Danıştay Kararı 7. Daire 2019/4788 E. 2022/3737 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/4788 E.  ,  2022/3737 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4788
Karar No : 2022/3737

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tanzimli … sayılı dahilde işleme izin belgesinin re’sen kapatılması nedeniyle, … tarih ve … sayılı beyannameden kaynaklanan gümrük, katma değer vergileri, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve bunlar üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, olayda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliği incelendiğinde, şirketin adreste bulunmadığı hususunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesine uygun bir şekilde, tebliğ mazbatasına şerh edilerek komşulardan biri ile birlikte kayıt altına alındığı görüldüğünden, ilanen tebligat koşullarının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, ara karara cevaben gönderilen yazıda, ilan yazısının mükellefin bilinen son adresinin bağlı bulunduğu muhtarlığa gönderildiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunulamadığı, buna göre, ilan yazısının muhatabın bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmediğinin anlaşılması karşısında, ilanen tebligatın 213 sayılı Kanun’un 104. maddesine uygun bir biçimde yapıldığından bahsedilemeyeceğinden, asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ödeme emrine istinaden, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacıya yönetim kurulu kararıyla şirketi borç altına sokma yetkisinin verildiği, gümrük işlemlerini takip yetkisinin vergisel yükümlülüğü, dolayısıyla borç altına girmeyi içerisinde barındırdığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı, temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessillerin, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebileceği hükme bağlanmış, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla Vergi Mahkemelerinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyasının incelenmesinden, … Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen amme borçlarının tahsili amacıyla, anılan şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirketin bilinen adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak muhatabın adreste tanınmaması nedeniyle tebliğ evrakının iade edildiği ve keyfiyet tebliğ mazbatasına şerh edilerek altının dağıtıcı ile komşulardan … tarafından imzalandığı, ardından posta yolu ile tebliğ edilemeyen ödeme emrinin 28/11/2017 tarihinde bir adet yerel, bir adet de ulusal yayın yapan gazetede ilan verilmek suretiyle ilanen tebliğ edildiği, amme alacağının ödeme emri tebliğine rağmen ödenmemesi üzerine şirket hakkında malvarlığı araştırması yapıldığı, ancak malvarlığı araştırması sonucunda tespit edilen malvarlığının, amme alacağını karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşılması üzerine, ilgili dönemde şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesi ve davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiş olup, davalı idarece davacının, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu iddiasının 24/10/2012 tarih ve 8181 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan yönetim kurulunun 23/09/2012 tarih ve 10 sayılı kararına dayandırıldığı, anılan kararda, Türkiye Cumhuriyeti Gümrüklerinde şirkete ait gümrük işlerini takip edip sonuçlandırmaya yetkili sorumlu müdür olarak yetkilendirilen şirket çalışanı olan davacının sadece gümrük işlerini takip edip işlemlerin tamamlanabilmesi için gerekli işlemleri yapmaya yetkili kılındığı, söz konusu yetkinin kanuni temsilden ziyade gümrük işlemlerinin tamamlanabilmesi için tanınmış vekalet yetkilerini barındırdığı, dolayısıyla davacının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da tüzel kişilerin borçlarından sorumluluk için aranan kanuni temsil yetkisine sahip olmadığı sonucuna ulaşılması karşısında, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyize konu kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.