Danıştay Kararı 8. Daire 2016/14819 E. 2021/2182 K. 08.04.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2016/14819 E.  ,  2021/2182 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/14819
Karar No : 2021/2182

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) …
Vekili : Av. …
2- (Davalı) … Belediye Başkanlığı – …
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: …
Düşüncesi :İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, …Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalışmakta iken 24.05.2012 tarihinde Avcılar … Mahallesi … Caddesi girişinde bulunan arızalı çöp konteynırının havaya kaldırılırken aparatından ayrılarak davacının ayağına düşmesi sonucu malul kalan davacının uğranıldığı iddia olunan zararlarına karşılık 10.000,00-TL maddi ve 60.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 70.000,00- TL tazminatın, olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; meydana gelen iş kazasında tarafların kusur durumlarının belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 13.06.2016 tarihli raporda; davalı …Belediye Başkanlığı’nın kusur oranın %40, davacının kusur oranının %40, dava dışı vinç operatörünün kusur oranının %20 olduğu görüş ve kanaatine yer verildiği, işgücü kaybı nedeniyle oluşan zararın belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 24.10.2015 tarihli raporda; davacının %10 maluliyet oranı üzerinden iş gücü kaybından kaynaklı zararının 102.704,13-TL olarak hesaplandığı, davacının 102.704,13-TL’nin maddi zararının davalı idarenin (%40) kusur oranına oranlanması sonucu 41.081,65-TL olduğu, talep ile bağlılık ilkesi uyarınca 10.000,00-TL maddi zararın idareye başvuru tarihi olan 25.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine; manevi tazminat istemi yönünden ise, davacının duyduğu elem ve ızdırabın etkileri ve kazada %10 iş gücü kaybına uğraması nedeniyle bu durumun gelecekte sosyal yaşamını etkileyip olumsuz etkiler yaratacağı, davalı idarenin olaydaki kusur durumu ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması bakımından talep edilen 60.000,00-TL manevi tazminatın 10.000,00-TL ‘lik kısmının kabul edilmesi, fazlaya ilişkin 50.000,00-TL’lik kısmının ise reddine, kabul edilen manevi tazminat miktarının idareye başvuru tarihi olan 25.11.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, …Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde şoför kadrosunda çalışan davacının, 24.05.2012 tarihinde …… Mahallesi, … Caddesi girişinde bulunan arızalı çöp konteynırını sağlam olanıyla değiştirmek üzere yanına vinç şoförünü de alarak konteynırın bulunduğu yere gittiği, çöp konteynırının yerinden çıkarıltılıp yere koyulmaya çalışıldığı esnada vincin boşalması sonucu konteynırın ayağına düşmesi nedeniyle iş kazası geçirdiği, meydana gelen iş kazasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 10.000,00-TL maddi ve 60.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 70.000,00- TL tazminatın, olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesi’nce verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının onanması gerekmektedir.
Temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
İdare Mahkemesi’nce olayda davalı idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa kusur oranının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 13.06.2016 tarihli raporda; davalı Avcılar Belediye Başkanlığı’nın işveren olarak davacının iş sağlığı güvenliği eğitimlerini vermemesi, görev tanımlarını yapmaması, kaldırma ekipmanlarının periyodik muayenesinin yapılmaması, ilgili iş ekipmanları için talimat hazırlamaması ve ehliyeti yeterli olmayan bir personel çalıştırması nedeniyle asli olarak ve %40 oranında sorumlu olduğu, davacı kazazedenin operasyon sırasında bulunmaması gereken yerde ve davranmaması gereken bir davranışta bulunması, iş güvenliği kurallarına uymaması nedeniyle asli olarak ve %40 oranında sorumlu olduğu, vinç operatörünün eksik iş ekipmanı ile çalışmaya devam ederek hem kendisini hem de diğer çalışma arkadaşını tehlikeye atması nedeniyle tali olarak ve %20 oranında sorumlu olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi’nce davalı idarenin %40 oranında kusur sorumluluğu bulunduğu dikkate alınarak karar verilmiş ise de, vinç operatörünün kamu görevini yürüttüğü esnada, göreviyle ilgili hizmetin araç ve olanaklarını kullanarak iş güvenliği kurallarına aykırı hareket etmek suretiyle yaptığı kusurlu hareketin davalı idarenin kusur sorumluluğundan bağımsız düşünülemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığından, davalı Belediye’nin olaydaki sorumluluk oranının vinç operatörüne yüklenen kusur oranı da eklenerek belirlenmesi, yani toplamda %60 kusur oranı (%40 davalı belediye kusur oranı+ %20 vinç operatörü kusur oranı) esas alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde bir karar verilebilmesi için öncelikle adli yargıda vinç operatörü aleyhine bir tazminat davası açılıp açılmadığı, açılmış ise operatör tarafından davacıya bir tazminat ödenmesine karar verilip verilmediğinin de araştırılması, eğer bir ödeme söz konusu ise bu miktarın işbu davada verilecek kararda dikkate alınması gerektiği de tabiidir.
Öte yandan, sürekli iş gücü kaybı nedeniyle açılan tam yargı davalarında işleyecek dönem başındaki aylık gelir belirlenirken “net kazancın” esas alınması gerektiği Danıştay’ın yerleşik kararlarında ilke olarak kabul edilmiştir. İdare Mahkemesi’nce hükme esas alınan 24.10.2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda da bilirkişi tarafından net kazancın esas alındığı belirtilmiş ise de davacının maaş bordrosunda yer alan brüt kazanç miktarı üzerinden hesaplama yapıldığı görülmektedir.
Bu itibarla, davacının sürekli iş gücü kaybına bağlı gerçek maddi zararının yeniden yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya konulması gerekmektedir.
Bunun yanı sıra, davacı tarafından temyiz dilekçesinde, kusur bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının Mahkemece değerlendirilmeksizin hüküm kurulması nedeniyle dava dilekçesinde talep edilen miktarı arttıramadıkları, kendilerine bu imkanın tanınmadığı belirtilmektedir. Kusur bilirkişi raporunun iş gücü kaybına bağlı zararın hesaplandığı bilirkişi raporundan sonra alındığı, kusur raporuna yönelik yapılan itirazların karşılanmadığı ve idari yargılama usulünde miktar artırımına ilişkin taleplerin bir defaya mahsus yapılabildiği de dikkate alındığında, Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden yapılacak hesaplama sonrası belirlenecek yeni zarar miktarına göre davacının talep ettiği miktar yönünden artırım yapabilme hakkının saklı olduğu da açıktır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/04/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.