Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3255 E. , 2022/10451 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3255
Karar No : 2022/10451
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
… A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Muğla İli, Bodrum İlçesi, … Mahallesi, …, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe ve … Tepe Mevkilerinde … Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan ”Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve 4,5 Km Enerji İletim Hattı (8 Adet Türbin, 33 MW) Projesi” ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 31/08/2021 tarih ve 6356 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; enerji üretim alanları için öncelikle çevre düzeni planında değişiklik yapılması gerektiği, sonrasında çevre düzeni planına uygun olarak alt ölçekli planlar ve çevresel etki değerlendirmesi kararları gibi işlemler tesis edilebileceği sonucuna varıldığından, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “önemli doğa alanı” ve “orman alanı”nda kalan dava konusu alanda, bu planda değişiklik yapılmaksızın rüzgar enerjisi santrali yapılmasına cevaz veren dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1. Davalı tarafından; projenin, gerek inşaat gerekse işletme aşamasındaki çevresel etkilerinin kapsamlı olarak incelenerek dava konusu işlemin mevzuatta öngörülen usul ve prosedürlere uygun olarak tesis edildiği, Mahkemece, proje alanının doğa koruma alanı ya da orman alanı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyorsa orman alanı olarak korunması gereken bir alan olup olmadığı, dava konusu işlemin usulüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken böyle bir inceleme yaptırılmaksızın, Çevre Düzeni Planına karşı açılan dava gerekçe gösterilerek doğrudan iptal kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ilişkin olarak ileri sürülmektedir.
2. Davalı yanında müdahil tarafından; dava konusu işlemin yürürlükteki mevzuata ve alana ait 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına uygun olarak tesis edildiği, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan verilen Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Üye Cafer Ergen’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından, bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Muğla İli, Bodrum İlçesi, … Mahallesi, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe, … Tepe ve … Tepe Mevkilerinde … A.Ş. tarafından yapılması planlanan ”Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve 4,5 Km Enerji İletim Hattı (8 Adet Türbin, 33 MW) Projesi” ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce, … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde, ”Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı” olarak tanımlanmış; 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralına; 7. maddesinde, “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde ise, “Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler” şeklindeki düzenlemelere yer verilerek, Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.
Dosyanın ve Dairemizin E:2020/1449 ve E:2021/2376 sayılı dosyalarının birlikte incelenmesinden; İdare Mahkemesince, dava konusu projenin çevreye olabilecek etkilerinin belirlenmesi ve nihai ÇED Raporunda alınması öngörülen tedbirlerin, bu etkilerin bertaraf edilmesi için yeterli olup olmadığı hususlarında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı; dava konusu alanda geçerli olan, Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planlarına karşı açılan ve yukarıda esas numaraları belirtilen dava dosyalarında verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasının kabulüne ilişkin kararlara atıf yapılmak suretiyle, enerji üretim alanları için öncelikle çevre düzeni planında değişiklik yapılması gerektiği, sonrasında çevre düzeni planına uygun olarak alt ölçekli planlar ve çevresel etki değerlendirmesi kararları gibi işlemler tesis edilebileceğinden bahisle, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “önemli doğa alanı” ve “orman alanı”nda kalan dava konusu alanda, bu planda değişiklik yapılmaksızın rüzgar enerjisi santrali yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince, dava konusu projenin çevreye olabilecek etkilerinin belirlenmesi ve ÇED Raporunda alınması öngörülen tedbirlerin, bu etkilerin bertaraf edilmesi için yeterli olup olmadığı hususlarında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “önemli doğa alanı” ve “orman alanı”nda kalan dava konusu alanda, bu planda değişiklik yapılmaksızın rüzgar enerjisi santrali yapılamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, yürürlükteki yasal ve yönetsel düzenlemeler uyarınca gerekli olan ruhsat, izin, onay ve uygun görüş gibi izinlerin alınması kaydıyla projenin inşaatına başlanılabildiği ve ÇED sürecinin, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği bir süreç olduğu dikkate alındığında, yapılması planlanan projenin imar planlarına uygunluğunun, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınmasının zorunlu bir husus olmadığı anlaşıldığından, bu hususun iptal gerekçesi yapılmasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, İdare Mahkemesi kararında belirtilen, Dairemizin 15/06/2020 tarihli, E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı iptal kararıyla, 30/06/2021 tarihli, E:2021/2376 sayılı yürütmenin durdurulması kararının, dava konusu alanın çevresel özelliklerine ilişkin herhangi bir tespit içermediği, söz konusu uyuşmazlıkların, imar mevzuatı kapsamında ve genel planlama ilkeleri çerçevesinde çözümlendiği görüldüğünden, anılan kararların, bakılan davaya konu uyuşmazlığın, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi suretiyle çözümlenmesi halinde, herhangi bir çelişki yaratmasının da mümkün olmayacağı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi amacıyla, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların, nihai ÇED Raporunda alınması öngörülen tedbirlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, biri çevre mühendisi olmak üzere, projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip bilirkişilerden oluşturulacak bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin, eksik incelemeye dayalı olarak, yukarıda belirtilen gerekçeyle iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 30/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.