Danıştay Kararı 6. Daire 2022/6351 E. 2022/10009 K. 22.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/6351 E.  ,  2022/10009 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6351
Karar No : 2022/10009

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Nakliye Turizm İnşaat Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Antalya İli, Alanya İlçesi, … mahallesi, … sokak, No:… adresinde İR:… numaralı 99,95 hektarlık sahanın 4,87 hektarlık “Dolomit ocağı ve Kırma eleme tesisinde” yapılması planlanan “dolomit ocağı alansal kapasite artışı” projesine ilişkin ÇED proje dosyasının sunulması sonrasında, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşüne binaen ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile keşif sonrası bilirkişilerce tanzim edilen raporlarda yer alan hususlar birlikte incelendiğinde, bilirkişi raporunda; maden mühendisince mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığının, çevre mühendisince proje tanıtım dosyasının detaylı bir şekilde incelendiği ve çevre mevzuatına aykırı bir durumun olmadığının belirtildiği, ziraat mühendisleri tarafından ise, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanunun 20. maddesinde yer alan hükme istinaden teknik ve detaylı herhangi bir hususta aykırı yönde bir açıklamaya yer verilmeden yapılması planlanan dolomit ocağı alansal kapasite artışı talep edilen sahaya 3 kilometre mesafe içerisinde zeytincilik tarımı yapıldığının ve mesafenin 3 km’nin altında olduğu gerekçesiyle dolomit ocağı alansal kapasite artışının ziraat mühendisleri olarak uygun olmayacağı görüşüne yer verilmiş olup, Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce ve Mahkemelerince hazırlanan bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunda bilirkişilerden ziraat mühendislerince, dolomit ocağı ve kırma eleme tesisinde yapılması planlanan dolomit ocağı alansal kapasite artışı talep edilen sahaya 3 kilometre mesafe içerisinde zeytincilik tarımı yapıldığı yönünde görüş belirtmiş olsa da (yukarıda yer verilen ilgili Kanunun 20. maddesinin, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı), dava konusu projenin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının öncelikle ele alınması gerektiğinin açık olduğu, bu noktada hazırlanan bilirkişi raporunda çevre mühendisi bilirkişisince söz konusu durumun ayrıntılı olarak irdelendiği ve proje tanıtım dosyasının ÇED Yönetmeliği’nde yasal mevzuata uygun olarak hazırlandığının, dava konusu proje kapsamında yapılacak kapasite artışının atıksu, katı atık, tehlikeli atık, gürültü, toz ve partikül madde emisyonları oluşturabilecek mahiyette olduğu, ancak raporda projenin çevrede oluşturabileceği etkilerin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemler yönünden değerlendirmeleri içerdiği, bu önlemlerin bilimsel olarak uygulanabilir olduğu, bahse konu PTD çevre mühendisliği açısından değerlendirildiğinde yasal ve bilimsel açıdan uygunsuz bir durumun olmadığının beyan edildiği anlaşıldığı, bu durumda, dava konusu alanda yapılacak alan artışının maden mühendisliği ile çevre mühendisliği açısından değerlendirildiğinde yasal ve bilimsel açıdan uygunsuz bir durumun olmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, dava konusu işleme dayanak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün dava konusu alana ilişkin projenin 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 kilometrelik alandan daha kısa mesafede yapılamayacağına ilişkin görüşün teknik ve bilimsel verilere dayanmadığı ve daha öncesinde de söz konusu yerde aynı çalışmanın gerçekleştirildiği, herhangi bir olumsuz durum ile karşılaşıldığına ilişkin davalı idarece bilgi ve belgenin de sunulmadığı, dolomit ocağı alansal kapasite artışının projenin hayata geçirildiği tarihte de öngörülebilir olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin ÇED süreci içerisinde, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün projeyi gerçekleştirmesi ile ilgili olarak vermiş olduğu olumsuz kurum görüşüne istinaden tesis edildiği ve bu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu işlemin usule ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya İli, Alanya İlçesi, …mahallesi, … sokak, No:… adresinde İR:… numaralı 99,95 hektarlık sahanın 4,87 hektarlık “Dolomit ocağı ve Kırma eleme tesisinde” yapılması planlanan “dolomit ocağı alansal kapasite artışı” projesine ilişkin ÇED proje dosyasının sunulması sonrasında, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşüne binaen ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez.” hükmü yer almaktadır.
03/04/1996 tarih ve 22600 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik’in 4. maddesinde “Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan” olarak tanımlanmış; (03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmî Gazete’de Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) “Zeytinlik Sahalarda Sanayi Tesisi Kurulmasının Önlenmesi” başlıklı 23’üncü maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde “Zeytinlik sahaları içerisinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 4. maddesinde; ”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı” olarak, “Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı” olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik’in 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler… (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…’ kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller” başlıklı 266. maddesi, “(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” hükmünü; “Bilirkişi sayısının belirlenmesi” başlıklı 267. maddesi, “(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.” hükmünü; aynı Kanunun “Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor” başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, “(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir…” hükmünü içermektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Çevre Yüksek Mühendisi …, Ziraat Yüksek Mühendisi …, Ziraat Yüksek Mühendisi …, Maden Mühendisi … ve Harita Mühendisi …’tan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hazırlanan bilirkişi kök raporunda özetle;
– Projenin harita mühendisliği ve planlama açısından değerlendirilmesi sonucunda; mevcut bilirkişi raporundan hariç düzenlenen 15/02/2022 tarihli raporda, mevcut ocak vaziyet planı, mevcut ocak sahası koordinatları, davacı şirket talep konusu alana ilişkin vaziyet planı ve davacı şirket talep konusu alanları kapsayan koordinat listesi gösterilmiştir.
– Projenin maden mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafından açık işletme yöntemi ile dolomit üretimi yapılacağı, 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesi gereği alınması gerekli izinleri aldığı taktirde davaya konu sahanın madencilik işletme tekniği ve üretimi konusunda sakınca olmadığı,
– Projenin çevre mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; nihai Proje Tanıtım Dosyasının ÇED Yönetmeliği’nde belirtilen formata uygun olarak hazırlandığı, dava konusu proje kapsamında yapılacak faaliyetlerin atıksu, katı atık, tehlikeli atık, gürültü, toz ve partikül madde emisyonları oluşturabilecek mahiyette olduğu, raporda projenin çevrede oluşturabileceği olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemler yönünden değerlendirmeleri içerdiği, bu önlemlerin çevre alanına giren konular bakımından uygulanabilir olduğu, davaya konu bölgedeki zeytinliklere ve tarım alanlarına PTD kapsamında belirtilen önlemlerin alınması ile yükümlülükler ve taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda ciddi olumsuz etkilerinin olmayacağı buna bağlı olarak PTD’nin çevre mühendisliği açısından değerlendirildiğine yasal ve bilimsel açıdan uygunsuz bir durumun olmadığı,
– Projenin ziraat mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda, İlgili kanun ve yönetmeliklerde sadece orman içi veya dışı olması değil, sadece bakımının tarım ve orman bakanlığı tarafından denetimi altında yapılacağı ifade edilmekte olduğu, aynı kanun ve yönetmelik içerisinde değerlendirilme yapılması açık ve net olarak bildirildiği, 1939 tarihli 3573 sayılı Kanun ile 4086 sayılı 3 Nisan 1996- Sayı: 22600 Resmi Gazete sayfa: 7 Yönetmelik Tarım ve Köy işleri Bakanlığından: Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik ile İlgili halen yıllardır yürürlükte olan, geçerli kanun ve yönetmeliklerin şahıs ve firmalara mevcut kanun ve yönetmelikler ile mevcut durum, orman içerisinde veya dışında olması, onun ilgili kanun ve yönetmelik dışında değerlendirilmesine gerekçe olamayacağı, İlgili madde de amacının dışında yorumlanması, zeytinlik gerçeğinin göz ardı edilerek, ilgili kanun ve yönetmeliğin, farklı uygulanması, yorumlanması yanlış uygulamaları doğru kılmayacağı, kapasite artışı talep edilen sahaya 3 km mesafe içerisinde zeytincilik tarımı yapıldığından, dolomit ocağında planlanan kapasite artışının uygun olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Öte yandan; bilirkişiler tarafından sonuç kısmında tüm görüşlere yer verilerek tek ve bütüncül bilirkişi raporu hazırlanmak üzere; dava konusu “Dolomit ocağı ve Kırma eleme tesisinde” yapılması planlanan “dolomit ocağı alansal kapasite artışı” projesinin kurulmasının planlandığı bölgede mevcuttaki zeytinliklere (zeytinliklerin ocağa uzaklığı da belirtilmek suretiyle) olumsuz etkisinin olup olmayacağının, davacı şirkete ait proje tanıtım dosyasında kirlenme ve tozumaya karşı alınacak önlemler irdelenerek (maden mühendisliği ve çevre mühendisliği uzmanlıklarınca yapılacak değerlendirme ile) proje tanıtım dosyasında yer alan söz konusu önlemlerin alınması halinde kirlenme ve tozumanın olup olmayacağının, bir başka ifadeyle, söz konusu işletmenin proje tanıtım dosyasında yer alan “alınacak önlemlere” rağmen kimyevi atık bırakıp bırakmayacağı, toz ve duman çıkarıp çıkarmayacağının açıklığa kavuşturulması ve proje tanıtım dosyasında yer verilen önlemlerin alınması halinde kirlenme ve tozumanın belirlenen alandaki zeytinliklere olumsuz etkisinin olup olmayacağı yönünde varılan kesin kanaat neticesinde ziraî açıdan yeniden açık ve net olacak şekilde değerlendirme yapılmasına yönelik İdare Mahkemesinin 13/04/2022 tarihli ara kararı üzerine, bilirkişi heyetince hazırlanan ek raporda, maden mühendisliği yönünden; mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığı, kök raporda belirtilen açıklamalarının (davacı şirketin açık işletme yöntemi ile dolomit üretimi yaptığı, 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesi gereği alınması gereken izinleri aldığı takdirde … ruhsat nolu dolomit ocağının madencilik işletme tekniği ve üretimi konusunda sakınca olmadığı…) geçerli olduğu, ziraat mühendisliği yönünden; dolomit ocağı ve kırma eleme tesisinde yapılması planlanan dolomit ocağı alansal kapasite artışı talep edilen sahaya 3 kilometre mesafe içerisinde zeytincilik tarımı yapıldığından, gerekli ada, parsel ve konum bilgileri ışığında google map üzerinden tespit edilip, tapu kayıtları ve vasıflarına bakıldığında bitki örtüsünün zeytinlik olarak ifade edildiği, mesafenin 3 km’nin altında olduğu, davacı vekilinin de bilirkişi heyetine ve mahkeme dosyasına konulmak üzere verilen dosya üzerinde de, açık ve net olarak görülebildiği, dolomit ocağı ve kırma eleme tesisinde yapılması planlanan dolomit ocağı alansal kapasite artışının ziraat mühendisleri olarak uygun olmayacağı görüşüne varıldığı, çevre mühendisliği yönünden; proje tanıtım dosyasının (PTD) incelendiği ve çevre mevzuatına aykırı bir durumun olmadığının kök raporda belirtildiği, kirlenme ve tozuma sebebi ile oluşabilecek durumların tesisin mevcut durumunda da işletilmesi (işletme mevcutta faal durumdadır) sebebi ile alınan emisyon-imisyon teyit ölçümlerinde mevzuat sınırlarında kaldığı bu sebeple kapasite artışı sebebi ile alınacak önlemler ve uygulamalar ile kontrol altında tutulabileceği aynı şekilde PTD’de yer alan önlemlerin yeterli ve bilimsel açıdan mantıklı olduğu, ek olarak kök raporda yer alan açıklama ve değerlendirmelerinin aynen geçerli olduğu şeklindeki görüş bildirilmesi hususu göz önüne alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporunun ziraat mühendisliği disiplini açısından değerlendirmelere yer verilen kısmında belirtilen tespit ve görüşlerin, projenin zeytinlik alanlara mesafesi, zeytinliklerin proje konumu ile olan ilişkisi, tozumanın zeytinliklere etkisinde rüzgar faktörünün değerlendirilmesi gibi konuların proje özelinde kapsamlı olarak değerlendirilmediği gibi, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki proje tanıtım dosyasında bu kapsamda alınan önlemlerin bulunup bulunmadığı ve bunların yeterli olup olmadığı konusunda da herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, bu tip işletmelerin tarım üzerinde olumsuz etkilere neden olacağı gibi genel-geçer ifadelere yer verilmek suretiyle tespit ve değerlendirmeler yapıldığı, bununla birlikte raporda veya ek raporda zeytinliklerin ocağa olan mesafesinin ölçülmediği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının gerekçeleri arasında her ne kadar, dava konusu alanda yapılacak alan artışının maden mühendisliği ile çevre mühendisliği açısından değerlendirildiğinde, yasal ve bilimsel açıdan uygunsuz bir durumun olmadığı, dava konusu işleme dayanak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün dava konusu alana ilişkin projenin 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 kilometrelik alandan daha kısa mesafede yapılamayacağına ilişkin görüşün teknik ve bilimsel verilere dayanmadığı ve daha öncesinde de söz konusu yerde aynı çalışmanın gerçekleştirildiği, herhangi bir olumsuz durum ile karşılaşıldığına ilişkin davalı idarece bilgi ve belgenin de sunulmadığı, dolomit ocağı alansal kapasite artışına ilişkin projenin hayata geçirildiği tarihte de öngörülebilir olduğu sonucuna yer verilmiş ise de; uyuşmazlık konusu faaliyetin, ocağın zeytinliklere mesafesinin ölçümünün da yapılarak, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususu ile projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla (gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılarak) ek rapor hazırlatılması sonrasında, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine verilecek kararda, bozma kararı öncesi hükme esas alınan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda diğer disiplinler bakımından yapılan değerlendirmelerin göz önüne alınmasında herhangi bir hukuki engel bulunmadığı da açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 22/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X) :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.