Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6835 E. , 2022/8867 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6835
Karar No : 2022/8867
TEMYİZ EDENLER : I- DAVACILAR
1- … 6- …
2- … 7- …
3- … 8- … Barosu Başkanlığı
4- … 9- …
5- … 10- …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
II- MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA)
1- …
2-… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DİĞER MÜDAHİLLER
(DAVACILAR YANINDA) : 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- …
VEKİLİ : Av. …
3- …
4- …
5- …
6- …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) :… Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Kütahya İli, Simav ve Tavşanlı ilçeleri sınırlarında … Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Altın Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Artırımı Yığın Liçi ve Adr Tesisi” projesi için verilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli, … karar numaralı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; baroların kararda yer verilen kuruluş amaçları dikkate alınarak; davacılardan, … Barosu Başkanlığının dava konusu işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, davacı … Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmiş; diğer davacılar yönünden, davanın esası hakkında yapılan yargılama neticesinde ise; Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, kararda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerektiği, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi teknik bilgi ve inceleme gerektirdiğinden; biyolog, maden mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, orman mühendisi ve harita mühendisinden oluşturulan bilirkişi heyeti ile yaptırılan keşif neticesinde düzenlenen, 17.05.2022 tarihli Bilirkişi Raporu ile; Kütahya ili, Simav ilçesi ve Tavşanlı ilçesi sınırlarında … Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Altın Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Artırımı Yığın Liçi ve Adr Tesisi”nin dört ruhsatla (RN:…, RN:…, RN:…, RN:….) yürütülen bir proje olduğu, projenin geometrik olarak koordinatlarla tanımlanan toplam 54 sahadan oluştuğu, dört ruhsatın toplam alanının 2185.25 hektar olup, bunun yaklaşık 1150 hektarının Simav ilçesi, 1035 hektarının Tavşanlı ilçesi idari sınırları içerisinde kaldığı, ruhsat sınırları içerisinde kısmi ve tam olmak üzere toplam 5 yerleşim yeri bulunduğu, Simav ilçesinin Gılmanlar Köyünün kısmı, Örencik Köyünün tamamı, Tavşanlı ilçesinin Avcılar Köyü, Kavaklı Köyü ve Çobanlar (… Mah.) Köyünün kısmi olarak ruhsat sınırları içerisinde kaldığı, bu yerleşim birimlerinin dava konusu ÇED sınırları dışında olduğu, dava konusu proje kapsamında çıkarılacak yaklaşık 9.599.999,9 ton cevherin yığın liçi yöntemi ile zenginleştirilmesi neticesinde altın-gümüş üretimi planlandığının belirtildiği, proje ile planlanan madencilik faaliyetlerinin; 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliğinin Ek 1, 27. maddesi a ve c bendi kapsamında değerlendirildiği ve ÇED Olumlu kararı verildiği, proje arazisinin hazırlanması ve inşaat aşamasının yaklaşık 1 yıl süreceğinin öngörüldüğü, sahada açık ocak işletme planına göre üretim faaliyetlerinin 6 yıl süreceği, ÇED raporunda nihai ÇED sınırlarını kapsayacak şekilde, ÇED sınırından içeriye doğru 50 m genişliğinde Sağlık Koruma Bandı bırakılacağı, proje sahasında Kocain ve İnçal Mağaraları olmak üzere iki adet tescilli mağara bulunduğu, mağaraların ÇED alanı dışında olduğu, ayrıca ÇED raporunda proje sahasında bulunan Kocain ve İnçal Mağaralarının giriş ağızlarından itibaren belirtilen alanlarda yapılacak faaliyetlerde mağara ağzı ile çalışma alanı arasında 500 metrelik alan içerisinde kırma, delme, patlatma, eleme ile üretim yapılmayacağı, iş makinası (eksvatör) ile üretim yapılacağı belirtildiğinden dolayı mağaralar açısından sakınca bulunmadığının anlaşıldığı, ÇED sahası olarak belirlenen 668,85ha’lık alanın, orman arazisi, tarım arazisi ve mera arazisi vasfında olduğu, proje kapsamında toplam ÇED alanının; 493,65 ha orman arazisi (yüz ölçümü olarak 4.936.500 m2), 167,93 ha ziraat arazisi, 0,385 ha mera arazisi, 6,89 ha alanı ise 2/B alanı olduğu, orman vasıflı araziler için orman izni ile ilgili çalışmaların devam ettiği, gerekli tüm kamu kurum ve kuruluşlarından olumlu görüşler alındığı, işletilmesi planlanan alanın, kullanma kabiliyet sınıfı ve şimdiki kullanma durumu ile sanayi rekreasyon alanı, doğal tabiat alanları, milli park alanları, yabani hayvan üretim alanları, turizm alanları, tabiatı koruma alanı, yaban hayatı geliştirme sahası, yaban hayvan yerleştirme sahası, tabiat parkı, tabiat anıtı, ramsar alanı ve özel çevre koruma sınırları içerisinde kalmadığı, … Yaban Hayvanı Yerleştirme Alanında bulunan ve baskın tür olan Kızıl geyiklerin, proje sahasına uzak mesafede olması, bu türlerin alandan etkilenmeyeceğinin ortaya koyulduğu, Örencik, Kavaklı, … Mahallesi ve Avcılar köylerinin su isale hatlarının ÇED alanı içerisinde kaldığı, ÇED alanı içinde kalan isale hatları için ÇED alanının dışarısına çıkarılması amacıyla Kütahya İl Özel İdaresine isale hatları revizyon projesi sunulduğu ve söz konusu su isale hattı projelerinin Kütahya İl Özel İdaresi tarafından uygun bulunduğu, faaliyet alanı ve çevresinde tarımsal gelişim projesi kapsamına giren alan bulunmadığı, proje alanı ve yakın çevresinin yoğun bir bitkisel üretim faaliyeti göstermediği, toprak ve topografyanın ticari olarak bitkisel üretim faaliyetlerine uygun olmadığı, patlatma çalışmalarıyla ilgili olarak yapılan hesaplamalar sonucu bulunan 1,22 mm/sn ‘lik yer titreşimi değerinin ilgili yönetmelik sınır değeri olan 5 mm/s’nin altında kaldığı ve çevredeki yakın yerleşim yerlerine olumsuz bir etkisinin olmayacağı, işletme alanına en yakın hassas alıcı ortam olan Örencik Köyü’nün en yakın hanesinin (250 m) proje sahasında oluşacak gürültüden olumsuz şekilde etkilenmesinin beklenmediği, insanların siyanüre maruz kalması ya da kontrolsüz siyanür yayılması gibi acil durumlara karşı Avrupa Komisyonunun 88/610/EEC ve 96/82/EC (değiştirilmiş Yönetmelik No. 2003/105/EEC) numaralı yönetmelikleri uyarınca Acil Durum Planı hazırlandığı, siyanür ile ilgili risk durumu, depolama şekli, bertaraf yöntemleri, güvenlik önlemleri için hazırlanan Siyanür Yönetim Planının hazırlandığı, 28.05.2019 tarihinde Su Yönetimi Koordinasyon Kurulunda onaylanarak yürürlüğe girmiş olan Susurluk Havzası Nehir Havza Yönetim Planı ve duyarlı yöreler kapsamında 28.10.2017 tarih ve 30224 sayılı İçme – Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uyulacağı, hazırlanan projenin mevcut orman alanlarına ve çevresine önemli düzeyde bir olumsuz etkisi olmayıp, uygulanmasında ormancılık açısından olumsuz bir durum söz konusu olmayacağı, flora ve fauna açısından da sakıncalı bir durumun olmadığının anlaşıldığı, bu durumda, söz konusu projenin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdamın, bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkı sağlayacağı, istihdama bağlı olarak artacak gelirin; eğitim, sağlık, alt yapı vs. ve sosyal alt yapının gelişmesine doğrudan katkıda bulunacağı, insan ile doğaya karşı çevrenin kirlenmemesi için gerekli önlemlerin yeterli şekilde teknik ve bilimsel esaslar çerçevesinde ÇED raporunda belirtildiği, ÇED raporunda olası kimyasalların çevreye ve insan sağlığına karşı etkisinin olmaması için getirilen çözüm önerilerinin uygun olduğu, madenin işletilmesinin her aşamasında ve işletme faaliyeti tamamlandıktan sonra çevreye, insanlara, bitkilere, hayvanlara, havaya, suya ve toprağa raporda belirtilen taahhütlere ve mevzuata uymaları neticesinde zarar vermeyeceği, şayet verilebilecek bir zarar var ise bunun en az düzeye çekilmesi için teknolojinin gerektirdiği bütün tedbirlerin dünya genelindeki en güncel tesis sistemi ile alındığı, bu tedbirler alınsa dahi oluşabilecek zararların ulusal ve uluslararası kabul edilebilir değerlerin altında olduğu, ÇED raporunun ÇED mevzuatı ve yönetmeliklere uygun olarak hazırlandığı, dava konusu 08.10.2021 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın, davacı … Barosu Başkanlığı bakımından ehliyet yönünden reddine; diğer davacılar yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılar tarafından temyiz dilekçesinde; öncelikle, … Barosunun bu davayı açma ehliyetinin bulunduğu, kararın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulmasının gerektiği; esasa yönelik olarak, gerek bilirkişi raporunda gerekse Mahkeme kararında; bilimsel bir incelemeden ziyade inceleme konusu unsurlar bakımından nihai raporda yer alan konular bakımından verilen taahhütlerden bahsedildiği, raporda bilimsel bir tespit yapılmadığı, bilirkişilerce nihai ÇED raporunda, dava konusu her bilim dalı için aynı olmak üzere yatırımcı şirket tarafından “taahhüt edildiği”, “raporlandığı”, “gerekli önlemlerin alınacağı” ya da “ilgili mevzuat hükümlerine uyulacağı” şeklinde bilimsel dayanağı olmayan ifadelere yer verildiği, bilirkişi heyetinde kimya ve halk sağlığı bilim dalından uzmanların olması gerektiği yönündeki itirazlarının kabul görmediği, maden mühendisi bilirkişinin kimya bilimi dalında rapor veremeyeceği, maden işletmesi proses faaliyetlerinin yapılacağı nihai ÇED sınırlarının yerleşim yerlerine mesafelerinin çok yakın olduğu, doğal çevrenin korunması kapsamında çalışma alanlarındaki flora ve faunayı olumsuz etkilerden korumaya yönelik birçok önlemin alınacağının, inşaat faaliyetleri sonrasında arazinin eski yapısına dönüştürülmesinde büyük özen gösterileceğinin belirtilmesinin bilimsel bir temelinin olmadığı, fauna elemanlarına, özellikle memelilere zarar gelmemesi için yapılması planlanan kaçırma, uzaklaştırma, ve taşıma gibi yöntemlerin akla ve bilime uygun olmadığı, Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasına göre Kütahya il merkezinin 2. derece, proje alanının bulunduğu bölgenin ise 1. derece deprem bölgesinde olduğunun belirtildiği ancak bir değerlendirmenin yapılmadığı, insanların siyanüre maruz kalması ya da kontrolsüz siyanür yayılımı gibi acil durumlara karşı Avrupa Komisyonunun 88/610/EEC ve 96/82/EC numaralı yönetmelikleri uyarınca Acil Durum Planlarının hazırlandığına değinilmekle yetinildiği, dava dilekçelerinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde itirazlarında siyanüre ilişkin belirttikleri itirazların karşılanmadığı, siyanürün tehlikesinin göz ardı edildiği, siyanür ile cevherin kayaçtan ayrıştırılması esnasında çıkan kimyasallardan canlıların nasıl korunacağının, hangi tedbirlerin alınacağının belli olmadığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün dosyaya sunulan yazısında (… tarihli … sayılı yazı), yerüstü sularında ve su kaynaklarında demir, arsenik, kadmiyum, kurşun, krom, civa, nikel metal gruplarına ilişkin parametrelerin değerlendirilmediğinin belirtildiği, söz konusu metal gruplarına ilişkin ağır metal kirliliği olacağı, yatırımcının ÇED raporundaki bu konuya ilişkin değerlendirmelerinin ÇED Yönetmeliğine aykırı olduğu, söz konusu ağır kirletici metaller bakımından su kalitesini izleme sonuçlarının yetersiz olduğu, proje alanında var olan kültür varlıklarından Kocain ve İnçal Mağaralarından her birinin yaklaşık 10 milyon yıllık olduğu, her iki mağaranın da proje alanına çok yakın olduğu, zarar görmemesinin mümkün olmadığı, yapılması planlanan