Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3423 E. , 2022/9298 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3423
Karar No : 2022/9298
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
…
17- …
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVACI : … (Müteveffa)
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVACI YANINDA) : … Baro Başkanlığı
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. … – …
İSTEMİN ÖZETİ : Kahramanmaraş ili, Pazarcık ilçesi, … Mahallesi, … sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılması planlanan “P-TR5003 Biyokütle Enerji Santrali (9+1=10 Mwe/10,725 Mwm/48 Mwt)” projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca Kahramanmaraş Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen … tarihli, E-… sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davada, vefat eden davacı … yönünden dava dilekçesinin iptali, diğer davacılar yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın redde ilişkin kısmının, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın temyiz edilen kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen kısmının Dairemiz karşı oy gerekçesi doğrultusunda bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın temyiz edilen kısmının ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 08/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 2. maddesinde, “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları… ifade eder.” hükmüne; 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddede, çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı, seçme eleme kriterlerine tabi projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış; 6. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek ve tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için; Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu, Seçme Eleme Kriterlerine tabi projeler için proje tanıtım dosyası hazırlamak, ilgili makamlara sunmak ve projelerini verilen karara göre gerçekleştirmekle yükümlüdürler. (2) Kamu kurum ve kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler.(3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelere hiç bir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.” kuralı yer almıştır.
Aynı Yönetmelik’in “Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı” başlıklı Ek-3 bölümünde, “Bölüm I: Projenin Tanımı ve Özelikleri a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, A, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi)” şeklindeki düzenlemeleri yer almıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin kümülatif etkilerinin belirlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin ÇED Olumlu kararıyla ilgili yapılan bir başvuru üzerine verdiği … tarihli, … Başvuru Numaralı kararında da, 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-3, Bölüm 3, (a) bendi uyarınca, kümülatif etkilerin belirlenmesi hükmünün olayda uygulanmama sebebinin yargı kararında açıklanmamasının gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açtığı vurgulanmıştır.
Yine söz konusu hükümler uyarınca, çevresel etki değerlendirmesiyle, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun 39. sayfasında “… ÇED raporu olmadığı için doğan eksiklikler (kümülatif etkilerin değerlendirilmemesi) taahhütlerin de eksik olduğu anlamına gelmektedir. Bu gerekçeyle, davacıların “projenin yanındaki iki ayrı çimento fabrikasının ürettikleri emisyonlar başta olmak üzere çevresel etkilerin dava konusu proje ile birlikte kümülatif olarak ele alınması gerekmektedir” iddiasının geçerli olduğu düşünülmektedir. Ancak, kümülatif değerlendirme konusunda bilirkişi heyeti olarak herhangi bir veriye sahip olunmadığından ve böyle bir değerlendirme yapılabilmesinin detaylı ve uzun süreli multidisipliner bir mühendislik çalışması gerektirdiğinden dolayı bilirkişi heyeti marifeti ile kümülatif değerlendirmenin / çalışmanın yapılamayacağı, bu nedenle heyetimiz tarafından bu konuda değerlendirme yapılmamıştır…” şeklinde görüş bildirildiği; öte yandan dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasında ise, proje etki alanında kaldığı bilirkişi raporu ile sabit olan çimento fabrikaları ile dava konusu projenin kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda; uyuşmazlık konusu projeye olan mesafeleri ve İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda yer verilen görüş doğrultusunda, proje etki alanında kaldığı sabit olan mevcut çimento fabrikaları ile yapılması planlanan dava konusu biyokütle enerji santralinin, kümülatif etki değerlendirmesine yönelik tespit, değerlendirme ve önlemlere yer verilmeden hazırlanan proje tanıtım dosyası dayanak alınarak tesis edilen dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararında hukuka uyarlık, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmında ise hukuki isabet görülmediğinden; anılan kararın temyiz edilen redde ilişkin kısmının bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.