Danıştay Kararı 7. Daire 2020/3313 E. 2022/4217 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/3313 E.  ,  2022/4217 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3313
Karar No : 2022/4217

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
.. (…) Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Boya Apre Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli … ve … sayılı dahilde işleme izin belgeleri kapsamında 2009 yılında tescilli muhtelif tarih ve sayılı 58 adet beyannameden kaynaklanan gümrük, katma değer vergileri, dampinge karşı vergi ile kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve bunlar üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davalı iadarece ara karara cevaben gönderilen yazıda asıl borçlu şirket tarafından verilen teminatların nakde çevrilmesine karşın toplam borçtan mahsup edilmediği, şirket adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerine haciz konulduğu yönünde bilgilere yer verildiği, haciz konulan taşınmazla ilgili olarak vergi borçlarının öncelikli alacak olduğu ve garameten dağıtım yapılacağı dikkate alındığında söz konusu alacağın asıl borçlu şirketin malvarlığından tahsil olunamayacağının açık bir şekile ortaya konulmadığı, ayrıca nakde çevrilen teminatlara ilişkin olarak mahsup işlemi yapıldıktan sonra kalan borç üzerinden ödeme emri düzenlenmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmeden davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ödeme emri içeriği amme alacaklarına ilişkin tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, şirket tarafından verilen teminatların irat kaydedildiği ve bakiye alacak kadar ödeme emri düzenlediği, aslı borçlu şirket hakkında yapılan takibin neticesiz kalması nedeniyle şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları; amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, on beş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında on beş gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanun ile değişik) 102. maddesinin 4. fıkrasında, bu Kanun’un 101. maddesinin 1. fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan iş yeri adreslerine tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması durumunda (bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar) durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bu durumda bu Kanun’un 101. maddesinin 3. fıkrasına göre işlem yapılacağı; (28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanun ile değişik) 101. maddesinin 3. fıkrasında ise, iş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Olayda; dava konusu ödeme emrindeki amme alacağının tahsili için davacı adına ödeme emri düzenlenmeden önce, asıl amme borçlusu şirket adına tanzim olunan … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından temin edilen en son adresi olan … Mah. … Cad. No:… Kestel/BURSA adresine gönderildiği, tebliğ zarfına 30/07/2018 tarihinde şirketin mevcut adresten ayrıldığı yönünde şerh düşülmek suretiyle mazbatanın idareye iade edildiği, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin ise şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından temin edilen en son adresi olan … Mah. … Cad. No:… Kestel/BURSA adresine gönderildiği, tebliğ zarfına 08/08/2018 tarihinde şirketin mevcut adresten ayrıldığı yönünde şerh düşülmek suretiyle mazbatanın idareye iade edildiği, bunun üzerine söz konusu ödeme emirlerinin 10/10/2018 tarihinde ilanen tebliğ edildiği görülmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 101. maddesinin 3. fıkrası ve 102. maddesinin 4. fıkrasında tüzel kişilerin iş yeri adresinde tebligatın yapılamaması halinde, tebliğin şirketin kanuni temsilcisinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı düzenlenmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin iş yeri adresinde tebliğ edilememesi üzerine tebliğin, şirketin kanuni temsilcisinin yerleşim yeri adresinde yapılması gerekirken, ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiği görüldüğünden, usulsüz tebligat nedeniyle şirket adına kesinleştirilmediği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyize konu kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.