projenin büyüklüğü ve içerisinde barındırdığı prosesler göz önüne alındığında, ekosistem üzerinde meydana getireceği etkilerin, birçok canlının yerinden edilmesine, doğal varlıkların aşırı miktarda kullanılmasına, kirletilmesine, tarihi- kültürel mirasın zarar görmesine neden olacağı, halk sağlığı açısından büyük bir riskin ortaya çıkacağı, yapılması planlanan kapasite artışı ile çed alanında %620’lik, ocak alanında ise %8400’lük bir artışın söz konusu olacağı, kapasite artışı ile birlikte çok büyük bir alanda madencilik faaliyetinin gerçekleştirilmesine izin verileceği, cevher zenginleştirme faaliyeti neticesinde oluşacak siyanürlü atığın, ormansızlaştırmanın, proje süresince gerçekleşecek yeraltı ve yerüstü sularında gerçekleşecek kirliliğinin, bir kaç yüz metre uzakta bulunan köylerde yaşayanlara zarar vereceği, bilirkişi raporunda projenin geçmişten günümüze almış olduğu ÇED kararlarının ekosistem üzerindeki etkilerinin kümülatif değerlendirmesinin yapılmadığı, madencilik faaliyeti sonucu oluşacak emisyonlar bazında kümülatif değerlendirmeden bahsedildiği, oysa kümülatif değerlendirmenin, kapasite artışı ile ÇED alanında gerçekleşecek 92,94 hektarlık alana eklenecek 575,91 hektarlık alan ile gerçekleşecek %620’lik artışın ve %92′ si madenlere ruhsatlı olan Kütahya ili bazında ve söz konusu projenin yaratacağı etkilerin yeraltı suları, yerüstü suları, bölgenin biyolojik zenginliği, orman alanlarının tahribi, tarımsal faaliyetler, meydana gelecek kirlilik faktörleri ve olası yaşanabilecek kazalara ilişkin kümülatif etki değerlendirmesinin yapılması gerektiği, ne çed raporunda ne de bilirkişi raporunda Kütahya Tavşanlı Çatak Yaban Hayatı Geliştirme Sahasının ne şekilde etkileneceğine ilişkin bilimsel bir değerlendirmede bulunulmadığı, yapılan değerlendirme ile sahanın madencilerin insiyatifine bırakıldığının görüldüğü, projenin bölgesel hidroloji açısından değerlendirilmesinde; projenin Havza Kuraklık Eylem Planı ve Susurluk Havza Eylem Planı açısından talep edilmesine rağmen bir değerlendirmenin yapılmadığı, Manyas Kuş Gölüne dökülen Kocaçay ve Marmara Denizine dökülen Kocasu vasıtasıyla yaşanabilecek bir kaza durumunda Milli Park ve 1. Derece Doğal Sit alanı olan, Ramsar sözleşmesi ile koruma altında olan Manyas Kuş Gölü ile Marmara Denizinin karşı karşıya kalacağı ağır metal kirliliğinin irdelenmediği, yine projenin Ulubat Gölüne olası etkilerinin ve Simav Dağardı Göleti ve Sulama Kanalı ile ilişkisinin yeterli düzeyde incelenmediği, Nihai ÇED Raporunda Ulubat Gölünün ve biyoçeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir kullanımını amaçlayan yönetim planı kararlarına aykırı olduğu, Bilirkişi raporunda bu yönetim planının yok sayıldığı, Mustafakemalpaşa çayı ile sulanan Mustafakemalpaşa ovasının tarımına ve hayvancılığına verebileceği zararların incelenmediği, yeraltı su kaynaklarından alınacak su ile maden yıkması ve işletmesinin gerçekleştirileceği, 12 adet açık ocakta yapılacak yoğun patlamalar ve maden çukuru açılması esnasında yer üstü ve yer altı sularının derinlere kaçarak kaybolacağı, bu suların akım rejimlerinin değişeceği, yer altı su seviyesinin altında maden işletmeciliği yapılacak ocaklarda ÇED Raporunda da açıklandığı üzere, meydana gelecek göllenmeyi önlemek amacıyla yapılması zorunlu susuzlaştırmadan oluşacak sediment ve ağır metal içeren suların deşarjının alt havzalarda yaratacağı kirlilik ile açık ocak işletmeciliği nedeniyle yüzeyi çarpıklaştırılan kazılan alanlardan depolanan üst toprak yığınları (214.032 ton) ile yüksekliği 45-100 m arasında değişen pasa alanlarından (6.260.870 m3) açığa çıkacak bor, arsenik, kurşun, nikel gibi ağır metallerle zengin sedimentli suların ulaşacağı alt havzalarda tarımsal üretim, baraj göl ve akarsulardaki biyoçeşitlilik ve tüm canlılar için tehlike olduğu, biyoçeşitlilik ve endemik bitkiler konusunda Mahkemece Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden alanın biyoçeşitlilik envanter çalışmasının talep ediliği ancak bilirkişilerce bu envanter çalışmasına raporlarında değinilmediği, böylece maden projesinin yörenin nadir bitki tür çeşitliliğine etkisinin nitelikli bir şekilde incelenmediği, ÇED Raporunda tehlike kategorileri yüksek olan dar yayılışlı türler için alınması gereken önlemlerin belirtildiği, rapora göre üretken organlarının toplanıp … Gen Bankasına verildiği ve alan içindeki faaliyetlerin botanikçiler tarafından izlendiği, böylece bu iki dar yayılışlı türler için alınan bu önlemlerin neslin devamını sağlayacağı ve flora açısından negatif bir etkisinin olmayacağı değerlendirmesinin bilimsellikten uzak olduğu, birey sayısı ve alanı ile ilgili gerekli verilerin ÇED raporunda bulunmadığı, biyoçeşitlilik için önem arzeden endemik türlerin kök/birey sayılarının açık şekilde verilmesinin ve her bir türün oluşturduğu, çokgenlerin köşe koordinatlarının sunulmasının gerektiği, dava dilekçesindeki ve ek beyan dilekçelerindeki maden atıklarına ilişkin iddialarının bilirkişilerce karşılanmadığı, dava konusu projenin açık ocak madencilik faaliyeti sonucunda, 3 ayrı pasa sahasında depolanacak 6.260.870 m3 pasa ortaya çıkacağı, cevher zenginleştirme neticesinde siyanür içerikli tehlikeli atıkların miktarının 4.173.913 m3 olup toplamda 15 kademe ve 76,5 metre yüksekliğindeki yığın liçi sahasında depolanacağı, altın ve gümüş madeni alındıktan sonra ağır metaller açığa çıkmış vaziyette cevher atığının pasa alanlarında doğal iklim koşullarına açık bir biçimde toplanacağı, herhangi bir olası deprem, sel, taşkın veya heyelan durumunda akarsu ve toprağa toprağa karışmaması için alınan önlemlere yer verilmediği, siyanür liçi sonrası açığa çıkacak