Danıştay Kararı 7. Daire 2020/2456 E. 2022/4237 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/2456 E.  ,  2022/4237 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/2456
Karar No : 2022/4237

TEMYİZ EDEN : 1- (DAVACI) : … Petrokimya Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı hakkında ithal edilen baz yağlarının üretime sokulmadan doğrudan satıldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2015 yılı Eylül ve Ekim aylarının (2.) dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle üç kat kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda özetle; davacı şirket ortaklarından … ve …’in ortak ve yöneticisi olduğu diğer şirketler hakkında olumsuz tespitlerin bulunduğu, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek ve kaçak akaryakıt satışı filleri nedeniyle haklarında vergi tekniği raporlarının düzenlendiği, Gümrükler Genel Müdürlüğü Akaryakıt Kaçakçılığı ekiplerince farklı tarihlerde yapılan denetimlerde herhangi bir mamül, yarı mamül veya ham maddeye rastlanılmadığı için numune alma işleminin yapılamadığı, kurulu yer üstü tanklarının yükseklik ve çap ölçümlerinde farklılıklar olduğu, tanka bağlı boruların paslı, çürük ve kullanılamaz olduğu, bu durumun fotoğraflandığı, 2015 ve 2017 yıllarında yapılan denetimlerde firmanın herhangi bir faaliyetine rastlanılmadığı, 2015 yılında yapılan denetimlerde firma içinde bulunan boş tenekelerin 2017 yılında yapılan denetimde de aynı şekilde duruyor olmasının bu izlenimi desteklediğine ilişkin tutanak düzenlendiği, tarhiyatların yapıldığı dönemlerde yapılan yoklamalarda iş yerinin açık olduğu, demirbaş ve teçhizatların bulunduğu ancak üretimin olmadığının tespit edildiği, merkez adreslerinin sürekli değiştiği, mühendis onaylı bir üretim reçetesinin ibraz edilemediği, 2016 yılı yevmiye defteri, envanter defteri, defteri kebirinin boş olduğu, imalat defterinin tutulmadığı ya da defterlerin karışık tutulduğu, üretime ilişkin kayıtların düzenli şekilde yapılmadığı, ilgili kurumdan gönderilen bilgilerden, tüketilen elektrik miktarının üretim için yeterli olmadığının görüldüğü, kapasite raporunda kapasitesinin çok üzerinde katkı maddesi alımı gerçekleştirildiği ve madeni yağ lisansının bulunmadığının tespit edildiği, yasal defterlerinin üretim sürecinin takibi için yeterli açıklıkta olmaması nedeniyle istenilen üretim reçetelerine ilişkin bilgi ve belgelerin Kimya Mühendisleri Odasınca değerlendirilmesinden, yapılan üretimlerde yağa özellik veren katkı maddesinin kullanılmadığının bildirildiği, Ba-Bs formları ile yapılan bildirimlerin uyumsuz olduğu, davacı şirket temsilcisinin; “…Biz 2015 yılında faaliyete başlayıp kısa bir süre faaliyette bulunup gerçek anlamda ithal ettiğimiz ürünler ve yurt içinden temin ettiğimiz katkı maddeleri ile yapılan imalatımız neticesinde satışlarımız sebebiyle tahsil edilemeyen alacaklarımız ve 4760 sayılı Kanun’da belirtilen gümrük idaresine verilen teminat vergi dairesine ödenen özel tüketim vergisi ve sonrasında bütün bu işlemler için gerekli olan maddi sermeya yapısına sahip olmadığımız için ne alacaklarımızı tahsil ediyoruz ve ne de borçlarımızı ödeyebiliyoruz…” şeklindeki ifadesinden, beyan edilen çapta üretime yönelik sermaye alt yapısı bulunmadığının dolaylı olarak ikrar edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından satın alınan baz yağların hiçbir üretime tabi tutulmadan satıldığı sonucuna ulaşıldığından, bu sebeple yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı; kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrür sebebiyle artırılan kısmına gelince; ara kararı ile dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, 2015 yılının Mart dönemine ilişkin olarak 29/06/2015 tarihli ceza ihbarnamesi ile vergi ziyaı cezası kesilerek aynı tarihte tebliğ edildiği ve ihtilafsız kesinleştiğinden bahisle tekerrür hükümlerinin uygulandığının anlaşıldığı, bu durumda, davacı adına 2015 dönemine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezasının kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından itibaren tekrar ceza kesilmesi durumunda tekerrür hükümleri uygulanacağından, dava konusu 2015 yılı için kesilen vergi ziyaı cezasında tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, üç kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergileri yönünden davanın reddine, vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle attırılan kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın üç kat vergi ziyaı cezası ile özel tüketim vergileri tarhiyatına ilişkin olarak verilen davanın reddi yönündeki hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olmakla birlikte; tekerrür hükümlerinin %50 oranında arttırılarak uygulanmasını haklı gösterecek somut nitelikte herhangi bir dayanağın gösterilmemesi nedeniyle vergi ziyaı cezasının arttırılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, akaryakıt kaçakçılığı yönünden somut bir tespit yapılmadığı; davalı idarece, tekerrür uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.