Danıştay Kararı 6. Daire 2022/3986 E. 2022/9360 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3986 E.  ,  2022/9360 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3986
Karar No : 2022/9360

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I-(DAVALI) … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVACILAR) 1- … 2- …
3- … 4- … 5- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- …
6- … Belediye Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesinde bulunan binanın 15.11.2006 tarihinde yıkılması neticesinde davacıların eşi/babası … ‘ın hayatını kaybetmesi olayında, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, her bir davacı için 200,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL (ıslah sonrası 230.093,35-TL) maddi ve her bir davacı için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ilk kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 26/10/2015 tarih, E:2015/1092, K:2015/6308 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; Mahkemenin 06.03.2020 tarihli ara kararı üzerine, kusura ilişkin bilirkişi incelemesi sonucunda verilen rapora göre; söz konusu kazanın meydana gelmesinde ve zararın artmasında dava dışı yüklenicinin %50, davalı idarenin %20, davacılar murisinin ise %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, 24.04.2019 tarihli ara kararı üzerine, zarar miktarına ilişkin bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre; olayda davacılar murisinin ölümü sebebiyle, geride kalan hak sahibi davacıların destekten yoksun kalma tazminatının davacı eş … için 173.630,00-TL tutarında, davacı kız … için 23.165,11-TL tutarında, davacı oğul … için 1.353,83-TL tutarında, davacı kız … için 31.944,41-TL tutarında hesaplandığı, davacı oğul … için destekten yoksunluk tazminatının hesaplanmadığı görüldüğünden, bilirkişi raporları hükme esas alınarak, davalı idarenin kusur oranına göre davanın maddi tazminat bakımından kısmen kabulüne, (184.074,68 TL tutarındaki miktar yönünden) ve davacı … için maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, davanın manevi tazminat bakımından ise kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, kusura ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğu, olayda davalı idarenin birinci derecede sorumlu olduğuna ilişkin ceza yargılaması sırasında düzenlenen raporun daha doğru olduğu, zarar hesabına ilişkin rapor daha önce alındığından, davalı idare yüzde yüz kusurluymuş gibi tazminat miktarını artırmak durumunda kalındığı, bu nedenle daha sonra alınan kusura ilişkin rapora dayanılarak verilen davanın kısmen reddi yönündeki kararın hakkaniyete aykırı olduğu, davalı idarenin olaydaki kusurlarının tespiti için yeniden rapor alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdare tarafından, öncelikle usul yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, esas yönünden ise, savcılık soruşturması aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunda idareye kusur atfedilmediği, davacılar murisi ile üçüncü şahsıların kusurları nedeniyle olayın meydana geldiği, bu durumun idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı, bu nedenle, davanın kabule ilişkin kısmın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların ikamet ettikleri İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda yer alan 3 katlı binanın, yan parselinde (… parsel) dava dışı müteahhitin inşaat yapı ruhsatı alarak temel kazısı yaptığı sırada 15.11.2006 tarihinde, yıkıldığı/çöktüğü, meydana gelen yıkılma/çökme olayı neticesinde davacıların eşi/babası … ‘ın hayatını kaybettiği, davacı … ile kardeşi … ‘ın enkazdan sağ olarak çıkarıldığı, davacılar tarafından 07.10.2011 tarihli dilekçe ile meydana gelen olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle tazminat istemiyle … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında açılan davada, … tarih ve E:… , K:… sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, anılan Mahkeme’nin görev ret kararı üzerine, her bir davacı için 200,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL (artırım sonrası 230.093,35-TL) maddi ve her bir davacı için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ilk kararın Danıştay Altıncı Dairesince bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen karara karşı davalı idarenin süre aşımına yönelik iddiasında isabet bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra; son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından tam yargı davalarının açılabileceği belirtilmiştir.
Kararın manevi tazminat dışındaki kısımları yönünden yapılan incelemede; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemeye gelince;
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, meydana gelen zararda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna ulaşıldığı ve bu nedenle davacılar lehine davalının kusur durumu dikkate alınarak maddi tazminata hükmedildiği halde manevi tazminata ilişkin talebin ise, kusur durumu dikkate alınmaksızın hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.
Doktrinde de kabul edildiği üzere manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yolunun bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibarıyla uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanmasının zorunlu bulunduğu ve davalının kusuru dışındaki kısımdan ise sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Bu itibarla, talep edilen manevi tazminatın kusur oranlaması yapılmadan tamamının kabul edilmesine ilişkin Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; bozmaya uyularak manevi tazminata ilişkin yeniden karar verilmesi durumunda, bu kısma ilişkin yargılama giderleri yönünden yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın temyiz isteminin ise reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının manevi tazminat dışındaki kısımlarının ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.