Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2016/9958 E. , 2021/1242 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/9958
Karar No : 2021/1242
Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalı) … Bakanlığı – ANKARA
2- (Davacı) … A.Ş.
Vekilleri : Av. … – Av. …
Av. …
Davalı Yanında Davaya Katılan : …
Vekili : Av. …
İstemlerin Özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı Adalet Bakanlığı ile katılan tarafından savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Mahkeme kararının redde ilişkin kısmının onanması, iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul Barosuna kayıtlı avukatlar …, …, … hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.02.2014 tarihli yazısı ile bildirilen … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin şikayetli avukatların karar düzeltme süresinin geçirilmesinde sorumluluklarının bulunmadığından bahisle soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmının iptaline, işlemin şikayet edilen avukatların önceki vekaletnameye dayanarak yaptıkları iş ve işlemler ile yaptıkları tahsilatları iade etmemeleri ile ilgili olarak soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmı bakımından ise uyuşmazlığın hukuki mahiyet arz ettiği ve suç oluşturmadığı, avukatların müvekkil adına yaptıkları tahsilattan müvekkilden alacakları nispetinde hapis hakkı kullanabilecekleri gerekçesiyle hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesinde, “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığı’nın vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır…”; 59. maddesinin 1. fıkrasında da, “58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukatlar …, …, … hakkında aralarındaki avukat-müvekkil ilişkisinin 28.12.2012 tarihinden itibaren sona erdiği ve azil edildikleri vekaletlerinde ahzu kabz yetkilerinin bulunmadığını bilmelerine rağmen icra dosyalarından tahsilat yapmaya ve ibraname düzenlemeye devam ettikleri, böylelikle hukuka aykırı olarak ele geçirdikleri meblağlar üzerinde kanuna aykırı olarak hapis hakkı kullandıkları, fesih sonrasında kendilerine iade edilmesi gereken bilgi, belge ve dosyaları tam olarak iade etmedikleri, Av. …’e yapılan tebligatın gereğinin zamanında yapılmaması nedeniyle … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E…. sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan davalarında karar düzeltme istemlerinin Yargıtay … Dairesince 21.05.2013 tarihinde süre yönünden reddine karar verildiği iddiasıyla şikayet edilen avukatların görevlerini kötüye kullandıkları ve görevlerini ihmal ettikleri gerekçesiyle 26.09.2013 tarihinde … Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 09.01.2014 tarihli fezleke ile şikayet edilen avukatlar hakkında fesih sonrasında önceki vekalete istinaden icra müdürlükleri nezdinde yaptıkları işlemler ve tahsilatlar bakımından soruşturma izni verilmesi , diğer iddialar bakımında ise 28.12.2012 tarihi itibariyle vekalet ücreti alacağına ilişkin icra dosyaları hariç tüm dosyaların elektronik ortamda davacıya teslim edildiği ve … Asliye Ticaret Mahkemesi’ne 11.01.2013 tarihinde 28.12.2012 tarihi itibariyle vekalet görevlerinin sona erdiği hususunun bildirilmesi nedeniyle soruşturma izni verilmemesi yönünde görüş bildirildiği, Adalet Bakanlığınca … İcra Müdürlüğü’nün … ve … İcra Müdürlüğü’nün … sayılı takiplerine konu alacağın karşı taraf ilâm vekâlet ücreti olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/son maddesi uyarınca Avukat …’ın bahse konu miktarları, vekâletnamede ahzu kabz yetkisi olmasa ve vekâlet ilişkisi 28/12/2012 tarihinde son bulsa da tahsil edebileceği, kaldı ki ibranamenin de avukatın alacağı olan vekâlet ücretine ilişkin olduğu, dava ve icra takip dosyalarının ise elektronik ortamda 28/11/2012 tarihli tutanak ile müşteki şirketin vekillerine teslim edildiği, esasen taraflar arasında, vekâlet ücreti alacağı ve yetkisiz temsil iddialarından kaynaklanan kısmî anlaşmazlığın hukuki mahiyet arz ettiği merciince çözümlenmesi mümkün iken şikâyete konu edildiği, nitekim şikâyet olunan avukatın vekâlet ücreti alacağının tahsili amacıyla … Asliye … Hukuk Mahkemesinin … ve aynı yer Asliye … Hukuk Mahkemesinin … esaslarına kayden açtığı itirazın iptali davalarının