Danıştay Kararı 7. Daire 2021/106 E. 2022/2109 K. 17.05.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2021/106 E.  ,  2022/2109 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/106
Karar No : 2022/2109

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, bandrolsüz sigara bulundurduğundan bahisle 2017 yılı Eylül dönemi için re’sen tarh edilen ait özel tüketim vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezası ile 2019 yılı Nisan dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının gecikme faiziyle tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu ödeme emri muhteviyatı tarhiyat ve cezaların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve alacakların kesinleşerek tahsil edilebilir aşamaya geldiği görüldüğünden, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında açılan ceza davasının neticesinin bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmekte ve duruşma yapılması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/05/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz başvurusu, davacı adına, 2017 yılı Eylül dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ile 2019 yılı Nisan dönemine ait özel usulsüzlük cezası ve gecikme fazinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulmasına ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcunun olmadığı veya kısmen ödediği ya da zaman aşımına uğradığı iddialarıyla, ödeme emrinin iptali istemiyle dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ihbarnameye karşı dava açılmamış olması ödeme emri safhasında böyle bir borcun olmadığı yolundaki davacı iddialarının incelenmesine engel teşkil etmemektedir.
Bakılmakta olan davada, davacı tarafından nakliyecilik işi yaptığı kendisine kapalı olarak teslim edilen ve içinde ambalaj malzemesi olduğu beyan edilen kolilerin içinde yer aldığı, çuvalların içine bakma ihtimalinin bulunmadığı, dışarıdan bakılınca sigara olduğu bilinemeyecek durumda olan ve mahiyetinden haberdar olmadığı eşyanın kendisine ait olmadığı iddia edilmektedir.
Bu durumda; davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde sözü edilen “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu tartışılmak suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, bu durum irdelenmeden verilen mahkeme kararında hukuksal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.