Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6340 E. , 2022/7982 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6340
Karar No : 2022/7982
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): … mirasçıları:
1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “yol ve park alanı” olarak ayrılmasına rağmen, kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın değerine karşılık 36.068,00 -TL’nin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2021/1685, K:2021/11941 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak İdare Mahkemesince 2577 sayılı Kanunun 26/1. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “yol ve park alanı” olarak ayrılmasına rağmen, kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın değerine karşılık 36.068,00 -TL’nin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari davaların açılması” başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; dava dilekçelerinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin sırayla; a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş; 15. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde, dilekçelerde 14. maddenin 3/g bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği; 5. fıkrasında ise, 1. fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendine göre, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından idari yargı mercilerinde tam yargı davası açılması mümkündür.
Bu doğrultuda kişisel hak ihlali, tam yargı davalarında dava ehliyetinin subjektif unsurunu oluşturmakta olup, hukuki el atma nedeniyle açılan tam yargı davalarında, zarara uğradığını ileri süren kişi ile hukuken el atılan taşınmaz arasında meşru bir ilişkinin varlığının ispatlanması gerekmektedir.
Diğer taraftan kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tam yargı davalarında, mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olması ile ileriye yönelik olarak belirsiz bir süre engelleme durumunun mülkiyet sahibinde meydana getirdiği mağduriyetin giderilmesi amaçlandığından, tazminata hükmedilebilmesi için mülkiyet bağının davanın devamı sırasında da var olması gerektiği açıktır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı hükmü yer almış, aynı maddenin 2. fıkrasında da, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği belirtilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden ve UYAP MERNİS sorgulamasından; davacı …’ın 11/08/2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca dava konusu taşınmaza dair UYAP TAKBİS sorgulamasında; söz konusu taşınmazın davacı …’ın mirasçılarına 24/03/2017 tarihinde intikal ettiği ve sonrasında dava dışı …’a 28/03/2017 tarihinde satılmış olduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince yukarıda yer verilen 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca davayı takip etme hakkı kendisine geçen mirasçılarına, davayı takip edip etmeyeceklerinin sorulması ve buna göre işlem yapılması gerekmekte iken, İdare Mahkemesince verilen 18/02/2022 tarihli Ara Kararı ile dava dışı (yeni malik) …’a davayı takip edip etmeyeceğinin sorulduğu, bu esnada davacı …’ın avukatı tarafından İdare Mahkemesi kaydına 26/04/2022 tarihinde giren dilekçe ile, …’ın mirasçılarının davaya devam etmek istediklerinin bildirildiği görülmüştür.
Bu durumda, öncelike İdare Mahkemesince yukarıda yer verilen 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca, dava konusu tazminat istemi hakkında davayı takip hakkı kendisine geçen müteveffa … mirasçılarının dosyaya ibraz etmiş oldukları belgeler incelenerek bu hususta işlem yapılması gerekmekle birlikte, taşınmazın kullanılamaması nedeniyle mülkiyet sahibinde meydana gelen mağduriyetin giderilmesi amacı ile açılan tazminat talepli bu davada, taşınmaz bedeline hükmedilebilmesi için mülkiyet bağının davanın devamı sırasında da var olması gerektiği açık olup, mülkiyete dayalı tazminat talepli bu davada, davayı takip hakkının yeni malike geçtiği kabul edilerek davanın yeni malik yönünden devamı da olanaklı değildir.
Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda, dava şartları arasında yer alan dava ehliyetinin, karar kesinleşinceye kadar her aşamada taraflarca ileri sürülebileceği gibi, mahkeme veya temyiz mercileri tarafından da yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceğine ilişkin usul hukukunun genel kuralları çerçevesinde, taşınmazın satış yoluyla başka şahısların mülkiyetine geçmesi nedeniyle bakılan davayla ilgili olarak davaya dahil edilmesi halinde dahi mirasçıların kişisel, meşru ve güncel bir menfaatleri kalmadığından, dolayısıyla kişisel hakkı doğrudan etkilenen kişi olarak nitelendirilemeyeceğinden, davanın davaya dahil edilen mirasçılar açısından ehliyet yönünden reddi gerekmekte olup, İdare Mahkemesince verilen dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.