metallerin sadece listesinin verildiği, bunların olası halk sağlığına etkilerinden bahsedilmediği, yalnızca raporun son kısmında tesiste kullanılacak kimyasal malzemelerin iş güvenliği ve çalışan sağlığı bakımından etkilerine değinildiği, çevre ve halk sağlığa etkilerine ve tesisin yaratacağı hava ve su kirliliğine değinilmediği, sızdırmaz malzemenin kullanılacağı bilgisinin mutlak olarak kabul edildiği ancak malzemenin sızdırması veya uygun şekilde kullanılmaması durumunda oluşabilecek risklerden bahsedilmediği, yığın liç alanının ve havuzların kaplanacağı sızdırmaz tabakanın, kil ve jeomembranın astar performansının, astar kalınlığının, tip ve kalınlığının, astarın hemen üstünde ve altında bulunan malzeme tiplerinin ve temelin yerleşiminin, yüksek yüklere sahip madencilik projelerinde çok önemli olduğu, söz konusu malzemenin, dava konusu proje ile ortaya çıkacak yük için optimum uygunluğu sağlayıp sağlamadığının incelenmediği, sistemin yük altında performansının değerlendirilmediği, söz konusu sızdırmaz tabakanın olumsuz koşullarda, aşırı yağış, deprem, toprak kayması veya kullanılan geçirimsiz jeomembranın hasar görmesi sonucu atıkların dağılması ile oluşabilecek kısa ve uzun vadeli etkilerin, yaşanabilecek çevresel etkilerinin incelenmediği, işletmede yüksek oranda kullanılacak siyanür toksisitesi ile süreç sırasında uygulanan işlemlerin sadece altın ve gümüşü çözmenin dışında aynı zamanda toprakta oraya çıkarılan civa, nikel, arsenik, antimon, krom, kurşun, vb. mineraller çözüldükten sonra ortaya çıkan ve atık barajlarında depolanan çok riskli kimyasal, toksik atıklarında toprağa ve suya karışması durumunda alınacak önlemlere değinilmediği, söz konusu kimyasalların belirtilen etkilerinin kimya mühendisi bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, Nihai ÇED Raporunda belirtidiği ve bilirkişi raporuyla onaylandığı belirtilen siyanürün operasyon içinde kullanımına ilişkin en güvenli ve çevreye duyarlı sistem ile önleyici tedbirlerin ne olduğunun açık ve detaylı bir şekilde raporda açıklanmadığı, tüm dünyada altın madenlerinde görülen çevresel etkilerin kimyasal madde (siyanür vb.) taşımacılığı (%14), drenaj boru arızası (%14) ve liç sahası/atık havuzlarından (%72) kaynaklandığı, diğer bir araştırmaya göre de %59’unun baraj kazası, %18’inin boru hattı kazası ve %23’ünün nakliye kaynaklı olduğunun ortaya konduğu, barajlarda çökme, taşma veya yarılma, alandaki jeolojik kusur ya da deprem gibi olayların yaşanması durumunda, siyanür ve kurşun, kadmiyum, çinko, bakır ve civa gibi toksik ve ağır metallerin atık havuzları ve yığın perilerinde yaşanabilecek sızıntı nedeniyle çalışanlar ve tesis içi risk analiz değerlendirmesi dışında riskin çevreye etkisinin, tesisisin büyüklüğü ve kapasitesi düşünüldüğünde, etki alanının ne olacağının değerlendirilmediği, projenin 1. derece deprem bölgesi olması, en yakın diri fay hattının yığın liç alanına 6.285 metre, pasa, adr tesisi, ocak, kırma eleme tesisi, taşkın ve çözelti havuzlarına 5.250 metre olduğu düşünüldüğünde, belirtilen risklerin, proje alanının depremselliği ile birlikte tetkik edilmesi gerektiği, raporda geçen ifadelerle proje süresinde kullanılacak su miktarının net bir şekilde hesaplanmamış olduğu, hesaplamaların öngörüler baz alınarak yapıldığı, gerçek su tüketiminin tesisin kurulumundan sonra anlaşılacağı, madende ortaya çıkacak atığın depolanması için oluşturulacağı belirtilen atık depolama tesisi tasarlandığının belirtildiği, ancak nihai çed raporunda atık depolama tesisine ait bir rapor bulunmadığı, siyanür kullanılarak zenginleştirme işlemi yapılacak bir projede atık yönetiminin işletme faaliyetinin en hassas noktası olduğu, proje alanının 1. derece deprem bölgesi olması, bölgenin yer altı ve yer üstü su varlıkları, proje alanının çevresindeki köyler, orman alanları, tarım araziler ve korunan alanlar bakımından detaylı değerlendirilmesi gerektiği, 2011 yılında Kütahya Gümüşköy’de atık barajında meydana gelen taşma nedeniyle yaşanan felaket de göz önünde bulundurularak yapılması planlanan altın-gümüş madeni ve zenginleştirme tesisinin ÇED Olumlu Kararının halk sağlığı ve ekosistemin sürdürülebilirliği gözetilerek iptal edilmesi gerektiği, ÇED alanının; 493,65 ha orman arazisi (yüz ölçümü olarak 4.936.500 m2 olan bu alanda 47.522 ağaç bulunduğu), 167,93 ha ziraat arazisi, 0,385 ha mera arazisi, 6,89 ha alanı ise 2/B alanı olduğu, orman vasıflı araziler için orman izni ile ilgili çalışmaların devam ettiğinin belirtilmesi ile yetinildiği, hazırlanan Ağaç Rövele Planlarına göre mevcut izinli alanlarda 413 adet, planlı alanlarda 2143 ağacın kesileceğinin belirtildiği, form ekinde proje sahasının meşçere haritası ile ocaklarda, pasa döküm sahasında, bitkisel toprak döküm sahası yığın liç tesisi ve tesis sahası için Meşçere Tipi ve Alan dökümünün verildiği, ancak bu sahalara düşen ağaç sayısı hakkında bilgi bulunmadığı, orman bilirkişisi tarafından kesilecek ağaç sayısına ilişkin bir hesaplama yapılmadığı, cevher durumuna göre ocak alanlarının artabileceği öngörüsünün bulunduğu, bu nedenle etkilenebilecek sahadaki tüm ağaç sayısının hesaplanmasının gerektiği, söz konusu faaliyetin orman ekosisteminde olumsuz etkilerinin olmayacağı ifadesinin izahının gerektiği, bölgede yoğun olarak doğal otlatma ile hayvancılık yapıldığı, ormanda çalışma ve tarım ile istihdam sağlandığı, Örencik Köyünün tek geçim kaynağının da hayvancılık ve ormancılık olduğu, ayrıca çed alanına en yakın yerleşim yeri olan Örencik (250 m, liç alanına 1450 m ), Avcılar (1000 m) ve Kavaklı (2690 m) köylerinde olabilecek çevresel ve insan sağlığı bakımından etkilerinin görmemezliğe gelindiği, bu