Danıştay Kararı 7. Daire 2020/954 E. 2022/4135 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/954 E.  ,  2022/4135 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/954
Karar No : 2022/4135

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …’ın varisi olan davacı adına takdir komisyonu kararına istinaden ikmalen tarh edilen 2012 yılının Ocak ilâ Aralık dönemlerine ilişkin veraset ve intikal vergisinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; muris …’ın 03/11/2012 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının 2/8 hisse ile eşi …, 3/8’er hisse ile oğlu … ve kızı … olduğu, mirasçılar tarafından toplam 5 adet veraset ve intikal vergisi beyannamesi verildiği, 15/02/2013 tarihinde verilen beyannamede toplam 664.789,66 TL değerinde banka hesaplarında bulunan paralar ile 3 adet taşıt, toplam 8.243.890,48 TL değerinde 62 adet taşınmaz beyan edildiği, 11/03/2013 tarihinde verilen beyannamede … şahsi işletmesi için 213.507,32 TL, … Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin murise ait %50 hissesi için 2.976.888,77 TL öz sermaye beyan edildiği, 16/12/2013 tarihinde verilen düzeltme beyannamesinde daha önce murise ait olduğu beyan edilen 5 adet taşınmazın düzeltilmesi yönünde beyanda bulunulduğu, 03/07/2013 tarihinde verilen beyannamede davacı lehine toplam 6.099.438,35 TL tutarında Bank Asya Amasya Şubesi’nden keşide edilen 4 adet çek beyan edildiği, 05/01/2016 tarihinde verilen beyannamede Bank Asya Amasya Şubesi’ne 907.053,57 TL tutarında ticari borç olduğunun beyan edildiği, murisin şahsi işletmesinin ve ortağı olduğu şirketin öz sermayesinin tespiti amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda şahsi işletmenin öz sermayesinin beyan edilenle aynı olduğu, buna karşılık murisin %50 hisse ile ortak olduğu şirketin bu hisseye düşen öz sermaye tutarının ise 14.277.638,89 TL olduğu tespitine yer verildiği, takdir komisyonunca vergi tekniği raporunda yapılan tespitler aynen kabul edilerek alınan karar üzerine, davacı adına tarhiyatın yapıldığı, davacı tarafından ileri sürülen veraset ve intikal vergisi matrahından, murisin, ortağı olduğu şirkete olan borcunun, fazladan beyan edilen 17 adet taşınmazın, murisin ortağı olduğu şirketin 2012 yılına ilişkin kurumlar vergisi borcunun murisin hissesine isabet eden tutarının, murisin şahsi işletmesinin 2012 yılına ait gelir vergisi borcunun ve murisin Bank Asya Amasya Şubesi’ne olan 907.053,57 TL tutarındaki şahsi borcunun indirilmesi gerektiği iddialarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, murisin, ortağı olduğu şirkete olan borcunun veraset ve intikal vergisi matrahından indirilmesi gerektiği yönündeki iddia ile ilgili olarak, mirasçılar tarafından verilen beyannamelerde böyle bir borcun bulunduğuna dair beyanda bulunulmadığı, buna karşılık 7338 sayılı Kanun’un 12. maddesinde murisin borcunun matrahtan indirilmesi için bunların ihticaca salih belgelerle birlikte beyan edilmesinin bir şart olarak öngörüldüğü, diğer yandan böyle bir bildirim yapılmaması durumunda idarenin bu borçların gerçekliğini araştırma imkanı da kalmayacağından bu iddianın hukuka uygun olmadığı; fazladan beyan edildiği iddia olunan 17 adet taşınmazın matrahtan indirilmesi gerektiği iddiasıyla ilgili olarak, davacı tarafından 15/02/2013 tarihinde verilen beyannamede toplam 8.243.890,48 TL değerinde 62 adet taşınmaz beyan edildiği, 16/12/2013 tarihinde verilen düzeltme beyannamesinde ise daha önce murise ait olduğu beyan edilen 5 adet taşınmazın düzeltilmesi yönünde beyanda bulunulduğu, geriye kalan 12 adet taşınmazla ilgili olarak ise düzeltme beyannamesi verilmediğinden davacının iddiasının düzeltme beyannamesi verilen taşınmazlar için yerinde olduğu, buna karşılık geriye kalan kısmının ise yerinde olmadığı; murisin ortağı olduğu şirketin 2012 yılına ilişkin kurumlar vergisi borcunun murisin hissesine isabet eden tutarının ve murisin şahsi işletmesinin 2012 yılına ait gelir vergisi borcunun matrahtan indirilmesi gerektiği iddiasıyla ilgili olarak, gelir ve kurumlar vergisi borcunun ilgili hesap dönemi kapandıktan sonra beyan, tarh ve tahakkuk ettirileceği, murisin 03/11/2012 tarihinde vefat ettiği göz önünde bulundurulduğunda 2012 yılı dönemine ilişkin kurumlar ve gelir vergisi borçlarının henüz doğmadığı, buna göre olmayan borcun matrahtan indirilmesi de söz konusu olamayacağından bu iddiaların hukuka aykırı olduğu; murisin Bank Asya Amasya Şubesi’ne olan 907.053,57 TL tutarındaki şahsi borcunun indirilmesi gerektiği iddiasıyla ilgili olarak ise söz konusu borcun mirasçılar tarafından beyan edildiği, nitekim düzenlenen vergi tekniği raporunda da bu beyanın kabul edildiği, bu nedenle bu iddia hakkında çekişme bulunmadığının görüldüğü, olayda, mirasçılar tarafından verilen beyannameler, murisin ortağı olduğu şirkete ve murisin şahsi işletmesine ait öz sermayelerin tespiti amacıyla düzenlenen 17/10/2016 tarih ve 2016-A-3546/43 sayılı vergi tekniği raporu ve davacının iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, murisin banka hesapları ve araçlarının toplam değeri olan 664.789,66 TL’nin, murisin -düzeltme beyannamesi ile çıkarılan 5 adet taşınmaz düşüldükten sonra- sahip olduğu 57 adet taşınmazın toplam değeri olan 6.917.152,97 TL’nin, murisin şahıs işletmesine ait öz sermaye değeri olan 213.507,32 TL’nin, murisin ortağı olduğu şirketin öz sermayesinin murisin %50 oranındaki hissesine isabet eden tutarı olan 14.277.638,89 TL’nin ve muris lehine keşide edilen çeklerin toplam değeri olan 6.099.438,35 TL’nin toplamından murisin bankaya olan 907.053,57 TL tutarındaki borcunun çıkarılmasıyla bulunan toplam intikal eden tutar olan 27.265.473,62 TL’den davacının hissesine karşılık gelen tutar olan 10.224.552,60 TL matrah üzerinden tarhiyat yapılması gerektiği, davalı idarece ilk tarhiyata esas olan 5.846.086,88 TL tutarındaki matraha 4.237.782,00 TL eklenerek toplam 10.083.868,88 TL tutarında matraha ulaşıldığı anlaşıldığından, davacı adına tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, murisin % 50 hisse ile ortağı olduğu … Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne borcu bulunduğu, bu hususun vergi matrahının tespitinde dikkate alınmadığı, fazladan beyan edilen 17 adet taşınmazın ve murisin ortağı olduğu şirkete ait kurumlar vergisi borcununun matrahtan indirilmesi gerektiği; davalı idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi yolunda verilen kararın temyizinde idarenin menfaati bulunmadığından davalının temyiz isteminin incelenmeksizin reddi; davacı tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları ise verilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Temyiz başvurusu, ilk derece mahkemesinde açılan dava aleyhine sonuçlanan tarafın buna ilişkin kararın bozulması amacıyla üst yargı yerine yapmış olduğu başvurudur. Bu nedenle, bu konudaki istemin incelenebilmesi için, başvuruda bulunanın ilk derece veya istinaf mahkemesi kararının ya da kararın ilgili hüküm fıkrasının bozulmasında menfaatinin bulunması gereklidir.
Olayda, davayı reddeden mahkeme kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine dair kararla davalı idarece elde edilmek istenilen hukuki sonuç hasıl olduğundan, davalı idare tarafından temyizen ileri sürülen iddiaların incelenmesi hukuken mümkün değildir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Davalı idarenin temyiz isteminin ise İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.