Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/107 E. , 2022/4345 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/107
Karar No : 2022/4345
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca 2016 yılı için res’en tarh edilen veraset ve intikal vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının 2011 yılında edindiği 300.000-TL bedelli gayrimenkul, 2012 yılında adına tescil ettirilen 170.924,31-TL tutarındaki binek otomobil ile 2013 yılında banka hesabına aktarılan toplam 150.000,00 TL’nın ivazsız olarak intikal ettirildiğinden bahisle yapılan inceleme sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden, … İnşaat Mühendislik Mimarlık Ticaret Limited Şirketinden 2011 yılında alınan taşınmaz bedelinin bankada davacı tarafından hesaplarına havale edildiğini anılan şirket yetkilisinin beyan ettiği, 2012 yılında 170.924,31-TL bedelle … Otomobil İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketinden satın alınan araç hakkında söz konusu şirket yetkilisinin, araç bedelinin 134.000-TL’sinin …, kalan tutarın ise davacı tarafından şirketleri hesabına havale edildiğini ifade ettiği, 2013 yılında da davacının banka hesaplarına para aktarıldığı tespitlerinin yapıldığı belirtilerek; 2011 yılında edinilen taşınmaz bedelinin davacı tarafından satıcı şirket hesabına yatırıldığı, 2012 yılında edinilen araç bedelinin bir kısmının davacı tarafından karşılandığı bir kısmının ise … tarafından ödendiği, 2013 yılında edinilen nakdi tutarın ise banka hesap hareketleri incelendiğinde ivazsız kazanımı ortaya koyan somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, 2011 ve 2013 yıllarında gerçekleştirilen işlemler ile 2012 yılında alınan araç bedelinin davacı tarafından ödenen kısmına ilişkin ivazsız kazanımda bulunduğundan bahisle yapılan vergi tarhiyatında hukuka uyarlık, satın alınan araç bedelinin 134.000-TL’lik kısmının … tarafından satıcı şirkete havale edilerek ivazsız intikalde bulunulduğu açık olduğundan bu işlem nedeniyle davacı adına tarhiyata konu edilen vergide hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu vergi ziyaı cezalı veraset ve intikal vergilerinin 134.000-TL’na isabet eden kısmının reddine fazlaya ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ivazsız intikale konu bir kazanımın bulunmadığı; davalı idarece, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ….’IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, davaya konu veraset ve intikal vergilerinin doğumuna sebep olan ivazsız intikallerin 2011, 2012 ve 2013 yıllarında gerçekleştiği, 2015 yılında yapılan ihbar sonucu intikallerin idarenin bilgisi dahiline girdiği, 2016 yılında düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca ivazsız kazanımda bulunulduğundan bahisle davacı adına 2016 yılı Ocak ilâ Aralık dönemi cezalı veraset ve intikal vergisi tarhiyatı yapılarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 11. maddesi ivazsız intikallerde malların hukuken iktisap edildiği günü değerleme günü olarak kabul etmekte, intikalin gerçekleştiğinin sonrasında öğrenilmesi halinde ise aksine bir durum söz konusu olmadığı sürece hukuken elde edilme tarihine itibar edilmektedir. Olayda, ivazsız intikale konu varlıkların 2011, 2012 ve 2013 döneminde davacıya intikal ettiği buna karşın, idarenin bilgisine girdiği tarihten sonra yapılan inceleme sonucunda düzenlenen vergi ihbarnamesinde ise vergi dönemi olarak tespitin gerçekleştiği yılın alındığı anlaşılmakla, vergi dönemi olarak ivazsız intikale konu vergilerin doğumunun gerçekleştiği, hukuken iktisap edildiği dönemin tarhiyat dönemi olarak belirlenmesi gerekirken, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 35. maddesine istinaden düzenlenen ihbarnamede vergi döneminin hatalı olarak belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.