Danıştay Kararı 6. Daire 2022/5986 E. 2022/8552 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/5986 E.  ,  2022/8552 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5986
Karar No : 2022/8552

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Hammaddeler San. Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Malatya İli, Doğanşehir İlçesi, … Mahallesi Mevkii, … Ruhsat Numaralı … Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına verilen IV.Grup maden arama ruhsatı için ÇED Yönetmeliği Hükümlerinin Uygulanmasına Gerek Bulunmadığına ilişkin … Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün …tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Mahkemece yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, söz konusu projenin maden arama projesi olduğu, ÇED yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığının belirtildiği, bu rapor hükme esas alınarak, söz konusu sahada ruhsatlı olarak maden arama faaliyeti yapıldığı, fakat maden işletme izninin bulunmadığı, maden arama projesinin bulunduğu, ruhsatlı sahada 4 ayrı bölgede toplamda 5 adet sondaj yapıldığı, karot numunesi almak için yapılan sondaj bölgelerinin birbirine yakın mesafede bulunduğu, sondaj yapılan bölgelerin çok fazla büyük bir alana sahip olmadığı, sadece yer altına gönderilen bir adet kırıcının karot numunesi almak için yaptığı sondaj demir borusunun bulunduğu ve bunun da etrafına beton dökülmüş en fazla 50cmX50cm genişliğinde bir beton bölgesinin oluştuğu, herhangi bir madencilik faaliyetinde bulunulmadığı, sondaj çevrelerinde yapılan inceleme ve gözlemlerde herhangi bir atık su kalıntısının (sondaj için yerin içine gönderilen deliciyi soğutmak için kullanılan su) bulunmadığı, herhangi bir içme suyu veya doğal su akıntısının kesilmediği, 09-04-2020 tarihli Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yazılan yazıda maden sahasının herhangi bir içme suyu havzasında kalmadığının belirtildiği, Orman Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Olur’u ile mezkur alanda 19.09.2026 tarihli ruhsat süresi sonuna kadar maden arama (SONDAJ usülü) ve maden altyapı-tesis ulaşım yolu izninin verildiği, sahanın orman idaresince halihazırda temizlenmiş olarak teslim edildiği, dolayısıyla, ruhsatlı sahada 25.11.2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ÇED Yönetmeliği EK-2 Listesi/ Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesi ‘Madde 55- Maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) düzenlemesinde istisna tutulan ve 7061 sayılı Kanun’un 48. maddesi ile değişik 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen maden arama sondajı yoluyla karot, kırıntı ve numune alma faaliyetlerinde bulunulduğu için maden arama projesinin ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında olduğu, ÇED yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığı anlaşıldığından, müdahil … Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına verilen IV.Grup maden arama ruhsatı için ÇED Yönetmeliği Hükümlerinin Uygulanmasına Gerek Bulunmadığına ilişkin dava konusu … tarih ve … sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, maden arama faaliyetinin 5 adet sondaj ile sınırlı olmayıp 46 farklı yerde daha yapılacağı, raporda sondajın derinliğinin belirtilmediği, 3213 sayılı Maden Kanununun 17.maddesine eklenen fıkrada da sondajdan bahsedilmediği, Yasada belirtildiği üzere yüseysel/sathi faaliyetler için ÇED muafiyetinin mümkün olduğu, sondaj gibi fiziksel karakteri yüksek işlemler için ÇED kararının gerekli olduğu, ayrıca sondaj yapılacak alanın fay hattı üzerinde olduğu ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davalı idare tarafından; işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Müdahil (davalı yanında) tarafından; Maden Kanununun 17.maddesi ve ÇED Yönetmeliği EK-2’nin 45/d maddesi uyarınca ÇED muafiyeti kapsamında oldukları belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Malatya İli, Doğanşehir İlçesi, … Mahallesi Mevkii, … Ruhsat Numaralı müdahil … Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına verilen IV.Grup maden arama ruhsatı kapsamında müdahil şirket tarafından ruhsatlı sahada 4 ayrı bölgenin bir bölgesinde 2 adet sondaj yapılmış olup, toplamda 5 adet sondaj yapılarak karot numuneleri alınmış, davacılar maden aranılacağı duyumları üzerine bilgi edinme amacıyla Malatya Valiliğine 27.12.2021 tarihinde yapılan, başvuruya verilen … tarihli, … sayılı cevap yazısında, müdahil şirket tarafından ruhsat sahası dahilinde hazırlanan maden arama projesi için Malatya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün dava konusu … tarih ve … sayılı işlemi ile ÇED Yönetmeliği Hükümlerinin Uygulanmasına Gerek Bulunmadığına karar verildiği belirtilmiş, bunun üzerine davacılar tarafından, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder.” hükmüne, 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 15. maddesinde; Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu hükme bağlanmış, seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK-2 listesinin 55. maddesinde ise; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) seçme-eleme kriterine tabi tutularak bu projeler için sunulan PTD üzerinden ÇED raporu hazırlanmasına gerek olup olmadığına karar verilebileceği kuralı düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 05/12/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 48. maddesinin 4. fıkrası ile 3213 sayılı Maden Kanununun 17. maddesine eklenen fıkrada; “Jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmaz.” şeklinde hükme yer verilmiştir.
Daha sonra, ÇED Yönetmeliğinde yapılan ve 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle; Yönetmeliğin EK-2’sinde beliritlen çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler düzenlemesinin 45/d maddesinde; “Maden arama projeleri (sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeolojik haritalama, jeofizik etüd, karot, kırıntı ve numune alma vb. yöntemlerle yapılan aramalar hariç)” kuralı düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan ÇED Yönetmeliğinin EK-2 listesinin 55. maddesinde; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, seçme eleme kriterlerine tabi projelerden olmakla birlikte, arama faaliyetinin sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılması halinde faaliyetin, seçme eleme kriterlerine de tabi olmadığı, başka bir ifadeyle bu vb. yöntemlerle maden, petrol ve jeotermal kaynak aramanın, ayrıca, 3213 sayılı Maden Kanununun 17. maddesine eklenen fıkra ile de jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için ÇED kararının aranmayacağı şeklinde benzer yönde düzenlemenin yapıldığı, bu düzenleme doğrultusunda 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle EK-2’nin 45/d maddesinde de; maden arama projelerinin (sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeolojik haritalama, jeofizik etüd, karot, kırıntı ve numune alma vb.) yöntemlerle yapılması halinde çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler dışında bırakıldığı, dolayısıyla arama faaliyetinin, ÇED Yönetmeliğinin kapsamı dışında olabilmesi için gerek ÇED Yönetmeliğinde, gerekse 3213 sayılı Maden Kanununda sayılan yöntemlerden birisi ile yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesi, savunma dilekçeleri ve bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin işlemin iptali istenilmekle birlikte, sondaj faaliyetinden kaynaklanan çevresel etkilere değinildiği görülmüştür. Buna karşın, dava konusu işlemin dayanağı projenin (bilgi notu şeklindeki) özetinde ise, … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Malatya İli, Doğanşehir İlçesi, … mevkiinde bulunan … sayılı IV grup arama ruhsatlı sahasında maden arama işleminin “Karotlu Sondaj” yöntemiyle yapılmasının ve sondaj işlemleri sırasında saha içerisinde 46 adet lokasyonda arama faaliyetinin yürütülmesinin planlandığı, gelinen aşamada ise henüz 4 farklı lokasyonda 5 adet sondajın açıldığı, ancak her bir sondajın kaç metre derinliğinde olacağının ise belirtilmediği görülmüştür.
Bu itibarla, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 17. maddesinde, arama faaliyeti döneminde yapılan jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemlerini içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararının aranmayacağının düzenlendiği, ancak düzenlemede çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmayacak faaliyetler içerisinde sondajlı maden arama faaliyetinin sayılmadığı, yine dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 15.maddesinde ve bu Yönetmeliğin EK-2 listesinin 55. maddesinde ise; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) seçme-eleme kriterine tabi tutularak bu projeler için sunulan PTD üzerinden ÇED raporu hazırlanmasına gerek olup olmadığına karar verilebileceğinin düzenlendiği dikkate alındığında, maden arama projesi kapsamında yapılan karotlu sondaj (46 adet) yöntemiyle maden arama faaliyeti için seçme eleme kriterleri çerçevesinde değerlendirme yapılmasının gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sondajlı maden arama faaliyeti için Malatya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen “… tarih ve … sayılı ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına karar verilmesine ilişkin” işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı Kanunun 20/A-2(i) maddesi uyarınca dava konusu işlemin İPTALİNE,
3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen …-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
4.Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
5.Davalı yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6.Davacılar tarafından yatırılan keşif avansından artan …-TL’nin davacılara iadesine,
7.Davacılar ve davalı yanında müdahilin artan posta avanslarının istekleri halinde iadesine,
8.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.