Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5226 E. , 2022/8189 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5226
Karar No : 2022/8189
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR)
1-… Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : …
2- …Valiliği
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İzmir İli, Karabağlar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmaz üzerinde Toplu Konut İdaresi tarafından yapılması planlanan “816 Konut, 2 adet Ticaret Merkezi ve 1 adet Cami inşaatları ile Alt Yapı ve Çevre Düzenlemesi Projesi’ ile ilgili İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen … tarih ve E.… sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir’ kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyada yer alan proje tanıtım dosyası ve eki belgeler ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden; dava konusu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin Ek-II “Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesi” Madde 33- Toplu Konut Projeleri (200 konut ve üzeri),” kapsamında değerlendirilmesinin mevzuata uygun olduğu, dava konusu proje alanı ve çevresinin devamlı insan etkileşiminde olan kent yerleşim alanları içinde kalması ve toprak ile topografya özellikleri açısından tarımsal alan özelliğini taşımaması nedeniyle tarım alanlarına bir etkisinin olmaması, dava konusu proje alanına uzak mesafede olan ve tarımsal bütünlük oluşturmayan ve yerleşim alanları arasında kalan küçük birkaç zeytinlik alanın ise 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun açısından dava konusu projenin yerleşim alanı projesi olması ve devamlı suretle toz ve duman çıkararak zeytinlik alanların vegatatif ve generatif gelişimini olumsuz etkileyecek bir proje olmaması nedeniyle zararlı etkisinin olmayacağı ve projenin tarımsal açıdan uygun olduğu anlaşılmakla birlikte, Toplu Konut Projesine esas alınan uygulama imar planı ile vaziyet planının uyumsuz olduğu, proje alanına ilişkin imar planlarına yönelik çeşitli idare mahkemelerinde devam eden dava süreçlerinin olduğu, imar planı kararları yönünden imar mevzuatı, üst ölçekli planlar, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açılarından belirsizliklerin olduğu, proje tanıtım dosyası raporunda anlatılan jeolojik birimin saha gerçekleriyle uyuşmadığı, sahadaki gerçek jeolojik birimin Neojen (Pliyosen) yaşlı Kızılca Formasyonu değil Üst Kretase-Paleosen yaşlı Bornova Karmaşığı olduğu, bu formasyonun yüksek eğimli yamaç ve şevlerde heyelan oluşumu ve kaya düşmesi gibi jeolojik problemleri oluşturma potansiyeline sahip olduğu, dava konusu alanın 2019 yılında onaylanan revizyon imar planlarında “jeolojik açıdan önlemli alanlar” olarak belirtilmesine karşın proje tanıtım dosyasında bu konuya ilişkin bir değerlendirmenin yer almadığı, yanlış ve eksik jeolojik değerlendirme nedeniyle yörenin jeolojik, jeoteknik ve hidrojeolojik özellikleri, jeolojik tehlikeler, etkinliğin olası çevresel etkileri ve alınabilecek önlemler de yeterli düzeyde açıklanmadığı için kamu yararının bulunmadığı, alan ve çevresinin bir bütün olarak değerlendirilerek kapsamlı bir bitki listesinin oluşturulmadığı, yürütülecek inşaat çalışmaları esnasında ekosisteme ne tür zararlar verileceği bu zararların ne şekilde bertaraf edileceğinin net şekilde ortaya konulmadığı, alanın Kavaklıdere’ye kadar uzanan doğal ve doğal olmayan orman alanları ile bütünlük oluşturduğu, bu sebeple burada inşaat ve sonrasında yürütülecek çalışmaların ekosistemde bulunan diğer canlı türlerinin üreme beslenme ve barınma faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği, bu haliyle asgari gereklilikleri taşımadığı anlaşılan proje tanıtım dosyası esas alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Temyiz edenler tarafından; temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan Mahkeme kararının bozulması gerektiği iddia edilmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu karar “Toplu Konut Projesine esas alınan uygulama imar planı ile vaziyet planının uyumsuz olduğu, proje alanına ilişkin imar planlarına yönelik çeşitli idare mahkemelerinde devam eden dava süreçlerinin olduğu, imar planı kararları yönünden imar mevzuatı, üst ölçekli planlar, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açılarından belirsizliklerin olduğu” yönündeki gerekçe dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu kararın; Toplu Konut Projesine esas alınan uygulama imar planı ile vaziyet planının uyumsuz olduğu, proje alanına ilişkin imar planlarına yönelik çeşitli idare mahkemelerinde devam eden dava süreçlerinin olduğu, imar planı kararları yönünden imar mevzuatı, üst ölçekli planlar, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açılarından belirsizliklerin olduğu yönündeki gerekçe kısmının incelenmesinden ise;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, Mahkeme kararını hukuka uygun bulması halinde onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı, hükme bağlanmıştır.
Çevresel Etki Değerlendirme sürecinin, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği bir süreç olduğu dikkate alındığında, Mahkeme kararında yer alan imar planı ile vaziyet planının uyumsuz olması, proje alanına ilişkin imar planlarına yönelik devam eden davaların bulunması ve belirsizliklerin olması gibi durumların projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken hususlar olmadığı, yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler uyarınca gerekli olan ruhsat, izin, onay ve uygun görüş gibi izinlerin alınması kaydıyla projenin inşaatına başlanılabildiği anlaşıldığından, Mahkeme kararında bu hususların iptal gerekçesi yapılması yerinde görülmemiştir.
Bu nedenle, “Toplu Konut Projesine esas alınan uygulama imar planı ile vaziyet planının uyumsuz olduğu, proje alanına ilişkin imar planlarına yönelik çeşitli idare mahkemelerinde devam eden dava süreçlerinin olduğu, imar planı kararları yönünden imar mevzuatı, üst ölçekli planlar, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açılarından belirsizliklerin olduğu” yolunda temyize konu iptal kararında yapılan değerlendirmenin ve gerekçenin çıkarılarak, kararda belirtilen diğer gerekçeler dikkate alınmak suretiyle kararın onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin ve davalı idareler yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.