Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/5036 E. , 2022/3605 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5036
Karar No : 2022/3605
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli … tarih ve … sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında 2008 ve 2009 yıllarında tescilli 17 adet beyanname muhteviyatı eşyalara ilişkin gümrük ve katma değer vergileri, kaynak kullanımını destekleme fonu payı, dampinge karşı vergi ile para cezasının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, asıl amme borçlusu şirket adına 2008 ve 2009 yıllarında tescilli beyannameler nedeniyle alınan ek tahakkuk ve ceza kararlarının 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 197. maddesi uyarınca gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra, 02/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla zamanaşımına uğrayan söz konusu alacakların tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemine ilişkin karar verilmesine gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli … tarih ve … sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında 2008 ve 2009 yıllarında tescilli 17 adet beyanname muhteviyatı eşyalara ilişkin gümrük ve katma değer vergileri, kaynak kullanımını destekleme fonu payı, dampinge karşı vergi ile para cezasının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 108. maddesinde; serbest dolaşımda olmayan eşyanın, işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmesi amacıyla, gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle, dahilde işleme rejimi kapsamında geçici olarak ithal edilebileceği; eşyanın işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, teminatın iade olunacağı; eşyanın bu şekilde dahilde işleme rejiminden yararlanmasına, şartlı muafiyet sistemi denildiği; 238. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde de, bu Kanun’un 108 ilâ 127. maddelerde düzenlenen dahilde işleme rejimine ilişkin hükümlerin ihlali halinde eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin tahsili yanında, bu vergilerin iki katı tutarında para cezası alınacağı kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 184. maddesinin 1. fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde; 183. maddede belirtilen haller dışında, (a) bendinde, ithalat vergilerine tabi eşyanın geçici depolanmasından veya tabi tutulmuş olduğu gümrük rejiminin uygulanmasından doğan yükümlülüklerden birinin yerine getirilmemesi durumunda; (b) bendinde ise, eşyanın söz konusu gümrük rejimine tabi tutulmasına veya nihai kullanımı nedeniyle indirimli yahut sıfır ithalat vergi oranı uygulanmasına ilişkin koşullardan birine uyulmaması hallerinde ve bu fiillerin geçici depolamanın veya ilgili gümrük rejiminin yanlış uygulanması sonucunu yarattığının tespit edilmesi halinde gümrük yükümlülüğünün ithalat nedeniyle doğacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer yandan; 4458 sayılı Kanun’un 197. maddesinin 2. fıkrasında, yapılan denetimler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1. fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, bu Kanun’da yer alan amme borçlusu veya borçlu teriminin amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilcisi veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini’ ifade ettiği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 35. maddesinde, “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” hükmüne yer verilmiş, 55. maddesinin 1. fıkrasında, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere borçlarını ödemeleri lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinin 1. fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın 7 gün içinde böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği, alacağın zamanaşımına uğradığı iddialarıyla dava açabileceği, 8. maddesinde de, hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunacağını hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi anlamına geldiği, 22. maddesinde, verginin tahakkukunun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesi demek olduğu, 93. maddesinde, tebligatın adresleri bilinenlere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ise ilan yolu ile yapılacağı, 101. maddesinde bilinen adreslerin hangileri olduğu, 102. maddesinde; tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarfın üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti, şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilmeyen evrakı çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin edilecek münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı, aynı maddenin son fıkrasında da, adreste bulunamama halinin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyetinden biri veyahut zabıta huzurunda taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza atılmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde tebliğin hangi hallerde ilan yoluyla yapılacağı, 104. maddesinde ise ilan yazısının tebliğ yapan dairenin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı ve bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda değinilen düzenlemelerde, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin ödenmeyen veya tahsili olanaksız kalan amme alacağının, tüzel kişiliği temsil edenlerin ve ortakların mal varlığından alınacağı, ödeme emrinin ancak usulüne uygun olarak tarh, tahakkuk ve tebliğ aşamasından geçtiği halde vadesinde ödenmemesi suretiyle tahsili kabil hale gelen amme alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenebileceği, 6183 sayılı Kanun’a göre yapılacak vergilendirme ile ilgili her türlü evrakın tebliğinin 213 sayılı Kanun’da yazılı usule tabi olacağı ve bilimum evrakların posta ile ya da memur eliyle tebliğ edileceği, ancak bu şekilde yapılan tebligatlara rağmen tebliğ yapılamaması halinde ilanen tebliğ yoluna gidileceği açıklanmıştır.
Mahkemece, uyuşmazlığa konu beyannamelere ait tahakkuk ve para cezalarının beyannamelerin tescil tarihinden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi içinde asıl borçlu şirkete tebliğ edilmediği gerekçesiyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali yönünde karar verilmiş ise de; olayda, dahilde işleme rejimi şartlarının ihlal edildiği hususunun, Sayıştay Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı yazısına istinaden gümrük idaresince tespit edildiği dikkate alındığında, bu tarih itibarıyla, üç yıllık zamanaşımı süresi geçmeden, 02/12/2015 tarihinde asıl borçlu şirkete tebligat yapıldığı, dolayısıyla olayda zamanaşımı bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, asıl amme borçlusu şirket hakkında yapılan tahakkuk ile karara bağlanan para cezasını içeren ödeme emrinin şirketin adresinde bulunamamasından dolayı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28. ve 29. maddeleri uyarınca ilanen tebliği cihetine gidildiği, sonrasında da muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla davaya konu ödeme emrinin düzenlendiği, asıl borçlu şirkete ait ödeme emrine ilişkin tebliğ evrakının, belirtilen adresten taşınmış olması nedeniyle merciine iade edilmesi üzerine, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 8. maddesi delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 103. ve müteakip maddeleri uyarınca ilanen tebliğ yoluna gidilmesi gerekirken, belirtilen usule uyulmaksızın 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre ilanen tebliğ edildiği anlaşıldığından, usulüne uygun şekilde kesinleşmeyen amme alacağının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılması karşısında, temyize konu kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.