Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/1552 E. , 2022/3773 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1552
Karar No : 2022/3773
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Tekstil Sanayi Limited Şirketi adına tescilli … tarih ve … sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi’nin müeyyideli olarak kapatılması nedeniyle anılan belge kapsamında işlem gören … tarih ve … ile … tarih ve … sayılı beyannameler muhteviyatı eşyaya isabet eden gümrük vergileri, para cezası, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve para cezası ile gecikme faizinin tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, ara kararı üzerine gönderilen belgelerin incelenmesinden, 20/11/2013 tarihli tutanak ile ödeme emri içeriği … tarih ve … sayılı beyanname ile ilgili alacaklara ilişkin işlem dosyasının bulunmadığı ve bu beyanname ile ilgili Basın İlan Kurumuna hitaben ilanen tebliğe ilişkin olarak yazılan yazı, beyanname, ceza kararları sorgu ekranı çıktısı ile para cezası kararının ilanen tebliğine ilişkin gazete fotokopisinin gönderildiği, … tarih ve … sayılı beyanname ile ilgili alacaklara ilişkin olarak ise; anılan beyanname muhteviyatı eşyanın dahilde işleme izin belgesi kapsamında ithal edildiği, … tarihli ve … sayılı … Birlikleri Genel Sekreterliğinden alınan yazı uyarınca asıl borçlu şirketin taahhüt hesabının müeyyideli olarak kapatılmasının bildirilmesi üzerine asıl borçlu şirket adına 10/03/2011 tarihli tahakkuk ve 11/03/2011 tarihli para cezası kararlarının düzenlendiği, para cezası kararının şirketin bilinen adreslerinde bulunamadığından bahisle ilanen tebliğ edildiği, ilanen tebligat geçerli kabul edilse dahi para cezasına ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ödeme emri ile bu ödeme emrinin asıl borçlu şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin davalı idarece ortaya konulamadığı, daha sonra şirket ortakları adına düzenlenen ödeme emirlerinde sadece para cezalarına yer verildiği, şirket adına yapılan tahakkuklara ilişkin tebligatın şirketin bilinen adreslerinde bulunamadığı şerhi ile 30/03/2014 ve 29/09/2014 tarihlerinde çıkış merciine iade edildiğine dair tebliğ evrakının dosyaya sunulduğu, sonra tahakkukların şirkete tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği ve tahakkuk kararının asıl borçlu şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin davalı idarece ortaya konulamadığı şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca 09/10/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği ve bu durumun 19/10/2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ayrıca davada gümrük yükümlülüğünün ve üç yıllık zamanaşımı süresinin, dava konusu ödeme emri muhteviyatı beyannameler için, beyannamelerin tescil tarihi olan 20/05/2005 ve 20/06/2005 tarihlerinde başlayarak, tescil tarihlerinden itibaren üç yıl içerisinde yani 20/05/2008 ve 20/06/2008 tarihlerinde son bulduğu, dava konusu ödeme emri muhteviyatı katma değer, gümrük vergisi ek tahakkukları ile bunlara bağlı olarak alınan para cezası kararları ile kaynak kullanımını destekleme fonu payının 3 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde tebliğ edilmediği gibi tahakkuk zamanaşımını durduracak bir davanın varlığı konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı, bu itibarla, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi içinde yükümlüsüne tebliğ edilmeyen dava konusu ödeme emrinin dayanağı ek tahakkuk ve para cezalarının, zamanaşımına uğraması nedeniyle, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil imkanı kalmayan amme alacağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: 2010 yılında şirket ortaklığından hisselerini devretmek suretiyle ayrılması ve ortaklığı süresince imza yetkisi bulunmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunduğunu savunmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Tekstil Sanayi Limited Şirketi adına tescilli Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında ithal edilerek üretiminde kullanılan eşyanın telafi edici vergi ödenmesi gereken ülkelere ihracının gerçekleştirilmesine rağmen adı geçen verginin ödendiğine ilişkin belgenin ibraz edilmemesi üzerine, taahhüt hesabının müeyyideli kapatılarak yapılan ek tahakkuk ve alınan para cezasının adı geçen şirketten tahsil edilemediğinden bahisle şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen ve kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, aynı Kanun’un mükerrer 35. maddesinde de; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 108. maddesinde; serbest dolaşımda olmayan eşyanın, işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmesi amacıyla, gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle, dahilde işleme rejimi kapsamında geçici olarak ithal edilebileceği; eşyanın işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, teminatın iade olunacağı; eşyanın bu şekilde dahilde işleme rejiminden yararlanmasına, şartlı muafiyet sistemi denildiği; 238. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde de, bu Kanun’un 108 ilâ 127. maddelerinde düzenlenen dahilde işleme rejimine ilişkin hükümlerin ihlali halinde eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin tahsili yanında, bu vergilerin iki katı tutarında para cezası alınacağı kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 184. maddesinin 1. fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle; 183. maddede belirtilen haller dışında, (a) bendinde, ithalat vergilerine tabi eşyanın geçici depolanmasından veya tabi tutulmuş olduğu gümrük rejiminin uygulanmasından doğan yükümlülüklerden birinin yerine getirilmemesi durumunda; (b) bendinde ise, eşyanın söz konusu gümrük rejimine tabi tutulmasına veya nihai kullanımı nedeniyle indirimli yahut sıfır ithalat vergi oranı uygulanmasına ilişkin koşullardan birine uyulmaması hallerinde ve bu fiillerin geçici depolamanın veya ilgili gümrük rejiminin yanlış uygulanması sonucunu yarattığının tespit edilmesi halinde gümrük yükümlülüğünün ithalat nedeniyle doğacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer yandan; 4458 sayılı Kanun’un 197. maddesinin 2. fıkrasında, yapılan denetimler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1. fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, dahilde işleme izin belgesinin taahhüt hesabının müeyyideli olarak kapatıldığının 15/07/2010 tarihli yazı ile bildirilmesi üzerine, idarece 10/02/2011 tarihinde vergilere yönelik hesaplama yapıldığı, dolayısıyla bu tarihte idarenin bilgisinde olduğu, ihlalin bildirilmesine yönelik davacıya yapılan tebligatların ise 2014 yılının Mart ayında iade edildiği anlaşılmaktadır. Dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan ithalatlarda, gümrük yükümlülüğü rejim şartlarının ihlali halinde doğmakta olup, söz konusu ihlalin, taahhüt hesabının kapatılarak teminatların iade edilmesinden sonra tespiti durumunda, rejim şartlarının ihlal edildiğine ilişkin bahse konu tespitin gümrük idaresinin bilgisine girdiği tarihten itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi içinde gümrük vergileri alınmadan yurda girişi yapılan eşyadan kaynaklanan tahakkuk ve para cezalarının karara bağlanarak ilgilisine tebliğ edilmesi zorunludur.
Bu itibarla, mahkemenin ithalat beyannamelerinin tescil tarihleri dikkate alınmak suretiyle ulaşılan zamanaşımına ilişkin hükmüne katılınmamakla birlikte, asıl borçlu şirkete usulüne uygun tebligat yapılamaması karşısında, “ortak” sıfatıyla davacının takibi yoluna gidilemeyeceğinden, dava konusu ödeme emrini iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.