine planlama bölgesinde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin onaylandığı, söz konusu değişiklikle kullanım kararları değiştirilmeden yoğunluğun “orta yoğunluklu mevcut konut alanı” ile “orta yoğunluklu gelişme konut alanı” olarak düzenlendiği, söz konusu planlama kararının iptali istemiyle açılan davada, planlama alanının TOKİ’nin yetki alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava konusu belediye meclisi kararının iptaline karar verilerek bu kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 11.04.2018 tarih ve E:2016/2410, K:2018/3271 sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, … tarih ve … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile 1/100.000 ölçekli 2038 yılı Ankara Çevre Düzeni Planının kabul edilmesi üzerine bu planlama kararına dayalı olarak çevre düzeni planında meskun planlı ve yerleşik alan kapsamında kalan 1699 hektarlık alanda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin onaylandığı, buna göre mahkeme kararına dayalı olarak toplu konut alanının sınır dışına çıkarıldığı, konut alanlarının, mevcut düşük (51-150 kişi/ha) ve orta yoğunluklu (151-300 kişi/ha) konut alanları olmak üzere yeniden düzenlendiği ve bir kısım alanların planlamaya dahil edilerek park ve yeşil alan kurgusunun değiştirildiği, söz konusu planlama kararına dayalı olarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile Eskişehir Yolu Kuzeyine ilişkin 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin onaylandığı, bakılan davanın da söz konusu planlama kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 5. maddesinde, nazım imar planı, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Günümüzde plansız ve aşırı kentleşme olgusu sağlıklı kentleşmenin önündeki en ciddi engel olduğundan kentsel gelişmenin yönlendirilmesinde imar planlaması ile yön, şekil ve büyüklükle ilgili belirlemeler yapılması zorunludur. Kentsel planlama sürecinde zorlayıcı, kısıtlayıcı ve yönlendirici kararların tümü birden rol oynar. Çağdaş bir kentin oluşturulması ve yaşatılması için aşırı yapılaşmanın etkisinden korunmuş kent estetiği ve kentleşme kalitesini yükseltici alanların oluşturulması zorunludur.
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
Öte yandan, kentleşmenin hızlı bir biçimde gerçekleştiği ve kentsel alandaki yapılaşma baskılarının ciddi oranda arttığı ülkemizde imar planlarının öngörüsünün üzerinde yeni koşulların oluşması halinde belli öngörülere göre hazırlanmış yürürlükteki imar planlarının, üst ölçekten en alt ölçeğe kadar yenilenmesi gerekmektedir.
İmar planları, durağan, değişmeyen, statik belgeler değillerdir. İmar planlarının hazırlanmasında planlama alanına dair öngörülen nüfus, toplumsal, iktisadi ve kültürel değişimin, öngörülenden daha hızlı bir biçimde değişmesi mevcut imar planlarının bu değişime koşut olarak yeniden değerlendirilmesi ve değişimin büyüklüğü nispetinde üst ölçekli planlara da bu değişimin yansıtılması gerekmektedir. Bu değişimin imar planlarına yansıtılması bakımından mevzuatta “revizyon imar planı”, “ilave imar planı”, “imar planı değişikliği” gibi araçlar geliştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, bu düzenlemeler, imar planlarının ihtiyaçları karşılayamadığı ve uygulamasının sorun teşkil ettiği durumlarda başvurulacak yollar olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkeleri, stratejileri ve kararlarına aykırı olmamak, onlarla uyum içinde kalmak koşulu ile, alt ölçekli planlarda değişen koşul ve gereksinimlere yanıt verecek değişikliklere gidilebileceği, planlama sürecinin dinamik yapısının kaçınılmaz bir sonucudur.
Yukarıda belirtilen ölçütlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebilir. Yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılır. Bu irdelemeden sonra, sadece plan kapsamına alınan belirli bir yerin plan içindeki durumu incelenerek sonuca varılamayacağı, planlanan alanın özel niteliklerinin yanı sıra planın bütünlüğü içinde planlanan yörenin koşulları, taşınmazın bulunduğu bölgenin genel özellikleri, çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde ele alınarak kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği açıktır.
İmar planlarında değişiklik yapılırken kentsel planlamanın en temel unsurlarından birisi, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine göre alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine ve kararlarına uyumunun gözetilmesidir.
