Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3926 E. , 2022/9141 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3926
Karar No : 2022/9141
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … Odası
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
9- …
10- …
11- …
12- …
13- …
14- …
15- …
16- …
17- …
18- …
19- …
20- …
21- …
22- …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Yalova İli, Çiflikköy İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi, … Mevkiinde, … Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (YALKİM OSB) Projesi” ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, 2009/7 sayılı Genelge kapsamında verilen … tarih ve … sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu (ÇED Olumlu) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarının, bu raporlarda her ne kadar Nihai ÇED Raporundaki jeolojik verilerin genel jeoloji bilgileri
içerdiği ve bölgesel detayları tam açıklamadığı, jeolojik ve hidrojeolojik verilen ÇED formatından ayrı olarak Ekosistem Değerlendirme Raporu ve Tsunami Teknik Değerlendirme raporlarında irdelendiği, bu sebeple de ÇED Raporunda jeolojik verilerin eksik kaldığı yönünde görüş belirtilmiş ise de, bu konulara ilişkin olarak, gerek Nihai ÇED Raporunun içinde, gerekse Raporun ayrılmaz bir parçası olan ekler bölümünde bulunan raporlarda yer verilen verilerin yeterli ve gerçekçi olup olmadığı hususunda somut ve teknik tespitlere yer verilmediği, projenin tarım arazilerine mutlaka olumsuz etkisinin bulunacağı belirtildiği halde bu tespitin detaylandırılmadığı, alanın genel tarımsal bilgilerinin verilmekle ve önerilerde bulunulmakla yetinildiği, bu kapsamdaki olumsuz etkileri en aza indirmek için alınan tedbirler ve yapılan taahhütlerin bilimsel ve teknik açıdan yeterliliğinin incelenmediği, tesislerde oluşacak emisyonların hava kirliliğine ve insan sağlığına olası etkisi hususunda ÇED Raporunda yer alan bilgilerin tartışılarak somut ve kabul edilebilir herhangi bir değerlendirme ortaya konulmadığı, aynı projeyle ilgili olarak daha önce verilen ÇED Olumlu kararının iptaline ilişkin … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararda tespit edilen hususların giderilip giderilmediğinin saptanmasının istenilmesine rağmen ilgili yargı kararı ve Nihai ÇED Raporu karşılaştırılarak bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, çevresel etki değerlendirmesinin konusunu teşkil etmeyen hususlarda görüş bildirildiği gerekçeleriyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte olmadığı belirtilmiş ve Nihai ÇED Raporu, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararındaki iptal gerekçeleri bağlamında Mahkemece incelenerek, Nihai ÇED Raporunda, projenin tarım arazilerine olumsuz etkilerinin irdelendiği, öngörülerin yapıldığı, işletme aşamasında uygulanacak teknoloji ve alınacak tedbirler ile tarımsal alanlara yönelik menfi bir etki öngörülmediği, yapılan Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi ile NO2’nin (Azotdioksit) yönetmelik sınır değerini aşmadığının belirlendiği, hammadde olarak kullanılan akrilonitrilin tesise girişinden, tanklara doldurulması ve kullanılmasına kadarki süreçlerin ayrıntılı olarak planlandığı, çevresel etkisinin ortaya konulduğu, acil durumlara ilişkin müdahale yönteminin, müdahale ekipmanlarının, müdahale sırasında kullanılması gereken koruyucu donanımların belirlendiği, Endüstriyel Atık Yönetim Planı hazırlanarak ilgili kamu kurumuna sunulduğu, tsunami tehlikesi ile ilgili olarak kabul edilebilir verilerle en kötü durum senaryoları dikkate alınarak çalışmalar yapıldığı ve bu çalışmalar sonucunda olası bir tsunaminin OSB’ye etki etmeyeceğinin tespit edildiği, bilirkişi raporlarında da ÇED Olumlu Raporunda yapılan bu çalışmaların teknik olarak yetersiz veya hatalı olduğuna yönelik olarak aksine somut herhangi bir tespit yapılamadığı, dava konusu işlemin yargı kararı gereklerinin yerine getirilerek hazırlandığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkemece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1. Davalı idare tarafından; Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2. Davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Yalova İli, Çiflikköy İlçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde, … Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi planlanan projeye ilişkin olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca daha önce verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu (ÇED Olumlu) kararı, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Bunun üzerine, 2009/7 sayılı Genelge kapsamında, dava konusu “Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (YALKİM OSB) Projesi” hazırlanarak Bakanlığa sunulmuş ve Bakanlıkça, … tarih ve … sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu (ÇED Olumlu) kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde, çevresel etki değerlendirmesi, “gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar” olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
225/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinde, çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış; 6. maddesinde, “Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü” başlıklı 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Kanunun 266. maddesinde ise, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları; Yönetmeliğin Ek-1 Listesi kapsamında, çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler için hazırlanması gereken ÇED Raporunun, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek-3’te yer alan ÇED genel formatı esas alınarak hazırlanması gerektiği ve ÇED süreci sonunda verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, bilirkişilerce, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek-III bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının çevresel etkilerinin, bir bütün olarak irdelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, çözümü hukuk dışında teknik bilgiyi gerektiren hallerde, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak amacıyla Mahkemelerce bilirkişiye başvurulacağı, bilirkişilerce hazırlanacak bilirkişi raporlarının, tarafları tatmin edecek düzeyde ve tereddüte yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümü için mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı; bilirkişilerce hazırlanan 15/06/2021 tarihli ve 10/11/2021 tarihli raporlarda dava konusu işleme dayanak teşkil eden Nihai ÇED Raporu içeriğinin eksik olduğu, raporda projenin çevreye etkilerinin tam olarak incelenmediği, bu nedenle projenin çevreye olan etkilerinin bilirkişilerce tam olarak değerlendirilemediği yönünde kanaat oluştuğu; Mahkemece, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporların, bu raporlarda her ne kadar Nihai ÇED Raporundaki jeolojik verilerin genel jeoloji bilgileri
içerdiği ve bölgesel detayları tam açıklamadığı, jeolojik ve hidrojeolojik verilen ÇED formatından ayrı olarak Ekosistem Değerlendirme Raporu ve Tsunami Teknik Değerlendirme raporlarında irdelendiği, bu sebeple de ÇED Raporunda jeolojik verilerin eksik kaldığı yönünde görüş belirtilmiş ise de, bu konulara ilişkin olarak, gerek Nihai ÇED Raporunun içinde, gerekse Raporun ayrılmaz bir parçası olan ekler bölümünde bulunan raporlarda yer verilen verilerin yeterli ve gerçekçi olup olmadığı hususunda somut ve teknik tespitlere yer verilmediği, projenin tarım arazilerine mutlaka olumsuz etkisinin bulunacağı belirtildiği halde bu tespitin detaylandırılmadığı, alanın genel tarımsal bilgilerinin verilmekle ve önerilerde bulunulmakla yetinildiği, bu kapsamdaki olumsuz etkileri en aza indirmek için alınan tedbirler ve yapılan taahhütlerin bilimsel ve teknik açıdan yeterliliğinin incelenmediği, tesislerde oluşacak emisyonların hava kirliliğine ve insan sağlığına olası etkisi hususunda ÇED Raporunda yer alan bilgilerin tartışılarak somut ve kabul edilebilir herhangi bir değerlendirme ortaya konulmadığı, … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararda tespit edilen hususların giderilip giderilmediğinin saptanmasının istenilmesine rağmen ilgili yargı kararı ve Nihai ÇED Raporu karşılaştırılarak bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, çevresel etki değerlendirmesinin konusunu teşkil etmeyen hususlarda görüş bildirildiği gerekçeleriyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte olmadığının belirtildiği ve Nihai ÇED Raporunun, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararındaki iptal gerekçeleri kapsamında Mahkemece incelenmesi suretiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, Mahkemenin, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına başvuracağı tabiidir. Ancak, uyuşmazlıkta, Mahkemece, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmakla birlikte, sonuçta hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek yeterlikte olmadığı kanaatine varılmış, bununla birlikte, uyuşmazlığın çözümü için farklı bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması yerine, anlaşılması teknik bilgiyi gerektiren Nihai ÇED Raporunun doğrudan Mahkemece değerlendirilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, tarafların iddia ve savunmaları, Nihai ÇED Raporunu hazırlayanların uzmanlık alanları ve bölgenin ve projenin özelliği de dikkate alınarak, dava konusu projenin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemlerin ÇED Raporunda yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu doğrultuda verilen taahhütlerin ve alınan önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterli olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla, biri çevre mühendisi olmak üzere, üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, Nihai ÇED Raporunun, bilirkişi oy ve görüşüne dayanmaksızın, İdare Mahkemesince incelenmesi suretiyle verilen davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacılara iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 02/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Temyize konu İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.