neticesine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümleneceği, bu sebeple ilgili iddiaların kısmen doğrulanmadığı, kısmen de eylemlerin muahezeyi gerektirmediği, İcra Müdürlüğünün ihtarı üzerine Avukat …’ın bahse konu miktarın 26.976,71 Türk lirasını 11/11/2013 tarihli banka dekontu karşılığında iade ettiği, adı geçen avukatların, bakiye kısım üzerinde 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 166/1. maddesinde yer alan, “avukatın, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri avukatlık ücreti ve giderinin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabileceği” şeklindeki düzenleme karşısında, yasal hapis hakkını kullanabilecekleri, esasen taraflar arasında, vekâlet ücreti alacağı ve yetkisiz temsil iddialarından kaynaklanan anlaşmazlığın hukuki mahiyet arz ettiği merciince çözümlenmesi mümkün iken şikâyet konu edildiği, adı geçen avukatların, bahse konu Ticaret Mahkemesi dava dosyasının da içinde bulunduğu tüm icra takip ve dava dosyalarını, elektronik ortamda 28/11/2012 tarihli tutanakla müşteki şirketin vekillerine teslim etmeleri ve dava dosyasına kendilerine tebligat yapılmamasına dair 11/01/2013 havale tarihli dilekçe ile bildirimde bulunmaları karşısında, şikâyetçi şirketin yeni vekillerince karar düzeltme isteminde bulunma süresinin geçirilmesi dolayısıyla sorumluluklarının olmadığı, bu sebeple eylemin muahezeyi gerektirmediğinden bahisle adıgeçen avukatlar hakkında soruşturma izni verilmemesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda; davacı şirket ile şikayet edilen avukatlardan Av. … arasında 28.12.2000 tarihinde imzalanmış bir Avukatlık Sözleşmesi bulunduğu, anılan sözleşme yürürlükte iken davacı şirketin Rekabet Kurulu’nun 12.03.2009 tarihinde aldığı bir karara istinaden kira ve intifa sürelerine dayalı tazminat alacaklarından kaynaklı 259 adet davasının takibi için 17.03.2010 tarihinde münhasıran bu davalara özgü Avukatlık Sözleşmesi imzalandığı, tarafların anılan davalardan uzlaşma ile sonuçlanan 138 adet davanın 135’i bakımından vekalet ücreti alacağı hususunda anlaşamadıkları, şikayet edilen Av. …’ın … Noterliği’nin … tarih ve … Yevmiye No’lu ihtarnamesi ile davacı şirketi uzlaşmaya davet ederek aksi halde icra takibine geçileceği hususunu ihtar ettiği, ihtarnamenin davacı şirkete 12.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği, talebin karşılanmadığı gerekçesiyle şikayet edilen Av. … tarafından … İcra Müdürlüğü’nün, E…. sayılı dosyası üzerinden 22.10.2012 tarihinde icra takibine başlandığı, davacı şirket tarafından bu takibe 30.10.2012 tarihinde itiraz edilmesi üzerine şikayet edilen avukat tarafından 21.11.2012 tarihinde … Adliye Hukuk Mahkemesi’nin E…. Esasında itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle dava açıldığı, davacı şirketin … Noterliği’nin … tarih ve … Yevmiye No’lu ihtarname ile şikayet edilen avukatı 15 gün içerisinde istifa etmeye davet ederek, ihtarname tarihinden itibaren bir ay içerisinde aralarındaki 28.12.2000 ve 17.03.2010 tarihli Avukatlık Sözleşmesinin fesih edildiğinin bildirildiği, şikayet edilen avukatın vekalet ücreti alacağından kaynaklı icra dosyaları hariç dava ve icra dosyalarının elektronik ortamda 28.11.2012 tarihli tutanak ile davacı şirketin avukatları Av. … ve Av. …’e teslim edildiği, davacı şirket tarafından 19.02.2013 tarihli noter ihtarı ile teslim edilmediği belirtilen iki adet dosyanın da bildirilecek yetkili kişilere 25.02.2013 tarihi saat 10.00-16.00 arasında teslim edilebileceğinin 22.02.2013 tarihli noter ihtarı ile bildirildiği, … İcra Müdürlüğü’nün E…. ve … İcra Müdürlüğü’nün E…. sayılı dosyaları üzerinden yapılan takip ve tahsilatlar ile düzenlenen ibranamelerin şikayet edilen avukatın mahkeme ilamına dayalı karşı taraf vekalet ücreti olduğu ve 1136 sayılı Kanun’un m.164/son uyarınca bu alacağın avukata ait olduğu, … İcra Müdürlüğü’nün E…. sayılı dosyası üzerinden yapılan tahsilatın ise 23.11.2012 tarihli fesih tarihinden önce 15.10.2012 tarihinde Av. … tarafından 32.041,73-TL olarak çekildiği, … Noterliği’nin … tarih ve … Yevmiye No’lu ihtarnamesi ile ilama dayalı karşı taraf vekalet ücreti ile icra masraf ve vekalet ücretleri düşüldükten sonra anılan meblağın 26.872,12-TLsi üzerinde yasal hapis hakkı kullanıldığının davacı şirkete bildirildiği, davacı şirketin 27.12.2012 tarihli ihtarname ile anılan meblağı şikayet edilen avukatın alacaklarından mahsup ettiklerini bildirdiği, ancak vekalette ahzu kabz yetkisi olmaması nedeniyle İcra Müdürlüğü’nün talebi üzerine sözkonusu meblağın 11.11.2013 tarihinde Av. … tarafından 26.976,71-TL olarak banka dekontu karşılığı İcra Müdürlüğü’ne iade edildiği, şikayet edilen avukatların davacı vekili olarak takip ettikleri tüm dava ve icra takip dosyalarına 11.01.2013 havale tarihli dilekçeler ile 23.12.2012 tarihi itibariyle davacı şirketin vekilliğinden azil edilmiş olmaları nedeniyle kendilerine tabligat yapılmamasını bildirdikleri, anılan tebligatın ise şikayet edilen Av. …’e 23.01.2013 tarihinde yapıldığı, davacı şirkete ait dosya ve icra takiplerinin 28.11.2012 tarihli tutanak ile davacı şirket avukatlarına elektronik ortamda teslim edildiği, 19.02.2013 tarihli noter ihtarına konu teslim edilmeyen iki adet dosya arasında karar düzeltme istemi süre bakımından reddedilen … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E…., K…. sayılı kararına konu dosyanın bulunmadığı, bu durumda sözkonusu dosyanın davacı şirket avukatlarına anılan Yargıtay ilamının tebliğinden iki ay kadar önce iletildiği, şikayet edilen avukat ile davacı arasında vekalet ücreti alacağından kaynaklanan hukuki anlaşmazlıklardan kaynaklı davaların … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E…. sayılı dosyası üzerinden birleştirildiği, anılan davanın şikayet edilen Av … lehine tam kabulle sonuçlandığı ve Yargıtay incelemesinden geçerek 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin, şikayet edilen avukatların azil edilmelerine karşın ahzu kabz yetksi içermeyen önceki vekaletnameye dayanarak yaptıkları iş ve işlemler ile tahsilatları iade etmeyerek hapis hakkını hukuka aykırı olarak kullandıkları iddiası ile yapılan şikayet ile ilgili olarak soruşturma izni verilmemesine yönelik kısmı bakımından davanın reddine ilişkin kararının incelenmesinden;
Temyize konu mahkeme kararının, davanın reddine ilişkin kısmına ilişkin olarak 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, davacının bu kısma ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin şikayetli avukatların karar düzeltme süresinin geçirilmesinde sorumluluklarının bulunmadığından bahisle soruşturma izni verilmemesine yönelik kısmının iptaline ilişkin kararının incelenmesinden;
Şikayet edilen avukatların davacı vekili olarak takip ettikleri tüm dava ve icra takip dosyalarına 11.01.2013 havale tarihli dilekçeler ile 23.12.2012 tarihi itibariyle davacı şirketin vekilliğinden azil edilmiş olmaları nedeniyle kendilerine tabligat yapılmamasını bildirdikleri, anılan tebligatın ise şikayet edilen Av. …’e 23.01.2013 tarihinde yapıldığı, davacı şirkete ait dosya ve icra takiplerinin 28.11.2012 tarihli tutanak ile davacı şirket avukatlarına elektronik ortamda teslim edildiği, 19.02.2013 tarihli noter ihtarına konu teslim edilmeyen iki adet dosya arasında karar düzeltme istemi süre bakımından reddedilen … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E…., K.2011/194 sayılı kararına konu dosyanın bulunmadığı, bu durumda sözkonusu dosyanın davacı şirket avukatlarına anılan Yargıtay ilamının tebliğinden iki ay kadar önce iletildiği, mahkeme kalemin de durumdan haberdar olması karşısında sürenin kaçırılmasına ilişkin sorumluluğun şikayet edilen avukatlarda bulunmaması karşısında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin reddi ile … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına oybirliği ile, davalının temyiz isteminin kabulü … İdare Mahkemesinin temyize konu karının iptale ilişkin kısmının bozulmasına oyçokluğu ile, dosyanın bozulan kısımları hakkında yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/02/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın, dava konusu işlemin şikayetli avukatların karar düzeltme süresinin geçirilmesinde sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine yönelik kısmının iptaline ilişkin kısmı da usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, Mahkeme kararının iptale yönelik kısmının da onanması gerektiği görüşüyle kararın bozma kısmına katılmıyorum.