Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6561 E. , 2022/9682 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6561
Karar No : 2022/9682
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 9- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
10- …
11- …
12- …
13- …
14- …
15- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … İthalat İhracat Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Şanlıurfa İli, Haliliye İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde, … İthalat İhracat Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan kalker maden ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi için davalı idare tarafından verilen … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava konusu uyuşmazlığın çözümü için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden, Mahkemenin 07/09/2021 tarihli keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara kararı gereğince 04/03/2022 tarihinde Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Maden Mühendisi bilirkişilerden oluşan heyet ile yapılan keşif neticesinde hazırlanan 28/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davanın konusu olan projenin, Ruhsat Erişim No: 3363032 içerisinde 17,46 ha’lık alanın ÇED alanı olarak kullanılması planlanlanan proje sahibi İsmail Kurt (devir öncesi) tarafından açık işletme yöntemi ile gerçekleştirilecek bir kalker ocağı ve kırma eleme tesisi projesi olduğu, projenin, 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 09.02.2016 tarih ve 29619 sayı ile 26.05.2017 tarih ve 30077 sayı ile değişiklik yapılan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği” EK–II LİSTESİ – Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesi, Maden Tesisleri Madde 49- Madencilik Projeleri: A) Madenlerin Çıkarılması, (Ek-1 Listesinde Yer Almayanlar), D) Kırma, Eleme, Yıkama ve Cevher Hazırlama İşlemlerinden En Az Birini Yapan Tesisler (Ek-1 Listesinde Yer Almayanlar) arasında yer aldığı, ÇED Raporu hazırlanmasına gerek olmayıp, proje tanıtım dosyası hazırlanması gerektiği, kalker ocağı ve kırma – eleme tesisi projesi ile ilgili olarak hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) incelenmesinden; PTD’nin 2872 sayılı Çevre Kanununda belirlenen kriterler uyarınca hazırlandığı, söz konusu proje kapsamında bulunan ve çevreyi olumsuz etkileyebilecek tüm faaliyetlerin, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna istinaden yürürlüğe giren ilgili yönetmeliklerin ilgili hükümlerine uygun olarak yürütüleceği taahhüdünün verildiği, PTD’de toz kaynağı olan her bir ünitenin (bunker, kırıcılar, elekler bantlar) kapalı ortam içerisine alınacağı ve toz indirgeme sistemi (torbalı filtre) kurulacağının taahhüt edildiği, keşif sırasında da toz çıkaran ünitelerin kapalı ortamda bulunduğunun görüldüğü, projede Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hükümleri gereğince tesis içi yolların düzenli olarak temizleneceği, tozumaya karşı her türlü önlemin alınacağı taahhüt edildiği, proje kapsamında 4.521,6 m3/yıl suyun toz oluşmaması açısından tesis içi yolların sulanması ve patlatma sırasında toz oluşumunu engelleme ve kırma-eleme ünitesinde toz oluşumunu engellenmesi amacıyla kullanılacağı, bu tür tesislerde en önemli emisyonun toz emisyonu olduğu, tozla mücadelede en etkili yöntemin sulama ile tozumanın engellenmesi olduğu, bu kapsamda PTD’de alınacağı taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, kalker madeninin yüzeyden itibaren başladığı, ocak alanı yüzeyinden sıyrılacak bitkisel toprağın yok denecek kadar az olduğu, üretim sırasında oluşan pasanın, cevher üretimi tamamlanmış alanların rehabilitasyonunda kullanılacağının belirtildiği, proje kapsamında kalker cevherinin üretiminin yapılacağı, daha sonra bu malzemenin kırma eleme tesisinde boyutlandırma ve sınıflandırma işlemine tabi tutulacağı, proje alanında kırma-eleme tesisi, pasa stok alanı, ürün stok alanı ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli ünitelere yer verildiği, tesisin konumu, yerleşim alanlarına ve tarımsal alanlara mesafesi dikkate alındığında, dava konusu projenin tarımsal alanlara da yerleşim alanlarına da etkisinin çok küçük olacağının beklendiği, işletme alanı ile vadi zirveleri arasındaki rakım farkının, toz taşınımını engellemede önemli rol oynadığı, proje alanı için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararından daha sonra proje alanını da içeren bir alanın Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil ve ilan edildiği, proje alanı ile ilgili Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından oluşan yeni durum açısından yeniden değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı, Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından alanda planlanan proje ile ilgili verilen … tarih ve … sayılı görüş yazısında, yapılacak inşaat faaliyetler sırasında herhangi bir kültür varlığına rastlanılması durumunda, ortaya çıkan durumun, 2863 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca çalışmaların durdurularak en yakın mülki idare amirliğine ve müze müdürlüğüne bilgi verilmesi gerektiğinin bildirildiği, projenin ilgili alanda yapılmasında sakınca olmadığına dair yazı gereğince madencilik çalışmasının devam ettirilmesi açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı, “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Faaliyeti” Projesine ait Proje Tanıtım Dosyasında tüm üretim aşamaları ile ilgili olarak alınacağı taahhüt edilen önlemler yerine getirildiği takdirde tesisin çevre ve insan sağlığına etkilerinin, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuatta yer alan yasal sınırlar içinde olacağı, Proje Tanıtım Dosyasının bir bütün olarak değerlendirilmesiyle; “ÇED Gerekli Değildir” kararının verildiği tarihte yürürlükte olan mevzuata uygun olarak verildiği, üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri, ekoloji ve sürdürülebilirlik açısından kararın yerinde olduğu kanaatine varıldığı, projenin sürdürülmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı, görüş ve kanaatine yer verilen bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, dosya yer alan tüm bilgi ve belgelerin, bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilmesinden; planlanan projenin çevresel etkilerinin insan sağlığı üzerinde risk oluşturmaması için gerekli ve yeterli önlemlerin alınacağının anlaşıldığı, planlanan faaliyet projesine ait proje tanıtım dosyasında projenin tüm aşamaları ile ilgili olarak alınacağı taahhüt edilen önlem ve hususların yerine getirildiği takdirde II-(a) Grubu maden (kalker) ocağı ve kırma-eleme tesisinin çevre ve insan sağlığına etkilerinin yasal sınırlar içerisinde olacağı, projenin etkilerinin bütüncül olarak değerlendirilmesi ile projenin yeraltı sularına, mera vb. arazilere ve çevredeki diğer canlı yaşamına olası etkilerinin düşük olduğu ve sürdürülebilirlik, yenilenebilirlik ve kamu yararı açısında yararlı olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla, uyuşmazlığa konu II-(a) Grubu maden (kalker) ocağı ve kırma-eleme tesisi için verilen 02/06/2021 tarihli ve 2021315 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararında mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacılar tarafından, Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21/09/2021 tarihli ve 6469 sayılı kararı ile söz konusu alanı içerisinde bulunan bölgenin III.Derece Arkeolojik sit alanı ilan edildiği ve bu alanda maden ocaklarının açılamayacağından bahisle dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla bu yönde bir kararın bulunmadığı anlaşıldığından, davaya konu işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; Mahkeme Kararının oy çokluğuyla alındığı, bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeye dayalı olarak tesis edildiği, sahanın I. ve III. derece arkeolojik sit alanında kaldığından bilirkişi heyetine arkeolog ve harita mühendisinin de eklenmesi gerektiği, bilirkişi raporunda, dava dilekçelerinde yer alan iddiaların hiçbirinin karşılanmadığı, raporda teknik ve bilimsel bir değerlendirmenin yer almadığı, ÇED Gerekli Değildir kararı verilen sahada tarihi ve kültürel değerlerin yer aldığı, ÇED Gerekli Değildir kararı verildikten sonra proje alanının Şanlıurfa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21/09/2021 tarihli, 6469 sayılı Kararı ile I. arkeolojik sit alanı ilan edildiği, bilirkişilerce, proje alanının arkeolojik sit alanı ilan edilmesinden sonra da Kültür ve Turizm Bakanlığının proje ile ilgili olarak daha önce verdiği görüşlerin geçerli olduğu yönündeki değerlendirmesinin hukuka uygun olmadığı, sahada yapılan çalışmalardan dolayı kültür mirasının etkilendiği, ocaklara 500 metre mesafede sertifikalı organik tarım alanının bulunduğu, Şanlıurfa Haliliye İlçesi Tarım ve Orman Müdürlüğü görevlileri tarafından düzenlenen 14/04/2022 tarihli tutanak ile faaliyetin alana verdiği zararların belirtildiği, taş ocağı faaliyetinden kaynaklı tozumadan pamuk ekiminin etkilendiği, ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projenin 20 dönümlük zeytin alanına 700 m mesafede olduğu, tozdan zeytinlik alanın da etkileneceği, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesi hükmüne göre, zeytinlik saha içine ve bu sahalara en az 3 km mesafedeki alana kimyevi atık bırakan toz ve duman çıkaran tesis yapılamayacağı, zeytinlik alanlar bakımından bilirkişilerce bir değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi raporunda, proje alanının yakın çevresinde benzer şekilde faaliyet gösteren çok sayıda aktif ocak ve tesisin bulunduğu belirtilmekle birlikte bu ocakların birlikte çalışması durumunda oluşacak toz emisyonu bakımından kümülatif bir değerlendirmenin yapılmadığı, köyün içme suyunun yer altı kaynağından, ortalama 150-200 m derinlikteki 5-6 adet kuyudan çıkarıldığı, yer altı suyunun bu kalker formasyonundan beslendiği, ocakta yapılacak patlatmalardan yer altı sularının etkilenmemesinin mümkün olmadığı, ekolojik dengenin bozulacağı, proje sahasının çok yakınında tarım arazilerinin ve köyün merasının bulunduğu, Proje Tanıtım Dosyasının yeterli, gerçekçi ve elverişli olmadığı, 17,46 hektar ÇED alanında, patlatmalı ve basamaklı olarak açık işletme yöntemiyle toplam 891.000 ton/yıl kapasitede kalker üretilecek olup üretilecek bu kalkerin 399.600 ton/yıllık kısmının planlanan kırma eleme tesisinde boyutlanacağı, PTD’de üretim miktarının 399.600 ton/yıl olarak belirlenmesinin ÇED Gerekli Değildir Kararı almak için tasarlandığı, üretimin 400.000 ton/yıl olması durumunda ÇED raporu hazırlanması gerektiği, tesisin kapasitesine ilişkin bilgilerin keşif sırasında şifaen istenmiş olmasına rağmen sonradan bundan vazgeçildiği ve rapora yansıtılmadığı, belirtilen eksikliklere ilişkin yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının, Dairemiz kararında belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Şanlıurfa İli, Haliliye İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde bulunan, daha önce … uhdesinde bulunan ve sonra … İthalat İhracat Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketine devri yapılan Sicil: … (ER:…) sayılı II-(a) Grubu maden (kalker) işletme ruhsatına ilişkin olarak, kalker maden ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi için davalı idare tarafından … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Bu kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları… ifade eder.” hükmüne; 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak, Etki alanı: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin işletme öncesi, işletilmesi ve işletme sonrasında etkilediği alanı olarak tanımlanmıştır. Aynı yönetmeliğin 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5’de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller” başlıklı 266. maddesi, “(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” düzenlemesine; “Bilirkişi sayısının belirlenmesi” başlıklı 267. maddesi, “(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.” düzenlemesine yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde: “Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.” hükmü yer almış; “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinde “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar olarak tanımlanmıştır.
Arkeolojik Sitler Koruma ve Kullanma Koşullarına ilişkin 05.11.1999 tarihli, 658 sayılı ilke kararında, Arkeolojik Sit; insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygurlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar olarak tanımlanmış, I. Derece Arkeolojik Sit alanlarının; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olduğu belirtilmiş, bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak; resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirilmesine, yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine, koruma kurullarınca uygun görülmesi halinde seracılığa devam edilebileceğine, höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine, bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceğine, bu alanlar içerisinde bulunan ve günümüzde halen kullanılan umuma açık mezarlıklarda sadece defin işlemlerinin yapılabileceğine, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde, yapılmasında zorunluluk bulunan geçici uygulamalara ilişkin, zemine en az müdahale edilecek şekilde hazırlanan ve süresi belirlenen projelerin ilgili koruma bölge kurulunda değerlendirilebileceğine, projesi koruma bölge kurulunca uygun görülen geçici uygulamaların Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulacak bilim kurulu denetiminde yapılabileceğine, karar verilmiş, III. Derece Arkeolojik Sit alanlarının ise; koruma – kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olduğu ifade edilmiş, Bu alanlarda, geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, …III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine, bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine, … karar verildiği belirtilmektedir.
3213 sayılı Maden Kanununun “Madencilik Faaliyetlerinde İzinler” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası; “Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir”, hükmünü, 3. fıkrası; “Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir.” hükmünü içermektedir.
Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin 50. maddesinde ise; “Madencilik faaliyetleri esnasında kültür ve tabiat varlıklarına rastlanması halinde maden ruhsat sahibi, kültür ve tabiat varlığının olduğu alandaki faaliyetini geçici olarak durdurarak en geç üç gün içinde en yakın müze müdürlüğüne, mülki idare amirliğine veya Genel Müdürlüğe bildirir. En geç on gün içinde ilgili bakanlık ve Genel Müdürlük elemanlarından oluşacak bir heyet yerinde incelemelerini yapar. Yapılan inceleme sonucu, hazırlanan raporlar göz önünde bulundurularak o alandaki faaliyetin durumuna ilişkin ilgili kurulca karar verilir.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; ”Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez…” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek IV. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında yer alan kurum görüşlerine yer vermekten ziyade, taahhütlerin çevreye olabilecek etkilerinin teknik olarak incelendiği, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.
Uyuşmazlık konusu ÇED Gerekli Değildir Kararına ilişkin Proje Tanıtım Dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa İli, Haliliye İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde … tarafından (daha sonra maden ruhsatı ve dava konusu ÇED Gerekli değildir kararı müdahil şirkete devredilen) S:… sicil numaralı, ER:… erişim numaralı II(a) Grubu Kalker Maden Ocağı Ruhsat Sahası içerisinde 17,46 hektarlık ÇED alanında 891.000 ton/yıl (356.400 m3/yıl) kalker maden ocağı kapasitesi ve 399.600 ton/yıl (159.840 m3/yıl) kırma- eleme tesisi kapasiteli II(a) Grubu Kalker Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi planlandığı anlaşılmaktadır.
Proje Tanıtım Dosyasında, proje alanında, ülkemiz mevzuatı uyarınca korunması gerekli alanlar bölümünde, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda tanımlanan ve aynı Kanun uyarınca tespit ve tescili yapılan alanların bulunmadığının, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunda belirtilen alanlardan bulunmadığının belirtildiği, söz konusu proje ile ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, dosya içerisinde yer alan Şanlıurfa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulun … tarihli, … sayılı yazısında, alan içerisinde 2863 sayılı yasa kapsamında herhangi bir unsurun tespit edilmediği, proje alanında kalker taş ocağı yapılmasında 2863 sayılı Yasa kapsamında bir sakınca olmadığı, ancak yapılacak inşai faaliyetler sırasında herhangi bir kültür varlığına rastlanması durumunda çalışmaların durdurularak en yakın mülki idare amirliğine ve müze müdürlüğüne bilgi verilmesi gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.
Bilirkişi raporunda; dava konusu proje alanı için verilen ÇED Gerekli Değildir kararından daha sonra projenin konusu faaliyetin de yapılacağı yeri içeren bir alanın Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca Ill. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan ve tescil edildiği, Arkeolojik Sit alanının insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar olduğu, bu alanlarla ilgili T.C. Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 5.11.1999 tarihinde yapılan 60 nolu toplantıda aldığı 658 nolu ilke kararında; III. Derece Arkeolojik Sit alanının koruma – kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olarak tanımlandığı ve bu ilke kararında III. Derece Arkeolojik Sit alanlarının Koruma Esasları ve Kullanma şartlarının belirtildiği, bu şartların (f) bendinde; “bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmaması, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmaması, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesi şartına yer verildiği, dava konusu proje için verilen ÇED Gerekli Değildir Kararından sonra proje alanını da içeren bir alan için III. Derece Arkeolojik Sit alanı tespit ve tescili yapılması hususunda daha önce verilen görüş yazısı doğrultusunda yeniden bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı, projenin ilgili alanda yapılmasında sakınca bulunmadığı yönündeki görüş doğrultusunda çalışmaların devam ettirilmesinde sakınca olmadığının belirtildiği, Mahkeme Kararında da, bu görüşün, yukarıda yer verilen mevzuata aykırı bir şekilde kabul edildiği görülmektedir.
Yine Mahkeme kararında, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik hükümlerine yer verilmesine, davacıların ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projenin 20 dönümlük zeytin alanına 700 m mesafede olduğu, zeytinlik alanın tozdan etkileneceği, proje konusu faaliyetin, yakınında yer alan organik tarım alanlarına etkisinin davacıların iddialarına rağmen, bilirkişi raporunda değerlendirme konusu yapılmadığı, temyize konu Kararda da bu iddiaların karşılanmadığı görülmektedir.
Ayrıca, Proje Tanıtım Dosyasında yer alan diğer birçok unsurun da, başlıkları itibarıyla kurum görüşlerinin aktarılması şekilde bilirkişi raporuna konu edildiği, bilirkişi raporunun proje yeri ve etki alanının mevcut çevresel özellikleri bakımından bir değerlendirme içermediği görülmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, yukarıda yer verilen hususların ve proje alanının bir bölümünün I. Derece Arkeolojik Sit Alanı, bir bölümünün III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tesciline ilişkin iddiaların, proje alanını ilgilendiren Koruma Kurulu kararları ile birlikte incelenerek, kararda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, sit alanlarının projeye etkisinin tespiti için, aralarında arkeoloğun da bulunduğu, çevre mühendisi, maden mühendisi, flora ve fauna uzmanı, ziraat mühendisi ve hidrologtan oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacıların temyiz dilekçesinde yer alan iddialarının karşılanması suretiyle hazırlattırılacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 15/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.