Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/1311 E. , 2021/6270 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1311
Karar No : 2021/6270
TEMYİZ EDENLER : 1- (Davacı) … Çimento Sanayi ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av….
2- (Davalı) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- (Davalı) … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 1- Ankara ili … ilçesinde davacı uhdesinde bulunan II-a grubu işletme ruhsatı ve izni sahibi davacının, maden ruhsat sahasında 2013 ve 2014 yıllarına ait satış bilgi formlarının teşviksiz olarak düzenlenerek yeniden verilmesi, aksi takdirde 20.000,00 TL idari para cezası uygulanacağı ve bu yıllara ait Devlet hakkının gecikme faizi ile birlikte yatırılması gerektiğine ilişkin … Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile;
2- 2013 yılı Devlet hakkı için … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi, bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte ödenen 137.711,04 TL tutarındaki (vergi dairesi alındısı) tahsil işlemi ile;
3- 2014 yılı Devlet hakkı için … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen 25.02.2016 tarih ve 104.743,46 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte ödenen 116.231,20 TL tutarındaki (vergi dairesi alındısı) tahsil işleminin iptali ve,
4- 253.942,24 TL’nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirketin 2013 yılı için satış bilgi formunu 21.04.2014 tarihinde verdiği, 2014 yılı için satış bilgi formunu 21.04.2015 tarihinde verdiği görüldüğünden, satış bilgi formunun Devlet hakkının tahakkuku ve tahsili yönünden gelir beyanı niteliğinde bulunması nedeniyle Devlet hakkı ve teşvik işlemlerinin, satış bilgi formunun verildiği tarihteki yasal düzenlemeler dikkate alınarak uygulanması gerektiği; 2013 yılı Devlet hakkı ve teşvik uygulaması yönünden; satış bilgi formu 04.02.2015 tarihinden önce 21.04.2014 tarihinde verildiğinden, 02.04.2015’ten önceki düzenlemede yer alan Maden Kanunu’nun 9. maddesinin 2. fıkrası uygulanarak, II (a) grubu maden olan kalker madeni üreten davacı şirket teşvikten yararlandırılarak davacı şirketten % 50 Devlet hakkı alınmaması gerektiği, 2014 yılı Devlet hakkı ve teşvik uygulaması yönünden ise; satış bilgi formu 21.04.2015 tarihinde verildiğinden, 04.02.2015 tarihinde düzenlenen değişik hükümle II(a) grubu madenlerin açık olarak teşvikten yararlanamayacağı kuralı getirildiğinden, davacı şirketin teşvikten yararlandırılmayarak tahakkuk eden Devlet hakkının tamamını ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, … Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin; 2013 yılı Devlet hakkı için tesis edilen 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 137.711,04 TL tutarındaki tahsil işleminde hukuka uyarlık, dava konusu Bakanlık işleminin; 2014 yılı Devlet hakkı için tesis edilen 25.02.2016 tarih ve 104.743,46 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 116.231,20 TL tutarındaki tahsil işleminde ise hukuka aykırılık bulunmadığı, hukuka aykırılığı tespit edilen 2013 yılına ilişkin Devlet hakkı için 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ile hesaplanıp, gecikme zammı ile birlikte tahsil edilen 137.711,04 TL’nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle dava konusu işlemin 2013 yılına ilişkin Devlet hakkı kısmı yönünden, 2013 yılı Devlet hakkı için tesis edilen 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 137.711,04 TL tutarındaki tahsil işleminin iptaline, … tarih ve … sayılı işlemin; 2014 yılına ilişkin Devlet hakkı yönünden, 2014 yılı Devlet hakkı için tesis edilen 25.02.2016 tarih ve 104.743,46 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 116.231,20 TL tutarındaki tahsil işlemi yönünden ise davanın reddine, 2013 yılı için ödenen 137.711,04 TL’nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine, dava kısmen iptal kısmen ret kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı ile davalılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından 2014 yılına ilişkin verilen ret kararının hukuka aykırı olduğu, 2014 yılı içinde üretim yapılırken devlet hakkının teşvik indirimiyle ödeneceğinin bilindiği, 21.04.2015 tarihinde idareye bildirilen üretimin 2014 yılına ait olduğu, idarece 04.02.2015 tarihli 6592 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin geriye yürütüldüğü, mali yükümlülük getiren düzenlemelerin aksine hüküm olmadıkça geriye yürütülemeyeceği, 18.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanunun bu tarihten sonra yapılacak maden satışları hakkında uygulanabileceği, kararda maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olup açılan davanın aynı zamanda tam yargı davası niteliğinde olduğu, benzer şekilde verilen kararlarda nisbi vekalet ücretine hükmedildiği, davanın açılmasına sebebiyet veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulup diğer davalı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın sorumlu tutulmaması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı … Bakanlığı tarafından, sönmemiş kireç, kireç ve suya dayanıklı kireç yapı elemanları imalat sınıfında yer alması nedeniyle teşvikten yararlanamayacağı, kireçtaşının da bir yapı malzemesi olması ve kalkerin de yapı malzemesinin bir hammaddesi olması sebebi ile de teşvik uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 2013 yılına ilişkin Mahkemece verilen kararın, iptal ve kabul kısmının hukuka aykırı bulunduğu, ayrıca kararda maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu, dava konusu miktar üzerinden davalı idareler lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Diğer davalı … Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, … Bakanlığı’nın yazıları gereğince 2013 ve 2014 yıllarına ait devlet haklarının tahakkuk fişlerinin düzenlendiği, 3213 sayılı Maden Kanunu 13. maddesinin 7. fıkrasında tahakkuk eden devlet haklarının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edileceği hükmünün bulunduğu, bu kapsamda idarelerince davacı şirketten ödenmesi istenilen devlet haklarının tahsilatına yönelik işlem tesis edildiği, devlet hakkının uygulanmasına yönelik davanın esasına ilişkin itirazların Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na karşı açılacak davada ileri sürülmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı … Bakanlığınca yapı malzemesi niteliğindeki çimento üretiminde kullanılan madenlerin teşvikten yararlanamayacakları, davacının ürettiği madenin de çimento yapımında kullanılan madenlerden biri olduğu proseste kırma ve öğütme işlemine tabi tutulduğundan teşvik dışı bırakılan madenlerden olduğunun mevzuatta açık şekilde düzenlendiği, bu nedenle 2014 yılına ait devlet hakkının %50 teşvikli olarak ödenmesine imkan bulunmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, diğer davalı ve davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması kısmen gerekçeli onanması ve kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara ili … ilçesinde davacı uhdesinde bulunan II-a grubu işletme ruhsatı ve izni sahibi davacının, maden ruhsat sahası için idareye sunduğu 2013 ve 2014 yıllarına ait satış bilgi formlarının teşviksiz olarak düzenlenmesi ve oluşacak devlet hakkı farklarının gecikme faizi ile istenilmesine ilişkin … Bakanlığı’nın … tarihli … sayılı işleminin iptali ile 2013 yılı Devlet hakkı için … Vergi Dairesince düzenlenen 25.02.2016 tarihli 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi, bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 137.711,04 TL tutarındaki (vergi dairesi alındısı) tahsil işlemi, 2014 yılı Devlet hakkı için … Vergi Dairesince düzenlenen 25.02.2016 tarihli 104.743,46 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 116.231,20 TL tutarındaki (vergi dairesi alındısı) tahsil işleminin iptali ile 253.942,24 TL’nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
24.06.2010 tarih ve 27621 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5595 sayılı Yasa ile değişik 3213 sayılı Maden Kanunu’nun Maden teşvik tedbirleri başlıklı 9. maddesinde “Madencilik faaliyetleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlandırılır. Ancak hazır beton, asfalt ve yapı elemanları üretim tesisleri, imalat sanayi sektörü dışında madencilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmez. Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının % 50’si alınmaz. (Ek cümle: 29/12/2005-5446/1 md.) Bu hüküm I. Grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir. 18.02.2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi değiştirilmiş “Bu hüküm I. grup madenler, II. grup (a) ve (c) bendi madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol ve benzeri yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için uygulanmaz.” şeklini almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayda sahanın idare elemanlarınca tetkik edilmesi neticesinde 2013 yılına ait devlet hakkının teşvikli ödendiği tespit edilmiş, heyet raporundaki tespitlerin Genel Müdürlüğe arz edilip onay alınacağı sırada Devlet hakları komisyon üyesinin 10.12.2015 tarihli görüşü ile 2013 ve 2014 yıllarına ait satış bilgi formlarının teşvik uygulanmak suretiyle düzenlendiği, anılan formların teşviksiz olarak düzenlenip fark olarak ödenecek tutarların gecikme faiziyle birlikte yatırılması gerektiğinin belirtilmesi hususunda Genel Müdürlükçe … tarihli … sayılı makam olurunun alındığı görülmüştür.
Ankara ili … ilçesinde davacı uhdesinde bulunan II-a grubu işletme ruhsatı kapsamında sahadan çıkarılan maden, davacıya ait fabrikada çimento üretiminde hammadde olarak kullanılarak ek katma değer sağlanmaktadır. Davacı tarafından da 2013 ve 2014 yılları içinde üretilen tüm kalkerin kendisine ait çimento fabrikasında çimento üretiminde hammadde olarak kullanıldığı için teşvik uygulanarak ödendiği belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın 2013 ve 2014 yılına ait Devlet hakkını %50 teşvik indirimli şekilde ödeyen davacının belirtilen yıllara ilişkin Devlet hakkı ödemesinde teşvik indiriminden yararlandırılıp yararlandırılmayacağı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Devlet Hakkı, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 3. maddesinde, maden istihracı ile sağlanacak gelirden devlet payına düşen kısım olarak tanımlanmıştır. Buna göre madenlerin üretildikleri dönem esas alınarak ilgili dönemde mevzuatta yer alan hükümlere göre Devlet hakkıödemesinin yapılması gerekmektedir.
Devlet hakkının ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınacağı, her yıl idareye ödenen bu tutarın da madenin üretildiği yıl esas alınarak (2013 yılı Devlet hakkı, 2014 yılı Devlet hakkı vs.) ödendiği dikkate alındığında, yapılacak Devlet hakkı ödemelerinin de istenen dönemde yürürlükte olan hüküm kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, 2013 ve 2014 yılına ilişkin Kanun ve ilgili mevzuatta yer alan hükümler uyarınca uyuşmazlığın incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
… Bakanlığı’nın 25.01.2016 tarihli işleminin 2013 yılına ait Devlet hakkının ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı ile Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nca 2013 yılı devlet hakkı için düzenlenen 25.02.2016 tarihli tahakkuk ve tahsil işlemleri yönünden yapılan inceleme:
Maden Kanunu’nun 9. maddesinin birinci fıkrasında 2010 yılında yapılan değişiklikten sonra, madencilik faaliyetlerinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlandırılacağı, ancak hazır beton, asfalt ve yapı elemanları üretim tesislerinin, imalat sanayi sektörü dışında madencilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmeyeceği yönündeki düzenlemeye göre, bu tesislerin imalat sanayi sektörü dışında olması halinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlandırılmayacağı açık ise de, ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan devlet hakkının %50’sinin alınmayacağına ilişkin ikinci fıkrada yer alan düzenlemenin, birinci fıkradan bağımsız, farklı bir uygulama olduğu, 2005 yılından itibaren 04.02.2015 tarihinde kabul edilen 6592 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğe kadar ikinci fıkrada herhangi bir değişiklik yapılmadığı, ayrıca ikinci fıkranın bu indirimden yararlandırılmayacakların sayıldığı ikinci cümlesinde, II-a grubu madenlerin de açıkça belirtilmediğinin anlaşıldığı, bunun yanı sıra 9. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesinin %50 devlet hakkı indiriminden yararlanamayacağı yönündeki düzenleme ile II-a grubu madenlerin, agrega, mıcır veya öğütülerek kullanılacak kayaçlar olduğu da dikkate alındığında, kalkerin çimento üretiminde hammadde olarak kullanılması durumu ile doğrudan mıcır olarak kullanılması durumunu birbirinden ayırmak gerektiği, bu kapsamda ürettiği kalkeri yurt içinde ve kendi tesisinde çimento hammaddesi olarak kullanıp ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Kanun’un 9. maddesinde öngörülen %50 devlet hakkı indiriminden yararlandırılması, ancak doğrudan mıcır olarak kullanılan kalkerin ise %50 devlet hakkı indirimden yararlandırılmaması gerekmektedir.
Öte yandan, Mülga Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 76. maddesine eklenen “Bu madenlerin çimento ve kireç fabrikası, enerji ve beton santralı, asfalt plent tesisi gibi ruhsat sahibinin kendi tesisinde kullanılması durumunda Kanunun 9 uncu maddesi kapsamında Devlet Hakkının %50’si alınmaz.” yönündeki düzenlemeye Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinde yer verilmemiş olması, üst hukuk normu olan Kanunda sayılan şartları taşıyan maden üreticilerine yine Kanunda öngörülen %50 devlet hakkı indiriminin uygulanmasını engelleyecek bir durum olarak kabul edilemez.
İlk derece Mahkemesince dava konusu işlemlerin 2013 yılına ilişkin kısımlara yönelik yargılama, satış bilgi formunun idareye sunulduğu 21.04.2014 tarihi esas alınarak anılan tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın uygulanması suretiyle yapılmış ve kararın gerekçesi bu temele oturtulmuştur. Ancak uyuşmazlığın 2013 yılındaki Maden Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında irdenelenerek Kanunun 2013 yılında yürürlükte olan haliyle çözülmesi gerekmektedir. Maden Kanununun 2013 yılındaki halinde ise, ürettiği II-a grubu madeni kendisine ait çimento fabrikasında kullanıp ek katma değer sağlayanların teşvikten yararlanamayacağına dair hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacı tarafından 2013 yılında üretilen kalkerin kendisine ait fabrikada çimento hammaddesi olarak kullanılıp ek katma değer sağlamak suretiyle değerlendirildiğinden %50 teşvik indiriminden yararlanacağı açık olup, Mahkemece verilen hüküm sonucu itibariyle yerinde olup bu karara yapılan istinaf istemleri reddeden İstinaf Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafından 2013 yılı için ödenen 137.711,04 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden yapılan inceleme:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
… Bakanlığı’nın 25.01.2016 tarihli işleminin 2014 yılına ait Devlet hakkının ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı ile … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca 2014 yılı devlet hakkı için düzenlenen 25.02.2016 tarihli tahakkuk ve tahsil işlemleri ile davacı tarafından 2014 yılı için ödenen 116.231,20 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden yapılan inceleme:
Davacı tarafından kendisine ait çimento fabrikasında hammadde olarak değerlendirilen kalker için ödenecek devlet hakkının madenin üretildiği yıl esas alınarak Kanunun o tarihte yürürlükte bulunan hükmü uyarınca uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.
6592 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.02.2015 tarihinden sonra Kanunda açıkça II-a grubu madenler %50 teşvik indirimi kapsamı dışında tutulmuştur. Anılan Kanunun maddeleri incelendiğinde devlet hakkının ödenmesi bakımından geçici bir madde ile ayrıksı bir düzenleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle 2014 yılına ilişkin devlet hakkı ödenirken anılan yılda yürürlükte olan Kanun hükümleri dikkate alınarak ödeme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda 6592 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.02.2015 tarihinden önce ürettiği II-a grubu kalker madenini kendisine ait çimento fabrikasında hammadde olarak kullanan davacının ek katma değer sağladığı açık olduğundan 3213 sayılı Maden Kanununun 9. maddesindeki hüküm uyarınca devlet hakkını %50 teşvik indirimli şekilde ödemesi gerektiği sonucuna varıldığından aksi yönde verilen karara karşı yapılan istinaf istemini reddeden Bölge kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının 2014 yılı için davalı idareye fazladan ödediği 116.231,20 TL’ nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya iade edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan ilk derece Mahkemesince yargılama sonucunda maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ve karar bu nedenle davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Aynı zamanda tam yargı davası olan uyuşmazlıkta, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Temyize konu kararın kısmen onanması kısmen bozulması nedeniyle Bölge İdare Mahkemesince yeniden karar verilirken tarafların haklılık durumuna göre taraflara nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulü ile
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının … Bakanlığı’nın 25.01.2016 tarihli işleminin 2014 yılına ait Devlet hakkının ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı ile … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca 2014 yılı devlet hakkı için düzenlenen 25.02.2016 tarihli tahakkuk ve tahsil işlemleri ile davacı tarafından 2014 yılı için ödenen … TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi kısımlarının BOZULMASINA, 2013 yılı için … TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, … Bakanlığı’nın 25.01.2016 tarihli işleminin 2013 yılına ait Devlet hakkının ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı ile … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca 2013 yılı devlet hakkı için düzenlenen 25.02.2016 tarihli tahakkuk ve tahsil işlemleri yönünden GEREKÇELİ ONANMASINA oyçokluğu ile
3. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında taraflara nisbi vekalet ücreti hükmedilmemesi yönünden BOZULMASINA oybirliği ile
4.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
Dava Ankara ili … ilçesinde davacı uhdesinde bulunan II-a grubu işletme ruhsatı ve izni sahibi davacının, maden ruhsat sahasında 2013 ve 2014 yıllarına ait satış bilgi formlarının teşviksiz olarak düzenlenerek yeniden verilmesi, aksi takdirde 20.000,00 TL idari para cezası uygulanacağı ve bu yıllara ait Devlet hakkının gecikme faizi ile birlikte yatırılması gerektiğine ilişkin … Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile 2013 yılı Devlet hakkı için … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi, bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte ödenen 137.711,04 TL tutarındaki (vergi dairesi alındısı) tahsil işlemi ile 2014 yılı Devlet hakkı için … Vergi Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen 25.02.2016 tarih ve 104.743,46 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte ödenen 116.231,20 TL tutarındaki (vergi dairesi alındısı) tahsil işleminin iptali ve 253.942,24 TL’nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince davacı şirketin 2013 yılı için satış bilgi formunu 21.04.2014 tarihinde verdiği, 2014 yılı için satış bilgi formunu 21.04.2015 tarihinde verdiği görüldüğünden, satış bilgi formunun Devlet hakkının tahakkuku ve tahsili yönünden gelir beyanı niteliğinde bulunması nedeniyle Devlet hakkı ve teşvik işlemlerinin, satış bilgi formunun verildiği tarihteki yasal düzenlemeler dikkate alınarak uygulanması gerektiği belirtilerek 2013 yılı Devlet hakkı ve teşvik uygulaması yönünden; satış bilgi formu 04.02.2015 tarihinden önce 21.04.2014 tarihinde verildiğinden, 02.04.2015’ten önceki düzenlemede yer alan Maden Kanunu’nun 9. maddesinin 2. fıkrası uygulanarak, II (a) grubu maden olan kalker madeni üreten davacı şirket teşvikten yararlandırılarak davacı şirketten % 50 Devlet hakkı alınmaması gerektiği; 2014 yılı Devlet hakkı ve teşvik uygulaması yönünden ise; satış bilgi formu 21.04.2015 tarihinde verildiğinden, 04.02.2015 tarihinde düzenlenen değişik hükümle II (a) grubu madenlerin açık olarak teşvikten yararlanamayacağı kuralı getirildiğinden, davacı şirket teşvikten yararlandırılmayarak, Devlet hakkının tamamı ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak; … Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin; 2013 yılına ilişkin Devlet hakkı yönünden, 2013 yılı Devlet hakkı için tesis edilen 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 137.711,04 TL tutarındaki tahsil işleminde hukuka uyarlık, aynı işlemin; 2014 yılına ilişkin Devlet hakkı yönünden, 2014 yılı Devlet hakkı için tesis edilen 25.02.2016 tarih ve 104.743,46 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ve bu işleme bağlı olarak gecikme zammı ile birlikte 116.231,20 TL tutarındaki tahsil işleminde ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin kısmen iptali ile reddine ve hukuka aykırılığı tespit edilen 2013 yılına ilişkin Devlet hakkı için 25.02.2016 tarih ve 107.782,53 TL tutarındaki tahakkuk işlemi ile hesaplanıp, gecikme zammı ile birlikte tahsil edilen 137.711,04 TL’nin ödeme tarihi olan 25.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Tarafların istinaf başvuruları Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.
Davalı idare tarafından, çimentonun bir yapı malzemesi olması ve kalker madeninin de bu yapı malzemesinin bir ham maddesi olması sebebiyle teşvik uygulamasının söz konusu olamayacağı iddia edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu’nun “Madenler” başlıklı 2. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde, “Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan, ekonomik ve ticari değeri olan petrol, doğal gaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde bu Kanuna göre madendir. Madenler aşağıda sıralanan gruplara göre ruhsatlandırılır:
I. Grup madenler
a) İnşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakıl.
b) Tuğla-kiremit kili, Çimento kili, Marn, Puzolanik kayaç (Tras) ile çimento ve seramik sanayilerinde kullanılan ve diğer gruplarda yer almayan kayaçlar.
(Değişik bent: 10/06/2010-5995 S.K./1.mad.) II. Grup madenler
a) Kalsit, Dolomit, Kalker, Granit, Andezit, Bazalt gibi kayaçlardan Agrega, mıcır veya öğütülerek kullanılacak kayaçlar.
b) Mermer, Traverten, Granit, Andezit, Bazalt gibi blok olarak üretilen taşlar ile dekoratif amaçla kullanılan doğal taşlar. ….” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca aynı Kanunun 10/06/2010 tarihinde kabul edilen ve 24/06/2010 tarih ve 27621 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5595 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesinde “(Değişik fıkra: 10/06/2010-5995 S.K/4.mad.) Madencilik faaliyetleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlandırılır. Ancak hazır beton, asfalt ve yapı elemanları üretim tesisleri, imalat sanayi sektörü dışında madencilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmez. Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50’si alınmaz. (Ek cümle: 29/12/2005-5446 S.K./1.mad) Bu hüküm I. Grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Kalker gibi mıcır veya öğütülerek kullanılacak kayaçlar, II. grup madenler olarak sayılmıştır. Madencilik faaliyetlerinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlandırılacağı, ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50’sinin alınmayacağı, ancak, bu hükmün I. grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat…gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için uygulanmayacağı açıktır.
Bu durumda, çimentonun bir yapı malzemesi olması ve kalker madeninin de bu yapı malzemesinin hammaddesi olarak kullanılması sebebiyle, davacı şirketin 3213 sayılı Kanunun 9. maddesinde devlet hakkı için öngörülen teşvik uygulamasından yararlandırılamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın 2013 yılına ait Devlet hakkının %50 teşvik indirimli şekilde ödenmesi yönündeki Mahkemenin iptal kararı ile anılan yıla ilişkin fazladan ödenen .. TL’nin davacıya iadesine yönelik kabul kararına karşı yapılan istinaf istemini reddeden Bölge kararının bozulması gerektiği, 2014 yılı Devlet hakkının teşvik indirimi uygulanmadan ödenmesine ilişkin Mahkemenin ret kararına yapılan istinaf istemini reddeden Bölge kararının onanması gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısımlarına katılmıyorum.