Danıştay Kararı 6. Daire 2022/4248 E. 2022/8054 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/4248 E.  ,  2022/8054 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/4248
Karar No : 2022/8054

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Valiliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Jeotermal Enerji Sistemleri İnşaat Tarım Turizm Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mersin İli, Anamur İlçesi, … Mahallesi, …(ER:…) sayılı yerde yapılması planlanan “Jeotermal Kaynak Arama” projesiyle ilgili başvurunun iptal ve iade edilmesine ilişkin … tarih ve …sayılı Mersin Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; uyuşmazlık konusu olayda davalı idarece on bir farklı kurum ve kuruluştan davaya konu proje ile ilgili olarak görüş talep edildiği ve bunlardan ikisinin olumsuz görüş bildirdiği, Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdürlüğünce, davaya konu proje alanının deniz kaplumbağaları yuvalama alanı I. ve II. Koruma Bölgesi içerisinde kalması nedeniyle 2009/10 sayılı Genelge kapsamında uygun bulunmadığının belirtildiği, proje kapsamında davacı tarafından taahhüt edilen hususlara uyulması halinde projenin genelge kapsamında uygun bulunup bulunmadığı hususunda ise bir değerlendirme ve inceleme yapılmadığı, aynı şekilde Anamur Belediye Başkanlığınca da bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan projenin uygun bulunmadığının belirtildiği, fakat dosya kapsamında yer alan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüş yazısında uyulması gereken hususlar belirtildikten sonra söz konusu taahhütlerin proje tanıtım dosyasında yer alması şartıyla faaliyetin uygulanmasında sakınca bulunmadığının belirtildiği, bu kapsamda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüşünün bir inceleme ve değerlendirmeye dayandığı, ancak Anamur Belediye Başkanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdürlüğünce, projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu hususun bir değerlendirme ve incelemeye dayanmadığı, diğer yandan kurum ve kuruluşlarca alınan görüşlerin akabinde projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı hususunda davalı idarece bir değerlendirme yapılmadan başvurunun Anamur Belediye Başkanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşü olduğundan bahisle reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen tüm kurum ve kuruluşların görüşleri dikkate alınarak, uyuşmazlık konusu projenin çevresel etkilerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde öngörülen usule göre değerlendirmesi, yapılacak kapsamlı inceleme ve değerlendirme neticesinde, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülüp görülmediğinin tespit edilerek proje hakkında anılan Yönetmelik hükmü uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Anamur Belediye Başkanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdürlüğü görüşleri dikkate alınarak, söz konusu projeyle ilgili yapılan başvurunun iptal ve iade edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin projeyle ilgili değerlendirmeleri mevzuata aykırı olduğundan, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararının hukuk ve usule uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Davadan feragat nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca Mahkeme kararının bozularak, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Mersin İli, Anamur İlçesi, … Mahallesi, …(ER:…) sayılı yerde yapılması planlanan “Jeotermal Kaynak Arama” projesiyle ilgili başvuru yapılması neticesinde, davalı idarece ÇED Yönetmeliği kapsamında verilecek nihai karara esas olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarından konunun mevzuatları çerçevesinde değerlendirilerek görüş verilmesi istenilmiştir.
… tarih ve … sayı ile … tarih ve … sayılı Anamur Belediye Başkanlığı görüşlerinde; projenin ilçenin doğa, kültür ve turizmini olumsuz yönde etkileyeceği, sondaj sahası içerisinde evleri bulunan halkın rahatsız olacağı, projenin tarımı olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle uygun görülmediği belirtilmiştir.
… tarih ve … sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdürlüğü görüşünde; proje alanının deniz kaplumbağaları yuvalama alanı I. ve II. koruma bölgesi içerisinde kalması nedeniyle uygun bulunmadığı belirtilmiştir.
Davalı idarece, söz konusu kurumların görüşleri dikkate alınarak, … tarih ve … sayılı işlem ile projeyle ilgili başvurunun iptal ve iade edilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İvedi Yargılama Usulü” başlıklı 20/A maddesinin 2. fıkrasının (i) bendinde; “Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.” hükmüne yer verilmiş, 31. maddesinde ise, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde; “(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”,309. maddesinde; “(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.(3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.”, 310. maddesinde; “(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.(3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.”, 311. maddesinde; “(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.”, 312. maddesinde; (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmasından sonra davacının 24/08/2022 tarihinde … İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesinde davadan feragat beyanında bulunulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, iptal davalarının objektif niteliği dikkate alındığında, bu davalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun feragate ilişkin hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Hak arama hürriyeti, dava açma hakkı nasıl evrensel temel hak ve hürriyetlerdense, bu hakkın kullanılması, kullanılmaması veya önce kullanıp sonra vazgeçilmesi de kişinin doğal temel haklarındandır. İptal davaları da tam yargı davaları gibi kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikteki haklarındandır.
Buna göre, bu hakkın kullanımı tek taraflı irade beyanı ile yapılıp tamamlandığına, ayrıca mahkemenin veya davalının kabulüne de gerek bulunmadığına göre, feragat beyanından sonra davaya bakmakta olan mahkemece bu beyanın sadece gerçekten feragat anlamında olduğu ve kanunen belirlenen şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve bu saptamadan sonra feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine ilişkin hüküm kurulması zorunludur.
Nitekim, yukarıda metinlerine yer verilen hükümlerde, feragat ve kabulün karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta ifade edilmiştir.
Öte yandan, iptal davalarının objektif dava türü olması, bir kişinin açtığı iptal davasından feragat etme hakkını ortadan kaldıran bir özellik değildir. Çünkü o işlemden etkilenen herkesin dava açabilmesi mümkün olup, başkalarının açmadığı davalar nedeniyle dava açan kişinin doğal ve yasal bir hakkının yorum yoluyla hukuken elinden alınma olanağı bulunmamaktadır. Aksi halde objektif nitelikteki iptal davası açıldıktan sonra feragat hakkının tanınmaması, mahkemelere adeta kamu savcılığı görevi verilmesi sonucunu doğurur. Oysaki Anayasa’da ve yasalarımızda mahkemelere böyle bir görev verilmemiştir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2020 tarih ve E:2019/3471, K:2020/404 sayılı, 27/02/2020 tarih ve E:2019/2396, K:2020/526 sayılı kararları da bu yöndedir.
Bu durumda, davadan feragatin idari yargıda görülen bütün davalarda uygulanabilmesinin mümkün olması, bu hakkın yorum yoluyla kısıtlanma olanağının bulunmaması, davacının yasal şekle ve esasa uygun olarak davasından feragat etmiş olması karşısında, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA; 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca davadan feragat nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan …-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesi uyarınca yatırılan …-TL maktu karar harcının üçte ikisine tekabül eden …-TL’nin mahsubu sonucu kalan …-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
5. Mahkeme aşamasında kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya, artan posta avansının ise istekleri halinde taraflara iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.