Danıştay Kararı 6. Daire 2022/2814 E. 2022/9863 K. 17.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/2814 E.  ,  2022/9863 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/2814
Karar No : 2022/9863

TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALILAR)
1-… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
II- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)… Mermer San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … Köyü Tüzelkişiliği
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Karaman İli, Kazım Karabekir İlçesi, … Köyü, … paftasında bulunan … ve … ruhsat numaralı sahalarda ”RN … , … ve ER:…, … Numaralı Mermer Ocağı İşletmeciliği projesiyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … günlü, … sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu sahada gerçekleştirilecek mermer ocağı arama ve işletmeciliği faaliyeti hakkında Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde belirtilen şartlar göz önüne alınarak; yönetmelik gereği tesis faaliyete geçmeden önce yönetmeliğin ilgili maddelerine istinaden Çevresel Etki Değerlendirme gerekli olduğu, ayrıca dosyada bulunan Karaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazısında belirtiği gibi bölgede artan faaliyetlerden dolayı Çevresel Etki Değerlendirme gereklidir kararı çıktığı, dava konusu parsellerin yeri hali hazır arazi olduğu, mera vasfi taşımadığından hayvancılığı olumsuz yönde etkilemeyeceği, bu yüzden geçim kaynağı büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık olan köylünün mera vasfındaki yerleri kullanılacağı, İlçe sınırları içerisinde hayvanların otlatıldığı ortak kullanılan mera vasıflı yerler olduğu. tesisten kaynaklanacak toz emisyonlarının maksimum yer seviyesi konsantrasyonlarının, Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’ne göre değerlendirilmesinin yapıldığı. tesisten kaynaklanacak PM10 ve Çöken Toz emisyonlarının modellemenin yapıldığı dosyada bulunan ÇED raporunda görüldüğü, ayrıca raporda “Tarım arazilerine zarar gelmemesi amacıyla özellikle ocak alanının kuzey ve batısında rüzgar kesici ağaçlar sık olarak ekilecektir” ibaresinin yer aldığı, tesis faaliyete geçtikten sonra çevre kirliliğine sebep olacak faaliyetlerden uzak durmasının ve önlem almasının gerektiği, bu kapsamda ÇED raporunda alınacak önlemlerin yer aldığı, ÇED alanının en yakın tarlaya mesafesinin 10 m olduğu, firma ÇED raporunda belirtilen önlemleri almak zorunda herhangi bir ihmal durumunda ise “Proje kapsamında çevredeki arazilere, tarıma ve tarımsal üretime zarar verilmeyeceğini taahhüt ederiz. Zarar verilmesi halinde firma tarafından zarar ziyanın karşılanacağını taahhüt ederiz.” taahhütlerinde bulunduğu, mermer ocaklarının çalışma prensibinde patlatma olmadığı su ile kesim yapılarak blokların çıkarıldığı, ÇED raporunda gürültü hesaplamaların yapıldığı, yerleşim yerine uzaklıklar göz önüne alındığında ve firmanın gerekli önlemleri aldığı takdirde insanlara zararı yer alan taahhütlerin yeterli olduğu, bölgenin floristik isteleri keşifte yapılan gözlemler ve alanda daha önce yapılmış çalışmalarla ilgili literatür bilgilere dayanılarak hazırlanmış ve alfabetik sıraya göre düzenlenmdiği, buna göre alanda familya ve bu familyalara ait çeşitli türde bitki tespit edildiği, alanda bulunan bitki taksonları, yurdumuzda dar ve sınırlı yayılış gösteren ya da baskı altında olan türler olmayıp, aksine geniş dağılımlar arz ettiği, dolayısıyla, bu projenin hayata geçirilmesiyle, kendini tekrar eden habitat özelliği gösteren alanda bulunan geniş populasyonlu ve bol bulunuşlu türlerin nesillerinin ortadan kalkması gibi bir tehdit unsuru söz konusu olmayacağı, proje tanıtım dosyasında geniş kapsamlı çalışma yapıldığı görülmüş olup, verilen taahhütlere şirketin uyması şartıyla flora, fauna ve yer altı kaynaklarına etkisinin olmayacağı, Mermer ocağı faaliyeti esnasında ÇED raporunda belirtilen önlemleri almaması veya ihmal durumunda çevre kirliliği ile karşılaşılacağı, bu durumda firmaya mevzuat gereği ÇED raporuna uymadığı için ceza kesileceği, Fen Bilirkişisinin belirttiği gibi, bahsi konu sahada aktif halde 2 adet şahıs kuyuları ve bir adet faal halde Köy İçme Suyu Deposu bulunduğu, bu konu hakkında Uzman Jeoloji Mühendisi bilirkişi olmadığından dolayı taraflarınca değerlendirme yapılamadığı, değerlendirme kısmında belirtilen nedenlerden dolayı Çevresel Etki Değerlendirme Raporunun yazılmış ve ilgili kurumlardan alınan görüşlerde olumsuz bir yazı olmamasından dolayı Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu kararının yerinde olduğu yönünde görüş ve kanaate yer verildiği, 13.12.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ise özetle; “Proje alanında Karalgazi Köyü’ne ait içme suyu deposu ve depoya iniş çıkış hatları bulunduğu, 24 m uzaklıkta köyün içme ve kullanma suyu deposu ile 168 m uzakta içme kuyusu bulunduğu, ayrıca mermer kesme işlemi de su ile yapıldığı, suyun yerine geçebilecek yapay bir maddenin bulunmamasından ve insan sağlığı için suyun önemine binaen su ile ilgili yürürlüğe giren yönetmeliklerin ilgili hükümlerine katiyetle uyulması, projede yapılacak yönetmeliğe tabi değişikliklerin takibinin sağlanması, ilgili mevzuatlara uygun tedbirlerin alınacağına dair belirtilen mutat taahhütlerin verilmiş ve aynı zamanda taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği hususunun daha titizlikle takip edilmesi önemlilik arz ettiği, tek başına mermer tozlarının bahsi geçen hastalıklara neden olduğunun söylenemeyeceği ancak bu tesislerin uzun vadede su azlığından kaynaklanan hastalıklar açısından yöre halkının zarar görmemesi için tüm tedbirlerin alınması, yerleşim yerlerinin su kaynaklarına ve su nakil hatlarına herhangi bir müdahalenin olmaması gerektiği, ÇED Raporu’nun çok detaylı hazırlandığı, tüm bilgi ve belgelere yer verildiği, sahada maden üretimi tel kesme kullanılarak blok şeklinde üretim yapılacağı, sahada patlayıcı madde kullanılmayacağı için çevredeki tarım arazilerine ve yeraltı suyuna etkisinin olmayacağı, tek başına mermer tozlarının hastalıklara neden olmayacağı, dava konusu alanda mermer çıkarılmasında kullanılacak sudan kaynaklı meydana gelecek atık sular ile diğer atıkların alınacak önlemler ile çevredeki yer altı sularına ve/veya kaynaklarına olumsuz etkisinin sıkı takip ve denetimle önlenebilir olduğu, dava dosyası içerisinde yer alan belgeler ile ÇED Raporu İncelemesinden yapılan değerlendirmede; ”ÇED Raporu’nun çok detaylı hazırlandığı, tüm bilgi ve belgelere yer verildiği, sahada maden üretimi tel kesme kullanılarak blok şeklinde üretim yapılacağı, sahada patlayıcı madde kullanılmayacağı için çevredeki tarım arazilerine ve yeraltı suyuna etkisinin olmayacağı, tek başına mermer tozlarının hastalıklara neden olmayacağı,” dava konusu alanda mermer çıkarılmasında kullanılacak sudan kaynaklı meydana gelecek atık sular ile diğer atıkların alınacak önlemler ile çevredeki yer altı sularına ve/veya kaynaklarına olumsuz etkisinin sıkı takip ve denetimle önlenebilir olduğu” kanaatine yer verildiği,
Dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda özetlenen bilirkişi raporlarında yer verilen tespitlerin bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesinden; dosya kapsamında yer alan … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında özetle, ”Vaziyet planında gösterildiği şekilde ÇED alanları ham toprak vasıflı arazilere isabet etmektedir. Ancak … ruhsat numaralı saha içerisinde tarımsal üretim potansiyeli yüksek sulu tarım arazileri bulunmaktadır. Proje alanı ve çevresinde genellikle sulu tarım yapılan araziler mevcut olup bu araziler bölgenin tarımsal üretim potansiyelinin yüksek olduğu arazilerdir. (…) proje alanında yapılan çalışmalar neticesinde oluşan toz, bitkisel üretimde vejatatif gelişmenin yanı sıra generatif gelişmeyi önemli derecede olumsuz etkilemektedir. (…) Proje tanıtım dosyasında toz emisyonları için alınacak tedbirlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Örneğin; proje sahasında kullanılacak yolların mıcır malzeme ile kaplanması planlanmış ancak nakliye yolları için herhangi bir önlemden bahsedilmemiştir. (…) söz konusu ruhsat alanı, ruhsat sahası içerisinde ve çevresinde tarım potansiyeli yüksek araziler içerisinde kalmakta ve etrafında tarım parselleri bulunmakta olup bölgede bulunan tarım arazilerinin tarımsal kalkınma bütünlüğünü bozacak konumdadır.” ifadelerine yer verildiği, yine … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü yazısında özetle, ”(…) 27 metre uzaklıkta köyün içme ve kullanma suyu deposu ile 168 metre uzakta içme su kuyusunun bulunduğu belirtilmekte olup bu bağlı yapılara zarar verilmeyeceği ile aksi bir durumda hemen iyleştirileceğinin taahüt edilmediği, ambalajlı su ürünlerinin Sağlık Bakanlığı’ndan izinli olanların kullanılacağının taahüt edilmediği, kendi sahası içerisinde sağlık koruma bandının belirlenmesi ile faaliyetin bu sınırlar içerisinde titizlikle yürütüleceğine dair taahüdün bulunmadığı,” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmekle; proje alanında yapılan çalışmalar neticesinde oluşan toz, bitkisel üretimde vejatatif gelişmenin yanı sıra generatif gelişmeyi önemli derecede olumsuz etkilemesi, proje tanıtım dosyasında toz emisyonları için alınacak tedbirlerin yetersiz olması, ruhsat sahasının içerisinde ve çevresinde tarım potansiyeli yüksek araziler içerisinde kalması ve etrafında tarım parselleri bulunması, bölgede bulunan tarım arazilerinin tarımsal kalkınma bütünlüğünü bozacak konumda olması, 27 metre uzaklıkta köyün içme ve kullanma suyu deposu ile 168 metre uzakta içme su kuyusuna zarar verilmeyeceği ile aksi bir durumda hemen iyleştirileceğinin taahüt edilmemesi, kendi sahası içerisinde sağlık koruma bandının belirlenmesi ile faaliyetin bu sınırlar içerisinde titizlikle yürütüleceğine dair taahüdün bulunmaması, ruhsat sahasının yerlerim yerine olan yakınlığı, hayvancılık faaliyetlerine etkisi (birlirkişilerce yapılan hayvancılık faaliyetinin ilçenin diğer yerlerinde yapılabileceği şeklindeki tespitleri yerinde görülmeyerek) gibi hususlar göz önüne alındığında, Karaman İli, Kazım Karabekir İlçesi, … Köyü, … paftasında bulunan … ve … ruhsat numaralı sahalarda ”RN … ,… ve ER:… , … Numaralı Mermer Ocağı İşletmeciliği projesiyle ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, dava konusu ”RN… , … ve ER:… , … Numaralı Mermer Ocağı İşletmeciliği Projesi”nin gerçekleştirilmesine ilişkin olarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasının 08/01/2020 tarihinde Bakanlıklarına sunulması ile ÇED sürecinin başladığını, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 8. maddesinde öngörüldüğü üzere, söz konusu projenin çevresel etkilerinin detaylı araştırılması amacıyla geniş katılımlı bir inceleme değerlendirme komisyonu oluşturulduğu, komisyon üyesi kurum/kuruluşlardan ÇED Başvuru dosyası hakkındaki görüşlerinin istendiği, 11/08/2020 tarihinde halkın katılımı toplantısının gerçekleştirildiği, gelen tüm görüşler çerçevesinde proje özel formatının belirlendiği, bu kapsamda ilgili Yönetmeliğin 11. maddesi gereğince proje ile ilgili inceleme değerlendirme sürecinin başladığı ve ÇED Raporunun halkın görüşüne açıldığı, Komisyon tarafından ÇED Raporu hakkında ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olarak inceleme ve değerlendirme çalışmalarının yürütüldüğünü, Yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında Komisyon tarafından son şekli verilen ÇED Raporunun halkın görüşüne açıldığını ve Komisyon üyelerince proje hakkında verilen görüşler doğrultusunda “ÇED Olumlu” kararının alındığını, dava konusu işlemin iptaline gerekçe gösterilen … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün ve … tarih ve … sayılı İl Sağlık Müdürlüğünün görüşünün “ÇED Raporu Özel Formatı”nın hazırlanması aşamasında Bakanlıklarına iletilen görüşler olduğu, projeye ilişkin ÇED Raporu Özel Formatı verildikten sonra ÇED Raporunun Bakanlıklarına sunulduğu ve 07.01.2021 tarihinde komisyon toplantısının gerçekleştirildiği, devamında ÇED Raporuna ilişkin kurum ve kuruluşların nihai görüşlerinin bu aşamada yeniden Bakanlıklarına sunulduğu, projeye ilişkin tüm kurumların olumlu görüş verdikleri, bilirkişi raporunda da ÇED Raporunun çok detaylı hazırlandığının belirtildiği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Karaman Valiliği tarafından, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde Karaman Valiliği olarak bir müdahalelerinin olmadığı, bu nedenle hasım konumundan çıkarılmaları gerektiği, öte yandan, dava konusu işlemin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine uygun tesis edildiği ve bilirkişi raporunda da bu doğrultuda görüş oluşturulduğu, bu nedenle İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
3-Davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için hazırlanan bilirkişi raporunda, dava konusu parsellerin halihazır arazi olduğu ve mera vasfı taşımadığından hayvancılığı olumsuz etkilemediği, tesisten kaynaklanacak toz emisyonlarının maksimum yer seviyesi konsantrasyonlarının Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğine göre değerlendirilmesinin yapıldığı, zarar verilmesi halinde zararın karşılanacağının taahhüt edildiği, su ile kesim yapılarak blokların çıkarıldığı, ÇED Raporunda gürültü hesaplamalarının yapıldığı, yerleşim yerine uzaklıklar gözönüne alındığında ve gerekli önlemlerin alındığı takdirde taahhütlerin yeterli olduğu ve sonuç olarak ÇED Olumlu kararının yerinde olduğu yönünde görüş verildiği, söz konusu raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmasına rağmen İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Karaman İli, Kazım Karabekir İlçesi, … Köyü, … paftasında bulunan … ve … ruhsat numaralı sahalarda ”RN … , … ve ER:…, … Numaralı Mermer Ocağı İşletmeciliği projesiyle ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce … günlü, … sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; “iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar” olarak tanımlanmış, aynı Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde; dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı Kanunun 49/1-c maddesinde ise; usul hükümlerine uyulmamış olunması, kararın bozulmasını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller” başlıklı 266. maddesi, “(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” hükmünü; “Bilirkişi sayısının belirlenmesi” başlıklı 267. maddesi, “(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.” hükmünü; aynı Kanunun “Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor” başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, “(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir…” hükmünü içermektedir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde, “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları… ifade eder.” hükmüne; 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde; “Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.” kuralı getirilmiş, Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı ile Çevresel Etki Değerlendirmesi Özel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş; “Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği ile projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları, Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikler, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyonların belirlenmesi ve iklim değişikliğine etkileri, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar şeklinde düzenlemeler yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1-Karaman Valiliğinin husumeti yönünden; Yukarıda yer alan usule ilişkin hükümler birlikte incelendiğinde; dava konusu edilen işlemin, bu işlemi tesis eden idarenin ve bunlara bağlı olarak husumet yöneltilen tarafın açık ve kesin bir şekilde dava dilekçesinde belirtileceği, yargı yerince yapılan inceleme sonucunda ise, davanın konusu esas alınmak suretiyle, davalı tarafın hatalı gösterilmiş olması halinde husumetin düzeltilmesine re’sen karar verileceği ve varsa dava konusu işlemin tesisinde ilgisi olmayan tarafın husumet mevkiinden çıkartılarak davanın doğru hasım belirlenerek görülmesine karar verileceği tabii olup, davaya konu uyuşmazlığın incelenmesi ve sonuçlandırılmasının ancak husumetin doğru olarak tespit edilmesine bağlı olması nedeniyle husumete yönelik eksiklik ya da yanlışlık içeren bir kararın bu yönden usul hükümlerine aykırılık taşıyacağı açıktır.
Dava konusu … günlü, … sayılı “ÇED Olumlu” kararının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verildiği, Karaman Valiliğinin dava konusu işlemin tesisi aşamasında herhangi bir ilgisinin bulunmadığı dikkate alındığında, davanın yalnızca “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” husumetiyle görülüp karara bağlanması gerekirken, adı geçen Bakanlığın yanı sıra Karaman Valiliğinin de husumetiyle verilen İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
2-İdare Mahkemesince dava konusu kararın iptaline sebep gösterilen … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısı ile 13.08.2020 (Mahkemece sehven … yazılmıştır.) tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü yazısı yönünden;
İdare Mahkemesince; “…proje alanında yapılan çalışmalar neticesinde oluşan toz, bitkisel üretimde vejatatif gelişmenin yanı sıra generatif gelişmeyi önemli derecede olumsuz etkilemesi, proje tanıtım dosyasında toz emisyonları için alınacak tedbirlerin yetersiz olması, ruhsat sahasının içerisinde ve çevresinde tarım potansiyeli yüksek araziler içerisinde kalması ve etrafında tarım parselleri bulunması, bölgede bulunan tarım arazilerinin tarımsal kalkınma bütünlüğünü bozacak konumda olması, 27 metre uzaklıkta köyün içme ve kullanma suyu deposu ile 168 metre uzakta içme su kuyusuna zarar verilmeyeceği ile aksi bir durumda hemen iyleştirileceğinin taahüt edilmemesi, kendi sahası içerisinde sağlık koruma bandının belirlenmesi ile faaliyetin bu sınırlar içerisinde titizlikle yürütüleceğine dair taahhüdün bulunmaması (…) gibi hususlar göz önüne alındığında (…) kararda hukuka uyarlık bulunmadığı” sonucuna varılmış ve bu gerekçe, … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısı ile … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü yazısına dayandırılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Karaman İli, Kazım Karabekir İlçesi, … Köyü, … paftasında bulunan … ve … ruhsat numaralı sahalarda ”RN … , … ve ER:… , … Numaralı Mermer Ocağı İşletmeciliği projesiyle ilgili ÇED Başvuru dosyasının 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında 08/01/2020 tarihinde davalı Bakanlığa sunulması ile ÇED sürecinin başlatıldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazı ile ilgili kurum ve kuruluşlarından ÇED Başvuru Dosyası hakkındaki görüşlerinin 19/08/2020 tarihine kadar Bakanlıklarına iletilmesinin talep edildiği, söz konusu yazıya cevaben … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında özetle, ”Vaziyet planında gösterildiği şekilde ÇED alanları ham toprak vasıflı arazilere isabet etmektedir. Ancak … ruhsat numaralı saha içerisinde tarımsal üretim potansiyeli yüksek sulu tarım arazileri bulunmaktadır. Proje alanı ve çevresinde genellikle sulu tarım yapılan araziler mevcut olup bu araziler bölgenin tarımsal üretim potansiyelinin yüksek olduğu arazilerdir. (…) proje alanında yapılan çalışmalar neticesinde oluşan toz, bitkisel üretimde vejatatif gelişmenin yanı sıra generatif gelişmeyi önemli derecede olumsuz etkilemektedir. (…) Proje tanıtım dosyasında toz emisyonları için alınacak tedbirlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Örneğin; proje sahasında kullanılacak yolların mıcır malzeme ile kaplanması planlanmış ancak nakliye yolları için herhangi bir önlemden bahsedilmemiştir. (…) söz konusu ruhsat alanı, ruhsat sahası içerisinde ve çevresinde tarım potansiyeli yüksek araziler içerisinde kalmakta ve etrafında tarım parselleri bulunmakta olup bölgede bulunan tarım arazilerinin tarımsal kalkınma bütünlüğünü bozacak konumdadır.” ifadelerine yer verildiği; … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü yazısında özetle, ”(…) 27 metre uzaklıkta köyün içme ve kullanma suyu deposu ile 168 metre uzakta içme su kuyusunun bulunduğu belirtilmekte olup bu bağlı yapılara zarar verilmeyeceği ile aksi bir durumda hemen iyleştirileceğinin taahüt edilmediği, ambalajlı su ürünlerinin Sağlık Bakanlığı’ndan izinli olanların kullanılacağının taahüt edilmediği, kendi sahası içerisinde sağlık koruma bandının belirlenmesi ile faaliyetin bu sınırlar içerisinde titizlikle yürütüleceğine dair taahüdün bulunmadığı, görüşlerinin bildirildiği, 11/08/2020 tarihinde Halkın Katılım Toplantısının gerçekleştirildiği, ÇED Raporu Özel Formatının belirlenmesi sonrasında ise hazırlanarak Bakanlığa sunulan ÇED Raporu hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile ilgili kurum ve kuruluşlarından görüş talep edildiği, … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında ÇED dosyasının nihai edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı, söz konusu ruhsat alanı içerisinde kalan tarım arazisi vasıflı taşınmazlar için söz konusu faaliyete başlanmadan önce bu taşınmazlar için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince izin alınmadan herhangi bir faaliyete başlanmaması gerektiğinin belirtildiği, … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü yazısında ise “sağlık içme ve kullanma suyu, sağlık koruma bandı, iş sağlığı ve güvenliği, barınma ve beslenmeye yönelik sosyal tesisler, emisyon, gürültü, atık sular, katı atık ve çöpler, arazi rehabilitasyonu için ilgili mevzuatına uygun gerekli tedbirlerin alınacağına dair belirtilen mutad taahhütlerin verildiği ve yapılan önerilerin dikkate alındığından, ÇED Raporunda sakınca bulunmadığının belirtildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verildiği üzere, İdare Mahkemesince iptal gerekçesi, ÇED Başvuru Dosyası hakkında verilen … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısı ile … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü görüşüne dayandırılmıştır. Ancak söz konusu bu iki kurumun, ÇED Başvuru Dosyası hakkında kurum ve kuruluşlardan gelen görüşlerden sonra ve halkın katılım toplantısı yapılarak ÇED Raporu Özel Formatının belirlenmesi sonrasında hazırlanan ÇED Raporu hakkında … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısı ve … tarih ve … sayılı Karaman Valiliği İl Sağlığı Müdürlüğü yazısı ile yeniden görüş bildirdikleri ve ÇED Raporunda sakınca bulunmadığının belirtildiği görülmektedir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince iptal gerekçesinin, ÇED Başvuru Dosyası hakkında verilen iki kurum görüşüne dayandırılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
3-Keşif ve Bilirkişi incelemesi yönünden:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları; Yönetmeliğin Ek-1 Listesi kapsamında, çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler için hazırlanması gereken ÇED Raporunun, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek-3’te yer alan ÇED genel formatı esas alınarak hazırlanması gerektiği ve ÇED süreci sonunda verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, bilirkişilerce, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek-III bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının çevresel etkilerinin, bir bütün olarak irdelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, çözümü hukuk dışında teknik bilgiyi gerektiren hallerde, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak amacıyla Mahkemelerce bilirkişiye başvurulacağı,birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi halinde bu kurulun tek sayıda oluşturulması gerektiği ve bilirkişilerce hazırlanacak bilirkişi raporlarının, tarafları tatmin edecek düzeyde ve tereddüte yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemece, bu amaçla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi heyetinin Ziraat Mühendisi, Harita Mühendisi, Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi ve Orman Mühendisinden oluşturulduğu, bilirkişi heyeti tarafından ibraz olunan 27/10/2021 tarihli raporda “…bahsi konu sahada aktif halde 2 adet şahıs kuyuları ve 1 adet faal halde köy içme suyu deposu bulunduğu, bu konu hakkında bilirkişi heyetinde jeoloji mühendisinin yer almaması nedeniyle değerlendirme yapılamadığı…” belirtilmiş olduğundan, 2 jeoloji mühendisi ve bir halk sağlığı uzmanından ek bilirkişi raporu alındığı, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarında yer verilen tespitlerin bir bütün olarak ele alınarak değerlendirildiği belirtilerek karar verildiği görülmektedir.
İdare Mahkemesince verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin karar her ne kadar doğrudan bilirkişi raporuna dayandırılmamış olsa da, Mahkemece kök ve ek raporlar birlikte dikkate alındığında toplamda çift sayıda (8 bilirkişi) bilirkişi görevlendirilmiş olup, bu durumun ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 267. maddesine aykırılık teşkil ettiği açıktır.
Diğer yandan, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen kök bilirkişi raporunda, maden mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişileri tarafından faaliyetin her aşamasında gerekli tedbirlerin alınması halinde köy halkının, tarım arazilerinin, tarım ve hayvancılığın olumsuz yönde etkilenmeyeceğinin belirtildiği, ancak alınacak tedbirlerin yeterliliğinin irdelenmediği, yine çevre mühendisi bilirkişisi tarafından madencilik faaliyetleri düzenlenirken maden alanlarının olumsuz etkilerinin en aza indirilebilmesi ve elde edilebilecek azami faydanın sağlanabilmesi, koruma-kullanma dengesinin gözetilebilmesi için Çevre Kanunu ve ilgili mevzuata uygun işletilmesi gerektiğinin belirtildiği ancak bu çerçevede değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlar ile tarafların iddiaları, projenin yeri, nitelikleri ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınarak, dava konusu “Çevresel Etkisi Değerlendirmesi Olumlu” kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması amacıyla, aralarında çevre mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi gibi uzmanlar da bulunmak ve gerekirse başka dallardan öğretim görevlilerine de yer verilmek suretiyle, projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 17/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.