Danıştay Kararı 6. Daire 2022/6545 E. 2022/10493 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/6545 E.  ,  2022/10493 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6545
Karar No : 2022/10493

DAVACI : … Turizm İşletmeciliği Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanın, çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve şehir trafiğinin rahatlatılması amacıyla yürütülen yeşil alan ve yol çalışmaları kapsamında Şahinbey Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin mülga Bakanlar Kurulunun 10.09.2012 tarihli, 2012/3707 sayılı kararının taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 11/11/2015 tarihli, E:2014/2084, K:2015/6624 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09.03.2016 tarihli, E:2016/951, K:2016/736 sayılı kararıyla bozularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca dava konusu işlemin kesin olarak iptaline karar verilmesi üzerine acele kamulaştırma işleminden dolayı uğranılan zarar nedeniyle 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, Asliye Hukuk Mahkemesince taşınmaza acele el konulmasına ilişkin verilen karar tarihi olan 11.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; uyuşmazlığa konu taşınmazın üzerinde bulunan tesiste yüzme havuzu ve çay bahçesinin bulunduğu, düğün törenlerinin organize edildiği, 07/10/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2012/3707 sayılı mülga Bakanlar Kurulu kararıyla anılan taşınmazın davalı Şahinbey Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildiği, sonrasında … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E: … D. İş, K:… sayılı kararı ile taşınmaza acele el konulmasına karar verilerek 12.05.2014 tarihinde tahliye yazısının taraflarına tebliğ edildiği, davalı Şahinbey Belediye Başkanlığı tarafından açılan bedel tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemli davada … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla taşınmazın bedeli takdir edilerek, davalı idare adına tesciline karar verildiği, acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılan davada davanın reddi yolunda verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 11/11/2015 tarihli, E:2014/2084, K:2015/6624 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09.03.2016 tarihli, E:2016/951, K:2016/736 sayılı kararıyla bozularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca dava konusu işlemin kesin olarak iptaline karar verildiği, haksız yere yapılan erken tahliye nedeniyle taşınmaz üzerinde yer alan tesisin işletilemediği ve kiraya verilemediği, Şirketin tahliye nedeniyle 1 yılı aşkın süredir faaliyet yürütemediği için 1.500.000 Tl’nin üzerinde bir zararı olduğu, bunun yanı sıra köklü bir şirket olmaları nedeniyle kişilik haklarının da zarar gördüğü, Şirketin güven ve itibarının zedelendiği, tüm bu nedenlerle, şimdilik 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 11.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacı tarafından iddia edildiği şekilde acele kamulaştırma işleminden dolayı herhangi bir zararın meydana gelmediği, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E: … D. İş sayılı dosyasında taşınmaz için 2.698,99 TL bedel tespit edildiği ve bu bedelin 24.02.2014 tarihinde davacının hesabına bloke edildiği, davacı tarafından bu miktarın bankadan çekilerek kullanıldığı, kabul olmamak koşuluyla tazminatın 11.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile talep edilmesinin kabul edilemeyeceği, zira her ne kadar mahkeme tarafında verilen taşınmaza acele el konulmasına ilişkin karar 11.02.2014 tarihli olsa da davacının da beyan ettiği üzere tahliyeye dair idare yazısının davacıya 12.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan tebligata rağmen taşınmazın tahliye edilmemesi üzerine 06.06.2014 tarihinde tahliye işleminin idare tarafından gerçekleştirildiği, davacı tarafın manevi tazminat talebinin de kabul edilemeyeceği, tazminat hukuk ilkelerine göre manevi tazminat talebinde bulunmak için şahsın kişilik haklarının zedelenmesinin, onur ve şerefine zarar verilmesinin gerektiği, davacı tarafın bir tüzel kişilik olduğu ve onurunun zedelendiğinden veya büyük bir üzüntü duyduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dairemizce verilen 18/02/2021 tarih ve E:2016/11969, K:2021/2140 sayılı davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/04/2022 tarih ve E:2021/2823, K:2022/1620 sayılı kararıyla kabule ilişkin kısmının bozulduğu, redde ilişkin kısmının onandığı görüldüğünden, bozma kararına uyularak, bozulan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava, Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı davacıya ait taşınmazın da içinde bulunduğu alanın, çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve şehir trafiğinin rahatlatılması amacıyla yürütülen yeşil alan ve yol çalışmaları kapsamında Şahinbey Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulunun 10.09.2012 tarihli, 2012/3707 sayılı kararının taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesi’nin 11/11/2015 günlü, E:2014/2084, K:2015/6624 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09.03.2016 günlü, E:2016/951, K:2016/736 sayılı kararıyla bozularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca dava konusu işlemin kesin olarak iptal edilmesi üzerine acele kamulaştırma kararından dolayı uğradığı zarar nedeniyle 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi Vadi Bölgesinde havaalanı yolunun batısından başlayarak yaklaşık 347 hektar alanda çarpık yapılaşmayı önlemek, bölgenin donatı alanları ile güçlendirilmiş planlı yapılaşmasını sağlamakamacıyla Şahinbey Güney Kesimi 2. Etap 1/5000 ölçekli nazım imar planının Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … günlü, … sayılı kararı ile kabul edildiği, bu plan doğrultusunda hazırlanan 1/1000 ölçekli Vadi Bölgesi 2. ve 3. Etap Uygulama İmar Planının da Şahinbey Belediye Meclisinin … günlü, … sayılı kararı ile kabul edilerek Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … günlü, … sayılı kararı ile onandığı ve bu planda davacı taşınmazının ‘sosyal ve kültürel tesis alanında’ kaldığı; plana göre taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin sürecin acele kamulaştırma yoluyla yapılması yolunda dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı alınarak 07/10/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandığı, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Altıncı Dairesi’nin 11/11/2015 günlü, E:2014/2084, K:2015/6624 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09.03.2016 günlü, E:2016/951, K:2016/736 sayılı kararıyla 2942 sayılı Yasa’nın 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca dava konusu işlemin kesin olarak iptal edildiği, davanın davacının acele kamulaştırma kararının uygulanarak çay bahçesi ve yüzme havuzu işletmeciliği yaptığı taşınmazın tahliye edilmesi nedeniyle 11.02.2014 tarihinden itibaren uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
2709 sayılı T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. Maddesinde, ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri hükmü getirilmiştir.
İncelenen davada, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ‘sosyal ve kültürel tesis alanında’ kalması nedeniyle 2942 sayılı Yasanın olağan kamulaştırma hükümleri uygulanarak … tarih ve … sayılı Şahinbey Belediyesi Encümeni kararıyla bahse konu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiği, bu kararın iptali istemiyle açılan davanın … İdare Mahkemesin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, Danıştay Altıncı Dairesi’nin 18/05/2015 günlü, E:2015/1539, K:2015/3185 sayılı kararıyla da temyiz isteminin reddedilerek anılan kararın onandığı, anılan kamulaştırma kararı uyarınca … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 27/01/2014 tarihinde açılan bedel tespiti ve tescil davasında … tarih, E:…, K:… sayılı kararla tespit edilen taşınmazın kamulaştırma bedelinin davacıya derhal ödenmesine, taşınmazın tamamının mevcut tapu kaydının iptali ile Şahinbey Belediye Başkanlığı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, Şahinbey Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile davacıdan 10 gün içinde taşınmazın boşaltılmasının istenilmesi üzerine taşınmazın tahliye edildiği görülmektedir.
Tazminata hükmedilebilmesi için hizmet kusurunun varlığı ile birlikte bu kusurdan kaynaklanan zararın bulunması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile hizmet kusuru ile zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Olayda her ne kadar acele kamulaştırma kararının hukuka aykırı bulunarak yargı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunan işlemin uygulanması nedeniyle doğan zararların tazmini gerekmekteyse de, aynı taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece tesis edilen olağan kamulaştırma kararına karşı açılan davanın reddedilmesi ve taşınmazın tamamının mevcut tapu kaydının iptali ile Şahinbey Belediye Başkanlığı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi karşısında, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle doğan bir zarardan söz edilemeyeceğinden, tazminat isteminin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, olayda manevi tazminat ödenmesini gerektirecek koşullar bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki Dairemizin 18/02/2021 tarih ve E:2016/11969, K:2021/2140 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/04/2022 tarih ve E:2021/2823 K:2022/1620 sayılı kararıyla redde ilişkin kısmının gerekçeli olarak onandığı, kabule ilişkin kısmının ise bozulduğu görüldüğünden, kısmen bozma kararına uyularak, bozulan kısım yönünden dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu taşınmaz, daha önce plansız konumda iken, Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi Vadi Bölgesinde, havaalanı yolunun batısından başlayarak yaklaşık 347 hektarlık alanda, çarpık yapılaşmayı önlemek, bölgenin donatı alanları ile güçlendirilmiş planlı yapılaşmasını sağlamak amacıyla, Şahinbey Güney Kesimi 2. Etap 1/5000 ölçekli nazım imar planı Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanmış, bu plan doğrultusunda hazırlanan 1/1000 ölçekli Vadi Bölgesi 2. ve 3. Etap Uygulama İmar Planı da, Şahinbey Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilerek Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanmıştır.
Anılan imar planlarında taşınmaz, “sosyal kültürel tesis alanı ve yol” olarak belirlenmiş, çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve şehir trafiğinin rahatlatılması amacıyla yürütülen yeşil alan ve yol çalışmaları kapsamında, taşınmazın Şahinbey Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına dair 07/10/2012 tarih ve 28434 sayılı Resmi Gazete yayımlanan, 10/09/2012 tarih ve 2012/3707 sayılı Bakanlar Kurulu alınmıştır.
Bu karara istinaden, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… D. İş, K:… sayılı kararı ile taşınmaza el konulmasına karar verilmiştir.
Taşınmazın, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ‘sosyal ve kültürel tesis alanında’ kalması nedeniyle, 2942 sayılı Kanun’un olağan kamulaştırma hükümlerine göre … tarih ve … sayılı Şahinbey Belediye Encümeni kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiği, anılan kararın iptali istemiyle açılan davanın, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 18/05/2015 tarih ve E:2015/1539, K:2015/3185 sayılı kararıyla ile onandığı görülmektedir.
Bunun üzerine, taşınmazın kamulaştırılmasına dair belediye encümeni kararına istinaden açılan bedel tespiti ve tescil davasında, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile taşınmazın bedeli takdir edilerek, davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
Bu süreçte, taşınmazın acele kamulaştırılmasına dair Bakanlar Kurulu kararına karşı davacı tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/11/2015 tarih ve E:2014/2084, K:2015/6624 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, ancak kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/03/2016 tarih ve E:2016/951, K:2016/736 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bu kararın davacıya tebliği üzerine, 27/07/2016 tarihinde taşınmazından yaklaşık 1 yıl erken tahliye edilmesi nedeniyle uğramış olduğu zararın tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmış, “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kanun’un 6. maddesinde, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek olmadığı ve bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınacağı düzenlenmiş, “Acele kamulaştırma” başlıklı 27. maddesinde; “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kuramlardan birisi hizmet kusurudur. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarenin tazminle yükümlü tutulması, ancak bir maddi zararın kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hale gelmiş olması halinde mümkündür. Kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksiklikler ile çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış, belirgin hale gelmemiş ise, bu aşamada idarenin tazmin yükümlülüğüne gidilmesine olanak bulunmamaktadır.
Olayda; tam yargı davasında istenilen maddi tazminat, davacıların maliki bulundukları taşınmazdan tahliye edildikleri tarih olan 06/06/2014 ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği 30/06/2015 tarihi arasında, taşınmaz üzerindeki tesisin işletilemediği ve bu nedenle davacının kazanç kaybına dayalı uğradığı zararın karşılığı olarak tanımlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarak asliye hukuk mahkemesince verilen acele el koyma kararı nedeniyle 06/06/2014 tarihinde, davacının taşınmazdan tahliye edildiği, imar planında sosyal ve kültürel tesis alanı olarak belirlenen taşınmazın, bu süreçte Şahinbey Belediye Encümeni kararı ile imar planı doğrultusunda kamulaştırılmasına karar verildiği, anılan belediye encümeni kararına istinaden açılan bedel tespiti ve tescil davasında da, 30/06/2015 tarihinde, taşınmazın davalı idare adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hukuka aykırılığı yargı yerince saptanan işlemlerden dolayı kişilerin uğradığı zararların tazmininin Anayasal ve yasal bir zorunluluk olduğunda kuşku yoktur.
Ancak, davacı tarafından, taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Bakanlar Kurulu kararının iptaline karar verilmiş ve hukuka aykırılığı yargı yerince ortaya konulan işlem nedeniyle davacının taşınmazından 1 yıl daha erken tahliye edildiği görülmüş ise de; Dairemizce yapılan ara kararlara istinaden davacı tarafça sunulan belgelerin incelenmesinden, 2013 ve 2014 (Haziran ayında tahliye gerçekleşmiştir) yıllarına ilişkin davacı tarafından beyan edilen herhangi bir geliri bulunmadığı gibi taşınmazın davalı adına tesciline karar verilen 30/06/2015 tarihine kadar da gelir elde edilip edilmeyeceğinin belirsiz olduğu, dolayısı ile davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararın kesin olarak ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, yargı yerince acele el koyma kararı verilmeden önce, taşınmaz malın tespit edilen bedelinin malikleri adına depo edilmesinin zorunlu olduğu, olayda da … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… D.İş sayılı dosyasında takdir edilen 2.698.106,99-TL bedelin 24/02/2014 tarihinde davacı adına açılan banka hesabına bloke edildiği ve davalının beyanlarına göre, davacı tarafından bu bedelin çekildiği, daha sonra davalı idare tarafından açılan bedel tespit ve tescil davasında da, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, bilirkişilerce tespit edilen 3.936.259,00-TL bedelin, bakiye kalan 1.238.152,01-TL’lik kısmının davacıya derhal ödenmesine karar verildiği görüldüğünden, kamulaştırma bedelinin bir kısmını tescil kararından önce peşin alan davacının, 06/06/2014 tarihi ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği 30/06/2015 tarihi arasında herhangi bir maddi zarara uğramadığı ortadadır.
Öte yandan, idare hukuku ilkelerine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmiş bulunması veya kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerekmekte olup; olayda, davacının tahliye edildiği tarih itibarıyla acele kamulaştırma işleminin ayakta olduğu, bir idari işleme dayalı olarak alınan acele el koyma kararına istinaden davacının taşınmazından tahliye edilmesinin, davacı şirketin ticari itibarını zedeleyici nitelikte değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar sonradan bu işlemin yargı yerince iptaline karar verilmiş ise de; bu iptal kararından önce olağan kamulaştırma sürecine dayalı, taşınmazın davalı idare adına tescil edildiği görüldüğünden, davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartların bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının maddi tazminat talebinin …-TL’lik kısmının REDDİNE,
2. Davacının manevi tazminat talebinin …-TL’lik kısmının REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca, kararda hüküm altına alınan bir tutar bulunmaması nedeniyle, davacı tarafından yatırılan … TL nispî harç tutarından maktu harç tutarı mahsup edilerek kalan nispî harcın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.