Danıştay Kararı 6. Daire 2022/3327 E. 2022/9002 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3327 E.  ,  2022/9002 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3327
Karar No : 2022/9002

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …

İSTEMİN ÖZETİ : Davacılar maliki olduğu Aydın İli, Söke İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz hakkında Söke Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı imar durum belgesi ile bu belgeye dayanak oluşturan Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemlerin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, istinaf taleplerinin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı Bakanlığın yürütmenin durdurulması talebinin incelenmesine gerek görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih, E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY (X):
Dosyanın incelenmesinden; İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun … tarihli, … sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen Aydın İli, Söke İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın koruma alanında (bitişiğinde) kalan davacılara ait … ada,… parsel sayılı taşınmaz hakkında imar izni talep edilmesi üzerine, davalı idareler tarafından anılan taşınmazın imar durumunun en çok 9.50 m (3 kat) olarak belirlendiği, söz konusu kararın … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, yapı adasının bütünlüğünün korunması ve tescilli yapıya kademeli geçişin sağlanması için davacılara ait taşınmazın imar durumunun en çok 12,50 m (4 kat) ve ayrık nizam olarak belirlenmesi yolundaki dava konusu işlemlerin iptali (imar durumunun 5 kat olarak belirlenmesi) istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesi tarafından; dava konusu taşınmazın bulunduğu yapılaşma adasında, tescil kararından sonra yapılaşma izni verilen … ve … parsellere 5 kat imar izni verildiği, Mahkeme kararı tam olarak yerine getirilmeksizin yapılaşma hakkı bakımından emsal durumda olan davacılara ait … parsel yönünden eşitlik ilkesine aykırı olarak (4 kat) yapılaşma hakkı tanındığı, bu durumda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 05/11/1999 günlü, 664 sayılı ilke kararında; koruma alanı belirlenmemiş sit alanı dışındaki tescilli parsellerde, bu parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı olarak kabul edileceği, bu alanlarda gelecekte yapılacak uygulamalarda aksaklıklara neden olunmaması için Koruma Kurulundan karar alınmadan herhangi bir uygulama yapılamayacağı yolunda getirilen düzenleme ile tescilli yapıların koruma alanı olarak belirlenirken ilgili idarece dikkate alınacak kriterler konusunda yönlendirme yapılmakla birlikte koruma alanının henüz belirlenmediği durumlarda da doğal koruma alanı esası ortaya koyduğu açıktır.
Davacılara ait taşınmazın imar durumunun en çok 9,50 m (3 kat) olarak belirlenmesine dair işleme karşı açılan davada ise; … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda sanat tarihçi bilirkişi tarafından, yukarıda anılan ilke kararı doğrultusunda uygulama yapılmak suretiyle … ada … sayılı parseldeki kültür varlığının koruma alanında kalan … sayılı parsel için tescilli yapının saçak seviyesini aşmayacak şekilde belirlenen imar durumunun, tarihi yapıların ve dolayısıyla kent dokusunun korunması, kültürel ve tarihi kimliğin algılanması bağlamında olumlu olduğu, aynı ada içinde izin verilen çok katlı yapılaşmaların ekonomik ömrü tamamlanıp yeni yapılaşmalara geçilmesi durumunda Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Blöge Kurulu’nun kararına uyulacağı, böylelikle gecikmiş olunsa da mutlak surette Söke’nin tarihi kent dokusunun korunmasının gerçekleştirileceği Söke Belediye Başkanlığı tarafından kurumsal olarak Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun kararlarını uygulamasının doğru olduğu yolunda görüş belirtilmiştir.
Olayda, tescilli yapının saçak seviyesini aşacak şekilde ve yukarıda bahsedilen 664 sayılı İlke Kararına aykırı yapılaşma yapılamayacağı açıktır.
Bu durumda, tarihi yapıların ve dolayısıyla kent dokusunun korunması, kültürel ve tarihi kimliğin algılanması bağlamında yapılaşma kısıtlaması getiren dava konusu işlemlere karşı açılan davanın reddi gerekirken, yapılaşma hakkı bakımından emsal durumda olan davacılara ait … parsel yönünden eşitlik ilkesine aykırı olarak (4 kat) yapılaşma hakkı tanındığı, bu durumda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında isabet görülmediğinden, kararın bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyoruz.