Danıştay Kararı 7. Daire 2020/3862 E. 2022/3851 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/3862 E.  ,  2022/3851 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3862
Karar No : 2022/3851

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

2- (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle 2010 yılı hesaplarının banka ve sigorta muameleleri vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, 2010 yılının Nisan, Mayıs, Haziran, Ekim ve Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 355. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, olayda, aralarında yakın akrabalık veya iş münasebeti bulunmayan kimseler arasında karşılıksız borç para alınıp verilemeyeceği ve bir takvim yılında birkaç kişiye birden çok yılda aynı ise kişiye borç para verilmesinin ikrazatçılık sayılacağı, dosyada yer alan ifadeler ile senetlere ilişkin icra takipleri birlikte değerlendirildiğinde davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu anlaşıldığından, tespit edilen faiz gelirleri üzerinden adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı; … tarih ve …-… sayılı vergi inceleme raporu ile davacı hakkında geriye dönük olarak tesis edilen vergi mükellefiyetine istinaden geçmiş dönemlere ilişkin beyannamelerin elektronik ortamda verilmediğinden bahisle özel usulsüzlük cezaları kesilmiş ise de, davacı açısından bu ödevin zamanında yerine getirilebilmesi fiilen mümkün bulunmadığı gibi, dava konusu edilen dönemde mükellefiyet kaydı henüz yapılmamış olan davacının beyannamelerini elektronik ortamda verme imkanı bulunmadığından, beyannamelerin elektronik ortamda süresinde verilmediğinden bahisle ceza kesilmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle re’sen tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden davanın reddine; özel usulsüzlük cezasının ise iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, vergi tekniği raporunun varsayıma dayalı olduğu ve kendilerine tebliğ edilmediği; davalı idarece, özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Mahkemece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz başvuruları; davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle 2010 yılı hesaplarının banka ve sigorta muameleleri vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, 2010 yılının Nisan, Mayıs, Haziran, Ekim ve Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 355. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılan davada verilen davanın kısmen kabülüne ve kısmen reddine dair kararın bozulması istemine ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Dördüncü kitabı ceza hükümleri başlıklı olup, 331. maddede, vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenlerin bu kitapta yazılı vergi cezaları (vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalar ile cezalandırılacakları belirtilmiştir.
Şekle ve usule müteallik hükümlere riayet etmeme 213 sayılı Kanunda “usulsüzlük” olarak tanımlanmıştır. Kanunda, vergi mükelleflerinin ve sorumlularının vergi kanunlarında yazılı bazı belge ve defterleri düzenleme, bulundurma, verme ve alma yükümlülüklerine aykırı davranışlarından dolayı genel usulsüzlük esaslarına göre daha ağır olan özel usulsüzlük cezaları öngörülmüştür. Vergi Mahkemesi kararında, maddelerde sözü edilen fiillerin kişilerin mükellefiyet kaydının olmasına bağlı olabileceği, aksi halde eylemin oluşmayacağı kabul edilmiştir. Oysa; dava konusu özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak böyle bir koşul bulunmamaktadır.
Aksine bir düşünce; aynı faaliyeti yasal yolla yapan mükelleflerin vergi denetimleri sonucu bu fiilin işlenmesinin saptanması halinde cezalandırabilecekleri, ancak, faaliyeti izinsiz yaptığı belirlenen kişilerin ise, mükellef olmadıkları için fiilin oluşmayacağı gibi bir ikili ayırıma gidilmesi sonucunu doğuracaktır ki, vergi kanunlarının böyle bir ayrımı amaçlayabileceği düşünülemez.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının 213 sayılı Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi koşullarının varlığı yönünden yeniden inceleme yapılmak üzere bozulması gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyorum.