Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2575 E. , 2022/9290 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/2575
Karar No : 2022/9290
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası … Şubesi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Balıkesir İli, İvrindi ve Altıeylül İlçelerinde, davalı yanında müdahil … Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait …Ruhsat numaralı sahada “IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; aynı işlemin iptali istemiyle başka bir davacı tarafından açılan ve …İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında görülen davada yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu projenin hazırlanma sürecinin teknik yönden mevzuatta öngörülen usule uygun olduğu, proje kapsamının asgari gereklilikleri taşıdığı, yeterli uzman personelin bilgi ve katkısının projenin hazırlanmasında dikkate alındığı, kurulması planlanan dava konusu tesis ile ilgili olarak hazırlanan nihai ÇED dosyasında gerek tesisin yapım aşaması gerekse işletme aşamasında karşılaşılabilecek sorunlar tespit edilerek raporda incelendiği, projenin çevredeki insan ve doğal yaşama karşı oluşturacağı etkileri önemli ölçüde değerlendirilerek, yaşanması olası çevresel zararların asgari düzeye indirilmesi için alınması gereken önlemlerin yeterli düzeyde belirtildiği ve gerekli ilanların yapıldığı; bu bağlamda, proje kapsamında hidrolojik açıdan hidrolojik unsurlara yansıyacak olumsuz etkinin yasal sınırlar içerisinde kaldığı, jeolojik olarak yapılan çalışmaların tutarlı ve saha ile uyumlu olduğu, çevresel açıdan taahhütlere uyulması durumunda herhangi bir sakınca oluşmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, ÇED raporu kapsamında yapılan çalışmalar ile projenin olumsuz çevresel etkilerinin en aza indirilmesi için öngörülen önlemlerin yeterli olduğu, dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Projenin etki alanının doğru belirlenmediği, kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı, halkın katılım sürecinin hukuka uygun olarak yürütülmediği, projenin yöre halkının sağlığı, tarımsal üretim ve hayvancılık açısından tehlike arz ettiği, projenin yer altı ve yer üstü su kaynaklarına etkilerinin yeterince değerlendirilmediği, taraflarına keşfe katılma imkanı tanınmadığı, aynı işlemin iptali istemiyle başka bir davacı tarafından açılan davada yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının bozulması ve Dairemiz karşı oy gerekçeleri doğrultusunda davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra,, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Balıkesir İli, İvrindi ve Altıeylül İlçelerinde, davalı yanında müdahil … Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait … Ruhsat numaralı sahada “IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” hükmüne, 7. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller” başlıklı 266. maddesi, “(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” hükmünü; “Bilirkişi sayısının belirlenmesi” başlıklı 267. maddesi, “(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.” hükmünü; aynı Kanunun “Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor” başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, “(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir…” hükmünü içermekte olup; “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için aynı işlemin iptali istemiyle açılan … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında görülen dava dosyasında; Maden Mühendisi …, Ziraat Mühendisi …, Jeoloji Mühendisi …, Çevre Mühendisi … ve Harita Mühendisi …’dan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucu hazırlanan ve görülmekte olan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle;