durumun değerlendirilmesine yönelik detaylı incelemenin yapılmadığı, Bilirkişi raporunun, ÇED Raporunda belirtilen tesisleri savunmak için yazılmış gibi olduğu, taahütlerin bilimsel içerikleri incelenmeden, tüm önlemlerin ve izlemelerin yeterli olacağı varsayımına dayandığı, raporda projenin çevreye ve insan sağlığına etkilerinden çok sağlanacak istihdama dikkat çekildiği, köylülerin, köylerinin geleceğini karartan bir projede ormancılık ve hayvancılığı bırakarak asgari ücretle çalışmayacakları, dava konusu ÇED olumlu kararının usul ve hukuka aykırı olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davacılar yanında Müdahil … Belediye Başkanlığı tarafından; Mahkemenin hükme esas aldığı Bilirkişi Raporunun hüküm kurmaya yeterli ve hukuken denetlenebilir olmadığı, bilirkişi raporunun ÇED Olumlu Kararındaki verileri teknik olarak detaylandırmak dışında yapılacak madencilik faaliyetinin çevreye olacak gerçek etkisinden bahsedilmediği, maddi getirisi yüksek olması nedeniyle artan madencilik faaliyetleri nedeniyle, ruhsat sahibi işletmelerin gerekli tedbirlerin alınacağı yönündeki tüm taahhütlere rağmen ciddi kazaların yaşanabildiği, Kütahya ili, Gümüşköy’de 07/05/2011 tarihinde siyanürlü atık su barajlarındaki setlerden birinin çökmesinin ciddi oranda çevresel etkilere yol açtığı, dava konusu madencilik sahasının Kütahya İlini çevreleyen hem orman örtüsü, hem de nadir bulunan ve koruma altındaki pek çok memeli ve kuş türü ve endemik bitki türü açısından gerekli hassasiyet gösterilmesi gerektiği, tarım arazileri ve su kaynaklarının korunması gerektiği, raporun bu açılardan hukuken denetlenebilir bilimsel bilgi içermediği, bu rapor esas alınarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3- Davacılar yanında Müdahil … tarafından; davacıların temyiz dilekçelerinde belirttikleri bütün hususlara katıldıkları bilirkişi raporunun tarafsız olmadığı, bilirkişi raporunda yalnızca Nihai ÇED Raporunda yer alan taahhütlerin belirtildiği, kimya mühendisi ve halk sağlığı uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine yaptırılacak inceleme neticesinde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: 1- Davalı Bakanlık tarafından, Bilirkişi heyetinin Mahkemenin tasarrufu ile oluşturulduğu, seçimlerinde Bakanlığın dahlinin olmadığı, ÇED Raporunun 21 adet kanun, yönetmelik ve tebliğ kapsamında yapılan inceleme neticesinde oluşturulduğu, yer üstü ve su kaynaklarında oluşacağı iddia edilen metal kirliliği iddiasının, tarım, hayvancılık ve ormanlara etkisine yönelik iddiaların, projenin göllere, denizlere etkilerine, kesilecek ağaç sayısına, oluşacak cevher atığı pasa sahalarına yönelik iddiaların, proseste kullanılacak kimyasalların, kaza riski, kimyasal maddelerin çevreye salınımı ve etkilerine, bölgenin depremselliğine, çevre ve halk sağlığı açısından ÇED Raporunda detaylı bilgi ve taahhütlere yer verildiği, iklime bağlı yaşanması muhtemel afet riskine, proje yerinin yerleşim yerlerine etkilerine ilişkin komisyon üyesi olan kurumlar tarafından olumlu görüş verildiği, Kocain ve İnçal mağaralarının zarar görmeyeceği şekilde faaliyetin sürdürüleceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı yanında Müdahil … Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, temyiz dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddiaların tekrar edilerek soyut gerekçelerle Mahkeme kararının temyiz edildiği, temyiz taleplerinin dayanaktan yoksun olduğu, madencilik sektöründe yer seçimi yapılamayacağı, proje ile ilgili alınması gerekli kurum görüşlerinin alındığı, projeye yönelik olarak uzman üniversite öğretim üyeleri tarafından teknik incelemeler yapılarak raporlar düzenlendiği, Ekosistem Değerlendirme Raporunun hazırlandığı, hidrobiyolojik çalışmanın planlandığı, hazırlanan rapora göre pasada asit kaya drenajı beklenmediği, faaliyetin yapılacağı alan ve etki alanının hidrolojik ve hidrojeolojik özelliklerini kapsayan raporun ÇED Raporu ekinde sunulduğu, açık ocaklara ait Termin Planı ve Restorasyon Planlarının ÇED Raporu ekinde sunulduğu, “Kütahya Tavşanlı Altın Madeni İçin Şev Duyarlılığı Çalışma Raporunun” yapıldığı, ÇED Raporunda projenin çevresel etkilerinin değerlendirilerek gerekli önlemlerin alındığı, projenin Kızıl Geyiklere etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi için rapor alındığı, projenin Kızıl Geyiklere etkisinin olmadığı, Mutlak Koruma Alanına uzak mesafede olduğunun tespit edildiği, Ekosistem Değerlendirme Raporunda yaban hayatına ilişkin detaylara yer verildiği, proje alanının örgülü tel çit ile çevrilerek yaban hayvanlarının alana girişlerinin engelleneceği, projenin yaşam alanlarına olumsuz etkisinin olmayacağı, orman alanlarına yönelik izinler alınarak 5 kat fazla ağaç dikilmesinin taahhüt edildiği, projenin flora ve fauna açısından etkileri öngörülerek gerekli önlemlerin alındığı, gürültü, hava ve su kirliliği yönünden mevzuatta belirtilen sınır değerleri aşan bir durumun olmadığı, cevher zenginleştirme ve çökelti havuzlarına ilişkin her türlü önlemin alındığı, cevher stok alanı, pasa alanı ve atık depolama alınana dair önlemlerin alındığı, sağlık koruma bandının bırakıldığı, ÇED Raporu kapsamında denetimlerin sürdüğü, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde faaliyet yürütüldüğü belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 17/2 maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Üye … ‘in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından, bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce (MAPEG) verilen RN:… ,RN:… , RN:…, RN: … işletme ruhsatlı sahalar yer almakta olup, … ruhsat numaralı sahada (Mülga) Çevre Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından proje sahibi … Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına 29.05.2007 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiş, … tarih ve … sayılı devir belgesi ile … Mad. San. ve Tic. A.Ş.’ye devir olmuş, … ruhsat numaralı sahada, proje sahibi … Mad. San. ve Tic. A.Ş. adına (Mülga) Kütahya İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından … tarih ve … karar numaralı “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiş, … ruhsat numaralı sahada (Mülga) Kütahya İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından, … tarih ve … karar numaralı proje sahibi … Madencilik Tic. ve Ltd. Şti. adına “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiş, … tarih … sayılı devir belgesi ile … Mad. San. ve Tic. A.Ş’ye devir olmuştur. … ruhsat numaralı sahada ise (Mülga) Kütahya İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından … tarih ve … sayılı karar ile … Madencilik Tic. ve Ltd. Şti. adına “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmış olup, … tarih … sayı yazısı ile… Mad. San. ve Tic. A.Ş’ye devir olmuş, söz konusu ruhsat sahaları dâhilinde gerçekleştirilen sondaj çalışmaları ile toplam 4.173.913 m³ (9.599.999,9 ton) cevher kaynağı belirlenmesi neticesinde, Kütahya İli, Simav ve Tavşanlı İlçesi civarında bulunan Örencik, Dağardı, Kavaklı, Evciler köyleri sınırlarındaki ruhsat sahalarında toplam 2.185,25 ha ruhsat alanının, proje kapsamındaki mevcut 92,94 ha’lık kısmına 575,91 ha eklenerek 668,85 ha’lık kısmında, mevcut üretim 29.373,9 ton/yıl iken, 3.970.325,1 ton/yıl artış öngörülerek toplam 3.999.999 ton/yıl üretim için … Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Altın Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Artırımı Yığın Liçi ve Adr Tesisi” projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığnca 08/10/2021 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ”Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez…” kuralına, 7. maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın; davanın, davacılardan Kütahya Barosu Başkanlığı bakımından ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın; davanın, diğer davacılar yönünden esastan reddine ilişkin kısmına gelince;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle yürütülen ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda; yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişilerin projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesi tarafından, dava konusu ÇED Olumlu kararına konu “Altın Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Arttırımı Yığın Liçi ve ADR Tesisi” projesinin, projede kullanılacak olası kimyasalların çevreye ve insan sağlığına karşı etkisinin olmaması için getirilen çözüm önerilerinin uygun olduğu, madenin işletilmesinin her aşamasında ve işletme faaliyeti tamamlandıktan sonra çevreye, insanlara, bitkilere, hayvanlara, havaya, suya ve toprağa raporda belirtilen taahhütlere ve mevzuata uymaları neticesinde zarar vermeyeceği, şayet verilebilecek bir zarar var ise bunun en az düzeye çekilmesi için teknolojinin gerektirdiği bütün tedbirlerin dünya genelindeki en güncel tesis sistemi ile alındığı, bu tedbirler alınsa dahi oluşabilecek zararların ulusal ve uluslararası kabul edilebilir değerlerin altında olduğu, projenin tarım arazileri ve su kaynaklarına, orman bitki örtüsüne, yerleşim yerlerine yakınlık, hayvancılık faaliyetleri, ulaşım yolları, çevredeki bitki örtüsü ve doğal yaşam açısından Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin projenin uygulanması, izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, projenin bu hali ile işletilmesi durumunda fiziksel ve biyolojik çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olmayacağı, ilgili kurum ve kuruluşların denetimleri ile insan sağlığına zarar vermeyeceği, proje alanında yürütülecek faaliyetin işletme kapasitesi, kullanılacak teknik donanım ve yöntem gözetildiğinde, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacıların bilirkişi raporu ile yapılan tespitlere ilişkin iddialarının/tirazların karşılanmadığı, Mahkemece, karara esas alınan bilirkişi raporunda; özellikle projenin kapasitenin büyüklüğü, üretilecek cevher, üretim için kullanılacak ve üretim dolayısıyla açığa çıkacak kimyasallar ve alanın depremselliği, kimyasalların yer altı sularına olabilecek etkisi, tesise ait ünitelerin teknik yeterliliğinin çevresel etkileri başta olmak üzere, ÇED raporunun yeterli olup olmadığını ortaya koyacak niteliğe ve içeriğe sahip olmadığı görülmektedir.
Şöyle ki; Nihai ÇED Raporunda Depremsellik başlığı altında (Bölüm II.7) Kütahya il merkezinin 2.derece, proje alanının bulunduğu bölgenin 1.derecede tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer aldığı, Maden Ocak Sahaları, Yığın Liç Tesisi ve ADR Tesisi için Probalistik Deprem Tehlike Analizini de içeren Zemin Etüd Raporunun Ek-25’te sunulduğunun belirtildiği görülmüş ancak Bilirkişi raporunda, ÇED raporu ile paralel şekilde proje alanının bulunduğu bölgenin 1. deprem bölgesi olduğu belirtilerek, proje alanının Akşehir-Simav Fay Zonu ile Kütahya Fay Zonu arasında kaldığı, sahada başlıca iki önemli fayın izlendiğinden, en yakın diri fay hattının, Yığın liç alanına 6.285 m ve diğer yapılara (pasa, adr tesisi, ocak, kırma ve eleme tesisi, taşkın ve çözelti havuzları,) 5.250 m mesafede olduğundan bahsedildiği ancak projenin ve projeye ilişkin yapıların, alanın depremselliğine uygun bir şekilde hazırlanıp hazırlanmadığı noktasında bir değerlendirme yapılmadığı, Deprem tehlike analizi konu edilecek şekilde Zemin Etüd Raporunun inceleme konusu edilmediği görülmektedir.
Yine Nihai ÇED Raporunun III.32 bölümünde Kümülatif Etki Değerlendirmesi başlığı altında, proje sahası içinde yaklaşık dere yataklarına faaliyet kapsamında herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı, pasa veya atık bırakılmayacağı, herhangi bir kirliliğe müsaade edilmeyeceği ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ile Taşkın Mevzuatına göre işletme yapılacağı, proje sahasında kalan dereler için dere deplasesi yapılması planlandığı, düzenli depolama alanları dışında mevcut dere yataklarına pasa malzeme, katı veya sıvı atık dökülmeyeceği, kesitlerin daraltılmayacağı, dere yataklarının mevcut ve katastrofal genişliğinin aynen korunacağı, derelerin her iki sahilinde şev üstlerinden itibaren asgari yirmişer metre şeritvari sahada hiçbir şekilde kazı ve dolgu yapılmayacağı, dere yataklarına ve kenarlarına üretim faaliyetlerinden kaynaklı atık, üretim firesi vb. malzeme konulmayacağı, ocak faaliyetleri esnasında söz konusu alanda açığa çıkacak ocak artığı malzeme ve erozyonla oluşacak rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceğinin taahhüt edildiği, toprak kirliliğine sebep olacak herhangi bir çalışma yapılmayacağı, emisyon dağılımının tespit edilebilmesi için kümülatif dağılım modeli oluşturulduğu ve yönetmelik sınır değerlerini sağladığının gözlemlendiği değerlendirmesi yapıldığı, Bilirkişi raporunda ise; Hava Kirliliği açısından Kalite Modelleme Raporu Düzenlendiği, toz tutma konusunda gerekli önlemlerin alındığı, emisyon dağılımının tespit edilebilmesi için kümülatif dağılım modeli oluşturulduğu ve yönetmelik sınır değerlerini sağladığının gözlemlendiği ve ÇED alanı kapsamında müdahale edilecek tüm orman alanı, verimli orman alanı miktarı ve kesilecek orman ürünleri miktarının bölgede kümülatif bir etki oluşturacak kadar yüksek bir değere sahip olmadığı değerledirmesi ile yetinildiği görülmektedir. ÇED Yönetmeliğinin 4. maddesinde tanımlar ve kısaltmalar başlığı altında yer verilen “etki” kavramının; “gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikler,” şeklinde tanımlanmasından yola çıkarak, bu kavram ve gerek mevcut kapasite ile arttırılan kapasitenin birlikte etkisi gerekse projenin etki alanında varsa başka projelerin çevresel etkileriyle birlikte, proje konusu işin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği kümülatif etki çalışmasının, gerçekleşmesi muhtemel çevresel tüm etkiler bakımından yapılması gerekmektedir.
Nihai ÇED Raporunun 1.2.3.2 Bölümünde “Yığın Liçi Alanı” ele alınmış; proje kapsamında yer alacak Yığın Liçi Tesisine toplam 9.599.999,9 ton (4.173.913 m³) cevher yığılacağı, toplam yığın hacminin yaklaşık olarak 9.599.999,9 ton (4.173.913 m³) olacak şekilde planlandığı, cevher yığını altına en az 60 cm kalınlığında drenaj dolgusu, bunun altına da dokulu membran ve onun altına da en az 50 cm kalınlığında düşük geçirimli malzeme serileceği, eğime göre zemin tesviyesi yapılacağı, Yığın Liçi Tesisinde yer alacak saha ve havuzların teknik özellikleri, Yığın Liçi Tesisinin tasarımı, Yığın Liçi alanında saha ve havuzların teknik özellikleri, kapladıkları hacim, Yığın Liçi Tesisinin kaplanacağı geçirimsiz tabaka ve çözelti havuzları, karbon adsorbsiyon ünitesi, asit yıkama ünitesi, sıyırma ve elektroliz ünitesi ve karbon yeniden aktifleştirme ünitesinden oluşacak Adsorpsiyon Desorpsiyon Reaktivasyon (ADR) Tesisi, Elektroliz ve Rafinasyon Tesisi, bitkisel toprak depolama alanı, cevher stok alanı, pasa alanı, atık depolama alanı, Patlayıcı ve Kimyasalların Tutulacağı Asıl Üniteden Ayrı Depo/Stok Binası ve Yalıtım Projesinin ayrı ayrı konu edildiği, tesise ait tüm ünitelere Bilirkişi raporunda yer verildiği ancak belirtilen ünitelerin, üretim faaliyetinden kaynaklanabilecek olası çevresel etkileri bakımından çevre ve insan sağlığına uygun olarak tasarlanıp tasarlanmadığı hususunda teknik bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Nihai ÇED Raporunun I.3.7 bölümünde; Üretim Sırasında Tehlikeli, Toksik Parlayıcı ve Patlayıcı Maddelerin Kullanım Durumları, Taşınmaları ve Depolanmaları (Sulu ve Katı Halde Kullanımları, Çözelti Var İse Yalıtım Planı) başlığı altında; proje kapsamında kullanılması planlanan, tehlikeli, toksik, parlayıcı ve patlayıcı maddelerin kullanımının söz konusu olduğu, bu kimyasalların proje dahilinde kullanım alanları; cevher zenginleştirme amaçlı kimyasal madde kullanımı, iş makineleri ve jeneratörlerde kullanılmak üzere dizel yakıt kullanımı, açık ocak madencilik faaliyetlerinde patlayıcı madde kullanımı, proje sahasında yer alacak laboratuvarda kimyasal madde kullanımı, bakım faaliyetlerinde ekipmanlara uygulanacak kimyasal madde kullanımı olarak belirtilmiş, kimyasalların sahaya getirilmesi depolanması kullanımı ve kimyasal kapların bertarafı her kimyasal için özel hazırlanmış malzeme güvenlik bilgi formları ve Tehlikeli Maddelerin ve Müstahzarların Sınıflandırılması Ambalajlanması Etiketlenmesi Hakkında Yönetmelik gereklerine uygun olarak yürütüleceği, işletmede kimyasal madde yönetim prosedürünün hazırlanacağı ve bu doğrultuda kimyasal yönetimi sağlanacağının belirtlerek proje kapsamında kullanılacak kimyasal maddelerin sahada depolanması ve kullanımına dair hususlara yer verildiği, cevherin ayrıştırılmasında kullanılacak siyanüre, insanların maruz kalması ya da kontrolsüz siyanür yayılımı gibi acil durumlar için Acil Durum Planı hazırlandığı, siyanürden kaynaklanan risk durumu, depolama şekli, bertaraf yöntemleri ve güvenlik önlemleri için Siyanür Yönetim Planı hazırlandığı ancak Bilirkişi Raporunda belirtilen bu hususların çevresel etkilerinin değerlendirme konusu yapılmadığı görülmektedir.
Yine Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının düzenlendiği Ek-3 Bölümünde, projenin yeri ve etki alanının mevcut çevresel özelliklerine ilişkin yapılacak değerlendirmenin; proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Listesi de dikkate alınarak) ve benzeri özelliklerinin de irdelenmesi gerektiğine yer verilmiş, bu doğrultuda, Nihai ÇED Raporunda Proje yeri ve etki alanının çevresel özelliklerine yer verildiği II. Bölümünde, II.2 Başlığı altında koruma alanları (Proje alanı ve etki alanında bulunan duyarlı yöreler ve özellikleri… Yaban Hayvanı Yerleştirme Alanları … bunların faaliyet alanının mesafeleri, olası etkiler) incelenmiş, … nolu ruhsat sahasının bir kısmının Çatak Yaban Hayatı Geliştirme Sahası sınırları içerisinde kaldığı, bu sınırlar içerisinde hiçbir şekilde çalışma yapılmayacağı, ÇED alanının Hassas Koruma Alanına olan uzaklığının 1.675 m, Sürdürülebilir Kullanım Bölgesine olan uzaklığının 1.400 m, Çatak geyik üretme saha sınırının nihai ÇED sınırına olan mesafesinin 1520 m. olduğu belirtilmiş, ÇED raporunda Yaban Hayatı Kapsamında; Projede çalışan/çalışacak personellere yaban hayatı uzmanı tarafından “yaban hayvanlarının görsellerle tanıtılması, yaban hayvanlarına ait yuva tipi, iz, dışkı, pelet vb. emarelerinin tanıtılması, yaban hayvanları ile karşılaşılması durumunda yapılması gerekenler, alandan yaban hayvanlarını uzaklaştırma tekniklerini, yaralı yaban hayvanlarına ilk yardım vb.” konularında eğitim verileceğinin, proje kapsamındaki çalışmalar sırasında yaralı yaban hayvanı ile karşılaşılması durumunda Bölge Müdürlüğümüz/Kütahya İl Şube Müdürlüğümüz yetkilileri ile irtibata geçileceği, yaban hayvanlarını çekmemek için ocak içinde ve dışında organik madde ve organik katı atıkların bekletilmeyeceği ve kontrolsüz depolanmayacağı taahhüt edilmektedir. Nihai ÇED Raporunun 130. Sayfasında “Sonuç ve Kanaat”; bölümünde arazi çalışması, literatür bilgisi, hukuki durum ve mevcut raporlar dikkate alınarak 2.807 ha büyüklüğündeki Çatak Yaban Hayatı Geliştirme Sahası içerisinde Hassas Koruma Bölgesine ve Sürdürülebilir Kullanım Bölgesine yakın alanda yapılacak “Altın Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Arttırımı ve Yığın Liçi-ADR Tesisi” ruhsat alanının ve ruhsat sahasının işletilmesine yönelik izin talebinin Çatak YHGS’de hedef tür Kızıl geyik (Cervus elaphus) ve diğer yaban hayatına etkisinin olup olmadığı raporda değerlendirilmiş, işletme izni talep edilen alanların Mutlak Koruma Bölgesine uzakta olduğu, Hassas Koruma Bölgesine nispeten uzak olduğu ve Sürdürülebilir kullanım bölgesine yakın olduğu belirlenmiştir. Ekosistem Raporunda detaylı olarak verilen bilgilerle ve işletmecilik yapacak firma tarafından çerçevesi çizilmiş olan faaliyetlerin taahhüt edildiği şekliyle yapıldığı takdirde Çatak YHGS’nın hedef tür olan Kızıl geyiği ve diğer türlerin popülasyon düzeyini azaltmayacağı ve yaşam alanlarına olumsuz etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır. YHGS için gelecekte yapılacak revizyona göre bu etkilerin tekrar değerlendirilmesi gerekebilecektir.
” değerlendirmesi yapılmış, Bilirkişi raporunda ise “Ülkemiz Mevzuatı uyarınca korunması gerekli alanlardan bahsedilmiş, “…b) 1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca Orman Bakanlığı’nca belirlenen “Yaban Hayatı Koruma Sahaları ve Yaban Hayatı Yerleştirme Alanları” Proje alanı içerisinde yukarıda bahsedilen “Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları”, “Yaban Hayatı Yerleştirme Sahaları” ve “2010-2011 Av Dönemi MAK Kararıyla Yasaklanan Sahalar”ın bulunmadığı belirtilerek projenin Çatak Yaban Hayvanı Geliştirme Alanına etkisinin değerlendirilmeye çalışıldığı, Çatak Yaban Hayvanı Geliştirme Alanında bulunan ve baskın tür olan Kızılgeyiklerin, proje sahasına uzak mesafede olması nedeniyle bu türlerin alandan etkilenmeyeceğini ortaya koyulduğu belirtilmektedir. Bilirkişi raporunda projenin Çatak Yaban Hayatı Geliştirme Sahasına olan etkisinin mevzuatta yerini bulan Duyarlı Yöreler çerçevesinde incelenmesi gerekirken bu doğrultuda incelenmediği görülmektedir.
Bu itibarla; kararda belirtilen hususlar ile davacıların temyiz dilekçesinde belirtilen diğer tüm hususların, Nihai ÇED Raporunda yer verilen tüm taahhütlerin tesisin kapasitesinin büyüklüğü de dikkate alınmak üzere çevre ve insan sağlığı üzerinde olabilecek etkilerinin ve alınacak önlemlerin yeterliliğinin, proje alanının içinde bulunduğu deprem kuşağı ile birlikte, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre değerlendirilmesi amacıyla; aralarında; kimya mühendisinin de yer aldığı, çevre mühendisi, biyolog, hidrojeoloji/jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, maden mühendisi gibi uzmanlar da bulunmak ve gerekirse başka dallardan öğretim görevlilerine de yer verilen yeni bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacılar ile davacılar yanında müdahillerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle davacı … Barosu Başkanlığı yönünden ehliyet nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden esastan reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının … Barosu Başkanlığı yönünden ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının oyçokluğuyla ONANMASINA, diğer davacılar yönünden esastan reddine ilişkin kısmının ise oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 20/10/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY (X):
Anayasa’nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hükmü ile 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 30. maddesinde, çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkesin, ilgili mercilere başvurarak faaliyetle ilgili önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasında en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında “menfaat ihlali” olarak tanımlanan subjektif ehliyet koşulunun, subjektif hak ihlallerinin giderilmesiyle birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında belirlenmesi gereği açıktır.
İdari yargının; idari işlemin, etkin ve yaygın biçimde hukuka uygunluk denetiminin sağlanması işlevi gözönünde bulundurularak, gerçek veya tüzel kişilerin menfaat ilgisini kurdukları idari tasarrufları iptal davası yoluyla yargı yeri önüne getirmeleri durumunda, iptal davası ile “menfaat” ilgilerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde davacının idari işlem karşısındaki durumu, statüsü ve sıfatının ortaya konması gerekmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesinde; Barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış, yine aynı Kanunun Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95.maddesinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu düzenlenmiştir.
Baroların; mesleki bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır.
Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin bu durum göz önünde bulundurularak geniş yorumlanmak suretiyle saptanacağı da Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Kütahya Barosu Başkanlığı’nın, çevre sorunlarına neden olabilecek “Altın Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Arttırımı Yığın Liçi ve Adr Tesisi” projesi için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptalini istemekte menfaat ilgisinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu, Mahkeme Kararının, davanın … Barosu Başkanlığı yönünden verilen ehliyet ret kararına ilişkin kısmının da bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
… İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının aynen onanması gerektiği görüşüyle kararın esasa ilişkin kısmının bozulması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.