3194 sayılı İmar Kanununda da belirtildiği gibi nazım imar planı gibi üst ölçekli imar planları, alt ölçekli imar planlarına göre daha genel, soyut ve kapsamlı olduğu, temel ilkelerin, stratejilerin ve bunların belirlediği ana planlama kararlarının tespit edildiği belgelerdir. Bu sebeple, üst ölçekli imar planlarında belirlenen parsel fonksiyonlarının konum ve büyüklüklerinin alt ölçeğe aynen aktarılması yerine ölçeğinin gerektirdiği ayrıntıların yer alması tabiidir. Başka bir ifadeyle, planlama alanına yönelik olarak, alt ölçekli planların, üst ölçekli planlarda belirlenen kullanımlardan daha fazla detay içerebileceği planlamanın temel unsurlarından birisi olsa da bu farklılaşmanın ne ölçüde olması gerektiği önem arz etmektedir. Bu çerçevede, üst ölçekli planda belirlenen temel kullanım belirlemesinin alt ölçekli plana aktarılması ve alt ölçekte yer alan kullanımın bu temel kullanım ile çelişmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Üst ölçekli planda belirlenen temel kullanım ile çelişmeyen ancak alt ölçekli planda bu kullanımın gerektirdiği belli diğer kullanımlar da yer alabilecektir.
Ayrıca çağımızda gelişen ferdi inşaat uygulaması yerine kooperatif/site gibi örgütlenmeye ve etaplamaya dayalı konut üretimine dayalı kentleşme anlayışı içinde site şeklindeki yerleşkelere ağırlık verilmektedir. Planlama alanının içerisinde yol, yeşil alan, spor, rekreasyon gibi sosyal teknik altyapı alanlarının düzenlenmesi, site şeklinde yerleşmelerin doğal bir sonucu olarak görülmelidir.
Bu itibarla, sağlıklı bir yaşam alanı oluşturulmasının konutun sadece fiziksel özellikleri ve konfor koşullarıyla sınırlı olmadığı, konutun güneş alması ve aydınlık olması ile otopark sorunlarının çözümüne ilişkin karar getirilmesinin önemli olduğu, dolayısıyla toplu yapıların özendirilmesi, yapıların mimarisinin kısıtlanmaması, yapıların rüzgar alması, güneşlenmesi ve havalandırması ile parsel içinde otopark sorunlarının çözümlenmesi ile oluşacak geniş açık alanlarda peyzaj düzenlemesi yapılmasının yanında daha kullanışlı ve ekonomik konut elde edilerek kentsel yaşam kalitesi yükseltilmesine katkı sağlamak amacı ile büyük parsellerin oluşturulmasına ilişkin plan notlarının modern planlama anlayışına uygun olduğu, toplu yapılaşmayı özendirmek ile farklı konut arzı yaratmak, diğer kentsel sorunlara katkı yapmak amacı ile planlama alanında yaşayacak nüfusa konut çeşitliliği sunumuna yönelik yaklaşımın şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, nazım imar planı, varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak düzenlenen bir imar planıdır. Dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının onaylandığı tarihte alanda herhangi bir çevre düzeni bulunmamaktadır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 2038 Ankara 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının … İdare Mahkemesinin 28/09/2020 tarih ve E:…, … sayılı kararı ile iptaline karar verildiği ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleştiği görüldüğünden … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin dava konusu nazım imar planının anılan çevre düzeni planına uygunluk yönünden yapılan değerlendirmelerine itibar edilmemiştir. Buna göre üst ölçekli çevre düzeni planı bulunmayan dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı yönünden kendi içinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığa konu alan 2023 Başkent Ankara 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planında orta yoğunluklu konut alanında (60-100 kişi/ha) kalmaktadır. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Ek-1ç’de Gelişme Konut Alanlarında, orta yoğunluk değeri olarak 121-250 kişi/ha konut kararı getirilmiştir. 1/25000 ölçekli nazım imar planının kabul edildiği 2007 yılındaki nüfus projeksiyonuna göre hazırlanan ve orta yoğunluk 60-100 kişi olarak belirlenen yoğunluk değeri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirlenen değerler gözetilerek arz üzerindeki yapılaşmanın dikey olarak yapılaşmasının öngörülmesi sonucu dava konusu nazım imar planı değişikliği ile orta yoğunluk 121-250 kişi/ha olarak revize edilmiştir. Bu itibarla, Ankara’nın artan nüfusuna paralel olarak 1/25000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişiklik yapılmasında mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Dava konusu planın ölçeği (1/25.000) gözönünde bulundurulduğunda genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, konut, ticaret vb. fonksiyonların belirlendiği, bölgeleme kararı niteliğinde bulunduğu, parsel bazında kararların üretilmediği, yoğunluk değerlerine dair kararların parsel bazında üretilmeyip bölge bütününde belirlendiği, fonksiyonların planın önceki kullanımına koşut olarak konut alanı olarak belirlendiği, sosyal ve teknik donatı alanlarının ancak alt ölçekli planlarla belirlenebileceği, 1/5000 ölçekli nazım imar planının 1/25.000 ölçekli nazım imar planının ölçek bazında ayrıntırılandırılmasına yönelik olarak düzenleneceği, alanda artan nüfusa karşı ayrılması gereken ve 1/25.000 ölçekli planın niteliği itibariyle ölçek bazında gösterilemeyen sosyal ve teknik donatı alanlarının alt ölçekli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında belirleneceği sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, idare mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve ek raporda, “dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin üst kademe 1/100.000 ölçekli ÇDP’ye bir aykırılık taşımadığı; 2015 yılı 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptali üzerine alanın plansız duruma düştüğü ve sonrasında da işbu dava konusu düzenlemenin yapıldığı, nitekim, alanın plansız duruma düşmesi nedeniyle dava konusu düzenlemenin onaylanmış olmasının bir gereklilik taşıdığı , ilk bilirkişi raporundan sonra dava dosyasına sunula belgeler itibariyle; yakın çevrede ve dava konusu planlama alanına emsal teşkil edebilecek konumdaki alanlarda yoğunlukların 140-200 kişi/ha. arasında değişen değerlere yükseltildiği, dolayısıyla 1/25.000 ölçekli nazım imar planında bölgeye yönelik getirilmiş plan kararlarının, 2007 yılındaki ilk durum itibariyle (işbu dava kapsamında tartışma konusu edilemeyecek plan değişiklikleri sonucu) farklılaştığı ve bölgede yoğunlukların artırıldığı, dava konusu alanda yer alan orta yoğunluklu konut alanları için getirilen 151-300 kişi/ha yoğunluğun da bu değerler ile benzeştiği ve hatta dava konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planlarında da planlama alanının kuzey bölümünde yer alan orta yoğunluklu konut alanları için 152 kişi/ha, güney bölümünde yer alan orta yoğunluklu konut alanları için ise 185 kişi/ha olarak kullanıldığı görülmekle, ilk bilirkişi raporumuz sonrasında dosyasına sunulan yeni bilgiler çerçevesinde; dava konusu imar planı değişikliği ile getirilmiş yoğunluk değerlerinin. 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında yer alan yakın çevre plan kararlarına uyumsuzluk taşımadığı ve sonuç olarak; ilk bilirkişi raporunda 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının plan açıklama raporunda yer alan bilgiler çerçevesinde üst kademe plana aykırılık olarak ortaya konulan hususların; rapor sonrasında planı onaylayan idarenin teknik olarak kendi içerisinde tutarlı olduğu görülen ek beyanı ile ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla, her ne kadar plan açıklama raporu içerisinde yer almamakla birlikte sonrasında dosyasına sunulan ek beyan itibariyle, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin üst kademe 1/100.000 ölçekli ÇDP’ye bir aykırılık taşımadığı; yine ilk bilirkişi raporumuzdan sonra dosyasına sunulan belgeler itibariyle; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında bölgeye yönelik getirilmiş plan kararlarının, 2007 yılındaki ilk durum itibariyle farklılaştığı ve bölgede yoğunlukların artırıldığı, dava konusu alanda getirilen yeni yoğunluğun da bu değerler ile benzeştiği; dolayısıyla dava konusu imar planı değişikliği ile getirilmiş yoğunluk değerlerinin, 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında yer alan yakın çevre plan kararlarına uyumsuzluk taşımadığı, buna göre, davaya ilişkin ilk bilirkişi raporunun sonuç bölümünde olumsuzluk olarak belirtilen “dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, nüfus/yoğunluk kabulleri itibariyle; üst kademe 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planı bütününe aykırılık taşıdığı” şeklindeki değerlendirmelerin, ilk raporun hazırlandığı tarihte dosyasına sunulmuş bilgi-belgeler çerçevesinde doğruluk taşısa da, sonrasında sunulan yeni teknik bilgi-belge ve beyanlar itibariyle ortadan kalktığı” şeklinde görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerekirken, başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.