– Projenin yerleşim alanları ile mevcut tarım, mera, orman, yer altı ve yer üstü kaynaklarına mesafesinin değerlendirilerek, projenin yer seçimine yönelik yapılan değerlendirmelerde; her bir çalışma alanınında yer alan galeri alanlarında üretilen pasanın %80’inin galerilerde, geri dolgu amacıyla kullanılacağı, geri kalan pasanın kalıcı ve geçici olarak planlanmamış pasa depolama alanlarında depolanacağı, gözlem kuyuları ve jeoteknik amaçlı sondajlardan elde edilen veriler ışığında, yer altı suyu akım modeli yapıldığı, bu model ile yapılan asit kaya drenajlı çalışmalar neticesinde belirlenen parametreler dikkate alınarak kirletici taşınım modelinin oluşturulduğu; bu işlemlerin cevherin tüvenan çıkarılmasını içereceği ve cevher zenginleştirme işleminin ÇED alanı içinde yapılmayacağına yönelik taahhütte bulunulduğu, mevcut projede yer üstü ve yer altı sular için kimyasal karışımın söz konusu olmayacağı; açık işletmelerden kaynaklı toz, gürültü ve kazı etkileri haricinde yapılan incelemelerin yer altı ve yer üstü ocak yerlerinin cevher zenginleştirmesi ve çalışılmasının çevreye etkilerinin minimuma indirilmesi, deprem etkisine stabilitesi, yer altı ocaklarının tasman, vb. oluşumlara yol açmaması için alınan tahkimat önlemlerinin nihai ÇED raporunda doğru ele alındığı; proje kapsamında belirlenen 856,4 hektarlık ÇED alanının 93,13 hektarının şahıs parseli, 728,3 hektarının orman arazisi, 32,93 hektarının hazine arazisi, ve 1,49 hektarının ise mera arazisi niteliğinde olduğu, fiziken olarak kullanılacak 209,65 hektarın 187,85 hektarının orman, 21,8 hektarının ise tarım arazisi niteliğinde olduğu, çalışma yapılacak ormanlık alanlar için ilgili mevzuat uyarınca peyderpey ormanın izninin alınacağının nihai ÇED raporunda belilrtildiği; sonuç olarak yapılması planlanan projenin, alan ve çevresi dikkate alındığında, tesisin yerleşim alanları ile mevcut tarım, mera, orman, yer altı ve yer üstü su kaynaklarına mesafeleri değerlendirilerek yer seçiminin uygun olduğu;
– Proje çevresinde tarımsal sulama amaçlı göletlere bağlı sulama kanallarının bulunup bulunmadığı, projenin sulama kanalları ile bu kanalların kaynağı niteliğindeki göletler, flora-fauna, akarsu ve yeraltı suları, su kaynakları üzerindeki etkilerine yönelik yapılan değerlendirmelerde; ÇED alanında toplam 263.296 adet ağaç bulunduğu, ancak ÇED alanı fiziki kullanım alanı sonucu aşama olarak toplam 92.109 adet ağaç kesilmesinin öngörüldüğü, nihai ÇED raporunda projenin civardaki ormanlar ve ormancılık çalışmalarına olumsuz etkisinin bulunmadığının belirtildiği; proje kapsamında 856,4 hektarlık ÇED alanının 195,66 hektarlık kısmının bozuk orman, 498,81 hektarlık kısmının bakım ormanı, 22,48 hektarlık kısmının ağaçsız orman toprağı ve 129,19 hektarlık kısmının ise kadastroya göre orman dışı açıklıklar olarak gözüktüğü, projede fiziki olarak kullanılacak 187,5 hektarlık orman alanının, 61,93 hektarlık kısmının bozuk orman vasfına sahip olduğu, 122,87 hektarlık kısmının bakım alanı, geriye kalan 3,05 hektarlık kısmının ise ağaçsız orman toprağı olarak gözüktüğü, projede rehabilitasyon çalışmaları sonrasında meşe, kızılçam ve karaçam ile ağaçlandırma yapılmasının planlandığının belirtildiği; ayrıca proje kapsamında flora-fauna için gerçekleştirilen arazi çalışmalarının, çeşitli üniversitelerden akademisyenlerce yürütüldüğü ve ilgili çalışmaların ayrıntılarının ÇED raporu ekinde yer aldığı belirtilmiş ve sonuç olarak proje çevresinde tarımsal sulama amaçlı göletlere bağlı sulama kanallarının bulunduğu, projenin sulama kanalları ve bu kanalların kaynağı olan göletler, flora-fauna, akarsu, yeraltı suları, su kaynakları üzerinde olumsuz etkilerinin olmadığı, olması halinde bunların neler olduğu ve ilgili önlemlerin nihai ÇED raporunda detaylıca ele alındığı;
– Proje kapsamında arazi hazırlık, inşaat ve işletme aşamasında kullanılacak olan maddelerin patlayıcı veya toksik niteliğinin bulunmadığı, bu maddelerin bölgede yer alan tarım arazilerine, mera alanlarına, ormanlık alanlara, akarsu ve yer altı sularına olası etkilerinin ÇED raporunda öngörülerek bu etkilerin bertarafı için gerekli önlemlerin belirlendiği, bu husustaki öngörü ve önlemlerin gerçekçi olduğu, olası etkilerin usul mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu;
– Projenin inşaat ve işletme aşamalarında meydana gelebilecek toz oluşumunun yer altı ve içme sularına, hava kalitesine, toplum sağlığına ve çevreye olası etkilerinin öngörüldüğü ve bu husustaki öngörü ve önlemlerin gerçekçi olduğu;
– Projenin yapılmasının planlandığı alan ve çevresinin jeolojik – tektonik ve zemin özellikleri dikkate alınarak, depremsellik ve doğal afet durumu, kitle hareketleri, heyelan, moloz akması, vb. hususların nihai ÇED raporunda değerlendirildiği; bu husustaki öngörülerin raporda yer aldığı ve öngörüler ile alınması planlanan önlemlerin bölgenin jeolojik yapısına uygun olduğu, bunların yeterliliği ile uygulanabilirliğinin ulusal ve uluslararası standartlara uygun olduğu ve gerçeği yansıttığı; projenin yapılmasının planlandığı alan ve çevresinin jeolojik – tektonik ve zemin özellikleri dikkate alınarak, depremsellik ve doğal afet durumu, kitle hareketleri, heyelan, moloz akması, vb. hususların nihai ÇED raporunda değerlendirildiği; bu husustaki öngörülerin raporda yer aldığı ve öngörüler ile alınması planlanan önlemlerin bölgenin jeolojik yapısına uygun olduğu, bunların yeterliliği ile uygulanabilirliğinin ulusal ve uluslararası standartlara uygun olduğu ve gerçeği yansıttığı;
– Proje kapsamında ekolojik yapıya verilmesi olası zarar ile projenin gerçekleştirilmesi ile elde edilmesi planlanan kamu yararı arasında adil bir dengenin bulunduğu
– Sonuç olarak, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı ile proje alanının yapısı ve konumu itibarı ile çevrede oluşturması olası tüm etkilerin, özellikle hava, toprak, toplum sağlığı, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal alanlar konusunda oluşturacağı olumsuzlukların irdelendiği, alınması öngörülen önlemlere yer verildiği ve bu önlemlerin ilgili mevzuata uygun olduğu, nihai ÇED raporunda dengeli ve sağlıklı bir çevrenin sürekliliğine yönelik zararların öngörülerek, söz konusu zararların önlenmesine yönelik gerekli, yeterli, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler içerdiği yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; aynı işlemin iptali istemiyle başka bir davacı tarafından açılan ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında görülen dava dosyasında yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun işbu davanın taraflarına tebliğ edilmesi üzerine, davacı tarafından verilen ve 22/12/2021 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; bilirkişi heyetinde botanik, zooloji, vb. alanlarda uzmanların yer almasının gerektiği belirtilmekte olup; uyuşmazlık konusu projenin su varlıklarına, flora ve faunaya, orman varlığına olumsuz etkilerinin olacağı ve bu hususlarda bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin eksik ve yetersiz olduğuna; ayrıca proje kapsamında ocaktan çıkarılacak cevherin “tüvenan” olarak satılmak suretiyle değerlendirileceğinin belirtildiği, bu çapta bir ocaktan çıkarılacak cevherin satış sonucu nereye ve nasıl nakledileceği, nakliyat sürecinin ne tür çevresel etkileri olacağı hususunun değerlendirilmediğine yönelik iddia ve itirazlarda bulunulduğu görülmektedir. Öte yandan; dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunda yer alan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, proje kapsamında belirlenen 856,4 hektarlık ÇED alanının 728,3 hektarının orman arazisi; fiziken kullanılacak 209,65 hektarın 187,85 hektarının orman arazisi niteliğinde olduğu hususu ile ÇED alanında toplam 263.296 adet ağaç bulunduğu, ancak ÇED alanı fiziki kullanım alanı sonucu aşama olarak toplam 92.109 adet ağaç kesilmesinin öngörüldüğüne yönelik bilgilere yer verildiği ve gerek dava dilekçesinde, gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde projenin orman alanlarına olumsuz etkisinin olacağına yönelik iddia ve itirazlara yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette, uyuşmazlık konusu projenin orman varlığına olası olumsuz etkileri ve bu kapsamda alınan önlemlerin bilimsel ve teknik yönden yeterliliği konusunda değerlendirme yapabilecek orman mühendisi ile projenin flora ve fauna üzerindeki olası olumsuz etkileri ve bu kapsamda alınan önlemlerin bilimsel ve teknik yönden yeterliliği konusunda değerlendirme yapabilecek flora-fauna uzmanının bulunmadığı görülmektedir.
Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Orman Mühendisi ve Flora-Fauna Uzmanı olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda niteliği belirtilen bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4.Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 08/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğuyla, esasta oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY (X):
Dosyanın incelenmesinden; davanın Balıkesir İli, İvrindi ve Altıeylül İlçelerinde, davalı yanında müdahil … Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait … Ruhsat numaralı sahada “IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinin birinci fıkrasında; 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alının kararlarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (i) bendinde ise, bu davalarda temyiz üzerine, Danıştayın evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar vereceği, aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar vereceği, ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hallerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri göndeceği ve temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükmüne yer verilmiştir
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu’nun 2. maddesinde; Birliğin kuruluş amacı; “Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak…” şeklinde belirlenmiş; aynı Kanun’un 13. maddesinde “Lüzum görülen yerlerde Birlik Umumi Heyeti karariyle (Türk mühendis ve mimarları odaları) açılabilir.”; 39. maddesinde ise “Bu kanun hükümleri müteşebbis heyetlerce ihzar ve Birlik Umumi Heyetince tasvip edilecek bir talimatname ile tatbik olunur.” hükümlerine yer verilmiştir.
18/12/2004 tarih ve 25674 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği’nin “Odanın Amaçları” başlıklı 6. maddesinde “Odanın başlıca amaçları; a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak, b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak, d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak, e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak, f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek, g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmektir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Bu kapsamda, Birlik kapsamındaki her meslek odasının amacının, Kanun’da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleki alanlarıyla sınırlı olduğu ve davacı …. Odası … Şubesinin, yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerinde düzenlenen odanın amaçları doğrultusunda odanın iştigal alanını ve/veya üyelerinin menfaatlerini doğrudan etkileyen konularda dava ehliyetinin bulunduğu değerlendirilmekte olup; dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararına konu projenin “IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi” olduğu, bu bağlamda davacı Oda ve Üyeleri ile doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; davacı Odanın kuruluş amacı ve faaliyet alanı ile dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının “altın-bakır maden ocağı ve hazır beton tesisi” faaliyetine ilişkin tesis edildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu işlemin davacı Odanın menfaatini etkilemediği, bu nedenle davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı düşünülmekte olup; işin esasının incelenmesi gerektiğine yönelik Dairemiz çoğunluk görüşüne usul yönünden katılmıyorum.
Öte yandan; ivedi yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığının temyiz aşamasında tespit edilmesi durumunda, 2577 sayılı Kanun’un “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile Dairemiz çoğunluk kararında yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Orman Mühendisi ve Flora-Fauna Uzmanı olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesinin, Dairemizce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca yaptırılması ve buna göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerektiği görüşü ile, Dairemiz çoğunluk kararınına bu yönüyle de katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
Dosyanın incelenmesinden; davanın Balıkesir İli, İvrindi ve Altıeylül İlçelerinde, davalı yanında müdahil ne ait … Ruhsat numaralı sahada “IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu’nun 2. maddesinde; Birliğin kuruluş amacı; “Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak…” şeklinde belirlenmiş; aynı Kanun’un 13. maddesinde “Lüzum görülen yerlerde Birlik Umumi Heyeti karariyle (Türk mühendis ve mimarları odaları) açılabilir.”; 39. maddesinde ise “Bu kanun hükümleri müteşebbis heyetlerce ihzar ve Birlik Umumi Heyetince tasvip edilecek bir talimatname ile tatbik olunur.” hükümlerine yer verilmiştir.
18/12/2004 tarih ve 25674 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği’nin “Odanın Amaçları” başlıklı 6. maddesinde “Odanın başlıca amaçları; a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak, b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak, d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak, e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak, f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek, g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmektir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Bu kapsamda, Birlik kapsamındaki her meslek odasının amacının, Kanun’da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleki alanlarıyla sınırlı olduğu ve davacı nin, yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerinde düzenlenen odanın amaçları doğrultusunda odanın iştigal alanını ve/veya üyelerinin menfaatlerini doğrudan etkileyen konularda dava ehliyetinin bulunduğu değerlendirilmekte olup; dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararına konu projenin “IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi” olduğu, bu bağlamda davacı Oda ve üyeleri ile doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, davacı Odanın kuruluş amacı ve faaliyet alanı ile dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının “altın-bakır maden ocağı ve hazır beton tesisi” faaliyetine ilişkin tesis edildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu işlemin davacı Odanın menfaatini etkilemediği, bu nedenle davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı ve işin esasının incelenmesi suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik usule ilişkin azlık oyuyla, Dairemiz çoğunluk kararının işin esasının incelenmesi gerektiğine yönelik kısmına katılmıyorum.