Danıştay Kararı 7. Daire 2019/3364 E. 2022/2798 K. 09.06.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/3364 E.  ,  2022/2798 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3364
Karar No : 2022/2798

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …’a vesayeten …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İkrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle, takdir komisyonu kararına dayanılarak, davacı adına, 2006 yılının muhtelif dönemleri için re’sen salınan banka ve sigorta muameleleri vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarına dair işlemlerin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, dosyanın incelenmesinden, dava konusu cezalı tarhiyatların olayın ilgili bulunduğu 2006 yılını izleyen beş yıllık zamanaşımı süresi içerisinde en son 31/12/2011 tarihinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmesi gerekirken, salt zamanaşımı süresini durdurmak için yapılan takdire sevk işlemi sonucunda, takdir komisyonu kararı uyarınca davacı adına 10/08/2012 tarihli vergi/ceza ihbarnameleri ile resen tarh edilerek 17/10/2012 tarihinde davacıya tebliğ edilmeye çalışılan vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergilerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının bizzat kendisine yapılan ihbarnamelere ilişkin tebliğin hukuka uygun olduğu, davacının, birden fazla kişiye, birden fazla defa faiz karşılığı para vermek ve çek iskonto etmek suretiyle mutad olarak ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğunun vergi tekniği raporu ile tespit edildiği, takdir komisyonuna sevkle zamanaşımının durduğu, vergi inceleme raporu esas alınarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) – KARŞI OY :
Temyiz başvurusu; davacı adına takdir komisyonu kararına istinaden, 2006 muhtelif dönemleri için için re’sen salınan vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisinin iptali istemiyle açılan davada verilen cezalı tarhiyatların iptaline ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen kararın bozulması istemine ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin 2. fıkrasında; “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davaya konu vergi ve cezaların tarh zamanaşımı süresi dolmadan 27/09/2011 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, 02/10/2012 tarihli takdir komisyonu kararı ile matrah takdir edildiği, söz konusu kararın ve tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin 17/10/2012 tarihinde davacıya tebliğ edilmeye çalışıldığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, söz konusu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğinden, temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyorum.