Danıştay Kararı 7. Daire 2018/677 E. 2021/5786 K. 20.12.2021 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2018/677 E.  ,  2021/5786 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/677
Karar No : 2021/5786

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Boya İnşaat Kimya Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2009 yılının Aralık dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile aynı döneme ait özel usulsüzlük cezasının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … , … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, olayda, usulüne uygun şekilde kesinleştirilerek tahsil edilebilir aşamaya gelen amme alacağının, vadesinde ödenmemesi ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanının da kalmadığının anlaşılması sebebiyle şirket ortağı sıfatıyla davacıdan takibine yönelik şartların mevcut olduğu sonucuna ulaşıldığından, davaya konu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, davanın … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmı yönünden reddine ilişkin hüküm fıkrasının ise; asıl borçlu … Boya İnşaat Kimya Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ödeme emri usulüne uygun şekilde ilanen tebliğ edilmiş ise de; şirketin kanuni temsilcisi konumundaki … in “… Mah. … Cad. No:… ” olan ikametgah adresinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 101. maddesinde sayılan bilinen adreslerden olduğu, bu bakımdan şirket adına düzenlenen ödeme emrinin kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ yolu denenmeksizin ilanen tebliğinin yasaya uygun olmaması sebebiyle şirketten tahsili olanaksız hale gelmiş bir vergi borcundan sözedilemeyeceğinden, davacının şirket ortağı sıfatıyla takibine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin kısmen kabulüyle … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra, anılan ödeme emrinin iptaline, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası yönünden ise istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, şirket ortağı olmasına karşın kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı, ödeme emrine konu kamu alacağının usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği; davalı idarece, kanuni temsilcinin ikametgah adresinin olay tarihindeki şekliyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 101. maddesine göre bilinen adresler arasında sayılmadığı, asıl borçlu şirketin bilinen adresinde tebligatın gerçekleştirilememesi üzerine ilanen tebliğ yoluna gidildiği, usulüne uygun olarak kesinleştirilen kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Asıl borçlu … Boya İnşaat Kimya Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2009 yılının Aralık dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile aynı döneme ait özel usulsüzlük cezasının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … , … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı hükmü yer almaktadır.
06/06/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3. maddesiyle 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine eklenen ikinci fıkrayla; ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları kuralı getirilmiştir.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde; tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun olay tarihinde yürürlükteki şekliyle “Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinde, bu Kanuna göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (ilgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla), bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresler olduğu; mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının nazara alınacağı; “Tebliğin ilanla yapılacağı haller” başlıklı 103. maddesinde, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, muhatabın bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden gönderilmiş olan mektubun geri dönmesi, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması, yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması durumlarında, tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan bölge idare mahkemesi kararının istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Bölge idare mahkemesi kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin temyiz istemine gelince:
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu … Boya İnşaat Kimya Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2009 yılının Aralık dönemine ilişkin vergi ve cezalar ile gecikme faizlerinin anılan şirketten tahsil imkanının kalmadığından bahisle şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bölge İdare Mahkemesince, 213 sayılı Kanun’un 93. maddesine göre adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ yapılacağı, 101. maddesinde de bilinen adreslerin sayıldığı belirtilerek, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğinin hukuka uygun olduğu kabul edilmekle birlikte şirketin kanuni temsilcisi konumundaki … ‘e ait “… Mah. … Cad. No:… ” ikametgah adresinin 213 sayılı Kanun’un 101. maddesinde sayılan bilinen adreslerden olması nedeniyle şirket adına düzenlenen ödeme emrinin kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliği yolu denenmeksizin ilanen tebliği yasaya uygun bulunmadığından, şirketten tahsili olanaksız hale gelmiş bir vergi borcundan sözedilemeyeceği gerekçesiyle … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali yolunda karar verilmiş ise de; 213 sayılı Kanun’un 101. maddesinin olay tarihindeki yürürlükteki şekliyle, ikametgah adresi bilinen adresler arasında sayılmamış olup, bu kapsamda bahsi geçen ödeme emri içeriği vergi ve cezalar ile gecikme faizlerinin tahsili amacıyla davacının ortak sıfatıyla takibine geçilebilmesi için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esasının değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle verilen iptale ilişkin hüküm fıkrasında yasal isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Kararın, istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
4. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
6. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 20/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.