Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/5749 E. , 2022/4334 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5749
Karar No : 2022/4334
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … no’lu TIR karnesiyle … tarihinde Gürbulak Gümrük Müdürlüğünden yurda girişi yapılarak Erenköy Gümrük Müdürlüğüne sevk edilen eşyaya ait işlemlerin usulüne uygun bir şekilde sonlandırılmadığından bahisle, karne hamilinden tahsil edilemeyen vergilerin kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine dair işlemin ilave gümrük vergisi ile gecikme faizine ilişkin kısmının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, XQ … no’lu TIR karnesiyle Gürbulak Gümrük Müdürlüğünden yurda girişi yapılarak Erenköy Gümrük Müdürlüğüne sevk edilen eşyaya ait işlemlerin usulüne uygun bir şekilde sonlandırılmadığından bahisle, karne hamili … Şirketinden tahsil edilemeyen gümrük, ilave gümrük ve katma değer vergilerinin 60.000 Euro’ya tekabül eden Türk Lirası karşılığı tutarın kefil sıfatıyla davacıdan istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Mahkemelerinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla, TIR Sözleşmesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 11. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ilgililer hakkında ceza davası açılmış olduğundan anılan davada verilen kararın infaz edilebilir hale gelmesinden itibaren bir yıllık süre içinde davacı kuruluştan gümrük vergi ve resimlerinin talep edilmesi gerektiği, olayda, ödeme talebinin tebliğ edildiği 26/04/2016 tarihi itibarıyla ceza dava dosyasının halen kovuşturma aşamasında olduğu, dolayısıyla kesinleşmiş yani infaz edilebilir aşamaya gelmiş bir karardan bahsedilemeyeceğinden dava konusu ödeme talebinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, akabinde ceza davasının sonuçlanması neticesinde idarece davacı hakkında yeniden işlem tesisi üzerine, işbu davanın açıldığı, dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, ceza yargılamasında …. Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen de reddine hükmedilerek dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verildiği görüldüğünden, ceza davasında verilen kararın infaz edilebilir hale gelmesinden itibaren bir yıllık süre içinde kefil kuruluştan ödeme talep edilebileceği göz önüne alındığında, bu tarihten önce, … tarihinde tesis edilen dava konusu işlemin TIR Sözleşmesi’nin 11. maddesinin 2. fıkrası hükmüne aykırılık teşkil ettiğinin anlaşılması karşısında dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ceza yargılamasında sanıklardan … hakkında verilen hükmün istinaf merci kararı ile kesinleştiği, dolayısıyla infazı kabil hale geldiği, ceza davası hiç açılmamış olsa bile idarelerince kefil kuruluşun müşterek ve müteselsil sorumluluğuna gidilebileceği, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz başvurusu, … no’lu TIR karnesi muhteviyatı eşyaya ait işlemlerin usulüne uygun bir şekilde sonlandırılmadığından bahisle, karne hamilinden tahsil edilemeyen vergilerin kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine dair işlemin ilave gümrük vergisi ile gecikme faizine ilişkin kısmının iptali yolunda verilen mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın bozulması istemiyle yapılmıştır.
TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi, (TIR Sözleşmesi) Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu himayesinde hazırlanan ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası bir sözleşme olup, doğrudan uygulanan ve taraflar arasında öncelikle uygulanması gereken kuralları barındıran sözleşmedir. Uluslarası nitelikte olan bu sözleşme, metod olarak maddeler halinde düzenlenmiş ve gerek görülen hallerde akit taraflarca nasıl anlaşılması gerektiği noktasında açıklama notlarına yer verilerek bu açıklama notlarının akdin ayrılmaz parçasının olduğuna da açıkça yer verilmiştir. Akit ülke iç mevzuatı ancak iş bu sözleşme hükümlerinin atıf yapması halinde veya söz konusu sözleşmede hüküm bulunmaması halinde uygulanabilecektir. (temel hukuk ilkesi)
Sözleşmenin “tanımlar” başlıklı 1. maddesinde, bu Sözleşmede:
“(e)“Bir TIR işleminin ibrası” deyimi; TIR işleminin bir Akit Tarafta usulüne uygun olarak sonlandırıldığının Gümrük makamları tarafından tasdik edilmesi,
(q)“Kefil Kuruluş” deyimi, TIR rejiminden yararlanan kişilere garantör olmak üzere bir Akit Taraf gümrük makamı tarafından yetkilendirilen kuruluşu ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Kefil kuruluş olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) sorumluluğunun hukuki niteliğininin belirlendiği Sözleşmenin 8. maddesinde, kefil kuruluşun TIR Sözleşmesi ile kendisinden ödeme talebinde bulunmasına sebep olan usulsüzlük sebebiyle ilgili akit tarafın gümrük kanun ve düzenlemeleri uyarınca alınması gereken ithal ve ihraç vergi ve resimleri ile bunlara ilişkin gecikme faizinin teminat altına alınan azami tutara kadar ödemeyi üstleneceği, kefil kuruluşun bu tutarların ödenmesinden bu kişilerle birlikte müşterek ve mütesessilen sorumlu olduğu ifade edilmiş; kefil kuruluşun hangi hallerde sorumluluğunun doğacağını düzenleyen 10. maddede ise, bir ülkenin Gümrük Makamlarının, bir TIR işlemi ibra edildiğinde, TIR işlemini sonlandırma belgesi usulsüz veya hile yolu ile elde edilmiş veya sonlandırma gerçekleşmemiş olmadıkça, 8. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında sözü edilen paraların ödenmesini kefil kuruluştan talep edemeyecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.
Kefil kuruluşun sorumluluğunu gerektiren durumun tespiti doğal olarak yetkili idarenin sonlandırmanın gerçekleşmemiş olması halinde takibi ile, usulsüz veya hile yolu ile elde edildiği durumda ise takibatı ile (denetim elamanı incelemesi ile) ortaya çıkabilecektir. Bu tespitlerden sonra ilgili yükümlülerin haberdar edilmesi ve ödeme talebinde bulunulması gereken süre Sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenmiştir. “Kefil kuruluş, talep edilen tutarları, kendisinden ödeme talebinde bulunulduğu tarihten itibaren üç ay içinde öder.” Söz konusu maddeye ilişkin açıklama notunda, bu maddede belirtilen usule uygun olarak kefil kuruluştan 8. maddenin 1 ve 2. fıkralarında belirtilen tutarların ödemesi talep edilirse; kefil kuruluşun sözleşmede öngörülen üç aylık süre içinde bunu yerine getirmemesi halinde bu gibi durumlar ulusal kanunlar çerçevesinde kefil kuruluş tarafından imzalanan garanti sözleşmesine uyulmadığı anlamına geldiğinden, yetkili makamların söz konusu miktarın ödenmesini ulusal mevzuata dayanarak talep edebilecekleri; ödeme talebinde bulunulan tarihi takip eden iki yıllık süre içerisinde, söz konusu TIR işlemiyle ilişkili hiçbir usulsüzlüğün yapılmadığı yetkili makamları tatmin edecek şekilde ispat edildiği takdirde, ödenen tutarların, kefil kuruluşa iade edileceği ifade edilmiştir. Yani, Sözleşmenin 11. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının açıklama notları uyarınca üç ay içinde ödeme yapılması zorunlu olup, usulsüzlüğün yapılmadığı yönünde idarenin tespitinin aksine bir durumun ispat edilmesi halinde ödenen tutarlar iade edilecektir. Sözleşme ile, idarenin tespitleri ve talebi doğrultusunda ödemenin yapılması zorunlu hale getirilmiş; olayda usulsüzlük olmadığının ispatı halinde ise tahsil edilen meblağın iade edileceği belirtilerek ispat külfeti kefil kuruluşa yüklenmiştir.
Yukarıda değinilen sözleşme hükümleri bağlamında, ceza davasının açılıp açılmadığı yolundaki değerlendirme TIR Sözleşmesinin mahiyetinin genişletilmesi sonucunu doğuracak olup, idari yargılama ile ceza yargılaması arasında usul hükümleri ve sonuçları farklı olmasına, sebep sonuç ilişkisi bulunmamasına rağmen ilişki kurmak suretiyle karar verilmesine neden olacağından Sözleşme bütününe ve 11. maddenin 5. fıkrasının açık hükmüne aykırıdır.
Sözleşmenin 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, iki yıllık süre içinde bu maddenin 2. fıkrasında atıfta bulunulan kişi yada kişilerin ödeme yükümlülüğüyle ilgili hukuki ya da idari takibatların konusu halline gelen TIR işlemlerinde ödeme taleplerinin, yetkili makamların ya da mahkemelerin aldığı kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacağı yolundaki düzenlemeden kastedilen hukuki takibat, adli veya idari yargıda görülecek hukuki davadır (cezai takibat değildir), idari takibat ise, idarenin yapmış olduğu inceleme teftiş vs. raporlarıdır. Zira, alacak aslı ile ilgili hukuki bir davanın sonucu müşterek müteselsil sorumlu olan davacı kefil kuruluşu direkt etkileyeceğinden, anılan düzenleme kefil kuruluşun iş bu dava gibi bir iptal davası açmış olması halinde talep süresinin bir yıl uzayacağına ilişkindir.
Sözleşmede, ceza davası ile irtibat kurulmasını gerektirecek bir ibare yer almamaktadır. Ceza davaları, hukuk sistemimizde ayrı ve özel olarak düzenlenmiş olup aksi açıkça belirtilmedikçe yorum ile genişletilmeleri mümkün olmadığı gibi kullanılacak terim cezai takibattır. Keza, Sözleşmenin 36. maddesinde iç hukuka atıf ile usulsüzlüklerin cezayı gerektirmesi halinde cezalandırılacağı düzenlenmiş olup, ödeme yükümlülüğünün ertelenmesi ile ilgili bir atıfta da bulunulmamıştır.
Bu bağlamda, temyiz incelemesinin var olan ceza davasının konusu ve sonucu ile ilişkilendirilmeksizin yapılması gerekli iken, cezai yargı kararının sonucu ile de ilişki kurulmaksızın (etkisinin değerlendirilmesi) kesinleşmiş cezai yargı kararının beklenmesi gerektiği yolundaki gerekçe ile verilen mahkeme kararı Sözleşme hükümlerine açık aykırı olmakla, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.