Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/4795 E. , 2022/2316 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4795
Karar No : 2022/2316
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü
2- (DAVACI): …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, bandrolsüz sigara bulundurduğunun tespit edildiğinden bahisle, takdir komisyonu kararlarına dayanılarak 2015 yılının Nisan dönemine ilişkin re’sen tarh edilen özel tüketim ve katma değer vergilerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; olayda, imalatçı ya da imalatçıdan satın alan olmayan davacının gümrük kaçağı sigaraları yasa dışı yollardan ithal ettiğinin kabulünün zorunlu bulunduğu, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin 5. fıkrasında belirtilen tarhiyata vergi ziyaı cezasının da kesileceği yönündeki düzenlemenin Maliye Bakanlığı’na yetki vermeyeceği, uyuşmazlığa konu verginin, teslime bağlı olarak dahilde doğan ve vergi idaresince tarh ve tahsili mümkün bulunan bir vergi olmadığı, aksine, söz konusu vergi yükümlülüğü ile ilgili olarak, aynı Kanun’un 16. maddesi hükmü uyarınca, doğan bu vergiyi tarh etme, vergiye bağlı ceza kesme ve amme alacaklarını takip etme yetkisinin gümrük idaresinde olduğu, bu nedenle, yetkisi bulunmayan davalı idarece tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin 5. fıkrasına göre, özel etiketi ve işareti olmayan özel tüketim vergisine tabi malları bulunduranların sorumluluğunun, bu malların bandrolsüz olarak teslim veya ithal etmiş olmalarından değil, bu malları bulundurmalarından kaynaklandığı, dolayısıyla, Kanun’un söz konusu maddesinin, vergiyi doğuran olayın bu malların teslimi veya ithalatı, mükellefinin de malların imalatçı veya ithalatçısı olduğu yönündeki genel düzenlemeden farklı, ayrıksı, özel bir düzenleme mahiyetinde olduğu anlaşılmakta olup, Maliye İdaresi’nin beyan dışı bırakılan özel tüketim vergisinin tarhı konusunda yetkili olduğu, nitekim ilgili madde de yer alan “vergi ziyaı cezalı” ibaresinin de yasa koyucunun bu yöndeki iradesini ortaya koyduğu sonucuna varıldığı; olayda, emniyet ekiplerince durdurulan araçta bandrolsüz sigaraların ele geçirildiği, sigaraların sayımı devam ederken olay yerine gelen davacının sigaraların kendisine ait olduğunu beyan ettiği ve bu durumun da davacı tarafından imzalanan tutanak ile tespit edildiği, nitekim hakkında yapılan ceza yargılamasında da söz konusu sigaraların kendisine ait olduğunu kabul eden davacının mahkumiyetine karar verildiği, bu durumda 4760 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 5. fıkrasında belirtilen kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiketi veya işareti olmayan özel tüketim vergisine tabi ürünleri bulundurduğu açık olan davacı adına re’sen tarh edilen özel tüketim vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacının kaçak sigaraların yurt içinde ticaretini yaptığı ve ticari amaçla satarak başkalarına teslim ettiği veya başka şekilde katma değer vergisine tabi olacak herhangi bir işleme tabi tuttuğu yolunda davalı idarece herhangi bir tespit yapılmadığı, ayrıca 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinin 2. fıkrasında açıkça mükellef ifadesinin kullanılması karşısında, fiili ya da kaydi envanterin ancak önceden gelir ya da katma değer vergisi mükellefi olanlar nezdinde yapılabileceği, öte yandan, Kanun’da mükellef olmamakla birlikte yalnızca belirli bir miktarı aşan belgesiz mal bulundurduğu tespit edilenler adına 4760 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hükme benzer bir düzenlemeye katma değer vergisi açısından yer verilmediği anlaşıldığından, re’sen tarh edilen katma değer vergisinde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun mahkeme kararının, katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik kısmının reddine, özel tüketim vergisine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik kısmının kabulü ile anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra özel tüketim vergisi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarece, vergiyi doğuran olayın kendisi ve işlemlerin gerçek mahiyeti esas olduğundan vergilendirme için işlemlerin mükellef tarafından yapılması şartının aranmadığı, aksi düşüncenin, kayıtlı mükelleflerin vergilendirilmesi, kayıtsızların vergilendirilmemesi sonucunu doğuracağı, alışlarını belgeleyemeyen (bulunduran) mükellef adına 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tarh edilen katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı tarafından, yasal olmayan yollardan yurda sokulan sigaralardan kaynaklanan özel tüketim vergisinin tarh ve takibinin gümrük idaresi tarafından yapılması gerekirken bu konuda yetkisi bulunmayan vergi dairesince işlem tesisinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 3619 sayılı Kanun’la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 24/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.