Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/2659 E. , 2022/3770 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/2659
Karar No : 2022/3770
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …Sanayi Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2007 yılının Ocak ayına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen özel tüketim vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi ve yargı harçlarından oluşan kamu alacağının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca ortak sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının 20/02/2006-29/03/2017 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin %20 hissesine sahip ortağı olduğu, şirketin mükellefiyet kaydının 31/12/2014 tarihinde re’sen terkin ettirildiği, ödeme emri içerisinde yer alan kamu alacağının kaynağının asıl borçlu şirketin 2006 yılı ile ilgili yasal defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporu olduğu, yapılan cezalı tarhiyatlar için düzenlenen ihbarnamelere karşı açılan davaların reddi üzerine düzenlenen ihbarnamelerin şirket yetkilisine tebliğ edildiği, davaların reddi yönündeki kararların onanarak kesinleşmesine rağmen ödeme emrine de konu edilen borcun asıl borçlu şirket tarafından ödenmediği, yapılan malvarlığı araştırması sonucunda borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca davacıya hissesi oranında ödeme emri düzenlendiği belirtilerek; limited şirket ortakları için getirilen sorumluluğun, 29/07/1998 tarihinden önce tahakkuk eden borçlar bakımından, ortağın vazettiği ya da vaz’ını taahhüt ettiği sermaye payı ile; bu tarihten sonra tahakkuk eden borçlar bakımından ise, ortakların şirket sermayesindeki hisselerinin oranı ile sınırlı bulunduğu, davacının da dava konusu borçların ilgili olduğu dönemlerde şirket ortağı olması nedeniyle sorumlu tutulabileceği, bu itibarla, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği açıkça anlaşılan borçların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 06/04/2007 tarihinde şirketten ayrılmasına rağmen 2008 yılı öncesi borçlardan müteselsilen sorumlu tutulamayacağından, tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Tüzel kişiliği sona eren şirketten tahsil imkanı bulunmayan kesinleşmiş amme alacağının tahsilini teminen 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca davacının şirket ortağı sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir..
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Davacının asıl borçlu şirketteki hisselerinin tamamını 29/03/2007 tarihinde devrettiği, bu hususun 06/04/2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, ancak davalı idarece anılan şirketin kesinleşmiş ve vadesinde ödenmeyen 2007/1 yılına ait amme borçlarının şirketten tahsil imkanının bulunmadığından bahisle 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi gereğince şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrini düzenlendiği oysa, limited şirket ortaklarının 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait vergi borçları bakımından hisselerini devretmeleri neticesinde sorumluluklarının tamamiyle sona ereceği, yapılan hisse devri ile şirket ortaklığı sona eren davacının dava konusu ödeme emri içeriği amme borçlarından sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağı değerlendirildiğinden, davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Sanayi Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2007 yılının Ocak ayına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen özel tüketim vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi ve yargı harçlarından oluşan kamu alacağının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca ortak sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümlerince takibata tabi tutulacakları; 2008 yılında yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine eklenen şeklinde ise, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
6183 sayılı Kanun’un anılan hükmünün olay tarihinde yürürlükte bulunan şekli gereğince, limited şirket ortağının şirketin ödenmemiş vergi borcundan dolayı sorumluluğu ortaklık payına bağlı olduğundan, olay tarihinde limited şirket ortağının anılan Kanun’un 35. maddesine göre takibi için, şirketin vergi borcunun doğumu anında değil, vergi borcunun şirketten tahsil imkanı bulunmadığının tespiti anında ortak sıfatını taşıması gerekmektedir. Nitekim, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine 06/06/2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5766 sayılı Kanun’la eklenen fıkra hükmü ile limited şirket ortağının şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları öngörülmüştür. 5766 sayılı Kanun’un gerekçesinde de, limited şirket ortakları yönünden müteselsil sorumluluğun getirildiği, böylece hisse devri yapan ortağın borcunu ödemesinin sağlanacağı, diğer yandan da devralan şahısların limited şirket hissesinin değerini borçluluk durumunu da gözönüne alarak belirlemesine imkan verileceği vurgulanmıştır. Buna göre, limited şirket ortakları şirketteki hisselerini devretmiş olsalar dahi şirketin ödenmemiş vergi borçlarından dolayı 06/06/2008 tarihinden sonraki dönemler için şirket hisselerini devralan ortakla birlikte müteselsilen sorumlu olacaklardır.
Değişiklik hükmünün uygulanacağı zamanı belirleyen Kanun’un geçici 1. maddesi ile Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte henüz tahsil edilmemiş, ancak daha önceki bir dönemde doğmuş ve ödenmesi gereken hale gelmiş kamu alacaklarına da uygulanması öngörülmüş ise de; Kanun hükümlerinin geriye yürütülmüş olması hasebiyle 5766 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce doğmuş ve ödenmesi gereken kamu alacağından sorumlu oldukları dönemde öngörülmeyen sorumluluklar ile yükümlü tutulmalarının, diğer bir anlatımla geçmişe yönelik sorumluluklarının arttırılmasının bireylerin hukuka olan güven duygusunu zedeleyeceği ve hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmayacağı, bir kamu alacağı ile ilgili bireylerin sorumluluklarını arttıran ve müteselsil sorumluluk getiren düzenlemelerin, Kanun’un geçici 1. maddesi ile yürürlük tarihi itibari ile tahsil edilmemiş alacaklara da uygulanmasının hukuk kurallarının geriye yürütülmesi anlamına geleceği gerekçesiyle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının asıl borçlu şirketteki hisselerinin tamamını 29/03/2007 tarihinde devrettiği, bu hususun 06/04/2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, ancak davalı idarece anılan şirketin kesinleşmiş ve vadesinde ödenmeyen 2006 yılına ait amme borçlarının şirketten tahsil imkanının bulunmadığından bahisle 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi gereğince şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda limited şirket ortaklarının 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait vergi borçları bakımından hisselerini devretmeleri neticesinde sorumlulukları sona ereceğinden, yapılan hisse devri ile şirket ortaklığı sona eren davacının dava konusu ödeme emri içeriği amme borçlarından sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşıldığından yukarıda değinilen gerekçeyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.