Danıştay Kararı 8. Daire 2018/1034 E. 2022/6319 K. 08.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/1034 E.  ,  2022/6319 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1034
Karar No : 2022/6319

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi, Devlet Konservatuarı, Müzik Bölümü, Piyano Anasanat Dalı, Piyano Sanat Dalı’nda öğretim görevlisi olan davacı tarafından, … Üniversitesi Rektörlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile yoksun kalınan mali hakların yasal faizi ile birlikte tazmini ve tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 2547 sayılı Yasa’nın 31. maddesi kapsamında yeniden görev süresinin uzatılması konusunda idarenin yetkisinin bağlı yetki ile bağlı olmaksızın takdir hakkı kapsamı içerisinde kaldığı, idarenin bu takdir yetkisini kullanırken hukuken geçerli bir nedene dayanmak zorunda olduğu, görev süresinin uzatılması sırasında idarece ilgililerin geçmiş hizmetleri, varsa görevde iken geçirdiği disiplin soruşturmalarının dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda Devlet Memurluğundan çıkarma cezası önerilen davacının görev süresini uzatmama yönündeki dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; bir ülkenin gelişmişlik düzeyini sağlayan önemli unsurlardan olan eğitimde ve bilimsel araştırmalarda görev alan ve yıllarca edindikleri deneyim, araştırma ve çalışmalarla eğitim hizmetinin görülmesine katkı sağlayan yılların birikimine sahip bir öğretim elemanının, doğrudan kamu düzenini bozucu bir faaliyeti saptanmadan, görevi ile ilgili herhangi bir başarısızlığı ya da yetersizliği tespit edilmeden, hizmetine ihtiyaç olmadığına yönelik hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir gerekçe gösterilemeden davacının görev süresinin uzatılmamasına dair işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… Üniversitesi, Devlet Konservatuarı, Müzik Bölümü, Piyano Anasanat Dalı, Piyano Sanat Dalı’nda 11/10/1999 tarihinden bu yana öğretim görevlisi olan davacı tarafından, 30/09/2016 tarihli Rektörlük onayıyla sözleşmesinin yenilenmeyerek kadrosunun boşaltılmasına ilişkin olarak tesis edilen … Üniversitesi Rektörlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile yoksun kalınan mali hakların yasal faizi ile birlikte tazmini ve tüm özlük haklarının iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ‘Öğretim görevlileri’ başlıklı 31. maddesinde; “Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece dava konusu işlemin gerekçesi olarak görev süresinin uzatılması hususunda idarelerinin takdir hakkının bulunduğu, Devleti katliam yapmakla itham eden, Devletin varlığı ve bağımsızlığı aleyhine ifadelere yer veren 12/01/2016 tarihli bildiriye imza atan davacı hakkında görevden uzaklaştırma kararının verildiği, başlatılan disiplin soruşturması sonucunda ise Devlet Memurluğundan çıkarma cezasının teklif edildiği hususlarına yer verilmiştir.
Bir grup akademisyen tarafından, yayımlanan bir bildiriye (“Barış İçin Akademisyenler Bildirisi” veya “Bu Suça Ortak Olmayacağız Bildirisi”) imza verenlerin terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurular üzerine, anılan Mahkeme’nin 26/07/2019 tarih ve 2018/17635 Başvuru No.lu kararında; “yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı” gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Anılan bildiriye (“Barış İçin Akademisyenler Bildirisi” veya “Bu Suça Ortak Olmayacağız Bildirisi”) imza verenler hakkında disiplin cezalarına hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına yönelik olarak Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru üzerine, anılan Mahkeme’nin 29/06/2022 tarih ve 2017/30653 Başvuru No.lu kararında; “başvurucuların ifade özgürlüklerine yönelik 657 sayılı Kanun’un 125. maddesine dayanılarak yapılan disiplin cezası şeklindeki müdahalelerin kanunla öngörülmediği kanaatine ulaşılmıştır.” gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; davalı Üniversite tarafından, … tarih ve … sayılı yazıyla davacıya Devlet Memurluğundan çıkarma cezası verilmesinin uygun olduğu bildirilerek, anılan cezanın verilmesini teminen dosyanın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderilmesi üzerine, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararında, davacının Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığından bahisle davalı Üniversitenin teklifine ilişkin olarak bir işlem yapılmadığı hususuna yer verildiği görülmekle birlikte, davacı hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan dolayı açılan davada ise; … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi kararından hareketle davacı hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; görev süresinin uzatılmaması konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığının ortaya konulabilmesi için geçerli ve somut olarak ortaya konulmuş objektif nedenlerin bulunması gerekmekte olup tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacının, 07/02/2017 tarih ve 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı anlaşılmakla birlikte; idari işlemlerin hukuki denetiminde tesis edildikleri tarihteki duruma göre hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirileceği, dava konusu işlemin de davacının görev süresinin uzatılmaması olduğu, davacının kamu görevinden çıkarılması işleminin başka bir davanın konusunu oluşturduğu, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptal edilmesinin davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemini ortadan kaldırmayacağının hukuken kabulü gerektiği açıktır.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bu durumda; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine,
4. Kesin olarak, 08/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır.
Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının süresi biten sözleşmesinin yenilenmediğinin bildirilmesi şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum.