Danıştay Kararı 7. Daire 2019/5889 E. 2022/3631 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/5889 E.  ,  2022/3631 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5889
Karar No : 2022/3631

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
…. Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli muhtelif tarih ve sayılı dahilde işleme izin belgeleri kapsamında işlem gören serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen gümrük, ilave gümrük ve katma değer vergileri, dampinge karşı vergi ve kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile karara bağlanan para cezalarının tahsilli amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğu şirketin borç tutarına göre değişeceğinden, öncelikle asıl borçlu şirket adına haczedilen taşınmazların satışından sonra kalacak vergi borcuna göre davacının sorumluluğuna gidilmesinin gerektiği, olayda, vergi borcuna ilişkin tutar belli olmadığı için, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca amme alacağının öncelikle takip edilmesi gereken asıl borçlu şirketten tahsil edilemediği ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı şartının gerçekleştiğinden bahsetmeye olanak bulunmadığı, dolayısıyla, verginin kanuniliği ilkesine aykırı olarak belirli olmayan bir amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında tespit edilen gayrimenkullerin 7’sinde ipotek kaydının bulunduğu, kalan 3’ünde ise dava konusu amme alacaklarından önceki sırada başka idarelerin amme alacaklarının bulunması nedeniyle, şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, asıl borçlu şirketten alacağın tahsiline ilişkin yapılan mal varlığı araştırmasının ve amme alacağının tahsil edilip edilemeyeceğinin incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli muhtelif tarih ve sayılı dahilde işleme izin belgeleri kapsamında işlem gören serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen gümrük, ilave gümrük ve katma değer vergileri, dampinge karşı vergi ve kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile karara bağlanan para cezalarının tahsilli amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin ise, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği; mükerrer 35. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 91. maddesinde, satışa çıkarılacak gayrimenkullere bilirkişinin mütalaası alınmak suretiyle satış komisyonu tarafından rayiç değer biçileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; kısmen veya tamamen tahsil imkansızlığı koşulu şirketin tahakkuk eden borcu vadesinde ödememesi nedeniyle cebren takip edilmesinden sonra alacağın tahsili olanaklı malı, hak ve alacağı bulunmaması yahut kamu alacağını tahsile yetersiz kalmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla kanuni temsilcinin şirket borcundan sorumlu tutulabilmesi için amme alacağının şirket varlığından kısmen veya tamamen tahsil olanağı kalmadığının saptanması ve borcun ilişkin bulunduğu vergilendirme döneminde ilgilinin kanuni temsilci sıfatını taşıması gerekmektedir.
Davalı idare tarafından, şirkete ait malvarlığının ve haczedilen taşınmazın kamu alacağını karşılamayacağının anlaşılması üzerine davacı kanuni temsilci adına ödeme emirlerinin düzenlendiği belirtilmiştir. Her ne kadar mahkeme kararında, öncelikle asıl borçlu şirket adına haczedilen taşınmazın satışından sonra tutar olarak ortaya çıkacak vergi borcuna göre davacının sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, bu aşamada şirketin vergi borcuna ilişkin tutar belirli olmadığından, verginin kanuniliği ilkesine aykırı olarak belirli olmayan bir amme alacağının davacının malvarlığından tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından ödeme emirlerinin iptaline karar verilmişse de; kanuni temsilcilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için hacizli mallarının satılması zorunlu olmayıp, haczedilen malvarlığına biçilen değerin kamu alacağını karşılayamayacağının ortaya konulması durumunda, Kanun uyarınca tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak haline geleceği açık olan amme alacağı nedeniyle kanuni temsilciye başvurulabileceğinden, davalı idarenin iddiaları da göz önünde bulundurularak, hacizli malların rayiç bedellerinin kamu alacağını karşılamaya yeterli olup olmadığı değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyize konu kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Öte yandan, yeniden verilecek kararda, amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna ulaşılması halinde davacının kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği tabiidir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 04/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddedilerek kararın onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyoruz.