Danıştay Kararı 8. Daire 2016/9559 E. 2021/212 K. 21.01.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2016/9559 E.  ,  2021/212 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/9559
Karar No : 2021/212

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacılar) … ‘a velayeten Kendi adlarına asaleten … ve …
Vekili : Av. …
2- (Davalı) … Bakanlığı
Vekili : …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, … İlçesi, … İlköğetim Okulu’nda Anasınıfı öğrencisi olan … ‘a 30.12.2010 tarihinde okul arkadaşı tarafından sol gözüne kalem batırıldığı ve görme kaybına neden olduğu iddiasıyla davalı idarenin bakım, gözetim ve kollama görevini ihlal etmek suretiyle hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uzuv kaybı için 130.000-TL maddi ve 15.000TL’si baba, 15.000TL’si anne için olmak üzere toplam 130.000-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacının okul arkadaşı tarafından sol gözüne kalem batırıldığı ve görme kaybına neden olduğu olayda davalı idarenin bakım, gözetim ve kollama görevini ihlal etmek suretiyle hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varılmış olup bu bağlamda davacının talebi ile bağlı kalınarak 130.000-TL maddi tazminat talebinin kabulüne, olayın meydana geliş şekli, mağdurun yaşı ve davacılara yakınlığı gibi hususlar topluca göz önünde bulundurulduğunda, anne için 15.000-TL ve baba için 15.000-TL olmak üzere toplam 45.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminatın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 5.250-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, İstanbul İli, …İlçesi, …İlköğetim Okulunda Anasınıfı öğrencisi olan …’a 30.12.2010 tarihinde okul arkadaşı tarafından sol gözüne kalem batırıldığı ve görme kaybına neden olduğu iddiasıyla davalı idarenin bakım, gözetim ve kollama görevini ihlal etmek suretiyle hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uzuv kaybı için 130.000-TL maddi ve 15.000TL’si baba, 15.000TL’si anne için olmak üzere 130.000-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktır.
Mahkeme kararının, anne ve baba için toplamda 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Mahkeme kararının, davacı çocuk için 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilirkişi raporunda, 31/12/2010 tarihinde ilk kez bir göz merkezine başvuran hastanın yapılan muayenesinde korneal preforasyona eşlik eden ağır endoftalmi ( göz içi iltihabı) bulguları tespit edildiğinin anlaşıldığı, söz konusu göz lezyonun iddia edildiği şekilde göze yönelik kalem sokulması sonucu oluşmasının tıbben mümkün olduğu, Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. … tarafından düzenlenen raporda; “Hastada siklitik membran tanısıyla 19/01/2011 tarihinde genel anestezi altında pupilloplasti ameliyatı yapıldığı, IOL önünde ve arkasında tekrar siklitik membran oluştuğundan tekrar 30/03/2011 tarihinde pupilloplasti ameliyatı olduğu, tekrar yine IOL on ve arka yüzünde yine fibrovasküler membranlar temizlendiği, pupilla alanını kaplayan çok ağır durumda olan fibrovasküler elemanlar temizlendiği, retinanın tümüyle kendi üzerinde katlanmış olduğunun görüldüğü, PVR D3 devresinde total retina dekolmanı mevcut olduğu, retinotomi yapıldığı, retina yatıştırıldığı, endololaser yapıldığı, silikon yağı verildiği, ameliyat sonu retina yatışık olduğu, 13/05/2013 tarihli muayenesinde sağ göz vizyonu 10/10 olup, herhangi bir patoloji olmadığı, sol göz vizyon ışık negatif olduğu ve fundus seçilemediği” belirtildiği, Florence Nightingale Hastanesi’nin … tarihli, … sayılı ameliyat raporunda; ” GA sol pupilloplasti, IOL arkasında ve önündeki membran alındığı” bildirildiğine göre; … oğlu 2005 doğumlu … 30/12/2010 tarihinde geçirdiği olaya bağlı gelişen, arızası sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleğinin olduğu anlaşılmakla meslek grup numarası Grup 1 kabul olunarak; E cetveline göre; % 32,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 2 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceği belirtilmiştir.
Manevi tazminat, zararı karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ısdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın meydana gelen zararı giderecek bir oranda olması da gerekmektedir.
Dava konusu olayda, davacı çocuğun yaşı, olayın oluş şekli ve süreci değerlendirildiğinde davacı çocuk için sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek şekilde mahkemece manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkeme kararının, davacılara toplamda 130.000 TL maddi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde, “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tebligat ve cevap verme” başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasında; “Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, davacılar açısından meydana gelen olay nedeniyle oluşan zararının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacı … ‘ın iş gücü kaybından kaynaklı tesbiti mümkün maddi zararının 173.466,39-TL olduğu, talep ile bağlı kalınarak 130.000 TL maddi tazminatın kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ”Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir” cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ”Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. ” cümlesi eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanunun 4. maddesinin (Tasarının 3. maddesi) gerekçesinde, ”AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.” ifadesine yer verilmiştir.
Bu durumda, her ne kadar 2577 sayılı Yasa’da bu yönde açık bir düzenleme bulunmasa da hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, tazminat davalarında mahkemelerce esas hakkında karar verilmeden önce bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise bilirkişi raporunun veya yoksun kalınan parasal hak davalı idareye hesaplatılmışsa idarenin hesaplamaya ilişkin cevabının tebliğ edilmek suretiyle ya da bunların hiçbirine başvurulmamış ise ara kararı ile dosyanın esas hakkında karar verilebilecek durumda olduğunun veya dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacıya bildirilerek tazminat talep miktarını artırmak isteyenlere ıslah hakkı imkanı tanınması hakkaniyet gereğidir.
Nitekim, davacı dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla” ifadesini kullanarak miktar arttırımında bulunabileceği ihtimalini de ortaya koymuştur. Bununla birlikte temyiz dilekçesinde de ıslah talebinde bulunmuştur.
Sonuç olarak uyuşmazlık konusu olayda, idare mahkemesince davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi tazminat ödenmesine hükmedildiği halde karar verilmeden önce yukarıda belirtildiği şekilde davacıya bilirkişi raporuna göre esas hakkında karar verileceğinin bildirilmediği, yani bir başka anlatımla davacıya 2577 sayılı Yasa’da tanınan miktar arttırım hakkını kullanmasına fırsat tanınmadığı anlaşıldığından, davacıya istenilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının davacının anne-babası için 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının onanmasına, davacı çocuk için 15.000 TL manevi tazminat ile davacılara 130.000 TL maddi tazminat ödenmesine ilişkin kısımlarının bozulmasına, bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 21/01/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.