Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1531 E. , 2022/9355 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/1531
Karar No : 2022/9355
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … – … Unlu Mamülleri Gıda Tem. İnş. Teks. Turz. Ev Gerç. Paz. Taş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Belediye Başkanlığı
2- … – … Unlu Mamülleri Gıda Tem. İnş. Teks. Turz. Ev Gerç. Paz. Taş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hatay İli, İskenderun İlçesi, … Mahallesi, … Bulvarı üzerinde 3621 sayılı Kanun kapsamında doldurma yoluyla elde edilen alandaki İskele Kafe adlı yerin işletmecisi olan davacı tarafından, ruhsatsız olarak inşaat yaptığı gerekçesiyle 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapının 07.03.2019 tarihinde yıkılması aksi halde 08.03.2019 tarihinde belediyelerince yıkılarak %20 fazla masraf tahsil edileceğine dair … tarihli ve … sayılı İskenderun Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali ile 08.03.2019 tarihinde yıkılan yapı için yapılan imalat bedeli olarak 190.000,00-TL, kafeteryanın işletilmemesinden kaynaklı olarak da 10.000,00-TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 200.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu yapının 775 sayılı Kanunun 18.maddesi kapsamında yıkılmasına yönelik işlem yönünden, uyuşmazlık konusu olayda, yıkıma konu yapı niteliğindeki unsurların kıyı kenar çizgisi ile kara arasında kalan yani 3621 sayılı Kanuna göre sahil olarak tanımlanan alanda bulunması karşısında Kıyı Kanununun 14. maddesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanununa göre işlem tesis edilmesi gerekirken, 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline; yapının yıkılması üzerine davacının yapı için harcamış olduğu imalat bedelleri karşılığı 190.000,00.-TL maddi tazminatın tazmini istemi yönünden, dava konusu işlemle yıkımına karar verilen yapının 3621 sayılı Kanun kapsamında dolgu yoluyla elde edilen alanda kaldığının açık olduğu, dolgu yoluyla elde edilecek alanlarda yapılacak yapıların 3621 sayılı Kanun ile bu Kanuna dayanılarak yayınlanan Yönetmelikte açık bir şekilde belirtildiği, bu alanlarda yapı yapılmadan ve yapı ruhsatı düzenlenmeden önce mutlaka ilgili bakanlıktan izin alınması gerektiği hususları göz önüne alındığında, tazminat istemine konu yapının …Sulh Hukuk Mahkemesinin … değişik iş nolu dosyasından alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespitlere göre sökülebilir ve takılabilir yapı niteliğinde yapılmadığı, Hatay İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü birimlerince yerinde yapılan denetimde “…yapının yaklaşık 125 m2’lik briket tuğladan sökülebilir takılabilir olmayan kapalı alan olarak ve ön tarafında ise 300 m2’lik çelik konstrüksiyondan sundurmanın yapıldığı” tespitinin bulunduğu, idarece projeye onay verilirken yapının 3621 sayılı Kanunun 6. maddesi ile Yönetmeliğin 14. maddesine uygun olarak yapılması şartıyla onay verildiği anlaşıldığından, zaten yapının yıkılması gerektiği, Mahkememizce de yıkıma ilişkin işlemin usulden iptal edildiği, idarece sonradan İmar Kanunundaki usule uyularak yapının yıkılması yönünden karar alınabileceği ve projeye onay verilmesine ilişkin yanlışlık ve aykırılığın, davalı idarece hizmetin iyi kurulmadığını, düzenli işlemediğini gösterecek derecede ağır ve belirgin olmadığı da dikkate alındığında, yapının yıkılması nedeniyle davacının yapıyı yapmak için ödediği imalat bedellerinin tazminine karar verilmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle ve kira sözleşmesi ile davacı şirkete kiralanan kafenin işletilmemesi nedeniyle 10.000,00.-TL tazminat istemi yönünden de, yapının 3621 sayılı Kanunun 6. maddesinde ve Yönetmeliğin 14. maddesinde belirtilen yapı niteliğinde olmadığı, her halükarda yıkılması gerektiği, tazmin istemine konu edilen zararın daha çok davacı şirket ile davalı idare arasında imzalanan kira sözleşmesinin usulüne uygun şekilde ifa edilmemesinden kaynaklandığı, bir nevi ifa imkansızlığının meydan geldiği, bu yöndeki istemin adli yargıda açılacak bir davaya konu edilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : İdarenin ağır hizmet kusuru bulunduğu, tazminat isteminin yasal faiziyle karşılanması gerektiği, tadilat projesinin idarece onaylandığı, haksız ve hukuka aykırı olarak İmar Kanununa aykırı olarak yıkım yapıldığı hususları ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Dava konusu edilen yıkım işleminin hukuk ve usule uygun olarak gerçekleştirildiği, istinaf kararının bu kısmının bozulması gerektiği hususu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin yıkım işlemine ilişkin kısmının reddi ile kararın bu kısmının onanması, tazminat istemine ilişkin kısmının ise enkaz bedeli ödenmesi gerektiğinden temyiz isteminin bu kısmının kabul edilerek kararın tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Hatay İli, İskenderun İlçesi, … Mahallesi, …Bulvarı üzerinde 3621 sayılı Kanun kapsamında doldurma yoluyla elde edilen alanın davalı belediye tarafından davacıya 21/06/2018 tarihinden itibaren kafe (… Kafe) olarak işletilmek üzere 10 yıllığına kiraya verildiği, davacı tarafından sunulan tadilat projesinin ise davalı idarece “3621 sayılı Kanunun 6. ve 14. maddelerine uygun olarak yapı yapılması şartıyla” onaylandığı, bunun üzerine davacı tarafından yapının yıkılarak yeni yapının inşasına başlandığı, Hatay İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nce davalı belediyeye hitaplı … tarihli, … sayılı yazı ile özetle yeni yapılan yapının 3621 sayılı Kanun kapsamında yapılabilecek yapılardan olmadığı belirtilerek, yapı ruhsatı düzenlenmemiş ise yapının 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yıkılmasını ve idarelerine sonucundan bilgi verilmesinin istenildiği, anılan yazı gereğince davalı belediyenin davacıya hitaplı … tarihli ve … sayılı yazısıyla; “Hatay İli, İskenderun İlçesi, … Mahallesi, … Bulvarı üzerinde 3621 sayılı Kanun kapsamında doldurma yoluyla elde edilen alandaki …Kafe adlı yerin işletmecisi olan şirket tarafından, ruhsatsız olarak inşaat yapıldığı gerekçesiyle 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapının 07.03.2019 tarihinde yıkılması, aksi halde 08.03.2019 tarihinde belediyelerince yıkılarak %20 fazla masraf tahsil edileceğinin” bildirildiği, 08.03.2019 tarihinde yıkımın gerçekleştirildiği, kira şartnamesinde davacı tarafından kiralanan alanda sabit tesis yapılamayacağının ve kira sözleşmesinde de kiraya verilen yerin genişletilip değiştirilemeyeceğinin belirtildiği, yapının yapılabilmesi için Kıyı Kanununun 11. maddesi kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gerekli iznin alındığına yönelik herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, anılan yapının işletmecisi olan davacı tarafından, ruhsatsız olarak inşaat yapıldığı gerekçesiyle 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapının 07.03.2019 tarihinde yıkılması aksi halde 08.03.2019 tarihinde belediyelerince yıkılarak %20 fazla masraf tahsil edileceğine dair … tarihli ve … sayılı İskenderun Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali ile 08.03.2019 tarihinde yıkılan yapı için yapılan imalat bedeli olarak 190.000,00-TL, kafeteryanın işletilmemesinden kaynaklı olarak da 10.000,00-TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 200.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3621 sayılı Kıyı Kanununun 2. maddesinde “Bu Kanun, deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerine ait düzenlemeleri ve bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarına ait esasları kapsar” hükmüne, 5.maddesinde “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”, 6.maddesinde, kıyılarda ve denizlerde yapılabilecek yapılar açık bir şekilde belirtildikten sonra, “Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar” başlıklı 7.maddesinde “Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir.Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir.”, 11.maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre, kıyıda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler üzerinde yapılması mümkün olan yapı ve tesislerin yapılabilmesi için, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur. Yapı ruhsatı verilmesinde bu izin belgesi yeterlidir.” ,14. maddesinde ise “Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (…) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
775 sayılı Gecekondu Kanununun 2. maddesinde; “Bu Kanunda sözü geçen (Gecekondu) deyimi ile, imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir” düzenlemesi, aynı Kanunun 18. maddesinde de, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belediye sınırları içinde veya dışında belediyelerce, hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşaa safhasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır. Yıkımı sırasında lüzum hasıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım isteyebilirler. Mülkiye amirleri, devlet zabıtası ve imkanlarından faydalanmak suretiyle izinsiz yapıların yıkımı konusunda yükümlüdürler. Özel kişilere veya bu maddenin 1. fıkrasında sözü geçenler dışındaki tüzel kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında, arsa sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine ve mülkiyet durumlarını tevsik etmeleri şartıyla bu madde hükümleri, aksi halde genel hükümler ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır.” düzenlemesi yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın yıkım işlemine ilişkin kısmı ile ilgili olarak;
İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın yıkım işlemine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın tazminat istemine ilişkin kısmına gelince;
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket ile davalı belediye arasında imzalanan kira sözleşmesine istinaden kıyı dolgu alanında işletilen kafe için düzenlenen tadilat projesinin Kıyı Kanunu hükümlerine uyulmak kaydıyla belediyece onaylanması üzerine, kiralanan yapının yıkılarak 125 m² briket tuğladan kapalı yapı ve ön tarafında da 300 m² çelik malzemeden sundurma yapıldığı, yapının kıyıda yapılabilecek yapılardan olmadığından bahisle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce bu durumun tespit edilerek yıkılmasının belediyeden istenilmesi üzerine, davalı belediyece … tarihli ve … sayılı yazıyla, … Kafe adlı yerin işletmecisi olan davacı şirketin kıyıda doldurma yoluyla elde edilen alanda ruhsatsız olarak yaptığı inşaatın 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca 07.03.2019 tarihinde yıkılması, aksi halde 08.03.2019 tarihinde belediyelerince yıkılarak %20 fazla masraf tahsil edileceğinin bildirildiği, 08.03.2019 tarihinde de yıkımın gerçekleştirildiği, kira şartnamesinde davacı tarafından kiralanan alanda sabit tesis yapılamayacağının ve kira sözleşmesinde de kiraya verilen yerin genişletilip değiştirilemeyeceğinin belirtildiği, yapının yapılabilmesi için Kıyı Kanununun 11. maddesi kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gerekli iznin alındığına yönelik herhangi bir belgenin dosyasına sunulmadığı, davacı tarafından yıkılan yapının imalat bedeli olarak 190.000,00 TL ve kafenin işletilememesi nedeniyle 10.000,00 TL’nin yasal faiziyle tazminin istenildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, belediyece davacı şirketin kıyı mevzuatına uymak kaydıyla yapının tadilat projesi onaylanmış ise de,
davacı tarafından mevcut yapının yıkılarak kira şartnamesine, kira sözleşmesine ve kıyı mevzuatına aykırı olarak kıyıda yapılamayacak izinsiz ve ruhsatsız yeni sabit yapılar yapıldığı, her ne kadar kıyıda yapılan, hukuki koruma altında bulunmayan ruhsatsız yapıların yıkılması gerekmekte ise de; Kıyı Kanununun 14. maddesinin yollamada bulunduğu İmar Kanununun 32. maddesinde öngörülen usule uygun olarak yapı tatil tutanağı düzenlenmeden, tutanağın yapıya asılmak suretiyle davacıya tebligatı yapılmadan, davacı şirkete dava açma, yapısını kaldırıp enkazını alma hakkı tanınmadan, 775 sayılı Kanunun 18. maddesi hükmü gereğince tesis edilen yıkım işleminden bir gün sonra belediyece yapının doğrudan yıkıldığı, belediyenin ruhsatsız yapının yıkımında dayandığı mevzuat hükmü açısından usulde hatalı olduğu, davacıya verilecek sürede yapısını kendisinin yıkma hakkı ve enkazını alma hakkı tanınmadığı, yıkılan yapının enkazının davacının uhdesinde kalıp kalmadığına ilişkin bir bilgi ve belgenin ise dosyada yer almadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, ruhsatsız yapıların İmar Kanununun 32. maddesi hükmünde öngörülen usule göre yıkılması gerekirken 775 sayılı Kanunun 18. maddesi hükmü uygulanmak suretiyle yıkılmasıyla nedeniyle davacıya yapısını yıkma ve enkazını alma hakkı tanınmadığı dikkate alındığında, yıkılan yapının enkazının davacının uhdesinde kalıp kalmadığının araştırılarak, enkazın davacının uhdesinde kalmadığının tespit edilmesi durumunda, enkaz bedelinin belirlenerek davacıya tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, yapıların ruhsatsız olması nedeniyle yıkıldığı dikkate alındığında, salt yıkım işlemindeki usule aykırılıktan bahisle yapı imalat bedeli ile işyerinin işletilememesinden kaynaklı zararın tazminine ise hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının tazminat isteminin tamamının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin ise reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ve tazminat isteminin reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yıkım işlemine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Hatay İli, İskenderun İlçesi, … Mahallesi, … Bulvarı üzerinde 3621 sayılı Kanun kapsamında doldurma yoluyla elde edilen alandaki … Kafe adlı yerin işletmecisi olan davacı tarafından, ruhsatsız olarak inşaat yaptığı gerekçesiyle 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapının 07.03.2019 tarihinde yıkılması aksi halde 08.03.2019 tarihinde belediyelerince yıkılarak %20 fazla masraf tahsil edileceğine dair … tarihli ve … sayılı İskenderun Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali ile 08.03.2019 tarihinde yıkılan yapı için yapılan imalat bedeli olarak 190.000,00-TL, kafeteryanın işletilmemesinden kaynaklı olarak da 10.000,00-TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 200.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada;
İdare Mahkemesince yıkım işleminin iptaline, maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş olup, taraflarca yapılan istinaf başvuruları İstinaf Mahkemesince reddedilmiştir.
Yukarıda belirtilen İdare Mahkemesi kararındaki gerekçelerle, yıkım işleminin iptali, tazminat isteminin ise reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu istinaf kararının aynen onanması gerektiği oyum ile Dairemizin istinaf kararının tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.