Danıştay Kararı 7. Daire 2019/4937 E. 2022/4266 K. 03.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/4937 E.  ,  2022/4266 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4937
Karar No : 2022/4266

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yeminli mali müşavir olan davacı adına, … Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından özel tüketim vergisiz olarak alınan yakıtların piyasaya satıldığının tespit edildiğinden bahisle anılan şirket hakkında tasdik raporları düzenlemek suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verdiğinden, 2011 yılının Aralık dönemine ilişkin özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden, müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için, şirket adına yapılan tarhiyatların, davacının düzenlediği beyannamelerin veya tasdik raporlarında yer alan bilgilerin, defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından kaynaklanması gerektiği, davalı idarece bu yönde yapılmış bir tespit bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında yapılan tarhiyatların somut bir tespite dayanmaksızın, yakıtın kullanıldığı geminin muhtemel yakıt tüketimine ilişkin teknik hesaplamalara dayanılarak yapıldığı, asıl borçlu şirketin kullanım amacıyla özel tüketim vergisi ödemeksizin aldığı yakıtı yurt içine sattığı yönünde somut bir tespit olmadığı, 2013 yılında sökülmesi nedeniyle gemi üzerinde inceleme yapma olanağının bulunmadığı, bu durumda geminin yaşı, donanımının yeterliliği ve randımanı gibi hususların incelenemediği, 2013 yılında şirket hakkında tanzim edilen rapora göre davacının onayladığı özel tüketim vergisiz yakıt kullanım miktarının davalı idarece kabul edilen miktardan daha az olduğu görülmekle, davacının asıl borçlu şirket adına yapılan tarhiyatlar bakımından düzenlediği raporlar doğrultusunda müteselsilen sorumlu tutulmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için, şirket adına yapılan tarhiyatların, davacının düzenlediği beyannamelerin veya tasdik raporlarında yer alan bilgilerin, defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından kaynaklanması gerektiği, davalı idarece bu yönde yapılmış bir tespit bulunmadığı yolundaki ikinci gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 03/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı yeminli mali müşavir olup, serbest muhasebeci sorumluluğundan daha ağır sorumluluklara sahip olduğudan, sorumluluklarının düzenlendiği alt düzenleyici işlemler ve sorumlulukları da farklılık arz etmektedir.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun amacı, “işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak” olarak düzenlenmiştir. Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte paralel düzenleme ile Yönetmeliğin amacı belirlenmiştir. İlgili Yönetmeliğin “tasdik” başlıklı 4.maddesi: “Tasdik, gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin yeminli mali müşavirlerce denetleme ilke ve standartlarına göre uygunluk yönünden incelenmesi, bu inceleme sonuçlarına dayanılarak tasdik kapsamına giren konuların ve belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının imza ve mühür kullanmak suretiyle tespiti ve rapora bağlanması” olarak tanımlanmış, Bu Yönetmelik ve Bakanlık tarafından konuya ilişkin olarak yapılacak diğer düzenlemeler çerçevesinde tasdik edilmiş konu ve belgeler kamu idaresinin yetkililerince tasdikin kapsamı ölçüsünde incelenmiş olarak kabul edileceği belirtilerek hukuki sonuca bağlanmıştır.
Yeminli mali müşavir sorumluluğunun tasdikin amacı doğrultusunda yasada açıkça belirtildiği üzere tasdiki yapılan belgelerin kamu idaresinin yetkililerince incelenmiş sayılacağı yani sıfatın verdiği güven ile kamu idaresinin işlem tesis edeceği güvene dayalı tarafsız düzenlenmiş belgeler olarak addedileceği görülmektedir.
Bu bağlamda Yeminli Mali Müşavir sorumluluğunun düzenledikleri beyannamelerin veya tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından kaynaklanması halinde sorumlu olacağı ile sınırlandırmak 3568 sayılı kanunda belirlenen sorumluluğu gereği hukuken mümkün bulunmamaktadır. Mükellefler açısından ispatlayıcı belge mahiyetinde olan tutulması gerekli olan defter ve belgelerin (gemi jurnal defterlerinin) ibraz edilmediği de tespit edilmiş olmakla Vergi Dava Dairesinin gerekçesinde hukuka uygunluk bulunmadığından kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.