Danıştay Kararı 7. Daire 2019/3913 E. 2022/4202 K. 01.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/3913 E.  ,  2022/4202 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3913
Karar No : 2022/4202

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Enerji Petrol Ürünleri Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhlerine olan hüküm fıkrasınınn temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2017 yılının Nisan ve Mayıs aylarının (1. ve 2.) dönemlerinde gerçekleştirilen imalatlara ilişkin teminatların çözümü istemiyle yapılan başvurunun, üretim tasdik raporunu düzenleyen yeminli mali müşavir nedeniyle davacının incelemeye sevk edildiğinden bahisle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, … Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi hükmü uyarınca uygulanmadığından bahisle, nakdi teminat mektupları karşılığı olan meblağın yürütmenin durdurulması kararının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iade edilmesi, anılan tutarın ticari faaliyette kullanılamaması nedeniyle dava tarihine kadar yoksun kalınan ve yargılama aşamasında da yoksun kalınacak olan kazancın elde edilebileceği tarihlerden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte ödenmesi ve oluşan manevi zararın hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, 2017 yılının Nisan ve Mayıs aylarının (1. ve 2.) dönemlerinde gerçekleştirilen imalatlara ilişkin teminatların çözümü istemiyle yapılan başvurunun, üretim tasdik raporunu düzenleyen yeminli mali müşavir nedeniyle davacının incelemeye sevk edildiğinden bahisle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline hükmedilmesi üzerine, davalı idarece, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. ve 134. maddeleri gereğince davacının ikinci kez incelemeye sevk edildiği, teminat çözüm talebinin yapılacak inceleme sonucuna göre yerine getirileceğine dair … tarih ve … sayılı işlemin tesis edildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemelerinin E:… sayılı dosyasında verilen kararlar sonrasında, farklı bir sebeple tesis edilen yeni işlemin hukuka uygunluğunun anılan işleme karşı açılacak davada irdelenebileceği, dolayısıyla, olayda, mahkeme kararının yerine getirilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varıldığından, maddi ve manevi tazminat istemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı; teminat mektupları karşılığı olan tutarın hesaplanacak tecil faiziyle birlikte ödenmesi isteminin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda sınırlı olarak sayılan dava türleri arasında yer almadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, nakdi teminat mektupları karşılığı olan meblağın, hesaplanacak tecil faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davaya konu teminat mektuplarının geç iade edilmesi sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunulmuşsa da, söz konusu durum istenilen nitelikte bir zararın doğumuna sebebiyet vermediği gibi davacının ticari hayatında prestij kaybına uğradığına ilişkin bir karine oluşturmadığı, manevi zarara yol açacak elem ve ızdırap şartlarının da olayda gerçekleşmediği göz önüne alındığında manevi tazminat talebinin bu nedenle reddi gerektiği; dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının tebliği üzerine, davalı idarece 30 günlük yasal süre içerisinde davacının ilk işlemden farklı bir sebeple yeniden incelemeye sevk edilmesi suretiyle teminat çözümünün yapılmadığı, yeni tesis edilen işleme karşı açılan davada, anılan işlemin iptaline karar verildiği, Anayasa’nın 138. maddesi gereğince, idarenin mahkeme kararlarını geciktirme ya da uygulamama gibi bir tercih hakkının bulunmadığı kararları etkisizleştirecek idari işlemler oluşturmasının mümkün olmadığı, olayda, yürütmenin durdurulması ve nihayetinde işlemin iptali yönündeki kararların gereği yerine getirilmeyip, yargı kararının sonuçlarını ortadan kaldıracak ve etkisizleştirecek şekilde yeni bir işlem tesis edildiği, her iki işleme karşı açılan davaların sonucu dikkate alındığında, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren kanuna aykırı bulunduğu açık olmakla beraber, yargı kararının infazının gecikmesi nedeniyle anılan teminat mektupları karşılığı tutar üzerinden, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın idareye tebliğ edildiği tarihten sonraki 30. günden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda yasal faizin davacıya ödenmesi, faiz talebinin yasal faizle tecil faizi arasında kalan kısmının ise reddi gerektiği; davacı tarafından, teminat mektupları karşılığı olan tutara tecil faizi uygulanmak suretiyle hesaplanan maddi zararın tazmini talep edilmiş ise de, maddi ve hukuki somut deliller ile uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın ortaya konulamaması ve istenilen tutar üzerinden hesaplanacak yasal faizin davacıya iadesine hükmedilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının fazlaya ilişkin talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği; nakdi teminat tutar karşılığı meblağın ticari faaliyette kullanılamaması nedeniyle dava tarihine kadar yoksun kalınan ve yargılama aşamasında yoksun kalınacak kazancın elde edilebileceği tarihlerden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte ödenmesi talebi yönünden ise, henüz gerçekleşmemiş, muhtemel bir zararın tazmini istenmekle beraber, söz konusu taleple ulaşılmak istenen hukuki yarara, teminat mektupları karşılığı tutar üzerinden hesaplanacak yasal faizin ödenmesine hükmedilmek suretiyle ulaşıldığından davanın anılan kısmının bu nedenle reddinin icap ettiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile teminat mektubunun … Vergi Mahkemesinin … tarih E:… sayılı yürütmenin durdurulması kararının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten sonraki 30. günden itibaren 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine, fazlaya ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, istinaf başvurusunun davacının diğer taleplerine ilişkin kısımlarının belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın temyize konu hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın temyize konu hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, teminat mektubunun … Vergi Mahkemesinin … tarih E:… sayılı yürütmenin durdurulması kararının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten sonraki 30. günden itibaren 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.