Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/261 E. , 2022/2588 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/261
Karar No : 2022/2588
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının ortağı olduğu … Boya Kimya ve Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla aracı ve gayrimenkulü üzerine tatbik edilen haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, ara kararı üzerine davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının şirketteki % 24 oranındaki hissesini 15/05/2005 tarihi itibariyle devrettiği, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile şirketin % 1 oranında ortağı olduğunun tespit edildiği, bu durumda % 25 hisse oranı üzerinden düzenlenen haciz varakalarına dayanılarak davacının aracı ve gayrimenkulü üzerine uygulanan hacizlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Olayda, davacı adına düzenlenmiş ödeme emirlerinin “… Mahallesi … Sokak … …/…” adresine üç defa tebliğe çıkarıldığı, davacının söz konusu adreste bulunmadığı ile belirtilen adresten 3 yıl önce ayrıldığı hususlarının 24/11/2011 tarihli tutanakla tespit edildiği, diğer yandan, ibraz ettiği adres bilgileri de dikkate alınmak suretiyle, UYAP üzerinden yapılan MERNİS sorgulamasında, davacının adresinin 18/03/2007 tarihi itibarıyla “… Mahallesi … Sokak … …/…” olduğunun anlaşıldığı, bu durumda, davacının yaptığı beyan ile MERNİS kaydına giren yeni adresinin bilinen adres olarak kabul edilmesi ve dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin bu adrese tebliğ edilmesi gerekirken söz konusu adrese tebligat yapılmadan ilanen tebliğ yoluna gidilmesinin ve bu haliyle usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ödeme emirleri sonrasında cebri takibata geçilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 01/06/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Davacının ortağı olduğu … Boya Kimya ve Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla aracı ve gayrimenkulü üzerine tatbik edilen haciz işleminin iptali istemiyle açılan davayı kabul eden Mahkeme kararına yönelik istinaf talebinin reddine ilişkin kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 55.maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı belirtilmiş, aynı Kanun’un 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 7 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği, aynı Kanunun 62. maddesinde ise borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklardan amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmü yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edileciği, 94. maddesinin 1. fıkrasında tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 3. fıkrasında ise tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği; 101. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde ise, bu Kanuna göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (ilgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla), bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresler olduğu; mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının nazara alınacağı düzenlenmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, şirket ortağı hakkında bir amme alacağının tahsili amacıyla takip yapılabilmesi için öncelikle söz konusu amme alacağının asıl borçlu şirket nezdinde kesinleştirilmesi ve şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması neticesinde amme alacağının tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde şirket ortağına karşı amme alacağının tahsili için takibata geçilebileceği ve alacağın şirket ortağı nezdinde de kesinleşmesi halinde mal varlığına haciz konulabileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğinden önce 08/10/2011, 26/10/2011 ve 24/11/2011 tarihlerinde 3 kez olmak üzere “… Mahallesi … Sokak, No:… …/…” adresine tebliğe çıkarıldığı, 24/11/2011 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile söz konusu adreste 3 yıldır başka bir şahsın ikamet ettiği ve …’in muhtarlık kaydının bulunmadığı hususlarının kayıt altına alındığı, yukarıda yer verilen mevzuata göre bilinen adreslerin içerisinde MERNİS adresinin bulunmadığı ayrıca bu tarihte muhtar beyanı ile davacının kaydının bulunmadığının tutanakla tespit edildiği, bunun üzerine ödeme emrinin 29/12/2011 tarihinde ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğ için Kanunu’nun aradığı anlamda gerekli şartların oluştuğu anlaşıldığından, Vergi Dava Dairesince ilanen tebliğin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve haciz işleminin hissesi oranında tesis edilip edilmediği irdelenerek karar verilmesi gerektiğinden, anılan nedenlerle haciz işlemini kaldıran Daire kararında hukuka uygunluk bulunmadığından davalı idarenin temyiz talebi kabul edilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.